Misyon olarak çok önemli bir görevi yerine getiren Jobs for Turks email grubuna 4 yıldır üyeyim. Bu grupta envai türlü tartışmalar yapıldı ama geçen hafta yapılan bir tartışma benim canımı çok sıktı. Mevzu NewYork’ta düzenlenen Türk gününe her yıl Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından verilen para ve Hürriyet gazetesinin sıradanlaşan tarzda yaptığı kahpe bir haber. Kahpece diyorum çünkü bu haberler türk milletini bölmeye ve fitne tohumları ekmeye devam ediyor. Zaten o mevzuya konu olan tartışma da bu haberin ve bu fitnenin sonucu.
Razi Canikligil diye bir herifin yaptığı haber şöyle:
ABD’deki en önemli Türk etkinliği olan, yaklaşık 40 bin Türk’ün katıldığı ve en az 100 bin Amerikalının izlediği yürüyüşe bu yıl Türk hükümetinin desteği azaldı. Önceki yıllarda Tanıtma Fonu’ndan sağlanan 450 bin dolarlık destek bu yıl 270 bin dolara indirildi. Türk yürüyüşü, 42 Türk derneğini barındıran, siyasi bir eğilimi olmayan Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) tarafından 27 yıldır düzenleniyor. Türk gruplar, bando eşliğinde Türk bayraklarıyla birlikte yürüyüş gerçekleştiriyor.
Merkezi New York’ta bulunan Türk Kültür Merkezi (TKM) isimli başka bir organizasyon da bir süredir yaz aylarında Central Park’ta alternatif bir etkinlik düzenliyor. TKM’nin geçen yıl Hacivat-Karagöz oyunu ve yağlı güreş müsabakaları ile gerçekleştirdiği panayırdaki görevlilerin tamamının başörtülü kadınlardan oluşması New York’ta pek çok Türk’ün tepkisini çekmişti. Hükümetin tanıtma fonu bu etkinlik için TKM’ye geçtiğimiz yıl 730 bin dolar katkı sağladı. Fon geçen ay California’da Pacifica Institute’nin benzeri etkinliğine de 2.8 milyon dolar destek vermişti.
Haberin ilk parağrafında herhangi bir zehir bulunmuyor. Gazetecilik yapılmış ve olan haber veriliyor. İkinci parağraftaki zehir özenle paketlenmiş ve kendilerini “cumhuriyet kadınları ve erkekleri” olarak gören bir kesimin kursağına bırakılmış oluyor. Bu kesim Jobs for Turks email grubunda olduğu gibi başlıyorlar dindar kimselere hakaretler etmeye, “Fethullah Gülen’e salya sümük bağlılar, müridler, vakit gazetesine sübyancı” demeye başlıyorlar. Burada benim kahpece ve iğnreçlik olarak gördüğüm “başörtülü kadınların görevli olarak çalışması bu insanları rahatsız ediyor” ifadesi. Böyle bir hainlik ancak Afrika’da birbirleriyle savaşan kabileler arasında görülür. Amerika’ya gelmiş, burada ırkların, milletlerin bir arada yaşamasını görmüş bu hastalıklı beyinler halen “başörtülü kadınlar”, “başörtüsüz kadınlar” diye türk milletini parçalamayı başarıyorlar.
Bu sözler üzerine denebilecek birçok şey var ama başlıkta verdiğim isimlerden devam edelim. Başlıkta adı geçen ve grubun kurucusu - moderatörü olarak görev yapan Fethiye Temiz haberin ayrımcılığını ve yanlışlığını ortaya koymaya çalışan kişilere cevap verme de hızır gibi yetişiyor:
Fethiye Temiz:
Kaldi ki, zati alinizin tavsiye ettigi haber kaynaklari da var mi? Saydiginiz gazeteleri makbul saymadiginiza gore, “subyanci” vakit mi okusak sizce o zaman?
Fethiye Temiz
Fethiye Temiz:
Artik muslumanligi da biraktik, millet Allah olmaya soyundu, kim musluman kim degil insanlar karar veriyor. Anadolu’da fazla takilmissin herhalde kardesim, Bener ismini tasiyan bir dolu Turk var Turkiye’de, senin oldugun yerlerde daha cok Hasan, Mehmet vs olabilir ama bilmedigin konuda bari ahkam kesme.. anlamini bilmiyorsan, o sey “yok” demek degildir..
Bilimin onune biat gelince ancak bu kadar oluyor iste.. Allah sizleri islah etsin..
Fethiye Temiz
Bu mesajlar haberin, haber kaynağına göre şekilleneceğini, Fethullah Gülen’in zararlı bir kişi olmadığını, onu takip edenlerin de kendilerince bu millet için bişeyler yapmaya çalıştığını ayrıca bizim birbirimize katlanmamız ve bir arada yaşamamız gerektiğini söylüyorlar. Aralardan ifadeleri çektim zannedilmesin diye belirtiyorum ki zaten belirtmeme de gerek yok, ifadeler kendi adına konuşuyor.
Fethiye Temiz öncülüğünde bir kesim, bu haberle ilgili yorum yapmak isteyen ve cevap yazmak isteyen kişileri gayet güzel bastırıyorlar. Tabi ortada bir pasta var. Bahsi geçen bir kesim yıllardır NewYork’ta yürüyüş yapmak için 450 bin dolar destek alıyorlardı. Bu sene 450 bin dolar yerine 270 bin dolara düşürüldü, aradaki 180 bin dolar birilerinin kursağından eksildi.
Ben de bu emaillere uzun bir cevap yazdım. Tabi moderatörün Fethiye Temiz denilen kişi olduğunu bilmiyorum, tarafsız bir forum olduğunu düşünerek emailimi gönderiyorum. 1 gün geçiyor arada başka emailler grupta yayınlanıyor ama benim yazdığım yayınlanmıyor, sonra bir email Yalçın Sert bey, “bu konularla ilgili emaillerin yeri burası değildir onun için tartışmayı bırakıyoruz”. Hmm diyorum madem fırtına dindi, o zaman normal yolumuza devam edelim. Bir sonraki gün bir bakıyorum, bu konuyla ilgili emailler tekrar yayınlanıyor, karşı grup dedikleri (benim içinde bulunduğum) gruba olup olmadığı belli olmayan “yaşanmış hikayelerle” saldırılıyor. Tekrar email atıyorum, benim emailimi niye yayınlamıyorsunuz diye, yine cevap yok. Ben de son çare olarak konuyu buraya taşımaya karar verdim.
Bu insanlar Akşam gazetesinden Serdar Turgut’un 22 Mayıs 2009 tarihli yazısında belirttiği
“Çünkü türban meselesinin bir kandırılmadan, bir yanlış anlamdan ibaret olduğunu düşünen ‘Çağdaş görünümlü Türk kadınları’ grubundandı.”
diye ifade ettiği; çağdaş görünümlü ama başörtüsü ve dindar düşmanı bir grubun karşı gördükleri gruba yaklaşmaktan bile iğreti duyan, yüzlerini buruşturan kişiler. Bunu ifade etmişken benim başıma gelen birşeyi burada anlatmak istiyorum. Türkiye’den Amerika’ya son gelişimde eşim de yanımda, kendisi başörtülü. Uçağa bindiğimizde hostesler kapıda, orta kısımlarda devamlı “hoşgeldiniz” diyor. Sırayla yabancı bayanları geçtik, orta kısımda sarışın ama yüzü kıpkırmızı ruj ve benzeri şeylerle boyanmış bir bayan, yüzünü ekşite ekşite ingilizce hoşgeldiniz dedi. Welcome demesi o kadar akıcıydıki ben herhalde yabancı dedim ama böyle ekşi ekşi davranmasına anlam veremedim. Yerimize oturduk servis yapılmaya başlandı. Sırayla giderken insanlarla konuşarak sohbet ederek geliyor, bize sıra geldiği zaman yüzünü yine ekşiterek “ne içmek istersiniz” dedi. Bize soruyu soruyor ama tavırları “sizin ne işiniz var burda, İran’a gitmiyor bu uçak” gibi ifadeler takınıyor. Kadının tavrından rahatsız olmuş olacaklarıki yan taraftaki yabancılar da şöyle bir yüzüne baktılar niye böyle davranıyor diye. Bu tavırlar yol boyunca devam etti, biz uçaktan inerken “Thank you, you have a good day” diyen diğer hosteslerle aynı sırada olduğu ve bizden öncekine, sonrakine selam verdiği halde bize selam vermedi.
İşte bu kişiler çağdaş görünümlü başörtüsü ve dindar düşmanı ve her fırsatta bu düşmanlıklarını ortalığa saçmayı bekleyen insanlar.
Benim yayınlanmayan mesajım da şu şekilde:
Türk Günü isimli bu emailin buraya atılması, Hürriyet gazetesinde o habere yer verilip “başörtülü kişilerin olması dikkat çekti” denmesi bile çok igrenç ve kahpece bir kinin sonucu. Bu haberi yazan ve bu emaile cevap atan Fethiye Temiz, Gülcine v.b. sahislar da ayni bu kindarlik ve nefretle dolu insanlar.
ABD’ye gelmis burada her renkten, dinden, ırktan insanın bir arada yaşamasına şahit olmuş bu beberuhi kimseler, halen küçüklüklerinden gelen nefretlerine büyük bir çabayla yapışmayı “öz kimlikleri” olarak görüyorlar.
Bana özelden “Başörtülüler devletin en üst zirvesinde”, “Başörtülüler kamusal alanı işgal etti” diye email atan ve AMERİKA’da yaşayan (bir kez yemek yedik ve email adresimi verme gafletinde bulundum) kendilerini “en demokratik, en ilerici” gören kimselere youtube’dan başörtülü öğrencilerin başörtülerinin zorla çıkartılıp yerde sürüldüğü vidyoları gönderince bir daha bana hiç email atmadılar. Çünkü ben artık “düşman cephe” oldum onlar için.
Siz yaşamayı öğrenmediğiniz müddetçe diger kesimin gözünde “siz” olmaktan ve burun eğrilerek görülmekten kurtulamayacaksınız. Bir nevi beyaz-zenci durumu gibi karşılıklı bu kin devam edecektir.
İsmi gecen kişilere Türkiye devleti yıllardır 450K veriyordu, ne yaptılar? Ben NY ve Hürriyet Amerika dışında hiçbir yerde Türk yürüyüşünün adının geçtiğini görmedim. Bu kadar süre siz yaptınız madem bir de başka kimseler yapsa ne olur? Yıllardı bi paralar alınmış, biraz da karşı taraf dediğiniz ve kendiniz soyutladığınız kişiler yapsın, amaç bir değil mi? Ama sizin icin değildir cünkü orada başörtülü bayanlar var, onlar sizi yanlış yansıtır. Ya siz de beni, Anadolu insanını ve Türkiyede yasayan çoğunlukları yanlış yansıtıyorsanız? Benim temsil edilme hakkım yok mu? Eminim sizin gözünüzde böyle bir hak bulunmuyor, başörtüsü takan, sakal bırakan herkes “mürit, birilerinin salyasini sümüğünü içen, burada (Jobs for Turks ve TNABA grubu) demogoji” yapan insanlardır sizin için. Öyle olsun, Ali beyin dediği gibi “it ürür kervan yürür”.
Keşke aynı dili, aynı milli takımı, aynı ülkeyi, aynı dolmayı-döneri, aynı boğazı, aynı şehirleri sevdiğimiz insanlar ne kadar çok şeyin aynı olduğunu görseydi de kervanlarda hep birlikte seyahat etseydik.