İçeriğe atla

Amerikadan Sizlere

ABD’de yıllardır yaşayan birisi olarak, Türkiye’de yaşayan herkese ABD’den gelen herşeyi çok ince inceleyip ona göre almalarını tavsiye ediyorum. ABD’nin temelinde hırs, kıskançlık, bencillik ve nefsani bütün şerler vardır. Burada yapılan ve doğal hayatı yok eden herşey hep bu şeytani hislerin neticesinde ortaya çıkıyor. İcad edilen ve yapılan herşey para ve güç hırsı için yapıldığı için hiçbirşey uzun soluklu olmuyor çünkü hiçbir zaman hayra hizmet için yapmıyorlar. Samimiyetle yapılan, hristiyan dindar amerikalılar tarafından yapılan, “bu iş ile insanlığa nasıl hizmet ederim diye harekete edilen” işler hariç.

-Burger King-KFC-Pizza Hut gördüğünüzde,
-Herbalife, kilo verdirici, güzelleştirici, parfüm-kozmetik ürünleri gördüğünüzde
-raflarda cicili bicili paketlenmiş, “içindekiler” kısmında 20-30 tane adını sanını bilmediğiniz maddeler yazan hazır gıdalar gördüğünüzde
-Amerikalı’ların sözü olan “too good to be true”, “gerçek olamayacak kadar iyi”

  • yani MORTGAGE,
  • yani Bireysel Emeklilik Sistemi (BES),
  • yani kredi kartları, sigortalar, krediler, bunların hiçbirisi ücretsiz değildir ve olamaz, kimse kimseye babasının hayrına para vermez
  • yani 5 TL’ye burger menü,
  • yani TV’de reklamını gördüğünüz bütün ürünler

bunların hiçbirisi gerçek olamaz ve değil. Bir kere düşünün, TV’de reklamın 1 saniyesi binlerce TL ile ifade ediliyor. Bir firmanın öyle bir doyuma ulaşması gerekiyorki o reklamın bir sefer dönmesi için 25-30 bin TL verecek, bu reklam için 1 aylık imza atıp, toplamda 200-300 Bin TL’lik yatırım yapacak.

Aklımıza hep atalarımız
-niye hep meyve-sebze tüketirdi,
-niye kuzu etinden başka birşey yemezdi,
-niye hiç margarin yemedi de tereyağı ve zeytinyağı tüketti,
-niye betonarme binalarda değil de müstakil-ahşap evlerde yaşadı
-niye tabiatı yok etmek yerine tabiatın bir parçası olmaya çalışırdı

bunları düşünmemiz, aslımıza dönmemiz ve yeni nesillerimizi bu ölçülerde yetiştirmeliyiz.

Food Inc. Asrın Yiyecek Skandalının Belgesi

Yakın zamanda tekrarını izlediğim ve ağzımızın tekrar açıkta kaldığı, herkesin bilhassa yeni nesilin izlemesi gereken Food Inc. belgeselinin türkçe alt yazılı versiyonunu youtube’da buldum ve alta ekliyorum. Vidyo başladıktan sonra CC yazan kısımdan Türkçe’yi seçerseniz, türkçe alt yazı geliyor.

http://www.youtube.com/watch?v=j_ap_qefLjI

PKK ile barış neden şimdi?

Maddeler halinde aklıma ilk gelen düşünceleri yazacağım ve yorumu size bırakıyorum.

-Dünya devletleri olarak adledilen siyonist finansörlerin (Rothschild Bank, Lazard Brothers, JP Morgan, Lehman Brothers, Goldman, Sachs v.s.) gölgesindeki süper güçler, Kuzey Irak’ta çıkan petrolün ve doğalgazın (milyarlarca dolarlık rezervler bulundu) piyasaya girmesini istiyorlar.
-Türkiye son birkaç haftada Kandile ve PKK kamplarına yaptığı operasyonlarla masa başında verilebilecek kapitülasyonlara karşın Türk halkında mağlubiyet hissinin önünü almaya çalıştı.
-BDP’nin terörist Öcalan’ı ziyaret etmesinin tarihi Başbakan’ın Afrika gezisine çıkmasıyla aynı zamana getirildi, dolayısıyla siyasi olarak Başbakan’ın zor duruma düşmesi engellendi. Bundan öncede PKK ile yapılan birçok girişimde Başbakan yurtdışı seyahatindeyken yapıldı.
-PKK ve BDP, “anadilde eğitim”, “valileri kendilerin seçeceği” ve demokratik zemin deyip durdukları, “demokratik özerkliği ve eyalet düzenini” öne sürüyorlar.
-“Ana dilde” eğitim dedikleri konuda, Milli Eğitim Bakanlığına sızacak PKK’lıların adedi nedir? Kürtçe, matematik,fen,kimya,biyoloji anlatabilecek Türkiye Cumhuriyetinin varlığını birliğini savunacak öğretmen sayısı çok tartışılır.
-Jandarma ve Emniyet kuvvetleri valiye bağlı, dolayısıyla bir yandan teröristleri ülke dışına çıkartırken, yönetimin ve kontrolün en üst seviyeden kendilerine geçmesini istiyorlar.
-Özerklik ve demokratik haklar argümanıyla ortaya çıkan Barzani, Kuzey Irak’ta tam manasıyla kendi krallığını ilan etti. Bunun yanında Kerkük’te referandum olmadan önce yüzbinlerce kürdü oraya gönderip kütüklere yazdırmak suretiyle, oradaki çoğunluğu ele geçirdi.
-Barzani ile Maliki birkaç hafta evvel aralarında çatışma çıktığı zaman, Barzani Kerkük’ün civarına 125 tane tank ve birçok ağır silah gönderdi. “Kuzey Irak” kürdlere verileli ne kadar oldu ve bu kadar ağır silahı sınırımızın öbür tarafına ne zaman yığdı? Bu ağır silahları kim satıyor?
-Ortada ne gibi bir ittirip kaktırma dönüyor bizden gizleniyor ama Barzani’nin Suriye sınırını kapatması ve oradaki PKK yandaşı kürtlere yardımı engellemesi sanki Türkiye’nin anlaşmanın bu tarafından koştuğu şart gibi duruyor.
-Türkiye kamuoyundan büyük güçlerin Kuzey Irak’taki petrol, doğal gaz menfaatleri gizlenerek, herşey barış tabanında olmalı gibi bir ortam oluşturulmaya çalışılıyor. Bu iş için birçok gazeteci seferber edilmiş durumda ama Kürtler’in, Osman Baydemir’in ve diğerlerinin açık seçik olarak devamlı ifade ettiği, “kürtler bir halktır, Türkiye’nin doğusu kürdistandır ve siz burada işgalci güç konumundasınız” dedikleri ifadeler gizleniyor en azından ortalık yere dökülmüyor.

Açık ve net bir çözüm önerisi:
-Resmi rakamlara göre Türkiye’nin nüfusu 75 milyon.
-Terör ve sıkıntıların yaşandığı bölgenin nüfusu yaklaşık 8 milyon. Bu 8 milyondan, 3.5 – 4 milyon civarında özerklik, kürdistan ve PKK’nın taleplerini destekleyen bir toplum var.
-Bu şehirlere yakın alternatif bölgelerde toplu konutlar kurulup, buralara 3-4 milyon batı bölgelerinden-karadeniz-akdeniz ve anadolu bölgelerinden nüfus devlet desteğiyle taşınsa. Bir nevi Barzani’nin Kerkük’ü ele geçirmek için kullandığı göç yaklaşımı ile bu bölgelerde tekrar kardeşlik ve sükunet tesis edilse?
-Bu toplumlara toplu halde ayırım yapılmaksızın hizmet götürülse.

Son söz.
Bu ülkede birlikte, kardeşçe, elemde-kederde-mutlulukta-sağlıkta-zaferde barış içinde-eşit şekilde yaşamaya sonuna kadar “EVET”.
Burnumuzun dibinde siyonizmin 21. yüzyıl için gündemine aldığı “Büyük İsrail” hayallerini çağrıştıran ve bu fikirlerini fiilayata sokmasını sağlayacak bütün projelere sonuna kadar “HAYIR”.

Mysql Türkçe karakter problemi

Mysql türkçe karakter problemi, açık kodlu bir yazılımın zaman içinde gelişiminden doğan bir problem. Önceleri tam manasıyla türkçeyi destekleyemezken sonra desteklemeye başladıklarında bir sürü değişimler yaşandı ve eski kalan PHP v.s. yazılımları bu gelişimi yakalayamadılar. Ben de bundan nasibini alan birisi olarak hafta sonu veritabanında uğraşırken bu mevzunun içine takıldım kaldım. En sonunda REPLACE() fonksiyonlarıyla dolu bir kod yazdım ve çalıştı, onu da başkalarının ihtiyacı olabilir niyetiyle burada paylaşmak istedim.

Bu bilgi de bir veritabanında tutulduğu için komut tam manasıyla alt tarafa eklenemiyor ama sanırım karakterlerin büyük çoğunluğu var, eğer daha iyi bir çare bulur ve bu yazının altına yazarsanız memnun olurum.

REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (veritabanındaki alan,’þ’, ‘ş’), ‘Ãz’, ‘Ş’), ‘Ç’, ‘Ç’),’ç’, ‘ç’),’ð’, ‘ğ’),’ý’, ‘ı’),’þ’, ‘ş’),’Ð’, ‘Ğ’),’Ý’, ‘İ’),’Þ’, ‘Ş’),’Ã?’, ‘Ö’),’Ö’, ‘Ö’),’ö’, ‘ö’),’ü’, ‘ü’),’ð’, ‘ğ’),’ý’, ‘ı’),’Ã�’, ‘İ’),’Ãœ’, ‘Ü’),’Ä�’, ‘Ğ’)

Osmanlı Devleti yaşamak için nasıl bir yerdi?

Devamlı fay hatları yerinden oynayan, türbülanslar içinden geçen çok cahil bir toplumuz. Hiç okumayan, devamlı kulaktan dolma bilgilerle ve el yordamıyla bişeyleri öğrenmeye çalışılan çoğu zaman aklına-fikrine tecavüz edilen bir nevi kordonu kesilmiş anne karnındaki bir bebek gibi çırpınıp duruyoruz. Kordonomuz, tarih ile olan bağımız. Bu bağ kesilmeden, Osmanlı’nın yıkılmasından 100 yıl öncesinde başlayan gerileme dönemi, toplamda 200 yıldır devam ediyor. Okumayan, araştırmayan ama devamlı yeni gündemlerle ve modernitenin önüne çıkardığı birçok problemle boğuşmak zorunda kalan bir toplumda ancak deprem olur, çatışma olur, huzursuzluk olur.

75 milyonluk büyük bir topluluğa, büyük bir milletin torunlarına “cahillik” yaftasını bir celsede yapıştırmaktan kendim adıma üzgünüm çünkü ben de bu toplumun bir ferdiyim ama youtube’da, forumlarda, gazete yazılarının altlarında ve internetin her köşesinde bu milletin çocukları devamlı kavga ediyor, küfrediyor, hakaret ediyor kesinlikle birbirini dinlemeye, hoşgörüye dahi tahammülünün olmaması maalesef insana bunu söyletiyor. Toplumun her kesiminde devamlı bir gerginlik, didişme, güvensizlik, hakaret, çelişki, buhran hali var.

Youtube’da tartıştığım bazı arkadaşların Osmanlıya sayıp dökmelerinin akabinde geçenlerde gelen bir emaili hatırladım. Ceddine, dedelerine, Osmanlıcaya, Osmanlı bayrağına, 700 yıl hayatta kalmış bir çınarın köklerine kibrit suyu döken bu arkadaşlara, İngiliz büyükelçisi Lady Montague’ın Osmanlı toplumunu anlatmak için kullandığı ifadeleri burada paylaşmak istedim.

Osmanlı Devleti’nin hem de yıkılışa adım adım yaklaşılan asırlarından olan 18. asrın başlarında İngiliz büyükelçisinin eşi Edirne’de ve İstanbul’da bulunan meşhur Lady Montague olsun, birtakım Batılı seyyahlar olsun, o dönemler İstanbul’unu ve toplumumuzu tanıtırken şunları yazmışlar tarihe:

Türkler, çok dindar ve merhametlidirler.
Birbirleriyle pek münakaşa etmezler.
Şehirde kimse silah taşımaz. Pek az kavga ederler.
Az yerler.
Her sahada intizamı çok severler.
Her türlü eşya makul fiyatlara satılır.
İnsan, paşadan küçük bir bakkala kadar bütün Türklerin aynı okulda yetişmiş, aynı asalet mertebesine sahip büyük senyörler olduklarını zanneder.
İstanbul halkı, yeryüzünün en medenî ve en dürüst halkıdır. Şehirde sokak kavgalarına, maksatsız dolaşan serserilere, bağırıp-çağıranlara, dedikoducu kadınlara, herhangi bir fuhuş belirtisine, yüz kızartacak bir harekete rastlamak mümkün değildir.
Kirlilik ve kirli giyinme görülmez; hiçbir tarafta haylaz ve dilenci güruhuna tesadüf edilmez; evlere kilit vurma bilinmez.
Her tarafta muhtelif içtimâî grupların birbirlerine karşılıklı saygı duydukları müşahede edilir.
Dalkavukluk bilmezler.
O kadar dürüst ve namusludurlar ki, başka türlü olunabileceğini düşünmediklerinden ve herkesi kendileri gibi sandıklarından aldatılırlar, ama hiçbir zaman aldatmazlar.
Türklerde yalancılık, cinayet ve hilekârlık yoktur.
Hayırseverlik akideleri, hayvanlara da şamildir. Camilerin saçakları altına kuşların sığınması için hususî yuvalar ve mezarların yanına kuşların su içmesi için küçük tekneler yapmak, Türk medeniyetine mahsus hususiyetlerdendir.

Delta Skymiles ile mil biriktirmenin ve ucuz bilet almanın yolları

(Not bu yazı Amerikada yaşayan arkadaşlara yönelik yazılmıştır.)

Delta, KLM’yi satın aldıktan sonra uluslarası havacılıkta çok güçlü hale geldi. Bilhassa İstanbul’dan ABD’ye gelenler için THY’nin direk uçuş koymadığı yerlere (New York, Chicago, Los Angeles, Washington hariç) Delta çok iyi bir alternatif haline geldi. Türk Hava Yolları direk uçtuğu yerlerde fiyat avantajını kimseye kaptırmıyor ama o rahmetten Texas’dakilere ve bize yakın eyalettekilerin birçoğuna bir damla yağmıyor. Tabi Türk Hava Yollarının yemeği, komforu için $100-200 fazla verip Chicago yada New York bağlantılı İstanbul’a uçak arkadaşlar yok değil ama çevremdeki arkadaşların ekserisi fiyat farkından dolayı THY ile uçamıyor. Bize alternatif olarak KLM – Delta, Lufthansa ve çok nadiren British Airways kalıyor.

Amerikada 10 yılın üzerinde yaşayan arkadaşlardan “bu skymiles ve mile üzerinden bilet işini nasıl yapıyorsunuz, biz 10 senedir burdayız daha mile ile bilet almışlığımız yok” deyişlerinin üzerine kendi kullandığım metodları ve deneyimlerimi kısaca sizlerle paylaşmak istedim.

Delta Skymiles ile mil biriktirip ucuza nasıl bilet alabilirsiniz?

1-American Express’in Skymiles ile anlaşmalı olduğu kredi kartına başvurabilirsiniz. Anlaşmasına göre bazen 6 ay içinde 50 bin mile varan kredi kartları var. Eğer hali hazırda çok seyahat etmiyorsanız ve 1-2 yıl da bir beleş Türkiye’ye gidip geliyim diyorsanız en makul olanı bu. Off season (düşük sezonlarda) dönemlerinde Skymiles ile Delta üzerinden 60,000 mile Türkiye bilet alabiliyorsunuz. Takriben $100-$125 bir vergi ödüyorsunuz aman 1000 dolara olan bileti 100 küsür dolara çıkartabilmek güzel oluyor.

2-Yakınlarınız hangi uçak firmasıyla geliyorsa “ya bi kere gelmekle mile birikmez” demeyin ve kesinlikle bir mile hesabı açın. Delta için Skymiles, THY için Miles and Miles. Mile hesabı açmak bütün hava yollarında ücretsiz, email ve kişisel bilgiler yeterli.

Neden mi?

  • Mile lerin bir para değeri var. Her mile programının bir sanal alışveriş mağazası bulunuyor. En basitinden dergi abonelikleri bulunuyor. Örneğin 1 senedir Times dergisi bizim eve ücretsiz geliyor, Türkiye’den bizi ziyarete gelen abime açtığım mile hesabı sayesinde 4-5 tane ücretsiz süreli dergiler 2 haftalık ve aylık geliyor.
  • İkincisi ve bence çok çok önem arz eden madde de şu şekilde: Delta Skymiles mile lerinin süresi geçmiyor, yani expire olmuyor. Delta Skymiles programında aralıklarla kampanya düzenliyorlar ve mile satın alan ve transfer yapanlara bonuslar veriyorlar. Örneğin geçen sene mile transferi yapanlara %100 bonus veriyorlardı. Tarif edeceğim durum aynıyle yaşandı.

    1- Türkiye’den gelen kişiye Skymiles hesabı açıldı, seyahatin akabinde hesabına yaklaşık 12 bin mil oluştu.

    2- 2011’in Eylül ayında Delta Skymiles mile transferlerinde %100 bonus programı yaptı. Yani 12 bin mili başka bir hesaba aktarıyorsunuz, o kişiye 24 bin mil olarak geçiyor bunun maliyeti takriben $130-150. $130 dolara 25 bin miliniz oldu.

    Bu hesaptan çıkarak, 2 kişi sizi ziyaret etmiş olsa ve bu kampanyayı denk getirdiğinizde $260 dolar harcasanız, 50 küsür bin mile sahibi oluyorsunuz. 50 bin milin üstüne 10 bin mile daha biriktirdiğinizde, düşük sezonda Türkiye’ye 1000 dolar değerinde bilet alıyorsunuz. Dolayısıyla Mile ile alacağınız bu biletin maliyeti, bileti alırken ödeyeceğiniz vergi de dahil, toplam $450.

3-Sene içinde devamlı mile bonus programları oluyor. Mile programları bunlarla ilgili zaten email atıyor ama bazen belli gruplara yönelik yaptıkları kampanyalar olabiliyor. Bunları takip etmek için Flyertalk sitesinden (http://www.flyertalk.com/forum/airline-programs-374/) hangi firmadan mile hesabınız varsa, o yazı başlığına abone olmanız yeterli. Birileri birşeyler buldukça yazıyor ve size emailler geliyor. Dolayısıyla eften püften şeylerden (ankete katılma, doğum günü, Avrupaya kampanya tarihleri olarak belirledikleri zamanlarda seyahat edenlere %10 daha fazla mile vermek gibi v.s.) dolayı sene içinde binlerce ekstra mile kazanabiliyorsunuz.
4-En bombayı en sona sakladım. “Credit card churning” diye tasvir edilen, kredi kartı programlarındaki boşluğu kullanarak. Kredi skorum iyi, yakın tarihte kredi veya vade gerektirecek bir hesap açmayacaksanız ve kredi skorunuzda gayet iyiyse, kredi kartlarına başvurup, milleri alıp kapatmaktan 200 binin üzerinde mil kazanan ve dünya seyahati yapan insanlar var. İşi o kadar abarttıysanız veya abartacaksanız ben size çok yardımcı olamam ama bu iş için özel yazılımlar satın alıp, en uzak mesafeye en az parayla gidip en çok mili elde eden ve milyonlarca mil kazanan tipler var Amerikada. Bu işleri internette araştırırasnız dönüp dolaşacağınız site http://www.frugaltravelguy.com/ bu site oluyor. Bu adam kredi kartlarının mile programlarını, kampanyaları v.s. herşeyi takip ediyor ve sitesinde yayınlıyor. Güzel de reklam geliri kazanıyor. Bizim insanımız reklamlara tıklamadığı için Türkçe bloglar sürünüyor 🙂

Yukarıda yazdıklarımla biraz tezat kaçacak ama kredi kartları, mile programları, bonus ve puanlar bunlar tüketiciler olarak bizleri hipnotize etme ve kandırmak için kurulmuş kapitalizm oyunları ama eline para geçen insanların %90’ı bu işin teferruatına kafa yormak istemediği için %10’u ile de sistem içinde kurulan mile dönüşüm, bonus puan v.s. gibi şeyleri kaldırtma ve değiştirtme imkanımız olmuyor. Bize verdikleri ücretsiz bilet, ekstra bonus v.s. herşey ya kendi cebimizden yada başka birisinin cebinden çıkıyor ama elden birşey gelmiyor. En iyisi bir yerinden başlayıp, kullanamadığımız imkanları kullanmak.

Fileserve-Megaupload v.s. den sonra internetten nasıl dizi indiririm?

Önce hotfile.com, sonra megaupload daha sonra da fileserve teker teker patladı. Hotfile.com hiçbir sorgu sual sormadan farklı IP kullanıldı bahanesiyle hesabı kapattı, megaupload yakın zamanda patladı, fileserve de megaupload korkusuna sitesini film, program paylaşımı yapanlar için kullanılmaz hale getirdi. Bir nevi “bir aslan miyav dedi” mealinde birşeyler yaşandı ve şu an geldiğimiz noktaya geldik.

Dizi upload eden arkadaşlar (örn: dizi.nl) ne kadar bu işten para kazanmadıklarını, sırf amme hizmeti yaptıklarını iddia ettiyseler de diziyi yapanlar ve seyredenler haricinde herkes bu işten para kazandı-kazanıyor. Şimdilerde upload.to v.s. gibi siteler para ödüyor ona aktarıyorlar ama artık toplamda $200 bu dosya aktarma sitelerine kaptırdıktan sonra bu işe para ödeyecek benden metelik çalışmaz.

Peki ne yapmak gerekiyor? Benim bulduğum en hızlı ve kolay metodu sizlerle paylaşıyım.

Malzemeler:
1- Firefox
2- Flashgot eklentisi (www.flashgot.net)
3- Flashget (www.flashget.com) veya başka bir hızlı dosya indirme programı
4- Mümkünse AdBlock eklentisini de kurunki internetten dizi izletme iddiasındaki arkadaşların reklamlarla öldürdüğü sayfalarda boğulmayın
5- Firefox’u sadece bu yazı için kurduysanız (vah vah) Görünüm (View) -> Araç Çubuğu (Toolbars) -> Eklenti çubuğu (Add-on bar) yapmayı unutmayın

Dizinin indirilişi:
1- Google.com u açtıktan sonra sol taraftan Videolar sayfasına tıklayın (http://www.google.com/videohp)
2- İndirmek istediğiniz dizinin adını (örn: kurtlar vadisi 146) aratın
3- Sonuçlar çıktıktan sonra sol taraftaki filtre kısmından >20 dakikadan uzun seçeneğine tıklayın
4- Çıkan sonuçlardan izlemek istediğiniz bölümü tıklayın (tercihen 1 saatin üzerinde olanlar en ideal olanları)
5- Hangi siteye gittiyseniz reklamları v.s. kapattıktan sonra vidyo oynamaya başladığı zaman Firefox’un “Eklenti çubuğu”nda bir vidyo filmi ikonunun belirdiğini göreceksiniz. (aşağıda)
6- Bu ikona tıkladığınız takdirde otomatik olarak Flashget yada hangi programı indirdiyseniz o program devreye girer ve indirme işleminiz başlar.

Flashgot iconu

Not: Flashget veya başka bir dosya indirme hızlandırma programı kurmak zorunda değilsiniz. Firefox’un kendi “indirme yöneticisi” de işe yarıyor ama diğerleri 5-6 tane aynı anda bağlantı kurmak suretiyle bir dosyayı çok daha hızlı sürede indiriyor.

Gördüğünüz gibi sağa sola para vermeden, biraz daha düşük kalitede ama reklamlarla boğuşmadan dizi izlemek mümkün.

İyi seyirler

FBI Sosyal Ağları (Facebook,Twitter v.b.) nasıl takip etmek istiyor

Bugün takip ettiğim internet sitelerinde FBI’ın Sosyal ağları takip ettirmek için hazırlatmak istediği program haberi geldi. Bu linkten (PDF dosyası) kaba hatlarıyla nasıl bir program yazdırmak istediklerinin genel çerçevesi belirtiliyor.

Facebook hesabımı neden kapattığımı soranlara, “bundan 15 yıl sonra, yazdığın bir şeyin, gönderdiğin bir dosyanın hatırlatılmasından hoşlanır mısın?” dediğimde anlam veremiyorlardı ama işin aslını düşündüğünüz zaman ve arkanızda ne kadar çok bilgi bıraktığınızı değerlendirdiğinizde Facebook’tan aldığınız karşılığında verdiğiniz arasında büyük bir uçurum bulunuyor. Eğer 5-10 yaşlarında çocuğunuz varsa, artık bütün çocukluğu, ergenliği, gençliği, bekarlığı ve evliliği sanal ortamda dolayısıyla bu ortamları izleyen, gözleyen, takip eden ve kaydeden insanların elinde bulunuyor. Bu insanların arasında yabancı ve yerel devlet kurumları, istihbarat kuruluşları, sosyal ağlar üzerinden bilgi satın alıp size mal satmak isteyenler, sigortacılar, bankacılar aklınıza ne geliyorsa. Sizin belki profilinizde bulunduracağınız bir nüshayla değil en azından 10’larce belki 100’lerce nüshasını gerektiğinde kullanılacak şekilde katlanmış, kolalanmış şekilde arşivliyorlar.

Facebook’un “Gizlilik şartnamesi” ile ilgili yaptığı ilk değişiklikten sonra hesabımı sildim (2009). O değişiklikte şunun mealinde bir ifade geçiyordu:

“Facebook sunucularına gönderilen bilgiler, sunucularımızın fiziksel olarak bulunduğu datacenter’ımızın bulunduğu alana girdiği an, mülkiyet hakkı Facebook’a geçmiştir”

Yani bilgisayarınızdan Facebook’a gönderdiğiniz bir karakter, bir harf, bir isim, bir resim, ne olursa olsun, onların sunucularına girdiği an bütün mülk hakkı onlarındır ve sildirtme, kaldırtma gibi görsel olarak hakkınız bulunsa da, bu bilgilere sadece sizin ve arkadaşlarınızın erişimini iptal etmek suretiyle size göstermeyip kendi sunucularında muhafaza etme hakkı tamamen kendilerine ait ve buna karşı söyleyebileceğiniz-yapabileceğiniz hiçbirşey yok.

Benim saklayacak birşeyim yok diyenlerdenseniz, en yakın arkadaşlarınızla en son ettiğiniz kavgayı ve akabinden kendisiyle özel paylaştığınız sırlarınızı başka kimseyle paylaşıp paylaşmayacağıyla ilgili hissettiğiniz o huzursuzluğu hatırlayın ve 10’la katlayın, işte onun karşılığı Facebook, Twitter ve diğerlerine tekabül ediyor.

Acizane tavsiyem, kendi hesabınızı, ailenizi ve EN ÖNEMLİSİ küçük çocuklarınızı en acil tarafından Facebook’tan koparın.

Ağrı Dağına Uzaydan-Uydudan bir bakış

Ermenistan devlet başkanı Sarkisyan’ın yaptığı “Karabağı biz aldık,Ağrı’yı da siz alın” açıklamasının akabinde Google’da araştırma yaparkan, Ağrı dağının uzaydan yakın çekim yapılmış bir fotoğrafına rastladım. Resmin üstüne tıklarsanız daha genişlemiş halini görebilirsiniz.

Resimdeki ingilizce ifadeler: Ararat – Ağrı dağı, Armenia – Ermenistan, Java Flows – Lav akıntıları

Ağrı Dağının Uzaydan çekilmiş görüntüsü
Ağrı Dağının Uzaydan çekilmiş görüntüsü

ISS028-E-15023 numaralı bu fotoğraf, Nikon D2Xs dijital kamera ve 65 mm lenslerle 8 Temmuz 2011’de çekilmiş ve ISS Crew Earth Observations deneyi ve Johnson Space Center’deki Image Science & Analysis Laboratory tarafından paylaşılmıştır.

PKK (firatnews) ve Siyonistlerin (odatv) siteleri

PKK ve yeni yeni tanıştığımız Ergenekon-Balyoz davalarının arkasındaki insanlar (yaratıklar)… Bu davalar ve bu olaylar, PKK ile bize uzun zamandır oynatıldığı için baştan garipsedik sonra kolay alıştık. Peki bu davalara konu olan kişiler bu kadar kolay alıştı mı? Alışmadılar ve hergün aleyhte; tehdit, saldırı, hakaret ve tecavüzde bulunuyorlar. Bunların bir kısmı medyada yankı buluyor büyük bir kısmı bulmuyor ama bu kişiler hem ideolojilerini hem de fikirlerini yaymaya devam ediyorlar.

İnternette bu kişilerin sözcülerine nasıl ulabilirsiniz?
PKK’nın ve PKK sözcülerinin bütün haberlerini Hollanda’dan yayın yapan firatnews.org sitesinde saatlik güncellemelerle takip edebilirsiniz.

Siyonistlerin yayınlarını yayınlayan odatv.com malum başı da sabateistler ve beyaz türkler hakkında kitap yazan ve onlardan hoşlarına gitmeyenleri ifşa eden Soner Yalçın efendi.

Bu iki sitenin haricinde PKK’nın doğuda açtığı irili ufaklı haber portalları. Örneğin Batman PKK sorumluluları: durushaber.com Hakkari PKK sorumluluları yuksekovahaber.com Ağrı ve Van’da da var ama bu siteleri güncelleyecek çok vakitleri yok, daha çok firatnews.org u güncelliyorlar.

Guncel-online.net mevzusu
Bir de enteresan bişeyden bahsetmek istiyorum. Firatnews.org haricinde bu kişilerin bir de geçen sene aktif olan gundem-online.net diye siteleri vardı. Gece gündüz Türkiye aleyhinde yazılar yazar, hakaretler ederdi. 4-5 ay kadar evvel site birden yayından çıktı. Arada bir kontrol etmeye devam ediyordumki site birden ERMENİCE bir haber portalına dönüştü. Şimdi eğer gundem-online.net sitesine girerseniz ne dediğimi anlayacaksınız. Acaba neden bir başka dile değişmedi de Ermeniceye değişti? Gundem-online.net ve abdullah-ocalan.com siteleriyle alakalı önceden yazdığım bir yazıyı da dikkatinize sunuyorum.

PKK’lılıklarından ve BDP’liliklerinde en çok da kürt geçmişinden ve kafatasçılıkla bişeyler yapmaya çalışanlara sesleniyorum.

Tarihinizi Fransada, dilinizi Ermenistanda, kuluçka döneminizi Suriyede, askeri eğitiminizi İsrailde ve bunlar için bütün paraları da EROİN, KOKAİN ve ESRAR ticaretinden beslenerek oluşturmaya çalıştığınız davanız, şehitleriniz ve kurmaya çalıştığınız özerk demokratik bölgesi, size HELAL olur mu? size YAR olur mu? Bu dünyananın bir ahireti, bu hayatın bir berzahı (kabir hayatı) varsa sizi toprak bünyesine alır mı?

Sizi değil İsrail’deki ağa babalarınızı, Ariel Sharoun’unuzu ve nicelerini almadı sizi de almaz, almıyor ve almayacak.

Hesaplanmış Kaos – Calculated Chaos – Danışıklı Dövüş

Türkiye’yi kaybetme ve ipini elinden kaçırma korkusu olanların planladığı bir kaosun tam ortasına düşmüş durumdayız. Ergenekon, Balyoz ve KCK. Üçünün de ucu dünyayı kontrol etme hırsıyla yanıp tüten ve bütün varlık nedenlerini buna adamış siyonistlerin kontrolünde, Türkiye’nin içine yerleştirdiği ajan-terörist-hain odakları.

“Kontrolü ele geçirdiniz, söyleyin ağzınıza geleni” diyen arkadaşlarıma defaatle anlatmama rağmen anlamadılar, anlamıyorlar. Türkiye’de olan ve sanki devletin zirvesinde gerçekleşiyor gibi gözüken bu mücadele, neredeyse Yüzüklerin Efendisi filmindeki, iyilik savaşçılarıyla – kötülüğün kalesi arasındaki savaş kadar keskin bir savaş. Bu savaş, Türkiye’yi 1800’lerin sonundan itibaren beri eline geçirmiş, Kazım Karabekir’in insafına sığınan doğudaki gayr-i müslim gençlerin orduya teğmen olarak girmesinden, 60’lardan başlayan ihtilal kuşaklarına ve 90’lardeki faili meçhul cinayetlere kadar uzayıp giden bir savaştan bahsediyoruz. Hak ile batılın, bir milletin sadece dini ve milli değerleri değil, neredeyse özgürlüğünün ve varlığını Anadoluda sürdürebilmesiyle alakalı bir savaş.

Bunu göremeyenler ve bunların içeride ve dışarıda kimlerle ilişkili olduğunu anlamayanlar, olayın açık-seçik nerelere gittiğini bırakın anlamayı, tasavvur bile edemezler. ABD’deki siyonist lobilerinin birebir sinir ağlarıyla bağlı olduğu ve Türkiye içinde irtibatta olduğu odakları ben bir zatihi müşahede ettim. Türkiye içinden İsrail’e; Genel Kurmayın, bu ülkenin kalbinin geçtiği karargahında gizli odalarda “canlı istihbarat” gönderdiğini ve bu odalara savcılar-hakimler gönderilmek suretiyle, bu kişilerin devletin en mahrem yerlerinden çıkartıldığını ne çabuk unuttuk? ABD’nin Orta Doğu, İsrail, Balkanlar, Avrupa, Rusya ve bütün dünya genelindeki stratejilerini anlamaya kafa yormayan ve bu stratejilerin içinde ve dışında Siyonistlerin nerede durduğunu göremeyenler, kat-i surette ne Türkiye’nin ilerlemesini, ne de birgün Ortadoğuda baskın güç olabileceğini anlayamıyorlar.

Gelelim “hesaplanmış kaos” meselesine. Recep Tayyip Erdoğan bütün seçim kampanyası boyunca “MHP-CHP-BDP bunların hepsi aynı” diye diye dolandı ama kimse dinlemedi, buna ben de kısmen dahilim. Şimdi dönüp bakıyorumki, aslında hakikati söylemekten başka birşey yapmamış. Neden mi?

CHP – Ergenekon sanıklarından 2 tanesini aday yaptı
MHP – Balyoz sanıklarından 1 tanesini aday yaptı
BDP – KCK sanıklarından 1 tanesini aday yaptı

Dikkatiniz çekiyor mu? Her birisi, Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde başına açılmış en büyük politik davalardan “1’er tane numunelik” aday seçmişler. Peki hedef nedir? Hedef, kanunlarla ve sistemlerle donatılmış koca bir devin beyninin içine bomba atmak. Nasıl? Bu davalarda göz altında bulunan 1’er kişiyi “kaçma tehlikesi yok” demek suretiyle çıkartabilirlerse, bu davalardan şu anda göz altında tutulan bütün sanıklar serbest kalacak. “Bu kişilerin de bir kaçma tehlikesi bulunmuyor ve eğer bir tanesi milletvekili olup çıkabiliyorsa kalanlarının günahı ne” denmek suretiyle kalanların hepsini de davalardan evlerine göndertcekler. Peki benim bu duruma “danışıklı dövüş, önceden hazırlanmış senaryo” dememin sebebi nedir? Bu konuştuğumuz numune alma, bütün bu davalardan tutukluların dışarı çıkartılması projesini, bizle “Türkiye yine seçime gidiyor, hadi şu gündem bi durulsun da kafamız rahatlasın” dediğimiz Şubat-Mart aylarında, bundan 3-4 ay evvel tasarladılar.

Şimdi birileri: “Efendim, zaten hukuka aykırı bir durum var, geç kalmış adalet adalet değildir.” Sistemin köküne ve devletin hukuki düzenine alenen tecavüz edilmeye çalışılmasa, yani sizin yaşamınıza kasteden bir yabani hayvanın varlığı ve buna karşılık sizin bu hayvanı elinden-kolundan tutup bir kenara hapsetmeniz gerekmese – Kesinlikle haklısınız. Ama belirttiğim gibi, bu kişilerin kurduğu kuruluşular ve aralarındaki bağlar neredeyse temeli 1600’lü yıllarda atılmış ve 400 yıldır gizli gizli ilerleyen grupların kontrolüyle hareket ediyor. Bu kadar derinden ve köklerden giden bir mikroba karşı siz nasıl mücadele edebilirsiniz?

Peki CHP – MHP ve BDP nasıl aynı? CHP ve MHP’nin içinde Anayasa ve Ceza Hukuku profesörleri var. BDP’de ve PKK’lılarda zaten avukattan bol bişey yok. Bunların hepsi bilinçli ve aralarında irtibatlı yapılmış bir koordinasyon ile, her birinin 1’er tane göstermesiyle bu mukavemeti kırmak, toplumda bir kaos çıkartmak ve seçimlerden daha yeni çıkmış bir ülkeyi tekrar bir bilinmezliğin içine sokmak için yapmışlardır. Bu savaşta CHP’nin önderliğini belirtmek için CHP 2 aday göstermiş, MHP 1 ve BDP 1 olmak üzere; bu hukuki mücadeleden en çok hasarı CHP alıyor gibi göstermek suretiyle, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin daha çok sesinin çıkması hedeflenmiştir.

CHP ve BDP’nin nabzını yakınen takip etmek istiyorsanız iki tane siteyi bir gözlemci gözüyle izlemenizi tavsiye ederim.
odatv.com -> CHP’yi ve CHP’nin içindeki odaklar
firatnews.eu -> BDP ve PKK TERÖRİST ÖRGÜTÜ içindeki odaklar

Yukarıda bahsini ettiğim konuların, ingilizce tabiri Calculated Chaos – Hesaplanmış Kaos (11 Eylül saldırılarında olduğu gibi) ve bizim öz türkçemizdeki karşılığı Danışıklı Dövüştür.

Doğuda görev yapan bir doktorun BDP’li ve PKK’lılarla ilgili izlenimi

Anti PKK - Terorist Abdullah OcalanHürriyet Gazetesi Yalçın Bayer 13 Haziran tarihli köşesinden alıntı yaptığım mektubu alta ekliyorum. Geçenlerde yazdığım Her Fırsatta Kürtlükleriyle Övünen Ayrımcı BDP’li – PKK’lılara yazısını geçen hafta izlediğim bir tartışma programının akabinde, belki bu insanlara çok yüklendim ve haksızlık yaptım diyerek siteden kaldırdım. Ama devletin doktorunun Doğu ile ilgili yazdığı mektubun %99’unun benim bildiklerimle, gördüklerimle ve duyduklarımla paralellik gösterdiğini görünce artık şeksiz, şüphesiz hem o yazıyı yayına geri koydum, hem de bu yazıyı yayınlıyorum. Bu mektupda belirtilenin yanında “çocuklara eğitim için verilen para 1-2 gün gecikince okula gidip çocukları eğitimden almakla tehdit eden annelerin, kollarında altın bilezik dolu olduğu halde sırf öğretmenler ceplerinden para harcasın diye çocuklara üst baş almadıklarını” biliyor muydunuz?

DOĞUDA YAŞAYAN VE YETİM HAKKI YİYENLERİ ALLAH’A HAVALE EDİYORUM.

(S. Hakyemez, elektronik postayla gönderdiği yazısında bir gerçeği ifade ediyor.)

BURAYA ilk gelince insan önce bir şeyler başarmak istiyor ve bütün olanaklarını zorluyor. Ancak bir süre sonra bütün isteğini kaybedip “Ben burada ne arıyorum?” diye sorgulamaya başlıyor. Malzeme temini yerel firmaların kontrolünde (ki hepsi siyasilerin). Hastane yönetimlerine baskı had safhada. Siyasiler hastane üzerinden resmen devleti soyuyorlar. 1’e mal olanı 4’e satıyorlar.

İnsanlar doktorlara karşı büyük bir öfkeye sahip. Geldiğimden beri darp edilmeyen arkadaşım kalmadı.

Burada halk aşırı şımartılmış. İnsanların işini halletmeyince ya kaymakama gidiyor, ya da “Ben PKK’lıyım, seni vururum” diye tehdit ediliyoruz. Can ve mal güvenliğimiz sıfır. Kimse vergi vermiyor, elektrik-su vb. faturalar ödenmiyor.

Herkese ayda 150 TL çocuk parası (ki çocuk başına), çocuk ultrasonda görüldüğü andan itibaren de mama ve bez parası ödeniyor.
Okula giden her çocuğa devlet harçlık veriyor, harçlık gecikince anneler okulu basıp çocukları okuldan almakla tehdit ediyor.
O çocuklar ne yapıyor peki? Üzerlerinde üniformaları, ellerinde PKK bayrakları ile DTP mitingine gidiyor. Herkese, eksin ya da ekmesin, toprak yardımı yapılıyor (ki zaten kimse ekmiyor ya).
Bu yardımda sadece beyana
bakıyorlar. Adam 5’i 50 yazdırabiliyor. Van’da dağıtılan paraya bakınca, göl bile tarım arazisine sayılsa
az gelir. Her cuma kaymakamlık elden nakdi para dağıtıyor.
Buralarda tek vergi verenler devlet memurları… İnsan içinden ve de dışından lanetler okuyor.
(Bu yazıyı herkese dağıtın, bilinsin. Neden terör de bitmiyor daha iyi anlaşılır sanırım. Terör biterse bu insanlar çalışmak zorunda kalabilir, devlet denetimini daha iyi yapabilir… İsterler mi bu rantın bitmesini!)
Sevgiyle kalın!

GYM FORM ABS & CORE – SAKIN ALMAYIN!

Biraz evvel ShowTürk Euro (gurbetçilere yönelik yapılan yayın) kanalını izlerken “Gym Form ABS & CORE” isimli ürünü gördüm. Bu ve buna benzer ABD’nin artıkları şeklinde olan ürünlerin Türkiye’de satılmaya başlanmasının verdiği hayal kırıklığını bahsetmeden edemiyorum. Bu ürünleri ABD’de bundan 6-7 sene önce sattılar halen satmaya devam ediliyor ama bu şekilde yayınlar yapılarak reklamları yapılamadığı için eski hızında devam edemiyorlar. Bundan dolayı da Telemarket dedikleri satış taktiğiyle Türkiye’de ve 3.dünya ülkelerinde bu ürünleri satmaya başlamışlar anlaşılan. İşin kahpeliğine ve hainliğine bakarsanız, Türkiye’de ve halkımıza yönelik satmaya çalıştıkları ürünlerin “Firma adı”, websitesi bile bulunmuyor. Vapurlarda 1 TL’ye bütün bir ofis araç gerecini satan sahtekarlar gibi bunlar da bir seferlik vurgun yapıp, o an aklını çeldiklere ürünü satıp geçiyorlar. Gerçekten çok yazık.

Bunları belirttikten sonra bu ürünle ilgili benim birebir yaşadığım deneyime geliyim. 2006 yılında kilo vermeye başladığım zamanlarda, karın kaslarım ortaya çıkartmak için ne yapabilirim diye Amazon.com da zayıflama ürünlerine bakarken aynı üreticinin 2006 yılında çıkartmış olduğu başka bir ürününü buldum. Reklamlarından izleyip internetten araştırdığım kadarıyla o ürün ile yeni çıkarttıkları “Abs & Core” ürünü aynı şekilde çalışıyor. İşin enteresanı internette hiçbir yerde bu ürünü ve bu ürünün nasıl çalıştığını izah eden bir çalışma bulamıyorsunuz. Benim deneyimlerimden edindiğime göre bu ürünün çalışma taktiği: Elektrik sinyali vererek kasın tepki vermesini ve bu şekilde oturduğunuz yerden kasın çalıştırılmasını hedefliyorlar. Bu mantıkla kas uyarıya cevap vererek bir kasılma gerçekleştirdiği için zayıflayacağınız ve oradan kas ortaya çıkacağını iddiasında bulunuyorlar.

GYM FORM ABS & CORE ZARARLARI

Gelin görünki kazın ayağı kesinlikle öyle değil. Elektrik sinyaliyle bir manada sinir sisteminize müdahale ederek karnınızda veya cihazı koyduğunuz her yerde bulunan kasların kasılmasını sağlayan alet, vücudunuzun düzenini alt üst ediyor. Bu aleti kullandıktan sonra 3-4 gün tuvalete çıkamadığım, baş ağrıları ve vücudumda çok garip bir huzursuzluk yaşadığımı ben biliyorum. Geri vermeye veya şikayet etmeye çalıştığınız zaman da karşınızda kimsenin olmaması işin ayrı bir boyutu.

Türkiye’ye İnternette Sahip Çıkmak

Bu konuyu çok uzun süredir düşünüyordum ama yazmamı ateşleyen ard arda gördüğüm birkaç yazı oldu. Bunlardan ilki cennet mekan Vahdettin’in devleti sattığını iddia edenlere çok güzel cevap veren (Vahdettin gizli anlaşma yaptı mı?) yazısı idi. Bu yazıyı sonuna kadar okurken, arada geçen ingiliz işgalini yönlendiren ve takip eden isimlerden Lord George Curzon ve Sir George Buchanan‘ı internetten araştırmaya başladım. Bu sırada nam-ı diğer “Ermeni soykırımı yalanı” meselesiyle ilgili yazılarını çok beğendiğim http://www.tallarmeniantale.com/ sitesi ilk sırada çıktı. Buradan da İngilizlerin Türk ve Osmanlı için çıkarttığı yalanları dile alan, 2001 yılında dile alınmış British Propaganda and the Turks (ingiliz propagandası ve türkler) isimli makaleye denk geldim.

Buraya kadar herşey süt liman. Yazıyı okumaktan hoşnut oldum ve digg.com sitesindeki hesabıma kaydetmeye karar verdim. İşler tam burada karıştı. Baktımki böyle can alıcı ve önemli bir makaleyi kaydeden ilk kişi benim!!! Bunun akabinde bir de “armenian” (ermeni) diye aratıyım dedim. İlk 10’da çıkan ve Ermenilerce kaydedildiği bariz gözüken yazıların hepsi (ekran görüntüsünü altta bulabilirsiniz) “Obama’nın Ermeni soykırımını kabul etmesi”, “Temsilciler meclisinin Ermeni soykırımını kabul etmesi” v.b. yazılarla ilgili. Lafa gelince tükürüğümüzle boğarız dediğimiz kitleler bizleri internette, meclislerde ve uluslararası çapta yerle yeksan edip ağzımızı açtırmıyorlar bile.

Peki digg.com delicious.com stumbleupon.com gibi sitelerde bu gibi haberlerin en üst sıralarda çıkmasının bize ne yapar?
Bu siteler günde milyonlarca ziyaretçi alan ve bir nevi internetin sosyal seyrini belirleyen siteler. Kaydedilen haberler kimi zaman birkaç saat içinde yüzbinlerce ziyaretçi alabiliyor. Dolayısıyla verilmek istenen mesaj çok kısa sürede bütün dünya nüfusuna ulaştırılabiliyor. Kendi ziyaretçileri haricinde Google, Yahoo, Bing gibi arama motorlarının haber sayfaları da bu sitelerde ilgi gören ve rağbet gören haberleri daha üst sıralarda gösteriyorlar.

Ne yapmalıyız?
Hemen digg.com, delicious.com ve stumpleupon.com sitelerinde hesap açmalısınız. Forum veya email hesabı açmaktan farksız, email adresi, kullanıcı adı ve şifre tanımlamak suretiyle hesap açabilirsiniz. Bu işlemleri ekran görüntüleriyle anlatan (Yazı 1: Digg this post nasıl kullanılır? Yazı 2: Digg nedir? Ne işe yarar? Nasıl kullanılır?) Hesap açtıktan sonra, örneğin “armenian” diye aratıp çıkan haberlerden bizim aleyhimize çıkartılmış olanları “Bury” diyerek gömebilir ve üst sırada çıkmalarına mani olabilirsiniz.

“Ermeni soykırımı” yalanına karşı, Filistinde ve Irakta öldürülen kardeşlerimizin katline karşı birşey yapamıyoruz diye hayıflanıyorsanız en azından elimizde böyle bir silah bulunuyor.

Dünya ülkelerinin askeri / silah harcamaları ne kadar?

Google Dünya bankası verilerini bünyesine kattı ve bu bilgileri arama şeklinde yapıldığı zaman sunuyor. Bu bilgilere ulaşmak için: “military expenditure” yazabilirsiniz. Google türkçeden “ordu harcamaları” ve “military expenditure” diye aratmaya çalıştım ama wikipedia önde çıkıyor onun için özel verilerin ve grafiklerin gösterildiği kısıma erişmek için altta verdiğim linki kullanabilirsiniz. Verdiğim linkte ayrıca Türkiye’nin bölgesinde etkin olan ABD, İsrail, Suriye, Ermenistan (etkin değil ama görmek istedim), Azerbaycan ve Yunanistan’ın askeri harcamalarıyla bir nevi Türkiye’nin durumunu karşılaştırmaya çalıştım.

Yapabileceğiniz diğer aramalar:
CO2 emissions
Electricity consumption
Energy use
Exports as percentage of GDP
Fertility rate
GDP deflator change
GDP growth rate
GNI per capita in PPP dollars
Gross Domestic Product
Gross National Income in PPP dollars
Imports as percentage of GDP
Internet users as percentage of population
Life expectancy
Military expenditure as percentage of GDP
Mortality rate (under 5)
Population
Population growth rate.

http://www.google.com/publicdata?ds=wb-wdi&ctype=l&met_y=ms_mil_xpnd_gd_zs&scale_y=lin&ind_y=false&rdim=country&idim=country:USA:TUR:SYR:ISR:ARM:AZE:GRC:IRN&tstart=567993600000&tunit=Y&tlen=20&hl=en_US&dl=en

Biz neredeyiz uzay nerede? Devletlerin uzaydaki uydularının sayısı

Bu fotoğrafı görünce (büyük hali için lütfen üstüne tıklayın) “big brother” olarak nitelendirilen “büyük abiler” nerede biz neredeyiz diye düşünmeden edemedim. Biri bizi gözetliyor mu yoksa biri bizi yukarıdan özetliyor mu siz karar verin. Bu fotoğrafa ve geldiğimiz şu noktaya bakınca ergenekon, balyoz ve diğer bütün gazozların ne kadar boş olduğunu ve bizim nelerle zaman kaybedip, nasıl geri kaldığımızı düşünmeden edemedim.

Dünya devletlerinin uzayda bulunan uydularının sayısı ve oranları

Amerikada yaşayan İsrailli yahudilerle ilginç bir deneyim

Uzun uzun İsrail ve komplo teorileri yazmayacağım, söz veriyorum 🙂 Dün bir arkadaşım Miami’den aradı ve yaşlı bir İsrailli ailenin yanında olduğunu, bilgisayarlarında problem olduğunu ve benim yardım edip edemiyeceğimi sordu. Ben de tabi ne olacak dedim ve bilgisayarlarına uzaktan bağlandım. Ekran görüntülerinde ve Internet Explorer ayarlarında bozukluklar vardı, onları düzelttim ama bunları düzeltirken birşey dikkatimi çekti. Benim de takip ettiğim İsrail’in istihbari yayın organı olarak tanınan http://www.debka.co.il (ibranicesi) bütün internet tarayıcılarının (internet explorer – firefox) ana sayfasıydı. Bunu gördükten sonra http://www.debka.co.il ve http://www.debka.com ‘un sitelerinin içeriklerini Google Çeviriyi kullanarak karşılaştırdım ve içeriklerinin farklı olduğunu farkettim. Debka’nın ingilizcesinde Dubai suikasti ve diğer dış haberlere yer veriyorlardı, ibranicisi ise baştan sona İran haberleriyle doluydu. Diğer bir ilginç yanı da bizim halkımızın avam kesiminin ana sayfaları hep gazetelerle dolu iken, İsraillilerin istihbarat siteleriyle dolu olması ve onları takip ediyor olmasıydı.

debka.co.il sitesinin türkçesi: http://bit.ly/9IsKRk
debka.com sitesinin türkçesi: http://bit.ly/cHnMdO

CSS ve Fatih Hayrioğlu’nun kitabı

CSS bilgilerimi tazelemeye ve en son table ve classlarla bıraktığım bilgilerimi nihayet AJAX, CSS 2.0 ve mümkünse CSS 3.0 ile tazelemeye karar verdim. İngilizce kaynaklardan araştırırken Fatih Hayrioğlu’nun web sitesine denk geldim. Yazılarını, örnek kodlarını kolaçan ederken CSS kitabı kısmıyla karşılaştım. Bu kısma göz attım atmasına ama indirip kafa atmaktan başka çare olmadığına kanaat getirdim. Amatör ruhlu çok güzel ve ince eleklerden geçirildiği belli olan bir çalışma olmuş. Sitesine yorum bırakıp teşekkür etmeyi düşündüm ama teşekkür edenlerin sayısı 1000’i aşmış, 1001 olmaktansa buradan hem tanıtım yapıp, hem link verip hem de teşekkür etmek istedim.

CSS öğrenmek isteyen ve türkçe kaynaklar bulmaya çalışan arkadaşlara tavsiye ederim.

http://rapidshare.com/files/95016847/CSS_GIRIS.zip
http://rapidshare.com/files/305881410/CSS_GIRIS.zip

css.php