Yazar: Site Sahibi Yayınlanma Tarihi: 21-07-2014

Sağlığınızı düşünmüyorsunuz madem bari Filistindeki çocuklar için Coca Cola içmeyin.

Güncelleme 24/07/14: Coca Cola açıklama yaparak Filistin’e çok büyük destek verdiklerini ve İsrail’e destek vermediklerini söylemiş. Bununla ilgili dua edin, hazırlayacağım bir yazı var. Coca Cola dibine kadar İsrail’in ve Siyonistlerin yardımcısıdır.

gazze icin coca cola icmeyin Gazze İçin Coca Cola İçmeyin!

Gazze İçin Filistin İçin Coca Cola İçmeyin

Yazar: Site Sahibi Yayınlanma Tarihi: 23-07-2014

Dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum, toplumlar halinde yaşayan insanlar kendileriyle belli ahlak kavramları içerisinde adeta yarışıyorlar. Necip Fazıl’ın o veciz ifadesiyle, “oluklar çift, birinden nur akar birinden kir” dediği gibi. İyilikte yarışanlar bir kulvarda giderken, ömürlerini dünyaya adayan insanlar da ayrı bir yarış içindeler ve bu yarışlar nedense ahlaksızlık ve hayasızlık istikametinde artarak devam ediyor.

Kadınlar ve erkekler haya duygusunu yitirdikçe, sınırlar aşılmaya başlıyor. Önce mahrem diye bildiğimiz vücut bölgelerinin fâş ediliyor. Erkek için kısa kollu tişört olabilir, bayanlar için yine kısa kollu bir tişört veya gıdık bölgesinin gösterilmesi olabilir. Ondan sonra giyilen kıyafetlerin boyunun kısalması, uzun eteğin kısalması, diz altına gelmesi süreci başlıyor. Önemli toplantılarda veya iş görüşmelerinde, mini etek giyilebilir hale geliyor. Bu süreçte başka bir boyut da örneğin denize girme alışkanlığında yaşanıyor. Baştan belki bayan olmasına rağmen şortla v.s. ile girerken artık bikini yani bildiğimiz “iç çamaşırı olan don ve sütyenin renkli hali” ile ortalıkta dolaşma durumu başlıyor. Türkiye’de bu işin ilk temelini atan yerler orta okullar ve liselerdir.

Perdeler yırtıldıkça o kişinin gözünden kendi dünyası ile etrafı da kendi değer normlarına göre normalleşiyor. Etrafında o tarzda insanları görmeyi arzu ediyorlar. Eşlerini ve hayat arkadaşlarını o şekilde belirliyor. Bu şekilde bitmiyor. Bu sefer çocuklarına sıra geliyor. Çocukları doğduğu zaman, yola çıktıkları kıyılardan artık çok uzakta başka limandalar, yani yaşama bakış açıları bambaşka bir hal almış ve o anki değer yargıları neyse çocuklarını da oradan yetiştirmeye başlıyorlar. Yani ne kadar kirlenmişlerse, yeni gelen nesil o kirliliğin içine doğmak zorunda kalıyor.

Burada dikkat çeken ama bir o kadar da rahatsız edici bir hatıra anlatmak istiyorum. South Carolina’da doktora yapan bir arkadaşımın birebir gözünün önünde gerçekleşen bu olayda, iki genç kız var. Bu kızlardan bir tanesi diğerine kızmış ve sokak ortasında bağırıp çağırıyor. En sonunda, çok afedersiniz, “senin benden farklı neyin var, işte bendekiyle aynı” diyerek, iç çamaşırlarını çıkartıyor. Aynısını karşısında bağıran kız da yapıyor ve durum söz de eşitleniyor. Sokak ortasında gerçekleşen olayan garabetine bakar mısınız? Peki bu genç kızlar, en mahremlerini nasıl sadece bir organa indirecek bu noktaya geldiler? Bunun cevabını aramaya, Amerika’da ortalama bekâretin yitirilme yaşının 13 olduğuyla başlarsınız, daha iyi anlarsınız. 18-20 yaşlarına kadar neler yaşanıyor, yani mahremiyet perdesi denebilecek neredeyse birşey kalmıyor.

Sanırım bu durumlardan dolayı, Amerikan imparatorluğu bir toplumu ele geçirmeye ilk televizyonlardan ve filmlerden başlıyor. Görmedikleri şeyleri onlara göstermek ve gözlerindeki perdeleri yırtmakla başlıyorlar. Perdeler yırtıldıkça, kendisini daha medeni sanan bir toplum ortaya çıkartıyorlar. Bu toplumlar da kendilerinde yine bu belirlenen kulvarlarda ve yarış kuralları içeresinde, “ahlaksızlık ve hayasızlık” yarışı içinde yuvarlanmaya, nesilden nesile aktarılan bir hastalık olmasından dolayı da içinden çıkılamayan kronik bir vakıaya dönüşüyor.

Yazar: Site Sahibi Yayınlanma Tarihi: 21-07-2014

Iron Dome (Demir Kubbe) 2011 yılında, Amerikan’ın verdiği destek paralarıyla ve ARGE destekleriyle hazırlanan, füze-misil savunma sistemidir. İsrail Savunma firması Rafael İleri Defans Sistemi tarafından, tanesi 50 milyon dolardan 9 tane alınmıştır. Bu 9 taneye ek olarak 15 tane daha alınması planlanmaktadır. Her bir ünitede 20 tane misil bulunmakta. İsrail’e aynı anda 20-30 tane roket atıldığı zaman bu savunma araçları yetersiz kalmakta.

Bu işin bir de ilginç olan bir maddi boyutu bulunmakta. Filistin’den atılan Kassam roketlerinin adet maliyeti $800-900 iken Demir Kubbe’nin attığı misillerin tanesi bazı kaynaklara göre $20,000 ile $50,000 arasında bazı kaynaklara göre ise $100,000 civarındadır. Hamasın ve Filistin’in son saldırılarında bu kadar fazla ve eş zamanlı roket ve füze atmasının bir açıklaması da bu şekilde yapılabilir. Günlük olarak yaklaşık olarak 200 tane roket fırlatıldığı takdirde, bunun İsrail’e maliyeti 4-20 Milyon dolar arasında olmaktadır. Askeri güvenlik açısından değerlendirildiği için, atılan kadar yedek ve yedeğin de yedeğinin tutulması gerektiğini düşünürsek, Hamas İsrail’e 200 tane roket fırlattığı zaman İsrail’e maddi olarak nereden baksanız 100 Milyon dolarlık harcama yaptırmaktadır. Bu harcamanın büyük çoğunluğu ABD tarafından karşılanmaktadır.

Demir Kubbe’nin bazı füze ve roketleri engellememesi ve açık alanlara düşmesini sağlamasının sebebi de maliyetinden kaynaklanmaktadır.

israil filistin demir kubbe iron dome Demir Kubbe (Iron Dome) Nedir?

Demir Kubbe Iron Dome nasıl çalışır

Yazar: Site Sahibi Yayınlanma Tarihi: 20-07-2014

Siyonist terör devletinin saldırılarıyla birlikte, birçoğumuz haberimiz olmasına rağmen çok da umursamadığımız bir “Gazze” mevzusuyla karşı karşıya kaldık. Bütün TV kanalları adeta ABD’nin Irak’a yaptığı körfez çıkartmaları gibi haberlerle doldu taştı. Gece saldırıları, füzeler, roketler ve tanklar…

Peki neden şimdi ve ramazan ayında? Bu soru gerçekten çok zor bir soru ve %100 cevabı kimse veremiyor. TV kanallarında şu ana kadar belki onlarca uzmanı dinledim. Birçoğu sadece en belirgin sebeplerle bu durumu izâh etmeye çalışıyor. Ama benim dikkatimi çeken farklı noktalar söz konusu ve bunları sizlerle bu yazıda paylaşmak istiyorum ama başlamadan önce temel oluşturacak birkaç bilgi notu vermek istiyorum. Bu maddeleri bir nevi ön bilgilendirme ve adeta artık gerçekliği %100 kanıtlanmış bilgiler olarak değerlendirebiliriz.

1-İsrail, hiçbir zaman tek başına hareket etmez, her zaman Amerika devleti ile ve istihbarat örgütleri içindeki dostlarıyla irtibatlı hareket eder ve önce puslu havayı oluşturacak bütün alt yapıyı oluşturur, ondan sonra hareketini yapar.
2-Dünyada siyonistler kadar birbiriyle bağlantılı (inter connected) başka bir güruh bulunmamaktadır. Her ülkede nabız tutarlar ve bunu da devamlı olarak hem İsrail’e hem de Siyonist ağa babalarına (baronlara) aktarırlar.
3-Farklı değerlendirmeler olsa da, Sabetay Sevi (Sabbatai Zevi) ile başladığına inandığımız bu gizli dünya devlet oluşumu, Kuran-ı kerimde bahsedilen ve toplumları ifsad ederek hedeflerine varmaktan hiçbir zaman vazgeçmez. En büyük hedefleri Arzı Mevdud’u (Vadedilmiş topraklar) ele geçirebilmek ve Hz. Süleyman mabedini inşa ederek bütün dünyayı yönetecekleri imparatorluklarını kurmak. Bunun için enva-i türlü oyunu hiç çekinmeden hazırlarlar.
4-İsrail hiçbir zaman Filistin ile arasında barış istemez.
5-İsrail Orta Doğu’da hiçbir zaman barış istemez ki şu anda etrafındaki coğrafyanın paramparça oluşunun arkasında yatanlar 15-20 sene gibi bir sürede açıklığa kavuşacak ve hepsinde parmağı olduğu çıkacak.

Şimdi gelelim, İsrail neden 2014 yılının Ramazan ayının ortasında böyle bir saldırıya kalkıştı sorusuna. Yukarıda belirttiğimiz ön kabullere göre, bu saldırı spontane bir saldırı olamaz. Dostlarıyla görüştükleri, puslu havayı oluşturdukları ve bütün kurgular hazırlandıktan sonra hayata geçirilen bir senaryodur. Müslüman coğrafyası IŞİD denilen bir cerahat ile uğraşırken, bu örgütün uzantılarının Filistin topraklarına ulaşmaya başladığının haberleri gelirken, etrafındaki bütün devletcikler (Irak, Suriye, Lübnan, Mısır) kendi içlerine düşmüşken, Rusya’nın başına Ukrayna belası sarılmışken, ABD’de ve Avrupada 100′lerce milyon insanın takip ettiği FIFA maçları varken, bu saldırılara sebep teşkil edecek çabaları ortaya koymak ve neticesinde saldırıları başlatmak en güzel zamanlamadır.

Fox News, CNN, MSNBC, BBC ve diğer bütün siyonist mülkü medya, haftalardır “radikal cihadcılar” tabiri kullanmakta ve devamlı uzun sakallı-Allahu ekber diyen tiplerin masum vatandaşların kafalarını kestikleri sahneleri yayınlamaktaydı. Batı niye kıpırdamıyor, niye birşey yapmıyor diye Türkiye’de devamlı hayıflanan kişiler Batıdaki bu algının farkında değil maalesef. Adeta Firavun’un sihirbazlarının oyunları gibi, Batı toplumları IŞİD vidyoları ile hipnoz edilmiş durumda. HAMAS demokratik olarak seçildi dendiği zaman dahi ilk cevap “HAMAS bir terör örgütüdür, teröristlerin IRAK’ta ne yaptığını hepimiz gördük” şeklinde bir cevap veriliyor.

masum gariban israil İsrail Filistine Neden Şimdi Saldırıyor?

Masum ve Gariban İsrail Ortadoğuda tehdit altında

İşin daha vahimi bu noktada başlıyor. Şu anda İsrail önümüzdeki yıllarda daha da genişletmeyi arzu ettiği “vadedilmiş topraklara” yapacağı saldırılara alt yapı oluşturacak bir deney yapıyor. Bu deneyde,
-Ellerindeki silahların gücünü ve imkanlarını tespit ediyorlar. Örneğin demir kubbe (iron dome) denilen füze savar cihazı Obama efendinin zamanında, milyonlarca dolarlık ABD yardım paraları ile yaptırttılar ama bir türlü test edemediler. Bu saldırı ile gördülerki, %20′ye yakın bir kaçırma oranı var ve bunun üzerinde çalışılması ve iyileştirilmesi adına ABD senatosundan hemen 621 Milyon dolarlık bir teşvik paketi çıkarttırdılar. 621 milyon doların 351 milyon doları Iron Dome’un iyileştirilmesi için harcanacak. Bu iş durulduğunda yapacakları ilk iş Iron Dome’un iyileştirilmesi ve kuvvetlendirilmesi olacak.
-Mısır’ın, Türkiye’nin, İran’ın ve çevresindeki diğer ülkelerin dostluklarını test ediyorlar. Orta Doğuda birkaç yıl içinde kalkışacakları işgal politikalarına en çok kim mukavemet gösterebilir ve bu mukavemette birbirleriyle bir ittifakları var mı şeklinde bir ön çalışma yapıyorlar. Bir sonraki adımda Suriye’ye ve Lübnan’a girecekleri zaman kimin mukavemet göstereceğini tespit ettiler. Birleşmiş Milletler’de ve diğer uluslararası kurumlarda kendilerine mukavemet oluşturabilecek kim var kim yok bunu görmüş oldular. Şu an için bu testte Suudi Arabistan, Irak, İran gibi ülkeler sus pus olmuş bekliyorlar.
-Mursi zamanında güçlenen ve şu ana kadar attıkları roket ve füzeleri temin edip saklayan HAMAS’ın, gücünü test ettiler. Birçoğunu kullandırtmak suretiyle adeta Hamas’ın silahsızlandırılmasını sağlıyorlar. Anlaşıldığı kadarıyla, İsrail’in işgal ettiği kısımlara kadar inşa edilen tüneller var. Bu tünellerin bir kısmını imha etme imkanı buluyorlar.
-İsrail içindeki safları ve Batıdaki yahudilerin ve dostlarının birliğini temin ettiler.
-Belki de en önemlisi, Orta Doğudaki radikalleşmeyi daha da katlıyacak ve bilhassa IŞİD gibi terörist gruplarının Filistin’e akın etmelerini sağlayacaklar.

Peki neyin deneyini yapıyor terörist İsrail? Batı medyasında Siyonist yandaşları tarafından artık yavaş yavaş demeçlerde “İSRAİL’in etrafı terörist gruplarla ve radikal cihadcılarla dolu, bu durum İsrail’e meşru müdafaa hakkı ve cevap verme hakkı verir” şeklinde ifadeler kullanılmaya başlandı. Yani demeye getiriyorlarki, “İsrail Dünyada yahudilerin özgürce yaşayabildiği tek toprak parçası. Zaten vadedilmiş toprakları. Biliyorsunuz Nazi’den çok çektiler ve kendilerine Ortadoğu’daki bedevi arapların aksine, batı standartlarında bir demokrasi kurdular, şimdi etrafındaki teröristler bu demokrasiyi tehdit ediyor, biz buna seyirci kalamayız”.

Dolayısıyla ben de diyorumki, Suriye ve Lübnan ile başlayacak “vadedilmiş toprak” fetihleri artık yakındır. Şu anda içine girdikleri savaşı birşekilde anlaşmayla durduracaklar. Deney sonuçlarında elde ettiği verileri kullanarak, planlarını daha da iyileştirerek tekrar saldıracaklar. Saldırırlarken, “bundan sonrası için yapacaklarımdan ben mesul değilim, beni bu işe zorladılar” diyecek ve adeta kendi sonlarının başlangıcını ateşleyecekler.

Yazar: Site Sahibi Yayınlanma Tarihi: 18-07-2014

Peygamber efendimiz (s.a.v.) Müslümanlar zulüme maruz kaldığı zaman, hanefi mezhebine göre sadece sabah namazının farzında, diğer bazı mezheplere göre ise vakit namazlarının farzının son rekatında “rabbenâvelekelhamd” denileceği zaman yani rükudan kalkıp doğrulunduğu zaman, kunut duası okuyarak zalimlere beddua ederdi. Malum zalim siyonist İsrail, Filistinli kardeşlerimize hem barışta hem savaşta zulüm etmeye hızla devam ediyor. Bizim de

Hanefi mezhebinde, normal zamanlarda vitir namazının son rekâtında okunan kunut duası, Peygamberimizin de (s.a.v.) uyguladığı üzere, sıkıntı zamanlarında, sabah namazlarında da okunur. İkinci rekatın sonunda rüku’dan doğrulup eller kaldırılarak dua ve beddua edilir.

İngilizce kaynaklardan araştırdığım kadarıyla, diğer mezheplerde (hangileri olduğu net değil) her vakit namazında yapılabiliyor. Bununla ilgili ingilizce kısmı da altta ekledim.

3. Qunût takes place after ruku in the last rak’ah of all the obligatory prayers, whether the prayer is silent or loud prayer when performed in Jama’ah. There is no harm if it be confined only to the loud prayers since there is no specific evidence concerning this, as such the matter is flexible.

Kunut Duaları:
Türkçe okunuşu:
Allahümme innâ nesteînüke ve nestagfirüke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü neşkürukeve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.

Türkçe manası:
Allahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile öğeriz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve sana karşı geleni bırakırız.

Türkçe okunuşu:
Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.

Türkçe manası:
Allahım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbadetlerini sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.

Kaynak: biriz.biz/namaz/kunutduasi1.htm

Yazar: Site Sahibi Yayınlanma Tarihi: 11-07-2014

24/07 Güncelleme: 10 gün önce yazdığım güncelleme maalesef gerçekleşmedi, şehit sayısı 2 katına çıktı. İsrailli öldürülen asker sayısı rivayetlere göre 30 ile 70 arasında dolaşıyor. En son anlık güncellemeler için Timeturk sitesini takip edebilirsiniz.
14/07 Güncelleme: İsrail çok yakında ateşkes isteyecek ve Allah’ın izniyle bu savaşın galibi Gazze olarak yazılacak. Anlaşma karşılığında Gazze’ye uygulanan ambargonun kaldırılması şart koşulacak.
14/07 Güncelleme: Timetürk sitesi editörleri gerçekten harika bir iş çıkartıyorlar. Kendilerinden Allah razı olsun. Her 5-10 dk. da bir güncellenen ve Filistin’de yaşanan mücadeleyi ve katil İsrail’i olduğu yerde titretmeye başlayan haberleri anlık olarak sunuyorlar.
12/07 Güncelleme: Timetürk sitesinde, katil İsrail’in Gazze katliamıyla ilgili gelişmeler anlık olarak güncelleniyor.
11/07 Güncelleme: Al Jazeera çok güzel bir site hazırlamış, Gazzede yaşayan Filistinlilerle röportajlar ve kalan toprak parçasının büyüklüğünü gösteren grafikler mevcut: http://ajinteractive.businesscatalyst.com/GazaLifeofSiegeJazeera/

Ramazan günü Gazzeye yapılan saldırı hepimizin içini dağladı. Peki bu olaylar nasıl başladı? Filmi neredeyse 10 yıl geri sarmak ve oradan başlamak gerekir. Bilhassa Ariel Şaron’un yaptığı saldırılardan ve Lübnan ile İsrail arasında 2006 yılında gerçekleşen savaştan sonra Gazzenin bütün her tarafı 5-6 metrelik duvarlarla kapatıldı. Sınırı olduğu Mısır devletinin başına gelen diktatör Sisi ile birlikte bu giriş çıkışlarda kapandı. Bu zamandan beri bilhassa Batı Şeria’da, “yerleşimci” ismi verilen işgalci aileler, yavaş yavaş Filistinlilerin yaşadıkları toprakları işgal etmeye başladı. Bu son olayda, 3 tane İsrailli gencin Batı Şeria’ya hiking için gitmesi ve orada öldürüldüğünün tespit edilmesiyle birlikte, İsrailliler 16 yaşında Filistinli bir genci yakalayıp çok kötü bir şekilde dövdükten sonra, benzin içirip yaktılar. Yanmış ve tanımamaz hale gelen bedenini bir kenara fırlatıp geri çekildiler.

Bir sonraki yazımda İsrail’li işgalci ailelerin birer birer nasıl Filistin topraklarını işgal ettiklerinin vidyosunu paylaşacağım ama bu yazıda başka bir vidyo paylaşmak istiyorum. Bu vidyoda, göl kenarında oturan Filistinli kadını itip suya atan İsrail’li kadınlar var. Bu kin ve nefret daha birçok vidyoda, okuldan çocuklarını almış evine giden annelere İsrail’li kadınların kaya büyüklüğünde taş atmalarından, sokakta küçük çocukların saldırmasına kadar Filistin’de dünyada görülmemiş bir ahlaksız yaşanıyor. Sivil olduğu söylenilen İsrail vatandaşları, her türlü imkanı kullanarak Filistin’lileri adeta çıldırtmak için her türlü imkanı kullanıyorlar.


israilli sivillerin filistinlilere zulmu İsrail Filistin Sorunu   İsrailli Sivillerin Nefreti

İsrailli Terörist Sivillerin Filistinlilere Yaptığı Zulümler

css.php