İçeriğe atla

Alçısız Amerikan Ateli ve Satış Fiyatı

Bugün İstanbul Çapa ve Cerrahpaşa hastaneleri etrafında Amerikan Ateli arama günümdü. Doktorumuz alçısız olan bu üründen başkasını kullanmak istemediği için çaresiz kaldık. Alçısız Amerikan ateli diye adı çıkan bu ürün aslında yine alçıdan ama alçı kısmı sadece sabitlenmesi gereken kısımda yani bir tarafı alçı diğer tarafı boşta, suya batırılarak hazır hale getiriliyor sonra sabitlenmesi gereken yere yerleştirildikten sonra kalan kısmı bandajla ayağa yada kola sarılıyor, su geçirmiyor ve su ile temas ettiği zaman normal alçılar gibi erimiyor.

Bu ürünü belki 15-16 yere sordum. Bulduğum ürün alibaba.com sitesinde üreticisi tarafından tanesi 2.5 dolar ile 7.5 dolar arasında satılıyor. İstanbul satış fiyatı? 110 TL Bu ürünleri ithal edenler malum 6-7 ay bazen 1 sene öncesinden ithal etmiş oluyorlar. Doların 2.5 TL olduğu zamanlarla şimdileri kıyaslasak bile aradaki fark FAHİŞ. Basit bir bakkal hesabıyla, bu aldığım ürünün maliyeti-gümrüğü-kargosu herşey dahil 10 dolar olsa. Geçen senenin kuruyla 25 TL bu senenin kuruyla 37 TL. 110 TL’ye sattıklarında aradaki fark birinde %450, diğerinde %300. EL İNSAF!

Bu merhametsizliği, bu vicdansızlığı toplumumuza sokanlar kazandıklarını zannediyorlar, bu ürünleri alan kişilerin kendilerine sokulan kazığı anlamadığını zannediyorlar. Halbuki bu şekilde canlarını yaktıkları insanlar yavaş yavaş merhametlerini kaybediyor. Bu ürünleri alanlar ve kazığı yiyenler; doktor, öğretmen, memur, işçi olsun. Ellerine bu kişilerin yakınları geçtiği zaman apandisitlerinden, bademciklerine kadar bütün organlarını para için kesecekler. Öğretmenler yol gösterilmesi gerektiğinde çocuklarına merhamet etmeyecekler, memur işlerini görmeyecek, işçi betonu güzel karmayacak dolayısıyla kendi açtıkları pislik içinde hem kendileri hem toplum olarak hepimiz boğulacağız.

110 TL'ye satın aldığım Alçısız Amerikan Ateli Senboni XB430
110 TL’ye satın aldığım Alçısız Amerikan Ateli Senboni XB430
$2.46$ ile 7.05$ arasında üreticisinden satılan Alçısız Amerikan Ateli Senboni XB430 Alibaba Satış Fiyatı
$2.46$ ile 7.05$ arasında üreticisinden satılan Alçısız Amerikan Ateli Senboni XB430 Alibaba Satış Fiyatı

Üst akıl ne değildir?

Üst Akıl Nedir? yazısının devamı olarak şunları da eklemek istiyorum.

Üst akıl şunlar değildir:

  • Belediyede, devlet kurumlarında rüşvet ve avanta alanlar.
  • Sırf şahsi menfaati ve çıkarı için yalan söyleyenler, başka insanları aldatanlar, bunda hiçbir beis görmeyenler
  • Sırf menfaati için televizyonlarda her haltı bilip bilinmeden konuşan, insanların algılarına tecavüz edenler
  • “Köşe yazarlığı” verildi diye, bilip bilmeden her haltla ilgili fikir beyan edenler
  • Elinde güç, makam ve imkan olduğu halde liyakatsiz insanları işlere yerleştirenler
  • “Sıkıntı yok”,”ne olacak ya”, “bak şu da yapıyo” diyerek 9-13 yaşları arasındaki kızlarımızın ölmesine sebep olmak
  • Kitap okumamak, cahilce, hodbince gezmek
  • Boş boş sosyal medyada günler harcayıp, hiçbir şey üretmemek

İşte bunların hiçbirisi “üst akıl” DEĞİLDİR. Kendi yaptığımız öküzlüklerden ve hanzoluklardan kimseyi mesul tutamayız ve nihayetinde en büyük bedeli hayatımızla, vatanımızla ve bizden sonra gelecek nesillere hayatı mahvederek miras bırakarak öderiz.

Üst Akıl nedir?

Herkesin kafası süper karışık. Televizyonları açınca “üst akıl”, “yan akıl” muhabbeti dönüyor ama kimse bunun ne olduğunun adını koyamıyor. Kendi adıma “ben işi çözdüm” deme kibrine ve hatasına kapılmadan şunu söyleyebilirim, bilhassa kendi mesleğime bakan yönüyle bu “üst akıl” denilen yaratığın ne olduğu ve nereye gitmeye çalıştığını anlıyorum, onun için sizlerle paylaşmak ve sizin de görüşlerinizi almak istiyorum.

Üst akıl, dünyada 7.5 milyarlık nüfusa karşılık, nüfusu 50 milyon olan, kendisini seçilmiş zümre olarak gören azınlık bir azılı güruhun bütün dünyayı kendisi için çalışacağı, yaşayacağı ve hatta öleceği bir yapı.

  • Bu güruhun temel mantığı rekabet etmek değildir, bitirmek ve domine etmektir.
  • Sayıları yetmediği için domine edemediklerini, büyük vücudlu başka yaratıkların bedenine girerek onlara yaptırtmaya bayılırlar. Kendisini büyük sananları çok severler. Kendisini zeki sananları çok severler. Onların etinden sütünden sonuna kadar faydalanırlar.
  • Demokrasiye ve güçler ayrılığına taparlar. Bu şekilde sistemi parçala-böl-yönet mantığıyla çok rahatlıkla işlerler ve kontrol altına alırlar.
  • Eğer yetişmiş adamları varsa “din” harika bir aygıttır. Yetişmiş adamları yoksa “sekülerlik” ve laiklik olmazsa olmazdır.
  • Özgürlüklere bayılırlar. Bilhassa “kadın özgürlükleri” aile ve tarım tabanlı toplumları parçalamak adına mükemmeldir.
  • “Kadın hakları” ve feminist haklarıyla aileye istedikleri darbeyi yaptıktan bir müddet sonra “azınlık hakları”, “homoseksüel hakları” şeklinde listeyi genişletirler. Azınlıkların çoğunluklardan hakkı olanı alması gibi bir ortam oluşturmak suretiyle, toplumların hassasiyetlerini kaşırlar. Toplum ayrıştıkça devlet denilen kasadan istedikleri paraları istedikleri şekilde çalma imkanları olur. Eğer toplumlar ayrışmazsa onlara holiganlık yapacak alan kalmaz, holiganlık yapamazlarsa mefaat elde edemezler.

Bu yapının omurgası:

  • Finans
  • Siyaset
  • Sağlık (medikal endüstri)
  • Gıda ve sektörü
  • Eğlence
  • Silah sanayii
  • ve son senelerde en çok sevdikleri İnternet endüstrisi.

Şeytanın dünyada temsilciliğini üstlenmiş bu güruhun sayısı az olmasına rağmen müktesebatı 400 senedir. Onlarla mücadele edebilmek için çok iyi derecede kuran-ı kerim, tefsir, akaid, tarih ve sosyoloji bilmek gerekir.

Sık boynumuzdaki Urganı FİRAVUN, Sık ki Aklımız Başımıza Gelsin

Kubbetüssahra Mescid-i Aksa Filistin

Vücuda bir mikrop nasıl girer?

Mukavemetinin en zayıf olduğu ve en müsait bulduğu delikten.

Vücud: 1. Dünya savaşından hemen önce bitap ve bitkin düşen Osmanlı
Delik: İstanbul’a nispeten en uzak sayılacak Filistin.

Filistinde düşen sancak neydi? O sancağı geri nasıl kaldıracağız?

Hedefimiz bu olmadığı müddetçe taarruzda olan bir FİRAVUN sürüsüne karşı kendimizi savunmaya çalışmaktan başka birşey yapamacağımız.

TEK HEDEFİMİZ MESCİD-İ AKSA, KUDÜS ve FİLİSTİN OLMAK ZORUNDADIR.

Fatih Altaylıdan 2012 senesinde okuduğum çok ibretlik bir yazıyı altta paylaşıyorum.

Bu yazıda geçen ana karakterler
Hindi: MESCİD-İ AKSA.
Hırsız: Siyonist – Firavunist Çete
Yaşlı Bedevi: Osmanlı
Çocuk: Türkiye

MESCİD-İ AKSA’YI KİMİN ÇALDIĞINI BULMADIĞIMIZ MÜDDETÇE SURİYE’Yİ, IRAK’I, LÜBNAN’I, LİBYA’YI, TUNUS’U VE en nihayetinde TÜRKİYE’Yİ KİM ALMAK İSTİYOR BULAMAYIZ.

Bir gün yaşlı bedevinin hindisi çalınır.
Bedevi oğlunu çağırır: “Çabuk bu hindiyi çalanı bul ve cezalandır. Eğer bulamazsan başımıza büyük felaketler gelir.”
Oğlan güler: “Baba delirdin mi? Bir hindi çalındı diye başımıza ne felaket gelecek?”
Baba bedevi kızar: “Hindi önemli olmayabilir. Ama çalınmış olması önemli. Dediğimi yap, hindiyi çalanı bul.”
Bedevinin oğlu, babasını ciddiye almaz. “Bir hindi için uğraşmaya değmez” diye düşünür.
Aradan bir süre geçer.
Bu kez bedevinin devesi çalınır. Oğlu koşarak çadıra gelir: “Baba devemiz çalındı.”
Baba, “Sen hindiyi çalanı buldun mu?” diye sorar.
Oğlan: “Baba deve gitti, sen hâlâ hindi diyorsun.”
“Sen hindiyi çalanı bul” der baba.
Oğlan gider. Deveyi çalan da bulunmaz.
Aradan biraz zaman geçer.
Oğlan yine heyecanla babasının çadırına dalar:
“Baba bu kez de atımız çalındı.”
Bedevinin en değerli varlığıdır Arap atı. Ama bedevi, oğluna “Sen hindiyi çalanı buldun mu?” der.
Oğlan gider.
At da, çalan da bulunamaz.
Ve bir süre sonra oğlan ağlayarak babasının çadırına girer: “Baba ablama tecavüz etmişler.”
Baba deliye döner, “Sana demiştim hindiyi çalanı bul diye. O gün onu bulup cezalandırsaydık bugün başımıza bu felaketlerin hiçbiri gelmeyecekti. Hindimizi çalabileceklerini görünce her şeyimizi kaybettik” der.

İsrail Filistin Topraklarını Adım Adım Nasıl İşgal ediyor?

[Dikkat]: Bu yazıda bahsedilen işgal; 1947, 1960, 1980 vesaire yıllarına ait değildir. Bu yazılanlar 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 ve müdahale edilmediği müddetçe devam edecek bir işgaldir. Tahtakurularının, hamamböceklerinin bir evi adım adım sarması gibi yavaş yavaş ve hergün büyük bir sinir harbi ile ilerlemektedir.

2014’ü hatırlar mısınız? Suriye kanıyor, Filistin ağlıyordu. Gazzeye hergün sahur ve iftar vaktinde bombalar düşüyor, İsrail silah endüstrisi yeni ürettikleri bütün silahları Gazze halkı üzerinde deneme imkanı buluyordu. (Bu tabi apayrı bir yazının konusu, Youtube’da bunların vidyoları mevcut Gazzeyi devamlı farklı silahlarla bombalıyorlar, vidyolarını kaydediyorlar ve bu silahların satışında bu vidyoları kullanıyorlar).

Gündemimiz malum çok yoğun. Dengesiz Türkiye siyasetçileri, beberuhi gazeteciler ile geçen günler. Ve zaman, Filistindeki Suriyedeki, Mısırdaki müslümanların aleyhine işlemeye devam ediyor. Boğazlarına 1947 yılında geçirilen idam düğümü hergün sıkılıyor, gün ve gün Batı Şeria toprakları İsrailli Siyonist Yahudi işgalciler (batı yerleşimci diyor bunlara) tarafından ele geçiriliyor.

Belki yakın zamanda Filistin haritalarına baktıysanız, nasıl küçücük adacıklar haline geldiğini görmüşssünüzdür. Peki nasıl oluyorda bu topraklar gıdım gıdım bu şekilde Filistinlilerin elinden gidiyor? Öyle kahpece, öyle haince, öyle şerefsizceki nereden başlamak gerekiyor bilemiyorum. Dilim döndüğünce adım adım size Batı Şerianın ve Filistin’in nasıl işgal edildiğini anlatmaya çalışacağım. Burada bir parantez açarak, “ah bu Araplar, Filistinliler topraklarını sattılar, islam davasına ihanet ettiler” diyenlerin kulakları çan gibi çınlasın. Filistindeki gündelik hayatta yaşanan zulümlerin vidyolarının sadece bir buklesini yazının altına ekledim. Onların nasıl bir zulüm, baskı, mobbing altında olduğunu bilseniz, yüzünüz kızarır, utanır, o söylediğiniz laflar ağzımdan çıkacağını boğazımı testereyle kesselerdi keşke dersiniz. Okumaya devam et

2015 – Avrupa’daki Yahudiler İsraile Yerleşiyor

Tarihler 1915’i gösteriyor. Abdülhamit tahttan indirilmiş, İttihad ve Terakki herşeyin içine etmiş. Rusyadan ve Avrupa’dan “Kutsal Topraklara” gitmesi ön görülen yahudi toplumu hareketlendirilmiş ve geri dönüşü olmayacak bir yola girilmişti.

Seneler 2015’i gösteriyor. Charlie Hebdo denilen şerefsiz bir siyonist dergiye düzenlenen şerefsiz bir saldırının ardından 10 Bin Yahudi Fransa’dan ayrılır ve İsrail’e ailecek yerleşmek için yeni bir nüfus hareketi başlatılır. Okumaya devam et

Mortgage Kredisi – ALLAH RIZASI için, Çocuklarınız için ALMAYIN

“Kira öder gibi ödüyorsunuz ama kendi evinizin sahibi oluyorsunuz” yalanıyla mortgage kredi sistemini pazarlayan bankacıların, pazarlamacıların ve televizyoncuların kabirde kemikleri sızlayacak. Bu öyle büyük bir yalan ve öyle bir büyük bir zulümkü ancak Amerikada morgıç krizlerini 2-3 defa yaşamış ve dibin dibini görmüş insanlar size neler çektiklerini gerçekten anlatabilir. Bu balonlardan sadece 2008 yılında yaşananını Amerika’da birebir görmüş birisi olarak bu yazıyı okuyan sizlere avazı çıktığınca, “mortgage almayın ve tanıdığınız kimseye aldırmayın” diyorum.

Mortgage öyle bir zulüm sistemidirki, sizin alacağınız morgıçlardan sadece siz değil, çocuklarınız hatta torunlarınız zarar görecek. Nasıl mı? Adım adım yazıyorum, lütfen sevdiklerinizle paylaşın.
Okumaya devam et

Konferans – Seminer ve Diğer Sosyal Faaliyetleri Takip Edebileceğiniz Siteler

Türkiye’de hep negatif şeyler oluyor gibi göze çarpıyor ama hayat herşeye ve her türlü probleme rağmen devam ediyor ve güzel şeyler oluyor. Gözüme çarpan ve en çok hoşuma giden iki tane siteyi sizlerle paylaşmak istedim.

1. www.girisimhaber.com : Girişim Haber sitesi İdris Cin beyin önderliğinde güzel bir kadroyla, Türkiye’de nerede aktivite ve girişimcilik ile ilgili haber varsa paylaşıyorlar. Bilhassa yeni alanlara yönelmek isteyenler ve her türlü sektörden haberdar olmak isteyenler için sık kullanılanlara eklenmesini ve gün aşırı bakılmasını tavsiye ederim.

2. www.etkinlik.com.tr: Tam olarak nasıl bir ekip tarafından yönetildiğini bilmememekle birlikte, kendisine has bir tasarımla ve güncel içeriğiyle bilhassa İstanbulda düzenlenen konferans, seminer gibi programları takip edebileceğiniz güzel bir site. İstanbul sayfası faaliyetleri organize bir şekilde görmenizi sağlıyor. Bunun yanında siteye üye olursanız, isteklerinize göre size yeni faaliyetlerle ilgili bildirim emaili gönderiyorlar.

Meetup.com, eventbrite.com gibi yabancı menşeili siteler mevcut ama yerli olmaları açısından bu iki siteyi paylaşmak istedim.

IŞİD – Ortadoğu ve Fitne Üzerine

2015 yılına gireli 3 ay oldu. Bilhassa Suriye’deki iç savaşın başladığı 2011 yılından beri aklımda devamlı bir fikir dolaşıyor.

Dünyada yanan ateş neden hep müslüman topraklarında? Filistin, Mısır, Suriye, Irak, Lübnan, Tunus, Libya, Bangladeş, Myanmar, Doğu Türkistan …

Efendim, islam zaten gerici, müslümanlar cahil vesaire vesaire, GEÇİNİZ lütfen. Eğer bu argüman doğruysa, sadece müslümanlar mı cahil? Güney amerikadakiler, Çin’in büyük bir bölümü çok mu ileri?

Ben ise durumu çok farklı değerlendiriyorum. Şu an yaşadıklarımızla 100 yıl önce dedelerimizin jenerasyonunun yaşadıkları arasında çok büyük benzerlik görüyorum. Ne tarihçiyim ne de sosyolog dolayısıyla bu konuyu metodlarına uygun bir şekilde tahlil edemiyorum. Okumaya devam et

Gemalto – İstihbaratcılar İzin Almadan İstediklerini Dinleyebilecek

ABD istihbarat örgütü NSA ve ingiliz gizli istihbaratının (GCHQ) ortaklaşa yaptığı operasyonda, Dünyanın en büyük sim kart üreticisi Gemalto hacklendi. Gemalto senede 2 milyar sim kartı üreten ve dünya çapında 450 tane GSM sağlayıcına sim kartı satan firma. Bunların içinde Turkcell, Avea ve Vodafone’un olup olmadığına iddiaya girelim mi? 🙂 Peki Turkcell, Avea ve Vodafone’un bu konuda hemen güvenlik tedbirlerini almalarını sağlayacak toplumsal baskının olmayacağına iddiaya girelim mi? 🙂 Peki girmeyelim.

Gemalto’nun sim kartlarına yerleştirdiği özel kodlar sayesinde şifreleme mümkün olurken artık bu özel kodları ele geçiren istihbarat örgütleri, hiçbir hukuki izin almadan ve yapacakları operasyonlarla ilgili de hiçbir mesuliyete girmeden, istedikleri bütün görüşmeleri dinleyebilecekler. Operasyonu İngiliz istihbarat örgütü GCHQ gerçekleştiriyor ve Gemalto firmasının networküne trojanlar sokmak suretiyle bütün networkü ele geçirdiler. Okumaya devam et

SPF Kaydı ve all ibaresi

Emailleriniz SPAM’e düşmesin – DKIM – SPF ve DMARC Ayarları başlıklı yazımda gönderdiğiniz epostaların spam’e düşmemesi için yapılabilecek ayarlardan bahsettim. SPF kaydında bir konudan daha bahsedilmesi gerektiğini farkettim.

SPF kaydındaki “all” ibaresi, eğer bizim verdiğimiz listedeki sunuculardan başka bir yerden email gelirse ne yapılması gerektiğini belirttiğimiz kısım. Bu ifade önüne eklenecek işarete göre birkaç manaya geliyor.

-all Fail Email sahte, bize ait değil.
~all SoftFail Emailin sahte olma ihtimali yüksek ama domain kısmı halen geçerli.
?all Neutral Email sahte mi değil mi emin değiliz.
+all Pass Email kesinlikle sahte değil. Bu ifade kullanılmamalı

Eğer DMARC ayarlarını yazıda belirtildiği şekilde ayarladıysanız, 2-3 hafta gibi bir süre neticesinde, SPF kaydınıza girmesi gereken bütün email sunucu IP adreslerini belirlemiş olmanız ve SPF kaydını da ona göre güncellemiş olmalısınız. Bütün bilgilerin tam olduğundan emin olduğunuz zaman, “~all” ifadesini, “-all” olarak değiştirmeniz tavsiye ediliyor. Deneme süresi boyunca “~all” şeklinde tutarak, bu emaillerin sunucular tarafından reddedilmemesini sağlayıp raporların size ulaştırılmasını istiyorsunuz, yeterli bilgiyi elde ettikten sonra da “-all” koyarak sizin izin verdiklerinizden başka kimsenin email göndermesine müsaade etmiyorsunuz.

SPF kayıtlarını güncelledikten sonra http://mxtoolbox.com/spf.aspx adresinden test etmeyi unutmayın.

Emailleriniz SPAM’e düşmesin – DKIM – SPF ve DMARC Ayarları

Müşterileriniz devamlı emaillerinizin spam yada junk dizinlerine düştüğünü söylüyorsa, okumaya devam edin. Email göndermek için yapmanız gereken tekşey SMTP protokolünün dilinden anlayan bir program kullanmanız, yani bir PHP, Perl hatta Bash kod parçası bile email gönderebilir. Bu emaillerde ister kendinizi Obama@whitehouse.gov olarak ister de peri kızı@dunyalarguzeli.com olarak gösterebilirsiniz. Gerçek hayattaki mektuplaşmada olabilecek sahtekârlıkların ve oyunların hepsi sanal alem için de geçerli. Bundan dolayı, mülkiyeti size ait olan domainlerden sadece sizin email gönderebileceğinizi ve bunun da gerçekten siz olduğunuzu belirlemenizi sağlayacak 3 ana teknoloji çözümü geliştirildi:

  • DKIM – Sunucu tarafından şifreleme sistemi kullanılarak gönderilen her emailin barkodlanması
  • SPF – Hangi sunucu IP adreslerinden sizin adınıza email gönderebileceğinin belirlenmesi
  • DMARC – Üstteki iki güvenlik önlemini aldıktan sonra sizin adınıza email gönderilip gönderilmediğinin raporlanması

Okumaya devam et

AntiFiravunist ve Firavunistlik

Televizyonda haberleri izlerken, “antifiravunist” selamlamasını duyduğumda adeta zihnimde şimşekler çaktı. Selamın tamamı şu şekilde idi:

“Antiemperyalist, antikapitalist, antinasyonalist, antisiyonist, antifaşist en önemlisi de antifiravunist bir bilinçle selamlıyorum.”

Doğrusu Sn. Nuri Pakdil büyüğümüzün eserlerini okumuş değilim ama başka bir açıdan, siyonistleri-yahudileri ve bu zihniyetin hegamonyası altına almış olduğu evanjelist-batı ideolojisini yaklaşık 5 yıldır araştırdığım ve okuduğum için adeta okuduğum ve zihnimde tasdik ettiğim bütün kötülükleri bir kelime ile ifade etmeleri bende adeta bir uyanış meydana getirdi. Kendisinin hem edebi hem de aktivist derinliğini bir kelime ile hülasa etmesi bile kendisinin Necip Fazıl Kısakürek ödülüne layık görülmesinin ne kadar isabetli olduğu açısından beni çok mutlu etti.

Antifiravunist selam, Nuri Pakdil büyüğümüzün selamında zikrettiği diğer bütün zümreleri adeta tek başına içine alan ve bir kelime ile ifade eden bir kavramdır.
Okumaya devam et

WordPress 4.0 Türkçe Yapma

WordPress 4.0 öncesi versiyonlarda, ingilizce wordpress’i türkçe yapmak için alttaki adımları takip etmeniz yeterli oluyordu:

  1. WordPress Türkçe paketini indirip.
  2. Bu paketten, wp-content/languages/tr_TR.mo dosyasını, mevcut kurulumunuzun altına kopyalıyordunuz. İngilizce WordPress kurulumunda, languages dizini olmadığı için bunu oluşturup ondan sonra tr_TR.mo dosyasını kopyalamanız
  3. wp-config.php dosyasındaki define(‘WPLANG’,); parçasını, define(‘WPLANG’,’tr_TR’); ile değiştirip kaydetmeniz gerekiyordu.

WordPress 4.0’dan itibaren, yukardaki metodu uyguladığınız zaman sitenizdeki ingilizce dili değişmiyor. Çünkü 3. aşamada yapılan wp-config.php değişikiği artık Admin paneline taşınmış durumda. Sağolsunlar, wp-config.php okumayı devam ettirmedikleri için, 3. adım yerine, Admin paneldeki sol menüden Settings->General başlığı altından “Site Language” değiştirmeniz gerekiyor.

WordPress 4.0 İngilizceden Türkçe Yapma İçin

1. ve 2. aşamada yaptığımız dil dosyası upload işlemleri devam ediyor.
3. adımda ise Admin Panel’inize girip, Settings -> General altından “Site Language” kısmında, dili Türkçe seçmeniz gerekiyor. Direk URL girmek isterseniz:

http://www.site-adresiniz.com/wp-admin/options-general.php

Anahtar kelimeler:
-Wordpress türkçeleştirme
-wordpress tr_TR

Opencart – Gereksiz Kargo ve Ödeme Metodlarının Silinmesi

Uzun süredir ilk defa teknik bir konu paylaşıyorum. Yakın zamanda Opencart ile ilgilenmeye başladım. Sıfır kurulum Opencart’ta Türkiye ile uzaktan yakından alakası olmayan bir sürü modül ve eklenti geliyor. Eğer Linux sunucusu kullanıyorsanız ve public_html yada sitenizin bulunduğu ana dizin altında alttaki komutu çalıştırırsanız, Türkiye’de çalışmayan veya Türkiye ile ilgisi olmayan bütün kargo ve ödeme metodları temizleniyor.

find . -type f \( -name "sagepay*" -o -name "paypoint*" -o -name "klarna*" -o -name "pp_pro_uk*" -o -name "payza*" -o -name "liqpay*" -o -name "amazon_checkout*" -o -name "nochex*" -o -name "paymate*" -o -name "google_checkout*" -o -name "moneybookers*" -o -name "twocheckout*" -o -name "worldpay*" -o -name "web_payment_software*" \) -exec rm {} \;

find . -type f \( -name "auspost*" -o -name "citylink*" -o -name "parcelforce*" -o -name "royal_mail*" -o -name "usps.*" \) -exec rm {} \;

Silinen ödeme metodları:

  • Sagepay
  • PayPoint
  • Klarna
  • Paypal UK
  • Payza
  • Liqpay
  • Amazon Checkout
  • Paymate
  • Google Checkout (zaten kapandı)
  • Moneybookers
  • 2Checkout
  • Worldpay
  • Web Payment Software

Silinen kargo metodları:

  • AustraliaPost
  • Citylink
  • ParcelForce48
  • Royal Mail
  • USPS

100 Bin’de 4 Oranı Olan ALS Kovasına Alternatif – Gazze Kum Kovası

  • Çok konuşan, az iş yapan;
  • Çok harcayan, az sadaka veren;
  • Çok günah işleyen, az hayır işleyen bizlere,

Gazze İHH Temsilcisi ağabeyimizi çok güzel örnek olmuş.

100,000’de 1.2–4.0 teşhis edilme oranı olan, yani 100 bin kişide 1 ile 4 kişi arasında bulunan, ALS hastalığı için tanıdık tanımadık herkes kafadan aşağıya buzlu su döktü.

Dökmesin demiyoruz kesinlikle ama bu kadar da insan hayatının adeta aşağılandığı, hiçe sayıldığı, bir evcil hayvandan-küçükbaştan daha küçük görüldüğü bir dünyayı da reddediyoruz. Yazıklar olsun!

İsrail’in 2014 Katliamı – Gazze Şehitleri

Gazze şehitleri… Son 30 yılın en üzücü ve hüzünlü hikayesi Gazze’de kanla dolu bir sayfa kapanmak üzere. En azından bu sabaha kadar, katil İsrail anlaşmaya yanaşıyordu, bugün yine saldırı haberleri geliyor. Bu yazının konusu olan, “gazze şehitleri” sadece bir istatistik değil. Çünkü bir milyon insan öldüğü zaman, söz ile bunu ifade etmek çok basit. “1 milyon insan ölmüş”. 4 kelime. Halbuki her bir hayat, okunmamış ve yazılmamış bir kitap, nereden mi biliyorum? Kendi hayatımıza bakalım. Yaşadıklarımız ve yaşamayı hayal ettiklerimiz ne kadar çok değil mi? “O’ndan geldik ve ancak O’na döneceğiz” ayetince, vefat eden insanların hiçbirisi zayi olmadı, hepsi Rablerine kavuştu ama geride belki yüzbinlerce yetim, dul ve yaşlı kaldı. Hastanelerde iyileşmeyi bekleyen belki yüzbinler kaldı. Ama bize sadece “1 milyon insan ölmüş” dedirttiler.

Gazze ve Filistin’de olanlar da buna çok benziyor. Enkaz altından çıkartılanlarla birlikte 2100’den fazla şehit (inşallah) var. Bu kişilerin isim listesini yayınlamak ve en azından, bu sayfada yukarıdan aşağıya doğru hareket ederken, “vay be” demek ve en azından bu kadarını hissedebilmek istedim. Okumaya devam et

Birbiriyle Yarışan Aynı Kulvarın İnsanları

Dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum, toplumlar halinde yaşayan insanlar kendileriyle belli ahlak kavramları içerisinde adeta yarışıyorlar. Necip Fazıl’ın o veciz ifadesiyle, “oluklar çift, birinden nur akar birinden kir” dediği gibi. İyilikte yarışanlar bir kulvarda giderken, ömürlerini dünyaya adayan insanlar da ayrı bir yarış içindeler ve bu yarışlar nedense ahlaksızlık ve hayasızlık istikametinde artarak devam ediyor.

Kadınlar ve erkekler haya duygusunu yitirdikçe, sınırlar aşılmaya başlıyor. Önce mahrem diye bildiğimiz vücut bölgelerinin fâş ediliyor. Erkek için kısa kollu tişört olabilir, bayanlar için yine kısa kollu bir tişört veya gıdık bölgesinin gösterilmesi olabilir. Ondan sonra giyilen kıyafetlerin boyunun kısalması, uzun eteğin kısalması, diz altına gelmesi süreci başlıyor. Önemli toplantılarda veya iş görüşmelerinde, mini etek giyilebilir hale geliyor. Bu süreçte başka bir boyut da örneğin denize girme alışkanlığında yaşanıyor. Baştan belki bayan olmasına rağmen şortla v.s. ile girerken artık bikini yani bildiğimiz “iç çamaşırı olan don ve sütyenin renkli hali” ile ortalıkta dolaşma durumu başlıyor. Türkiye’de bu işin ilk temelini atan yerler orta okullar ve liselerdir.

Perdeler yırtıldıkça o kişinin gözünden kendi dünyası ile etrafı da kendi değer normlarına göre normalleşiyor. Etrafında o tarzda insanları görmeyi arzu ediyorlar. Eşlerini ve hayat arkadaşlarını o şekilde belirliyor. Bu şekilde bitmiyor. Bu sefer çocuklarına sıra geliyor. Çocukları doğduğu zaman, yola çıktıkları kıyılardan artık çok uzakta başka limandalar, yani yaşama bakış açıları bambaşka bir hal almış ve o anki değer yargıları neyse çocuklarını da oradan yetiştirmeye başlıyorlar. Yani ne kadar kirlenmişlerse, yeni gelen nesil o kirliliğin içine doğmak zorunda kalıyor.

Burada dikkat çeken ama bir o kadar da rahatsız edici bir hatıra anlatmak istiyorum. South Carolina’da doktora yapan bir arkadaşımın birebir gözünün önünde gerçekleşen bu olayda, iki genç kız var. Bu kızlardan bir tanesi diğerine kızmış ve sokak ortasında bağırıp çağırıyor. En sonunda, çok afedersiniz, “senin benden farklı neyin var, işte bendekiyle aynı” diyerek, iç çamaşırlarını çıkartıyor. Aynısını karşısında bağıran kız da yapıyor ve durum söz de eşitleniyor. Sokak ortasında gerçekleşen olayın garabetine bakar mısınız? Peki bu genç kızlar, en mahremlerini nasıl sadece bir organa indirecek bu noktaya geldiler? Bunun cevabını aramaya, Amerika’da ortalama bekâretin yitirilme yaşının 13 olduğuyla başlarsınız, daha iyi anlarsınız. 18-20 yaşlarına kadar neler yaşanıyor, yani mahremiyet perdesi denebilecek neredeyse birşey kalmıyor.

Sanırım bu durumlardan dolayı, Amerikan imparatorluğu bir toplumu ele geçirmeye ilk televizyonlardan ve filmlerden başlıyor. Görmedikleri şeyleri onlara göstermek ve gözlerindeki perdeleri yırtmakla başlıyorlar. Perdeler yırtıldıkça, kendisini daha medeni sanan bir toplum ortaya çıkartıyorlar. Bu toplumlar da kendilerinde yine bu belirlenen kulvarlarda ve yarış kuralları içeresinde, “ahlaksızlık ve hayasızlık” yarışı içinde yuvarlanmaya, nesilden nesile aktarılan bir hastalık olmasından dolayı da içinden çıkılamayan kronik bir vakıaya dönüşüyor.

Gazze İçin Coca Cola İçmeyin!

Öncelikle sağlığınız için Coca Cola içmeyin demek isterim ama türk milleti olarak genelde sağlığımızı ikinci plana atmayı tercih ederiz.
Dolayısıyla, kendinizi düşünmüyorsanız madem bari Filistindeki çocuklar için Coca Cola içmeyin.

01/08/14 Güncelleme: Tüketici Köşesi Coca Cola’yı neden boykot etmeliyiz için çok detaylı bir neden listesi yayınladı. Allah rızası için “İ Ç M E Y İ N”!
24/07/14 Güncelleme: Coca Cola açıklamasında Filistin dostu olduklarını ve İsrail’e desteklemediğini söylemiş. Coca Cola dibine kadar İsrail’in ve Siyonistlerin yardımcısıdır.

Gazze İçin Filistin İçin Coca Cola İçmeyin
Gazze İçin Filistin İçin Coca Cola İçmeyin
css.php