İçeriğe atla

Farklı Olmak

Toplumların ve modern dünyanın yöneldiği tek yön “aynılık”. Bizden istenilen, satır satır birbirimizin üstüne yığılmak ve kendimizi hep farklı hissettiğimizi düşünmemize ve istememize rağmen, birçok alışkanlıklarımızın ve yaptıklarımızın aynı olmasıyla sonuçlanan bir modernleşmeyi yaşıyoruz. İlginç tarafı ise, bunca ortak noktamıza rağmen birbirimize karşı yanlızız. Bize özelleştirildiği iddia edilen bütün sunumlar sahte bir duygudan başka birşey değil. Bizi bizden daha iyi tanıyabileceğini iddia eden ama kendisini dahi bilmeyen birkaç bilgisayar ahmağından ibaret teknoloji. Bizi bize özelleştirmeyi isteyen ve kendisini “seçilmiş güruh” olarak gören ademoğullarından bir kesim, dünyadaki sayıca azlığına rağmen 7 milyarlık dünyayı kapsayabilmenin ve yönlendirebilmenin arzusu ve hırsı içinde iken biz kendimizle ilgili bütün verileri ortalığa saçmakta birbirimizle yarışıyoruz. Bize ait olan bütün verileri toplayan, bunları kategorilere ayıran ve bu verilerin üzerinden bize tavsiyelerde bulunacak 21. yüzyılın yeni “robot”ları üzerinde çalışan, aldıkları her veriyi patentleyen ve adeta özel kutucaklara koyup ilanihaye silinmeyecek şekilde muhafaza eden bu kişileri nasıl oluyor da hiç göremiyoruz? Kölesi yapıldığımız modern kapitalist hayatın getirdiği acılar yetmemiş gibi, ortalığa saçtığımız ve şahsiyetimizi temsil eden bilgilerin kölesi de olmamız ne kadar acı.

Kimden mi bahsediyorum? Google’dan, Facebook’tan, Twitter’dan, internetten, cep telefonlarından, cep telefonlarındaki uygulamalardan ve dijital ortama bizimle ilgili aktarılan her türlü bilgiden bahsediyorum. Bu her türlü bilginin hiçbirisini silemeyecek oluşumuzdan. Bir dakika sonra öldüğümüz takdirde, üzerindeki sahte mülkiyet hakkımız (sadece kullanmaya yönelik) bulunan bu verilerin hepsini tamamen devrettiğimiz asıl sahiplerinden bahsediyorum. Bu verilerin hiçbir zaman silemeyişimiz bir yana, kaç kopyasının yapıldığını, kaç kez satıldığını, kaç analizde ve lab çalışmasında kullanıldığını dahi bilemiyoruz.

21. Yüzyılda kendisi olmak isteyen, özgür olmak isteyen ve sadece kendisiyle muhatap olmak isteyenlere, neleri yaparsam farklı olurum diyenlere cevabım:
-Facebook/Twitter/Pinterest/Instragram hesabınızın olmamasıyla
-Sizden istenen TV programlarını (Acunun ABD’den çalıntı yarışmaları, TV’deki tartışma programları, saçma sapan magazin programlarını) izlememek ile
-Futbol/Basketbol gibi sporların S’sini dahi yapmazken, taraftarlığıyla vakit kaybetmemekle
-Bütün gün internette gazete sitelerini okuyarak vakit geçirmemekle
-İnterneti bir amaç olarak değil araç olarak görüp, kullanıp bir kenara atarak gerçek hayatımızı yaşamakla
-İçinde onlarca kansorejen kimyasal madde ve hayvanlardan elde edilen hormon ihtiva eden parfüm, şampuan, jöle, ruj, saç boyası kullanmamakla

Bu liste daha çok uzayıp gider ama modernitenin üzerimize kurduğu baskının belki bir kısmını burada zikrederek hatırlatmak istedim. Daha bunun gibi birçok şeyi “YAPMAMAK” ile bunları yapan milyonlarca insandan farklı olabiliriz.
Bunların hepsini yaparken ve bize yüklenmek isteyen her türlü algıyı alırken ve bizden beklenen her türlü tepkiyi verirken, nasıl farklı olduğumuzu düşünebiliriz? Twitter profili olup, arka görüntüsü ve farklı bir mesaj veren kişi ile yine twitter profili olup farklı arka görüntüsü ve başka bir mesajı olan ikinci bir kişinin birbirinden ne farkı var? İkisi de bu bilgilerin muhafazası için Twitter’a %100 güveniyor ve ikisi de kendisi profilini ziyaret edenlerde farklı etkiler oluşturmayı bekliyor. Hepsi bu kadar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

css.php