İçeriğe atla

İsrail Filistin Sorunu

Üst Akıl nedir?

Herkesin kafası süper karışık. Televizyonları açınca “üst akıl”, “yan akıl” muhabbeti dönüyor ama kimse bunun ne olduğunun adını koyamıyor. Kendi adıma “ben işi çözdüm” deme kibrine ve hatasına kapılmadan şunu söyleyebilirim, bilhassa kendi mesleğime bakan yönüyle bu “üst akıl” denilen yaratığın ne olduğu ve nereye gitmeye çalıştığını anlıyorum, onun için sizlerle paylaşmak ve sizin de görüşlerinizi almak istiyorum.

Üst akıl, dünyada 7.5 milyarlık nüfusa karşılık, nüfusu 50 milyon olan, kendisini seçilmiş zümre olarak gören azınlık bir azılı güruhun bütün dünyayı kendisi için çalışacağı, yaşayacağı ve hatta öleceği bir yapı.

  • Bu güruhun temel mantığı rekabet etmek değildir, bitirmek ve domine etmektir.
  • Sayıları yetmediği için domine edemediklerini, büyük vücudlu başka yaratıkların bedenine girerek onlara yaptırtmaya bayılırlar. Kendisini büyük sananları çok severler. Kendisini zeki sananları çok severler. Onların etinden sütünden sonuna kadar faydalanırlar.
  • Demokrasiye ve güçler ayrılığına taparlar. Bu şekilde sistemi parçala-böl-yönet mantığıyla çok rahatlıkla işlerler ve kontrol altına alırlar.
  • Eğer yetişmiş adamları varsa “din” harika bir aygıttır. Yetişmiş adamları yoksa “sekülerlik” ve laiklik olmazsa olmazdır.
  • Özgürlüklere bayılırlar. Bilhassa “kadın özgürlükleri” aile ve tarım tabanlı toplumları parçalamak adına mükemmeldir.
  • “Kadın hakları” ve feminist haklarıyla aileye istedikleri darbeyi yaptıktan bir müddet sonra “azınlık hakları”, “homoseksüel hakları” şeklinde listeyi genişletirler. Azınlıkların çoğunluklardan hakkı olanı alması gibi bir ortam oluşturmak suretiyle, toplumların hassasiyetlerini kaşırlar. Toplum ayrıştıkça devlet denilen kasadan istedikleri paraları istedikleri şekilde çalma imkanları olur. Eğer toplumlar ayrışmazsa onlara holiganlık yapacak alan kalmaz, holiganlık yapamazlarsa mefaat elde edemezler.

Bu yapının omurgası:

  • Finans
  • Siyaset
  • Sağlık (medikal endüstri)
  • Gıda ve sektörü
  • Eğlence
  • Silah sanayii
  • ve son senelerde en çok sevdikleri İnternet endüstrisi.

Şeytanın dünyada temsilciliğini üstlenmiş bu güruhun sayısı az olmasına rağmen müktesebatı 400 senedir. Onlarla mücadele edebilmek için çok iyi derecede kuran-ı kerim, tefsir, akaid, tarih ve sosyoloji bilmek gerekir.

Sık boynumuzdaki Urganı FİRAVUN, Sık ki Aklımız Başımıza Gelsin

Kubbetüssahra Mescid-i Aksa Filistin

Vücuda bir mikrop nasıl girer?

Mukavemetinin en zayıf olduğu ve en müsait bulduğu delikten.

Vücud: 1. Dünya savaşından hemen önce bitap ve bitkin düşen Osmanlı
Delik: İstanbul’a nispeten en uzak sayılacak Filistin.

Filistinde düşen sancak neydi? O sancağı geri nasıl kaldıracağız?

Hedefimiz bu olmadığı müddetçe taarruzda olan bir FİRAVUN sürüsüne karşı kendimizi savunmaya çalışmaktan başka birşey yapamacağımız.

TEK HEDEFİMİZ MESCİD-İ AKSA, KUDÜS ve FİLİSTİN OLMAK ZORUNDADIR.

Fatih Altaylıdan 2012 senesinde okuduğum çok ibretlik bir yazıyı altta paylaşıyorum.

Bu yazıda geçen ana karakterler
Hindi: MESCİD-İ AKSA.
Hırsız: Siyonist – Firavunist Çete
Yaşlı Bedevi: Osmanlı
Çocuk: Türkiye

MESCİD-İ AKSA’YI KİMİN ÇALDIĞINI BULMADIĞIMIZ MÜDDETÇE SURİYE’Yİ, IRAK’I, LÜBNAN’I, LİBYA’YI, TUNUS’U VE en nihayetinde TÜRKİYE’Yİ KİM ALMAK İSTİYOR BULAMAYIZ.

Bir gün yaşlı bedevinin hindisi çalınır.
Bedevi oğlunu çağırır: “Çabuk bu hindiyi çalanı bul ve cezalandır. Eğer bulamazsan başımıza büyük felaketler gelir.”
Oğlan güler: “Baba delirdin mi? Bir hindi çalındı diye başımıza ne felaket gelecek?”
Baba bedevi kızar: “Hindi önemli olmayabilir. Ama çalınmış olması önemli. Dediğimi yap, hindiyi çalanı bul.”
Bedevinin oğlu, babasını ciddiye almaz. “Bir hindi için uğraşmaya değmez” diye düşünür.
Aradan bir süre geçer.
Bu kez bedevinin devesi çalınır. Oğlu koşarak çadıra gelir: “Baba devemiz çalındı.”
Baba, “Sen hindiyi çalanı buldun mu?” diye sorar.
Oğlan: “Baba deve gitti, sen hâlâ hindi diyorsun.”
“Sen hindiyi çalanı bul” der baba.
Oğlan gider. Deveyi çalan da bulunmaz.
Aradan biraz zaman geçer.
Oğlan yine heyecanla babasının çadırına dalar:
“Baba bu kez de atımız çalındı.”
Bedevinin en değerli varlığıdır Arap atı. Ama bedevi, oğluna “Sen hindiyi çalanı buldun mu?” der.
Oğlan gider.
At da, çalan da bulunamaz.
Ve bir süre sonra oğlan ağlayarak babasının çadırına girer: “Baba ablama tecavüz etmişler.”
Baba deliye döner, “Sana demiştim hindiyi çalanı bul diye. O gün onu bulup cezalandırsaydık bugün başımıza bu felaketlerin hiçbiri gelmeyecekti. Hindimizi çalabileceklerini görünce her şeyimizi kaybettik” der.

İsrail Filistin Topraklarını Adım Adım Nasıl İşgal ediyor?

[Dikkat]: Bu yazıda bahsedilen işgal; 1947, 1960, 1980 vesaire yıllarına ait değildir. Bu yazılanlar 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 ve müdahale edilmediği müddetçe devam edecek bir işgaldir. Tahtakurularının, hamamböceklerinin bir evi adım adım sarması gibi yavaş yavaş ve hergün büyük bir sinir harbi ile ilerlemektedir.

2014’ü hatırlar mısınız? Suriye kanıyor, Filistin ağlıyordu. Gazzeye hergün sahur ve iftar vaktinde bombalar düşüyor, İsrail silah endüstrisi yeni ürettikleri bütün silahları Gazze halkı üzerinde deneme imkanı buluyordu. (Bu tabi apayrı bir yazının konusu, Youtube’da bunların vidyoları mevcut Gazzeyi devamlı farklı silahlarla bombalıyorlar, vidyolarını kaydediyorlar ve bu silahların satışında bu vidyoları kullanıyorlar).

Gündemimiz malum çok yoğun. Dengesiz Türkiye siyasetçileri, beberuhi gazeteciler ile geçen günler. Ve zaman, Filistindeki Suriyedeki, Mısırdaki müslümanların aleyhine işlemeye devam ediyor. Boğazlarına 1947 yılında geçirilen idam düğümü hergün sıkılıyor, gün ve gün Batı Şeria toprakları İsrailli Siyonist Yahudi işgalciler (batı yerleşimci diyor bunlara) tarafından ele geçiriliyor.

Belki yakın zamanda Filistin haritalarına baktıysanız, nasıl küçücük adacıklar haline geldiğini görmüşssünüzdür. Peki nasıl oluyorda bu topraklar gıdım gıdım bu şekilde Filistinlilerin elinden gidiyor? Öyle kahpece, öyle haince, öyle şerefsizceki nereden başlamak gerekiyor bilemiyorum. Dilim döndüğünce adım adım size Batı Şerianın ve Filistin’in nasıl işgal edildiğini anlatmaya çalışacağım. Burada bir parantez açarak, “ah bu Araplar, Filistinliler topraklarını sattılar, islam davasına ihanet ettiler” diyenlerin kulakları çan gibi çınlasın. Filistindeki gündelik hayatta yaşanan zulümlerin vidyolarının sadece bir buklesini yazının altına ekledim. Onların nasıl bir zulüm, baskı, mobbing altında olduğunu bilseniz, yüzünüz kızarır, utanır, o söylediğiniz laflar ağzımdan çıkacağını boğazımı testereyle kesselerdi keşke dersiniz. Okumaya devam et

2015 – Avrupa’daki Yahudiler İsraile Yerleşiyor

Tarihler 1915’i gösteriyor. Abdülhamit tahttan indirilmiş, İttihad ve Terakki herşeyin içine etmiş. Rusyadan ve Avrupa’dan “Kutsal Topraklara” gitmesi ön görülen yahudi toplumu hareketlendirilmiş ve geri dönüşü olmayacak bir yola girilmişti.

Seneler 2015’i gösteriyor. Charlie Hebdo denilen şerefsiz bir siyonist dergiye düzenlenen şerefsiz bir saldırının ardından 10 Bin Yahudi Fransa’dan ayrılır ve İsrail’e ailecek yerleşmek için yeni bir nüfus hareketi başlatılır. Okumaya devam et

IŞİD – Ortadoğu ve Fitne Üzerine

2015 yılına gireli 3 ay oldu. Bilhassa Suriye’deki iç savaşın başladığı 2011 yılından beri aklımda devamlı bir fikir dolaşıyor.

Dünyada yanan ateş neden hep müslüman topraklarında? Filistin, Mısır, Suriye, Irak, Lübnan, Tunus, Libya, Bangladeş, Myanmar, Doğu Türkistan …

Efendim, islam zaten gerici, müslümanlar cahil vesaire vesaire, GEÇİNİZ lütfen. Eğer bu argüman doğruysa, sadece müslümanlar mı cahil? Güney amerikadakiler, Çin’in büyük bir bölümü çok mu ileri?

Ben ise durumu çok farklı değerlendiriyorum. Şu an yaşadıklarımızla 100 yıl önce dedelerimizin jenerasyonunun yaşadıkları arasında çok büyük benzerlik görüyorum. Ne tarihçiyim ne de sosyolog dolayısıyla bu konuyu metodlarına uygun bir şekilde tahlil edemiyorum. Okumaya devam et

AntiFiravunist ve Firavunistlik

Televizyonda haberleri izlerken, “antifiravunist” selamlamasını duyduğumda adeta zihnimde şimşekler çaktı. Selamın tamamı şu şekilde idi:

“Antiemperyalist, antikapitalist, antinasyonalist, antisiyonist, antifaşist en önemlisi de antifiravunist bir bilinçle selamlıyorum.”

Doğrusu Sn. Nuri Pakdil büyüğümüzün eserlerini okumuş değilim ama başka bir açıdan, siyonistleri-yahudileri ve bu zihniyetin hegamonyası altına almış olduğu evanjelist-batı ideolojisini yaklaşık 5 yıldır araştırdığım ve okuduğum için adeta okuduğum ve zihnimde tasdik ettiğim bütün kötülükleri bir kelime ile ifade etmeleri bende adeta bir uyanış meydana getirdi. Kendisinin hem edebi hem de aktivist derinliğini bir kelime ile hülasa etmesi bile kendisinin Necip Fazıl Kısakürek ödülüne layık görülmesinin ne kadar isabetli olduğu açısından beni çok mutlu etti.

Antifiravunist selam, Nuri Pakdil büyüğümüzün selamında zikrettiği diğer bütün zümreleri adeta tek başına içine alan ve bir kelime ile ifade eden bir kavramdır.
Okumaya devam et

100 Bin’de 4 Oranı Olan ALS Kovasına Alternatif – Gazze Kum Kovası

  • Çok konuşan, az iş yapan;
  • Çok harcayan, az sadaka veren;
  • Çok günah işleyen, az hayır işleyen bizlere,

Gazze İHH Temsilcisi ağabeyimizi çok güzel örnek olmuş.

100,000’de 1.2–4.0 teşhis edilme oranı olan, yani 100 bin kişide 1 ile 4 kişi arasında bulunan, ALS hastalığı için tanıdık tanımadık herkes kafadan aşağıya buzlu su döktü.

Dökmesin demiyoruz kesinlikle ama bu kadar da insan hayatının adeta aşağılandığı, hiçe sayıldığı, bir evcil hayvandan-küçükbaştan daha küçük görüldüğü bir dünyayı da reddediyoruz. Yazıklar olsun!

İsrail’in 2014 Katliamı – Gazze Şehitleri

Gazze şehitleri… Son 30 yılın en üzücü ve hüzünlü hikayesi Gazze’de kanla dolu bir sayfa kapanmak üzere. En azından bu sabaha kadar, katil İsrail anlaşmaya yanaşıyordu, bugün yine saldırı haberleri geliyor. Bu yazının konusu olan, “gazze şehitleri” sadece bir istatistik değil. Çünkü bir milyon insan öldüğü zaman, söz ile bunu ifade etmek çok basit. “1 milyon insan ölmüş”. 4 kelime. Halbuki her bir hayat, okunmamış ve yazılmamış bir kitap, nereden mi biliyorum? Kendi hayatımıza bakalım. Yaşadıklarımız ve yaşamayı hayal ettiklerimiz ne kadar çok değil mi? “O’ndan geldik ve ancak O’na döneceğiz” ayetince, vefat eden insanların hiçbirisi zayi olmadı, hepsi Rablerine kavuştu ama geride belki yüzbinlerce yetim, dul ve yaşlı kaldı. Hastanelerde iyileşmeyi bekleyen belki yüzbinler kaldı. Ama bize sadece “1 milyon insan ölmüş” dedirttiler.

Gazze ve Filistin’de olanlar da buna çok benziyor. Enkaz altından çıkartılanlarla birlikte 2100’den fazla şehit (inşallah) var. Bu kişilerin isim listesini yayınlamak ve en azından, bu sayfada yukarıdan aşağıya doğru hareket ederken, “vay be” demek ve en azından bu kadarını hissedebilmek istedim. Okumaya devam et

Gazze İçin Coca Cola İçmeyin!

Öncelikle sağlığınız için Coca Cola içmeyin demek isterim ama türk milleti olarak genelde sağlığımızı ikinci plana atmayı tercih ederiz.
Dolayısıyla, kendinizi düşünmüyorsanız madem bari Filistindeki çocuklar için Coca Cola içmeyin.

01/08/14 Güncelleme: Tüketici Köşesi Coca Cola’yı neden boykot etmeliyiz için çok detaylı bir neden listesi yayınladı. Allah rızası için “İ Ç M E Y İ N”!
24/07/14 Güncelleme: Coca Cola açıklamasında Filistin dostu olduklarını ve İsrail’e desteklemediğini söylemiş. Coca Cola dibine kadar İsrail’in ve Siyonistlerin yardımcısıdır.

Gazze İçin Filistin İçin Coca Cola İçmeyin
Gazze İçin Filistin İçin Coca Cola İçmeyin

Demir Kubbe (Iron Dome) Nedir?

Iron Dome (Demir Kubbe) 2011 yılında, Amerikan’ın verdiği destek paralarıyla ve ARGE destekleriyle hazırlanan, füze-misil savunma sistemidir. İsrail Savunma firması Rafael İleri Defans Sistemi tarafından, tanesi 50 milyon dolardan 9 tane alınmıştır. Bu 9 taneye ek olarak 15 tane daha alınması planlanmaktadır. Her bir ünitede 20 tane misil bulunmakta. İsrail’e aynı anda 20-30 tane roket atıldığı zaman bu savunma araçları yetersiz kalmakta.

Bu işin bir de ilginç olan bir maddi boyutu bulunmakta. Filistin’den atılan Kassam roketlerinin adet maliyeti $800-900 iken Demir Kubbe’nin attığı misillerin tanesi bazı kaynaklara göre $20,000 ile $50,000 arasında bazı kaynaklara göre ise $100,000 civarındadır. Hamasın ve Filistin’in son saldırılarında bu kadar fazla ve eş zamanlı roket ve füze atmasının bir açıklaması da bu şekilde yapılabilir. Günlük olarak yaklaşık olarak 200 tane roket fırlatıldığı takdirde, bunun İsrail’e maliyeti 4-20 Milyon dolar arasında olmaktadır. Askeri güvenlik açısından değerlendirildiği için, atılan kadar yedek ve yedeğin de yedeğinin tutulması gerektiğini düşünürsek, Hamas İsrail’e 200 tane roket fırlattığı zaman İsrail’e maddi olarak nereden baksanız 100 Milyon dolarlık harcama yaptırmaktadır. Bu harcamanın büyük çoğunluğu ABD tarafından karşılanmaktadır.

Demir Kubbe’nin bazı füze ve roketleri engellememesi ve açık alanlara düşmesini sağlamasının sebebi de maliyetinden kaynaklanmaktadır.

Demir Kubbe Iron Dome nasıl çalışır
Demir Kubbe Iron Dome nasıl çalışır

İsrail Filistin’e Neden Şimdi Saldırıyor?

Siyonist terör devletinin saldırılarıyla birlikte, birçoğumuz haberimiz olmasına rağmen çok da umursamadığımız bir “Gazze” mevzusuyla karşı karşıya kaldık. Bütün TV kanalları adeta ABD’nin Irak’a yaptığı körfez çıkartmaları gibi haberlerle doldu taştı. Gece saldırıları, füzeler, roketler ve tanklar…

Peki neden şimdi ve ramazan ayında? Bu soru gerçekten çok zor bir soru ve %100 cevabı kimse veremiyor. TV kanallarında şu ana kadar belki onlarca uzmanı dinledim. Birçoğu sadece en belirgin sebeplerle bu durumu izâh etmeye çalışıyor. Ama benim dikkatimi çeken farklı noktalar söz konusu ve bunları sizlerle bu yazıda paylaşmak istiyorum ama başlamadan önce temel oluşturacak birkaç bilgi notu vermek istiyorum. Bu maddeleri bir nevi ön bilgilendirme ve adeta artık gerçekliği %100 kanıtlanmış bilgiler olarak değerlendirebiliriz. Okumaya devam et

İsrail Filistin Sorunu – Zalime Okunacak Kunut Duaları

Peygamber efendimiz (s.a.v.) Müslümanlar zulüme maruz kaldığı zaman, hanefi mezhebine göre sadece sabah namazının farzında, diğer bazı mezheplere göre ise vakit namazlarının farzının son rekatında “rabbenâvelekelhamd” denileceği zaman yani rükudan kalkıp doğrulunduğu zaman, kunut duası okuyarak zalimlere beddua ederdi. Malum zalim siyonist İsrail, Filistinli kardeşlerimize hem barışta hem savaşta zulüm etmeye hızla devam ediyor. Bizim de

Hanefi mezhebinde, normal zamanlarda vitir namazının son rekâtında okunan kunut duası, Peygamberimizin de (s.a.v.) uyguladığı üzere, sıkıntı zamanlarında, sabah namazlarında da okunur. İkinci rekatın sonunda rüku’dan doğrulup eller kaldırılarak dua ve beddua edilir.

İngilizce kaynaklardan araştırdığım kadarıyla, diğer mezheplerde (hangileri olduğu net değil) her vakit namazında yapılabiliyor. Bununla ilgili ingilizce kısmı da altta ekledim.

3. Qunût takes place after ruku in the last rak’ah of all the obligatory prayers, whether the prayer is silent or loud prayer when performed in Jama’ah. There is no harm if it be confined only to the loud prayers since there is no specific evidence concerning this, as such the matter is flexible.

Kunut Duaları:
Türkçe okunuşu:
Allahümme innâ nesteînüke ve nestagfirüke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü neşkürukeve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.

Türkçe manası:
Allahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile öğeriz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve sana karşı geleni bırakırız.

Türkçe okunuşu:
Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.

Türkçe manası:
Allahım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbadetlerini sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.

Kaynak: biriz.biz/namaz/kunutduasi1.htm

İsrailli Sivillerin Nefreti

İsrailli Terörist Sivillerin Filistinlilere Yaptığı Zulümler
İsrailli Terörist Sivillerin Filistinlilere Yaptığı Zulümler

Ariel Şaron’un yaptığı saldırılardan ve Lübnan ile İsrail arasında 2006 yılında gerçekleşen savaştan sonra Gazzenin bütün her tarafı 5-6 metrelik duvarlarla kapatıldı. Sınırı olan Mısırın yeni diktatörü Sisi ile birlikte bu giriş çıkışlar da kapandı. Ondan beri bilhassa Batı Şeria’da, “yerleşimci” ismi verilen işgalci aileler, yavaş yavaş Filistinlilerin yaşadıkları toprakları ile İsrail Filistin’i işgal ediyor. Sivil görünümlü Siyonist Teröristlerin Batı Şeriayı ve Filistin’i nasıl işgal ettiğini okumak istiyorsanız tıklayın. Okumaya devam et

Filistin, Suriye, İsrail ve Ahir Zaman

Malum, Filistin bombardıman altında. Daha doğrusu Filistin’den kalan, açık hava hapishanesinde yaşayan Müslüman kardeşlerimiz ramazanda oruçlu olarak kurban ediliyor. Peki biz ne yapıyoruz? Birleşmiş Milletlere başvuruyoruz. Ne kadar garip değil mi? 2 Milyara yakın Müslüman aleminin başvurabildiği tek merci, yine bu zulmü yapanların buluştuğu Hristiyan ve Siyonist ajandaların birleştiği Birleşmiş Milletler.

Bir hadis-i şerif sabahtan beri zihnimi kurcalıyor. Ahir zamanda müslümanların ölüm korkusu ve dünya sevgisi… Neticesinde kazandığını zannederken birer birer kaybedeceği; dini, nesli ve insanlık gururu. Suriye ve Mısır’ın refah kapısı sınırına 1 MİLYON Müslüman gitse ve “EY ŞEREFSİZ ESED, ŞEYTANYAHU BU KAHPELİĞİ DURDURMAZSANIZ BİZ SINIRDAN GEÇİP SAVAŞMAYA GELİYORUZ” dese, sizce sonucu ne olur?

Sizi bu düşüncelerle ve Peygamber efendimiz (sav) ‘in hadis-i şerifiyle başbaşa bırakıyorum:

Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.”
Orada bulunanlardan biri: “O gün sayıca azlığımızdan mı?” diye sordu:
“Hayır,” buyurdular. “Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çer-çöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!”
“Zaaf da nedir ey Allah’ın Resulü?” denildi.
“Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.

Filistin Üzerine Şu Ana Kadar Yazılanlar

Dikkatimi çeken güzel bir siteyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Dunyabizim.com sitesi entellektüel yazılarla dolu, gündemin boş tartışmalarının dışında, fikir ve analiz paylaşan bir site. Malum, Filistin dediğimiz küçücük ada parçası yine çalkantılı, benim de dikkatimi bu sitede yayınlanan “Filistin üzerine kimler ne yazmış” yazısı dikkatimi çekti, sizinle paylaşmak istedim.

İsrail Filistin Sorunu – Barış olur mu?

Hem bu başlık, hem de bu yazı sayfalarca yazılması ve günlerce tartışılması gereken bir konu ama uzun yazıların okunmadığını farkettiğim için, kısaca fikrimi paylaşmak istedim. Bu konuda çok uzun ve derin araştırmalar yapmış birisi olarak, kısa ve öz olarak İsrail, vadedilen toprakları ele geçirene kadar, kuzu postuna girmiş kurt şeklinde sürüdeki bütün kuzuları avlayacaktır. Barışı sağlaması umulan Birleşmiş Milletler (BM) ve ABD bu konuda hiçbir zaman yaptırım sahibi olamaz nedeni de çok basit. “Barışı” temin etmesi gereken kişiler her zaman AIPAC (ABD İsrail-Yahudi lobisi) gibi, ABD’nin derinlerine yerleşmiş diğer siyonist oluşumlar gibi ekipler tarafından belirlenir, bu kişiler ara bulucu olarak atanır. Örneğin yakın zamanda ABD’ye dönen, aslen Avustralya vatandaşı olan Martin Indyk. 20 yıldır İsrail-Filistin barışını sağlamak adına ABD’yi temsil eden bu vatandaş (adı-soyadı farklı olasa da malum millete mensup vatandaş), bu görevden nihayet istifa ederek, Brookings Institution denilen tink tank kurumuna katıldı. Tabi, 20 yılda Filistin topraklarının adım adım, gıdım gıdım, işgal edilmesi ve yeni ele geçirilen her bölgede yeni yerleşim merkezleri adı altında, bildiğimiz işgalin gerçekleştirilmesine çok değerli katkılar da bulunduğu için teşekkür(!!) edilmesi gerekir.

Buyurun, 1946’dan 2011’e kadar İsrail’in “barış görüşmeleri” adı altında, her geçen gün işgal ettiği Filistinimizin masum ve hüzünlü halini siz de temaşa edin. Bu vesileyle hayırlı ramazanlar…

İsrailin Filistin topraklarını işgalinin resmi

Uyanıklar!

Uyanıklar!

Malcom X (rah)’e ait çok düşündürücü bir söz:
Bütün uyuyanları uyandırmak için bir uyanık yeter.

Müslümanlar uyuyor. Hatta bütün Dünya uyuyor. Ellerine verilmiş bir teknoloji çılgınlığı, twitter-facebook-iphone-android ve acaba bu akşam TV’de oynayacak dizide ne var, hafta sonu şu filme gidelim mi ile haftalar-aylar geçiyor. Parayı kontrol eden finans merkezleri hiç uyumuyor. Devamlı fitne-fesad çıkartmak için operasyon yapıyorlar. Venture Capitalist ismi altında oluşturulan paralı haçlılar (aslında ellerinde Davudun yıldızı var) bütün dünyaya sanal bir ruh giydirdi. Startup ve girişimcilik adı altında herkese altın tepside sunulan “milyarder” olabilme hayali ve herkesin bir Mark Zuckerberg olabilme durumu adeta fenonemenleştirerek, yüzbinlerce telefon uygulamarının, yüzbinlerce facebook oyunlarının ortaya çıkmasını sağladı. Bu sanal ruh, insanları topluluklar içinde yanlızlaştıran, inanılmaz bir bilgi akışının içinde cahilleştiren ve her yönden gelen datalarla insan muhakemesini işlevsiz hale getiren bir yapıya dönüştürdü. Artık kim hakiki, kim yalan, söylenenlerden hangisi doğru, hangisi yanlış ve en kötüsü ne yapmalıyızın cevabını bulmamız neredeyse imkansızlaştı. Her konunun savunucusu birçok taraf var. Bu birçok tarafın birçok taraflarla gizli menfaat ve çıkar ilişkileri var ve iş bu şekilde içinden çıkılamaz bir hal alıyor.

Dikkatimi çeken en hassas nokta. Birileri uyumuyor! Yahudi diyebileceğiniz, Siyonist diyebileceğiniz ama neticesinde bütün dünyayı yeni bir imparatorluk başlığı altında yönetmek isteyen, yeni kurulacak oluşumun merkezini Büyük İsrail ismini verdikleri Osmanlı coğrafyası merkezli topraklardan yapma hissiyatları hiç değişmiyor. Adeta 11 Eylül 2001 saldırısını bir başlama atışı gibi kullanarak, önce global finansal sistem içindeki trilyonlarca dolarlık parayı zimmetlerine geçiriyorlar. Akabinde Büyük İsrail projesiyle ilişkili olabilecek bütün ülkelerde birer birer fay hatlarını çatlatmaya ve orta-büyük ölçekli depremler oluşturmaya çalışıyorlar. Kurdukları fesad oyunu çok büyük ve içinden çıkılması çok zor gözüküyor. Yazımın başında bahsettiğim Malcom X’in (rah) sözüne geliyor. Şu anda uyuyan bütün milletleri uyandırmak için bir uyanık yeter. Ama bu uyanma safhası, 1. Dünya savaşında yaşandığı gibi çok kanlı bir operasyonla mı olacak yoksa gerçekten insanlık başına örülen bu çorabı erken bir noktada tespit edip, doğal bir reflekse bertaraf mı edecek?

İkinci ihtimalin olması çok zayıf gözüküyor. En iyisini Allah bilir ama resim çok iç karartıcı. Ailelerin dahi parçalandığı, toplumların bireyselleşme-bencilleşme ve sadece kendi isteği etrafında bir düzen kurma nefsaniyeti içinde böyle bir tâbi olma olayının gerçekleşmesi çok zor. “Ben aslında”, “ben söylemiştim”, “ben yaptım”,”bundan olduğu için” ile başlayan enaniyet cümlelerini herkes, bir diğerinin yüzüne veya gıyabında söylerken, şahsi üstünlüğünün baskınlığını ve kabul edilirliğini sağlamak adına karşısındakini ikna etmek için 2 katı daha fazla konuşmak zorunda kalması ve daha nice ruh-i enfeksiyonlar ve bunalımlar gösteriyorki, insanların bir hakikat etrafında ittifak etmesi gün geçtikçe zorlaşıyor. Çünkü herkesin içinde “ben” diye bir put ve putun etrafında “benim isteklerim” ve “benim hayallerim” şeklinde putcuklar tezahür ediyor.

Halbuki günlük koşuşturmanın dışına çıkılması halinde belki elimizden gelebilecek o kadar çok şey varki. Örneğin bir Kürt meselesi. Bu kadar büyük bir toplumsal mevzuyla ilgili en azından şöyle 5-10 milyonluk bir nüfusun Doğu şehirlerini seyahat edip olayları yerinde görmesi, arkadaş biz kardeşiz siz niye böyle yapıyorsunuz demesi gerekmez miydi? Örneğin Suriye meselesi. Halep-Latakya İstanbul’a uçak+karayolu ile 3-4 saat mesafede. Şu anda Türkiye’yi en derinden etkileyen bu mevzularda yüzlerce tweet atmanın, binlerce dakika internet sitelerini kurcalamanın ve haber okumanın halbuki kazandırdığı hiçbirşey yok.

Editörlerin, habercilerin, haber ajanslarının ve daha belki bilemediğimiz hangi güç katmanlarının kontrolünden geçip yayınlanan haberlerle bizim algımız kontrol edilirken, uyanıklar uyumuyor.

Amerikada yaşayan İsrailli yahudilerle ilginç bir deneyim

Uzun uzun İsrail ve komplo teorileri yazmayacağım, söz veriyorum 🙂 Dün bir arkadaşım Miami’den aradı ve yaşlı bir İsrailli ailenin yanında olduğunu, bilgisayarlarında problem olduğunu ve benim yardım edip edemiyeceğimi sordu. Ben de tabi ne olacak dedim ve bilgisayarlarına uzaktan bağlandım. Ekran görüntülerinde ve Internet Explorer ayarlarında bozukluklar vardı, onları düzelttim ama bunları düzeltirken birşey dikkatimi çekti. Benim de takip ettiğim İsrail’in istihbari yayın organı olarak tanınan http://www.debka.co.il (ibranicesi) bütün internet tarayıcılarının (internet explorer – firefox) ana sayfasıydı. Bunu gördükten sonra http://www.debka.co.il ve http://www.debka.com ‘un sitelerinin içeriklerini Google Çeviriyi kullanarak karşılaştırdım ve içeriklerinin farklı olduğunu farkettim. Debka’nın ingilizcesinde Dubai suikasti ve diğer dış haberlere yer veriyorlardı, ibranicisi ise baştan sona İran haberleriyle doluydu. Diğer bir ilginç yanı da bizim halkımızın avam kesiminin ana sayfaları hep gazetelerle dolu iken, İsraillilerin istihbarat siteleriyle dolu olması ve onları takip ediyor olmasıydı.

debka.co.il sitesinin türkçesi: http://bit.ly/9IsKRk
debka.com sitesinin türkçesi: http://bit.ly/cHnMdO

css.php