Malum Türkiye Ergenekon, Balyoz ve diğerleriyle ilgili yankılanmaya devam ederken, Amerikada enteresan bir haberle karşılaştım. ABD’de 277 milyon telefon kullanıcı bulunuyor ve FBI bunlardan istediğini hiçbir mahkemeden izin almadan “rutin takip” diyerek takip altına alıyor. Bu takipleri de kayıt altına almadıkları için kimin takip edildiği ve ne bilgileri toplandığına avukatlar mahkeme açtığı zaman ulaşılamıyor.
Kaynak: Newsweek
türkçe çevirisi: http://bit.ly/9fe4af
ingilizce: http://www.newsweek.com/id/233916
Bundan sonra internet serüvenim esnasında kısa kısa notlar düşmeye karar verdim. Twitter misali olacak ama bunları paylaşmanın faydalı olacağına inanıyorum. Bunların birçoğu yabancı kaynaklar olacağı için Google türkçe çevirisiyle birlikte link verip ingilizce bilmeyenlerin de faydalanmasına bir nebze de olsa katkı olmaya çalışacağım.
Pentagon 2011′de yosundan jet yakıtı üretim testlerine başlamayı, testler başarılı geçerse 2013 yılında üretime başlamayı planlıyor. Hali hazırda $2′a yosundan petrol üretildi şu anda $3′dan daha aza jet yakıtı üretimi planlanıyor.
Kaynak: Guardian, türkçe çevirisi http://bit.ly/bk9NHt
ingilizce: http://www.guardian.co.uk/environment/2010/feb/13/algae-solve-pentagon-fuel-problem
Merhabalar,
Habertürk TV’nin yayın politikası ve olaylara yaklaşımını çok beğeniyorum. Olaylara objektif yaklaştığınızı ve her tarafı konuya dahil ettiğinize inanıyorum. Fakat haber saatlerinin başlangıcında ve haber sırasında çaldığınız müzikler gerçekten çok rahatsız edici. Renkler ve zevkler tartışılmaz ama bu gerçekten bir zevk meselesi değil, çalınan müzikler insanın bütün sinirlerini geriyor ve resmen sinir harbine girip çıkmışa çeviriyor. Bu müzikleri haberler olmadan çalıp kendiniz dinliyor musunuz bilmiyorum ama sinemaların en hareketli ve gergin zamanında çalınan müziklerin, bütün haber bülteni boyunca kullanılması, zaten çok gergin olan Türkiye gündeminin üstüne bi de bizlerin bu şekilde gerilmesi hoş olmuyor.
Ricama ilgisiz kalmamanızı temenni ediyorum. Şimdiden teşekkür ederim.
Duygu ve düşüncemiz, Amerika’ya, Çin’e, Rusya’ya, Hindistan’a dünyanın neresine gidersek gidelim, insan yapımı olan ne varsa onun ana yapıtaşını öğrenip, Türkiye’ye gelip üretmek olmadıkça hiçbir yere ulaşamayız.
Amerika tink-tankleri ve istihbarat birimleri 21. yüzyılda “sanal savaşları”, “uzay savaşları” için hazırlık yapıyor. 7500 mil öteden (Kaliforniya merkezinden Afganistana olan mesafe) insansız hava araçlarıyla, yerden 10 km. yükseklikten Afganistan’daki hedef belirledikleri yerleri bombalıyorlar. Uzaya özel firmaların uzay cihazı yapıp adam göndermesini planlıyorlar. Ay’a üst inşa etme, orayı işgal etme planları yapıyorlar.
Bu noktalara nasıl geliyorlar? “Hiç ölmeyecek gibi çalışmakla” ve devamlı araştırma yaparak. İşin ilginç tarafı araştırma makalelerinin birçoğu internette mevcut. Doğru dürüst ingilizce öğrenen, ufkuna bunları geliştirmeyi koyan, doğru bilimlerle donanmış kişilerin bunları yapabilmelerinin önünde hiçbirşey bulunmamaktadır.
Bundan önce “IEEE ve Diğer Akademik Kaynaklar” şeklinde yazdığım makaleyle ilgili 1 tane bile email almamak ama günlük “1000 in üstünde” “msn şifremi unuttum” diye siteyi ziyaret edenlerin olması, geçmişimizle ve geleceğimizle ne kadar gururlanabileceğimizin ilginç bir göstergesidir.
Filistin’e yaptıklarından dolayı nefret ettiğimiz İsrail’i yerden yere vursak da, yaptıkları araştırmalarla 50 yıl içinde geldikleri noktayı bahsetmemek tam manasıyla haksızlık olur. Biz nerdeyiz? Darbecilerin bize yaptıklarıyla şikayetlerde, bizi geriye götürdükleriyle. Nasılsak öyle yönetiliriz. Kütüphanelerdeki bütün kitapları okuduk ve toplum olarak çok entellektüel bir seviyeye geldik ve çocuklarımızı farklı türde yetiştirdik de mi bu hallerdeyiz? Yoksa kendi menfaatimiz, bencilliğimiz ve perişanlığımızın peşinden koşturup hiçbirşey yapmamızdan ve başımıza çakalların geçmesinden dolayı mı?
Habertürk Bloomberg HT ve Michael Bloomberg ve Habertürk Bloomberg ve sorular yazılarını da okumanızı tavsiye ederim.
Bundan önce yazdığım yazıda, NewYork valisi Michael Bloomberg’in yahudi olduğu, İsrail’i alenen ve bizzat defalarca desteklediğini belirttim. Bunun yanında “New York ve İsrail özel bir bağ ile bağlı, milyonlarca New York’lu İsrail için dua ediyor.” şeklinde ifadesi ve Bloomberg Türkiye’nin (Bloomberg HT) yayın politikasıyla ilgili okuduklarımla ilgili (Public Release – Halk duyurusu) bu yazımda, bir sentez ve çıkarım yapacağım. Yazıma kaynak olan bütün kaynakları cümlelerime müteakip veriyorum dolayısıyla siz de takip edip kaynaklarımı inceleyebilirsiniz. Başlayalım…
New York’ta yaşayan Yahudi nüfusu 2001 sayımlarına göre 1.97 milyon yaklaşık 2 milyon diyelim (kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Demographics_of_New_York_City) New York’ta yaşayan yahudiler hem seçim, hem maddi kaynaklar hem de ticaret bağları yönünden çok bağlayıcılar. Bunu vali olarak bir yahudiyi seçip getirebilmelerinden de görebiliyoruz. Şimdi burada ben hipotezimi sunacağım. Hipotezim: “New York valisi Michael Bloomberg’in sahibi olduğu ve merkezi New York olan Bloomberg TV’nin beyin kadrosunda ve kilit noktalarında hep yahudiler” dir şeklinde. Buna hipotez diyorum çünkü anahtar kadro ile ilgili ne kadar araştırma yapsam da doğru bilgilere ulaşamıyorum. İsimler hep “sch – (örn: scherman) alman yahudileri”, polonya yahudileri gibi karşımıza çıkıyor ama tam netliğiyle çözülmüyor. Ama Michael Bloomberg gibi Yahudi oyuyla seçilen, her fırsatta İsrail lobisi yapan ve İsrail’e olan desteğini ve sempatisini açıklayan birisinin sahip olduğu bir şirkette yahudilerin yoğunlukta çalışmasını bence yadırgamamak gerekir. Altta yapacağım tespitler de bunun aslen böyle olduğuna işaret ediyor.
Bloomberg TV gelişmesine ve dünya çapında yayın yapmaya çok önceleri başlamış. 1994 yılında kurulan Bloomberg Medya şirketi, 1995 yılında Avrupaya açılım yapıyor. Yayın yaptıkları ülkelerden birisi de İngiltere. İngiltere’de 2005 yılında yapılacak genel seçim esnasında Bloomberg TV’nin adı büyük bir skandal ile anılıyor. (Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Bloomberg_Television#New_York_production Controversy kısmı) Bu skandal Bloomberg TV’nin devamlı “İşçi partisini” kayırması ve onların “ticaret manifestosu” diye hazırladıkları çalışmayı sunmasından ve diğer partilerin buna benzer sundukları bilgileri sunmalarına müsade etmemesinden kaynaklanıyor. Ne var bunda? İnterneti biraz daha çalkalayınca bir bakıyorsunuz bu “İşçi Partisi” İsrail’in dostu ve İsrail’i destekleyen bir parti. (Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Labour_Friends_of_Israel )
Burada bilmeyenler için bir anektot düşmek istiyorum. Bloomberg TV ve arkasında Yahudi sermayesi neden İngiltere’yi ve İngiltere’de yapılan seçimleri hedefledi? Çünkü İngilizlerin Yahudilerle ve Siyonistlerle çok derin bir kuyruk acısı var ve Amerika’nın aksine İsrail ile yakın hareket etme / İsrail’in menfaatlerini koruma ve kollama gibi aleni bir çabası bulunmuyor. Birinci dünya savaşı sonrasında Filistin’in hakimiyetini İngilizler almıştı. Ama Yahudilerin kurduğu terörist gruplar kanalıyla birçok askeri avlandı ve öldürüldü (bkz: İsrail ordusunu bugün oluşturen terörist grupları Irgun Lehi). Amerikada kuvvetlenen Siyonist yahudi taban, “Birleşmiş Milletler” kurulmasına ve bunun kararlarının bağlayıcı olmasını şart koştuktan sonra İsrail’in devlet olarak kurulmasına ve toprakların İngilizlerden alınmasına karar verdi. Bu da İngilizlere baya geniş bir kapak oldu. (bu konuyla ilgili meraklıysanız derin araştırma yapmanız için ön bilgiler sağlayabilirim, email atınız)
Anektotu düştükten sonra bir benzerlik dikkatini çekti mi bilmiyorum. İngiltere’de İsrail ve Siyonistler ne kadar sevilmiyorsa şu anda Türkiye’de de aynı şekilde. Osmanlının varisi ve Filistin’in esas sahibi Türk halkı ve müslüman topluluğu şu durumda hem avcunu yalıyor hem de zulme dur diyemiyor, onun için kuyruk acılarımız da İngilizlerle benzeşiyor. 2005 yılında İngiltere’de genel seçim vardı. Türkiye’nin önünde de genel bir seçim var ve eğer AKP hükümeti Anayasal değişikliği görev süresinde geçiremezse bu genel seçim dananın koptuğu çok büyük bir seçim olacak ve Türkiye’nin ne yöne doğru yolalacağının çok büyük bir belirleyicisi olacak. Bu seçimde en önemli parametrelerden birisi de ekonomi olacak çünkü halk parasızlıktan kırılıyor. Burada Bloomberg HT ve Habertürk’ün ekonomi kanalı devreye giriyor.
Bu yazıyı yazma nedenim “Bloomberg HT kime göre yayın yapacak” meselesine geri gelelim ve cevap vermeye başlayalım. Öncelikle İsrail’in menfaatleri ve Yahudilerin öncülüğünde yapacağından şüpheniz olmasın. Ne kadar da Habertürk TV ve Habertürk gazetesi İsrail’e karşı eleştirel gibi gözükse de; Bloomberg HT, İsrail aleyhinde yayın Y-A-P-A-M-A-Z. Çünkü Ciner Grubunun Bloomberg TV ile yaptığı anlaşma, New York, Londra ve Hong Kong’da hazırlanan haberlerin dağıtılması ve türkçeye çevirilmesinden ibaret.
(Kaynak: http://weblogs.jomc.unc.edu/talkingbiznews/?p=11113)
New York ve Londra ofisinin kimin kontrolünde haber yaptığını zaten biliyoruz, Hong Kong içinde su-i zan besleyip, iyi insanlar bile desek, %66’sı zehirli haberler isterse cennetten gelsin yine de Türkiye siyaseti, Türkiye ekonomisi için hayırlı haberler olmayacaktır. Yaptıkları haberler ve yayınlar Türkiye’deki Yahudi lobisinin ve İsrail egemenliğinin artması eksenli olacaktır.
Bloomberg HT, Habertürk ve Ciner grubu sayesinde Bloomberg TV’nin Türkiye’ye ihraç edilmesi durumu gündemde. Bunun şu anda tanıtımının yapılmasından duyduğum rahatsızlığı tekrar dile getirmek için yazıyorum bu yazıyı. Bloomberg TV’nin %88 sahibi (bkz. Aydın Doğan ve Medya imparatorluğu) olan Michael Bloomberg sahip olduğu milyarlarca dolarlık servetin yanında dünya ekonomisinin can damarı New York’un valiliğini de yürütüyor(!) Kendisinin Rus Yahudisi bir aileden geldiğini ve halen musevi olduğunu bundan önce yazdığım yazıda belirtmiştim. Bu yazıda Michael Bloomberg’in İsrail ile kurduğu yakın (!) bağlarına değinmek istiyorum. Sıraylaya başlayalım:
1- Michael Bloomberg ile ilgili internette yaptığım detaylı araştırmalar hep daha ilginç sonuçlar vermeye devam ediyor. Bunlardan ilki, İsrail’in ünlü Gazze saldırısı, one minute krizi olayı sırasında gerçekleşiyor. İsrail Gazze’ye bombalar yağdırırken, Michael Bloomberg İsrail’e destek amaçlı ziyarete gidiyor ve roket atıldığı belirtilen evlerde kalan kişileri ziyaret ediyor, hatta bu ziyareti esnasında bir roket saldırısı gerçekleştiriliyor. Kendisinin fotoğrafının da bulunduğu New York Times haberinde “Amerikalıların neredeyse tamamının İsrail’in kendini savunma hakkının olduğunu ve bunu uygulamasının da en tabi hakkı olduğunu” belirtiyor ve kendisinin de buna aynen katıldığını ifade ediyor. Bu yazının altına tutup İsrail’in attığı fosfor bombalarının fotoğraflarını demogoji olsun diye kopyalayacak değilim ama İsrail’li aileyi ziyaret edip Gazze’de yaşanan drama kör-sağır-ahmak ve öküz kalan birisinin düşüncesi bu doğrultuda. Bu haberin detaylarında başka bilgiler de veriliyor, altta verdiğim linkten kaynağına gidip okuyabilirsiniz.
(kaynak: http://www.nytimes.com/2009/01/05/nyregion/05mayor.html)

2- İsrail’in 55. yıl dönümünün kutlandığı 2003 yılında katıldığı bir seminerde sözlerine “hayırlı sabahlar arkadaşlar” diyerek başlıyor, İsrail’in 55 yıldır kendisini savunmasının ne kadar gurur verici olduğuna dokundurup, Bush’un İsrail’i ne kadar desteklediğini ifade ediyor ve bunun akabinde kendisinin de duruşunu ifade eden “hepimiz İsraili destekleyeceğiz” diyor.
(Kaynak: http://www.gothamgazette.com/citizen/jun03/russian_israel.shtml)
İşte o satırların ingilizcesinden bir kısım:
“Dobroye utro, druzya [Good morning, friends],” said Michael Bloomberg, greeting the participants in Russian. “For 55 years, Israel has been forced to militarily defend itself. And today it is the only country in the world, where people die every day in terrorist attacks. New York and the United States, led by President Bush, offer our total support to Israel. We always will!”
3- Temmuz 12 2009 tarihinde İsrailli asker Gilad Şalit (hangisi asker değil ki?) ailesinin New York’a yaptığı ziyarette Michael Bloomberg’i ziyaret ediyorlar ve Michael Bloomberg onların dertlerine ortak oluyor, moral veriyor ve her türlü desteği vereceğini belirtiyor.
(kaynak: http://www.levitt.com/news/2009/06/12/shalit-family-endures-%E2%80%98continuous-nightmare%E2%80%99/ )
4- İsrail’e parasal destek sağlayan Heritage Affinity Services (HAS) web sitesinde kendisinin ifade ettiği belirtilen şu sözlere yer veriliyor: “İsrail’in özgürlüğü için savaşan kahramanları dua ve düşüncelerimle destekliyorum. New York ve İsrail özel bir bağ ile bağlı, milyonlarca New York’lu İsrail için dua ediyor.
(kaynak: http://www.hasadvantage.com/hugs.asp?pos=14)
Daha liste uzayıııııııp gidiyor. Bu kadar “ı” koyduğumdan listenin çok uzun olduğunu anlamışssınızdır ama bir ölçü vermek hasebiyle belirtiyim. “Michael Bloomberg” ve İsrail destek diye google’da ingilizce arattığım zaman 105,000 sonuç çıkıyor. Bu bir kıstas mıdır? Bence kıstasdır.
Bunları okuduktan sonra, Bloomberg TV ve Bloomberg adı geçen bütün medya kuruluşlarının İsrail’in varlığı, birliği ve egemenliği için ellerinden ne gelirse yapacaklarından şüpheniz var mı? New York’ta yapılan en son valilik seçiminde 100 milyon dolar harcayarak, New York üzerinde kurduğu Yahudi egemenliğini ve bu şehrin kaynaklarının kendi niyetleri kapsamında kullanılmasını garantiye almasını nasıl buluyorsunuz? Peki Habertürk ve Ciner Grubu’nun böyle bir TV’yi Türkiye’ye getirmesini ve sanki matah bir halt yemiş gibi sunmalarına ne diyorsunuz? Ben “ayıptır” diyorum, “terbiyesizliktir” diyorum ve bunun altından ne çıkacak, Ciner Grubu kimlerle ilişkide ortaya çıkmasını merakla bekliyorum. Sanırım Doğan’ın yıldızının 10-15 yıl içinde sönmesi gibi Ciner Grubu için de 2020-2025 yılları arasında bir maytap göreceğiz ve o zaman bu ilişkilerin detayları çıkacaktır.
Sözlerimi bitirmeden uludağ sözlük’ten alıntı yaptığım şu kısma dikkatinizi çekmek isterim:
Amerika’nın 8. New York’un ise 1. en zengini. 3. kez New York belediye başkanı seçildi.
Yahudi bir aileye mensup olan Michael Bloomberg 1942 yılında Boston’da doğdu. Babası William Henry Bloomberg de annesi Charlotte Bloomberg de rus asıllı. Üniversite eğitimini John Hopkins Üniversity’de tamamladı. Harward Business School da doktora yaptı. 1975 yılında Susan Brown ile evlenip Emma ve georgina isimli iki kız çocuk sahibi oldu. Daha sonra eşinden ayrılan Bloomberg şu an büyük bir şirketin finans müdürü olan Diana Taylor ile birlikte yaşamaya başladı.Sabancı ya da Koç ailesinden birilerinin istanbul belediye başkanı olması için aday olduğunu düşünün. Seçimlerde verilen ödeneğe dokunmadan kendi cebince 100 milyon dolar harcadığını ekleyin. Sonra da yıllık 1 dolar maaş için sözleşme imzaladığını ve kentin sorunlarına yakın olabilmek adına işten eve, evden işe metroyla gittiği hayal edin. partiler üstü olmak için de bağımsız aday olduğunu da söyleyelim. siz bu denli idealist davranan birini 3. kez belediye başkanınız olarak görmek istemez misiniz?