Can Dündar O’nla yada O’nsuz

Haziran 4th, 2009 Yazan: Site Sahibi

“Şiir gibidir ama şiir değildir” derler ya, öyle birşeyi Can Dündar seslendirmiş. Sözleri ve söyleniş tarzı gerçekten insanın kalbine işliyor. Ben de facebook’da bulduğum bu vidyoyu youtube’a aktarıp, bir de download edilmesi için mp3 haline getirip buraya ekliyorum.

Bu şiir ve vidyo internette youtube’da veya başka bir vidyo sitesinde bulunmuyor, buradan kopyalayacak arkadaşların “kul hakkına” saygı gösterip bu sayfaya link vermelerini talep ediyorum, öbür türlü hakkımı helal etmeyeceğim. Bilginiz olsun :)

Can Dündar O’nla yada O’nsuz

http://rapidshare.com/files/240508359/Onla_yada_Onsuz.mp3

Eğer O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz…
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla, o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz…
ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin…
O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain…
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor,
O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa…
dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse…
hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse…
elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar…
her şiirde anlatılan O’ysa…
her filmin kahramanı O…
her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa…
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa… iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa… eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız… mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken “keşke O anlatsa” diye iç geçiriyorsanız… kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü… özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu… hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız… O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse… ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse… gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine… uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa… dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız… kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim… gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa… Her gidişte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla… …

O halde yarın sizin gününüz!..
“Çok yaşa”yın ve de “siz de görün”üz.

Imageshack’e resim eklemek

Haziran 2nd, 2009 Yazan: Site Sahibi

Saç ekimi yazısı bu siteyi ilk defa ziyaret edenlerin belki değil ama buranın mutatları için en çok okunan ve takip edilen yazılardan birisi. Saç ekimi yaptıran arkadaşlar burada ekimden önce ve sonraki resimlerini paylaşarak, yeni saç ekimi yaptırmak isteyen kişilere destek oluyor ve çok güzel bir iletişim halkası kurulmuş oluyor. Zaman zaman bu yazıya resim eklemek isteyen ve saç ekimi resimlerini göstermek isteyen arkadaşlar için sağolsun Arashan aralı aralı birkaç defa yorum olarak yazdı. Ben de bu mesajı toparlayıp ayrı bir yazı şeklinde eklemeye karar verdim.

Imageshack’e resim eklemek için Arashan’ın tarif ettiği yöntem şu şekilde:

Arashan:
Adımları tek tek yazdım ve resimli bir şekilde anlattım. takıldıgın bir yer olursa yardımcı olurum. yapamazsan resimleri ben eklerim.
resimleri siteye nasıl ekleyeceğini tek tek resimlerle gösteriyorum.
takıldıgın birşey olursa yazarsın.

1- http://imageshack.us/ tıkla
2- http://img8.imageshack.us/img8/6864/000g.gif
3- http://img8.imageshack.us/img8/8887/001nti.gif
4- http://img8.imageshack.us/img8/7776/002ejp.gif

Tembellik Yasası

Mayıs 26th, 2009 Yazan: Site Sahibi

Bu liste çok hoşuma gitti onun için paylaşmak istedim. :) Bu felsefede yaşayan arkadaşlarım olduğu için gözümde onları canlandırıp sabah sabah baya güldüm.

TEMBELLİK YASASI

Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar.

Madde 2 : Çalışmak yorar.

Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.

Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.

Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.

Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.

Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.

Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.

Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.

Madde 10 : Çalışma isteği duyunca bir yere otur isteğin geçmesini bekle. :) :)

Fethiye Temiz ve Jobs-for-Turks email grubu

Mayıs 25th, 2009 Yazan: Site Sahibi

Misyon olarak çok önemli bir görevi yerine getiren Jobs for Turks email grubuna 4 yıldır üyeyim. Bu grupta envai türlü tartışmalar yapıldı ama geçen hafta yapılan bir tartışma benim canımı çok sıktı. Mevzu NewYork’ta düzenlenen Türk gününe her yıl Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından verilen para ve Hürriyet gazetesinin sıradanlaşan tarzda yaptığı kahpe bir haber. Kahpece diyorum çünkü bu haberler türk milletini bölmeye ve fitne tohumları ekmeye devam ediyor. Zaten o mevzuya konu olan tartışma da bu haberin ve bu fitnenin sonucu.

Razi Canikligil diye bir herifin yaptığı haber şöyle:

ABD’deki en önemli Türk etkinliği olan, yaklaşık 40 bin Türk’ün katıldığı ve en az 100 bin Amerikalının izlediği yürüyüşe bu yıl Türk hükümetinin desteği azaldı. Önceki yıllarda Tanıtma Fonu’ndan sağlanan 450 bin dolarlık destek bu yıl 270 bin dolara indirildi. Türk yürüyüşü, 42 Türk derneğini barındıran, siyasi bir eğilimi olmayan Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) tarafından 27 yıldır düzenleniyor. Türk gruplar, bando eşliğinde Türk bayraklarıyla birlikte yürüyüş gerçekleştiriyor.

Merkezi New York’ta bulunan Türk Kültür Merkezi (TKM) isimli başka bir organizasyon da bir süredir yaz aylarında Central Park’ta alternatif bir etkinlik düzenliyor. TKM’nin geçen yıl Hacivat-Karagöz oyunu ve yağlı güreş müsabakaları ile gerçekleştirdiği panayırdaki görevlilerin tamamının başörtülü kadınlardan oluşması New York’ta pek çok Türk’ün tepkisini çekmişti. Hükümetin tanıtma fonu bu etkinlik için TKM’ye geçtiğimiz yıl 730 bin dolar katkı sağladı. Fon geçen ay California’da Pacifica Institute’nin benzeri etkinliğine de 2.8 milyon dolar destek vermişti.

Haberin ilk parağrafında herhangi bir zehir bulunmuyor. Gazetecilik yapılmış ve olan haber veriliyor. İkinci parağraftaki zehir özenle paketlenmiş ve kendilerini “cumhuriyet kadınları ve erkekleri” olarak gören bir kesimin kursağına bırakılmış oluyor. Bu kesim Jobs for Turks email grubunda olduğu gibi başlıyorlar dindar kimselere hakaretler etmeye, “Fethullah Gülen’e salya sümük bağlılar, müridler, vakit gazetesine sübyancı” demeye başlıyorlar. Burada benim kahpece ve iğnreçlik olarak gördüğüm “başörtülü kadınların görevli olarak çalışması bu insanları rahatsız ediyor” ifadesi. Böyle bir hainlik ancak Afrika’da birbirleriyle savaşan kabileler arasında görülür. Amerika’ya gelmiş, burada ırkların, milletlerin bir arada yaşamasını görmüş bu hastalıklı beyinler halen “başörtülü kadınlar”, “başörtüsüz kadınlar” diye türk milletini parçalamayı başarıyorlar.

Bu sözler üzerine denebilecek birçok şey var ama başlıkta verdiğim isimlerden devam edelim. Başlıkta adı geçen ve grubun kurucusu - moderatörü olarak görev yapan Fethiye Temiz haberin ayrımcılığını ve yanlışlığını ortaya koymaya çalışan kişilere cevap verme de hızır gibi yetişiyor:

Fethiye Temiz:
Kaldi ki, zati alinizin tavsiye ettigi haber kaynaklari da var mi? Saydiginiz gazeteleri makbul saymadiginiza gore, “subyanci” vakit mi okusak sizce o zaman?

Fethiye Temiz

Fethiye Temiz:
Artik muslumanligi da biraktik, millet Allah olmaya soyundu, kim musluman kim degil insanlar karar veriyor. Anadolu’da fazla takilmissin herhalde kardesim, Bener ismini tasiyan bir dolu Turk var Turkiye’de, senin oldugun yerlerde daha cok Hasan, Mehmet vs olabilir ama bilmedigin konuda bari ahkam kesme.. anlamini bilmiyorsan, o sey “yok” demek degildir..

Bilimin onune biat gelince ancak bu kadar oluyor iste.. Allah sizleri islah etsin..
Fethiye Temiz

Bu mesajlar haberin, haber kaynağına göre şekilleneceğini, Fethullah Gülen’in zararlı bir kişi olmadığını, onu takip edenlerin de kendilerince bu millet için bişeyler yapmaya çalıştığını ayrıca bizim birbirimize katlanmamız ve bir arada yaşamamız gerektiğini söylüyorlar. Aralardan ifadeleri çektim zannedilmesin diye belirtiyorum ki zaten belirtmeme de gerek yok, ifadeler kendi adına konuşuyor.

Fethiye Temiz öncülüğünde bir kesim, bu haberle ilgili yorum yapmak isteyen ve cevap yazmak isteyen kişileri gayet güzel bastırıyorlar. Tabi ortada bir pasta var. Bahsi geçen bir kesim yıllardır NewYork’ta yürüyüş yapmak için 450 bin dolar destek alıyorlardı. Bu sene 450 bin dolar yerine 270 bin dolara düşürüldü, aradaki 180 bin dolar birilerinin kursağından eksildi.

Ben de bu emaillere uzun bir cevap yazdım. Tabi moderatörün Fethiye Temiz denilen kişi olduğunu bilmiyorum, tarafsız bir forum olduğunu düşünerek emailimi gönderiyorum. 1 gün geçiyor arada başka emailler grupta yayınlanıyor ama benim yazdığım yayınlanmıyor, sonra bir email Yalçın Sert bey, “bu konularla ilgili emaillerin yeri burası değildir onun için tartışmayı bırakıyoruz”. Hmm diyorum madem fırtına dindi, o zaman normal yolumuza devam edelim. Bir sonraki gün bir bakıyorum, bu konuyla ilgili emailler tekrar yayınlanıyor, karşı grup dedikleri (benim içinde bulunduğum) gruba olup olmadığı belli olmayan “yaşanmış hikayelerle” saldırılıyor. Tekrar email atıyorum, benim emailimi niye yayınlamıyorsunuz diye, yine cevap yok. Ben de son çare olarak konuyu buraya taşımaya karar verdim.

Bu insanlar Akşam gazetesinden Serdar Turgut’un 22 Mayıs 2009 tarihli yazısında belirttiği

“Çünkü türban meselesinin bir kandırılmadan, bir yanlış anlamdan ibaret olduğunu düşünen ‘Çağdaş görünümlü Türk kadınları’ grubundandı.”

diye ifade ettiği; çağdaş görünümlü ama başörtüsü ve dindar düşmanı bir grubun karşı gördükleri gruba yaklaşmaktan bile iğreti duyan, yüzlerini buruşturan kişiler. Bunu ifade etmişken benim başıma gelen birşeyi burada anlatmak istiyorum. Türkiye’den Amerika’ya son gelişimde eşim de yanımda, kendisi başörtülü. Uçağa bindiğimizde hostesler kapıda, orta kısımlarda devamlı “hoşgeldiniz” diyor. Sırayla yabancı bayanları geçtik, orta kısımda sarışın ama yüzü kıpkırmızı ruj ve benzeri şeylerle boyanmış bir bayan, yüzünü ekşite ekşite ingilizce hoşgeldiniz dedi. Welcome demesi o kadar akıcıydıki ben herhalde yabancı dedim ama böyle ekşi ekşi davranmasına anlam veremedim. Yerimize oturduk servis yapılmaya başlandı. Sırayla giderken insanlarla konuşarak sohbet ederek geliyor, bize sıra geldiği zaman yüzünü yine ekşiterek “ne içmek istersiniz” dedi. Bize soruyu soruyor ama tavırları “sizin ne işiniz var burda, İran’a gitmiyor bu uçak” gibi ifadeler takınıyor. Kadının tavrından rahatsız olmuş olacaklarıki yan taraftaki yabancılar da şöyle bir yüzüne baktılar niye böyle davranıyor diye. Bu tavırlar yol boyunca devam etti, biz uçaktan inerken “Thank you, you have a good day” diyen diğer hosteslerle aynı sırada olduğu ve bizden öncekine, sonrakine selam verdiği halde bize selam vermedi.

İşte bu kişiler çağdaş görünümlü başörtüsü ve dindar düşmanı ve her fırsatta bu düşmanlıklarını ortalığa saçmayı bekleyen insanlar.

Benim yayınlanmayan mesajım da şu şekilde:

Türk Günü isimli bu emailin buraya atılması, Hürriyet gazetesinde o habere yer verilip “başörtülü kişilerin olması dikkat çekti” denmesi bile çok igrenç ve kahpece bir kinin sonucu. Bu haberi yazan ve bu emaile cevap atan Fethiye Temiz, Gülcine v.b. sahislar da ayni bu kindarlik ve nefretle dolu insanlar.

ABD’ye gelmis burada her renkten, dinden, ırktan insanın bir arada yaşamasına şahit olmuş bu beberuhi kimseler, halen küçüklüklerinden gelen nefretlerine büyük bir çabayla yapışmayı “öz kimlikleri” olarak görüyorlar.

Bana özelden “Başörtülüler devletin en üst zirvesinde”, “Başörtülüler kamusal alanı işgal etti” diye email atan ve AMERİKA’da yaşayan (bir kez yemek yedik ve email adresimi verme gafletinde bulundum) kendilerini “en demokratik, en ilerici” gören kimselere youtube’dan başörtülü öğrencilerin başörtülerinin zorla çıkartılıp yerde sürüldüğü vidyoları gönderince bir daha bana hiç email atmadılar. Çünkü ben artık “düşman cephe” oldum onlar için.

Siz yaşamayı öğrenmediğiniz müddetçe diger kesimin gözünde “siz” olmaktan ve burun eğrilerek görülmekten kurtulamayacaksınız. Bir nevi beyaz-zenci durumu gibi karşılıklı bu kin devam edecektir.

İsmi gecen kişilere Türkiye devleti yıllardır 450K veriyordu, ne yaptılar? Ben NY ve Hürriyet Amerika dışında hiçbir yerde Türk yürüyüşünün adının geçtiğini görmedim. Bu kadar süre siz yaptınız madem bir de başka kimseler yapsa ne olur? Yıllardı bi paralar alınmış, biraz da karşı taraf dediğiniz ve kendiniz soyutladığınız kişiler yapsın, amaç bir değil mi? Ama sizin icin değildir cünkü orada başörtülü bayanlar var, onlar sizi yanlış yansıtır. Ya siz de beni, Anadolu insanını ve Türkiyede yasayan çoğunlukları yanlış yansıtıyorsanız? Benim temsil edilme hakkım yok mu? Eminim sizin gözünüzde böyle bir hak bulunmuyor, başörtüsü takan, sakal bırakan herkes “mürit, birilerinin salyasini sümüğünü içen, burada (Jobs for Turks ve TNABA grubu) demogoji” yapan insanlardır sizin için. Öyle olsun, Ali beyin dediği gibi “it ürür kervan yürür”.

Keşke aynı dili, aynı milli takımı, aynı ülkeyi, aynı dolmayı-döneri, aynı boğazı, aynı şehirleri sevdiğimiz insanlar ne kadar çok şeyin aynı olduğunu görseydi de kervanlarda hep birlikte seyahat etseydik.

Sanal Klavye (Virtual Keyboard)

Mayıs 15th, 2009 Yazan: Yusuf

Evet uzun bir aradan sonra web programlama icin yeni bir konuyla geri donduk. Bugun JavaScript’te yapilabilecek cok basit, ama bir o kadar da ilgi cekici ve yerine gore kullanisli bir konuyu isleyecegiz. Amacimiz kullanici giris yaparken guvenligi bir kademe daha arttiran sanal klavye uygulamasinin nasil olabilecegine dair sizi fikir sahibi yapmak. Aslinda bu fikir keylogger’dan korunmak icin ortaya cikmistir. Keylogger’lar, bilgisayariniza yerlesen bir process’in arkada hic ses cikarmadan calisip, sizin yazdiginiz herseyi kaydeden ve/veya bir e-mail’e yonlendiren casus programciklar. Eger yeterli bilgisayar bilginiz yoksa, bilgisayarinizda calisan bu casus programcigi hic bi zaman farkedemezsiniz. Bunun icin ozellikle banka islemleri yaptiginiz sayfa gibi ozel onem arzeden yerlere baglanirken, guvenlik seviyenize boyle bir koruma katmani daha katmak isteyebilirsiniz.

Sanirim bu kadar sozden sonra artik kodumuza ve aciklamasina gecebiliriz. Baktim wordpress’ten hayir gelmeyecek, dosyalari baska sever’a koydum, ordan bakip burdan kodu takip edebilirsiniz. Ya da JavaScript ise acin kaynak kodunu direk bakin. Iste gecenlerde soz ettigim dijital saatin link. Simdi de birazdan anlatacak oldugumuz sanal klavye‘ye bir goz atin.

Gecelim kodu anlatmaya. Oncelikle 2 adet giris kutumuz(textbox) var, bunlardan biri kullanici adi, digeri sifre icin. Bu sayfada kullanici adi herhangi harf dizileriyle sayilardan olusabilir ve sifre sadece sayilardan olusabilir. Tabi bu benim varsayimim, siz kendi zevkinize gore degistirebilirsiniz. 4 adet fonksiyonumuz var.Bunlardan ikisi giris alanlari secildiginde gerekli olan klavyeyi gosterip digerini gizliyor,kalan iki fonksiyonumuz da klavyelerden her birine basildiginda gidip textbox’larimizin icine basilan karakteri yaziyor. Connect dugmemiz de baglanacak normalde ama burda hic bisey yaptigi yok:) Iste fonksiyonlarimizin kodlari:

function first_text() {
document.all.second.style.display = “none”;
document.all.first.style.display = “block”;
}

function second_text() {
document.all.second.style.display = “block”;
document.all.first.style.display = “none”;
}

function first_keyboard(key) {
document.all.uname.value += key.value;
}

function second_keyboard(key) {
document.all.pword.value += key.value;
}

Burda gordugumuz gibi aslinda tavsiye edilmeyen bir yontem kullandim. Normalde document.all diye hic bi elemana erismemiz uygun bulunmuyor artik. Sadece document.getElementById metodunu kullanmamiz isteniyor. Ben sadece bunun nasil calistigini gostermek icin kullandim. Bazen ihtiyac olabiliyor cunku kendi yaptiginiz yanlisin farkina varmaniz icin:) Neyse fonksiyonlari cok aciklamaya hacet oldugunu dusunmuyorum. Cunku isimleri kendilerini ele veriyor. Son iki fonksiyonumuza basilan tusun gonderildigini de acikca goruyorsunuz. Yaptiklari is su anda giris yapilan textbox’in degerine yeni basilan karakteri eklemek. Ustteki diger iki fonksiyonda gormus oldugunuz sytle.display’e block ve none yazmak, goruntude olup olmamasini belirliyor. Yani aslinda her iki sanal klavye de orda, ama bi anda biz sadece birini kullaniciya gosteriyoruz ki kafakaris olmasin. Hemen klavyemizin tuslarinin kodlarindan bir ornek gostereyim:

<input type=”button” id=”1q” name=”1q” value=”q” onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”1w” name=”1w” value=”w” onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”1e” name=”1e” value=”e” onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”11″ name=”11″ value=”1″ onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”12″ name=”12″ value=”2″ onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”13″ name=”13″ value=”3″ onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”21″ name=”21″ value=”1″ onclick=”second_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”22″ name=”22″ value=”2″ onclick=”second_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”23″ name=”23″ value=”3″ onclick=”second_keyboard(this)” />

Orneklerden de gordugumuz gibi her biri ayri bir id’ye sahip, ve tiklandiginda gerekli olan fonsiyonu cagiriyor. Bundan gerisi artistlik. Siz de kendi dusuncelerinizi ekleyip, kendi ihtiyaclariniza uygun olan sanal klavyeyi yapabilirsiniz.

Mediatemple

Mayıs 8th, 2009 Yazan: Site Sahibi

Mediatemple firmasının “ileri teknolojisi” sayesinde bütün sitelerim son 3 gündür ulaşılamaz hale geldi. Dosyalarımı, veritabanını hiçbirşeyi kurtarmama imkan vermeyen bir veri kaybı yaşadılar ve bunu düzeltmeleri 3-3.5 gün sürdü. Pazartesiden beri, ha bitti ha bitiyor diye diye günler saat oldu geçti gitti. Nihayet bugün benim verilerimi kurtardılar ve siteyi açabildim. Canım çok sıkkın onun için ne diyeceğimi bilmiyorum.