İçeriğe atla

Kosova Isınıyor

Pazar yerinde sivillerin otomatik silahlarla tarandığı sahneleri sanırım birçoğumuz hatırlıyoruz. Bosnadan bahsediyorum. Osmanlıdan kalma köprülerin yıkıldığı, Srebrenika ve kadın, yaşlı, bebek demeden katledildiği toplu ölümler. İki dünya savaşının çıkmasına neden olan Sırplar, %90’ı Arnavut olan Kosovanın kendilerinden ayrılıp egemenliğini ilan etmesine çok yüksek sesle karşı çıkıyorlar. Tekrar savaşa gireriz, askeri gücümüzü kullanırız diye açık açık tehdit ediyorlar. Ama bu sefer işler 90’lardan biraz daha karışık. İşin içinde devlerin menfaati de var. Olayı biraz gerip sarıp devlere geliyim. Amerika Irak’a girdiğinden beri İran’ın nükleer silah çalışması yaptığını iddia ediyor. Devamlı bununla ilgili açıklamalarda bulunup, diğer devletleri bu konuda bişeyler yapmaya çağırıyor. İyi güzel bu zamana kadar biz de buna inandık ve İran’ın nükleer silah geliştirdiğini sandık hatta sevindik… Ama geçen hafta sahtekarların efendisi Bush yüzü kızarmadan, utanmadan basın mensuplarının karşısına çıktı ve CIA’in kendisine yeni verdiği bir rapora göre İran’ın nükleer silah yapım çalışmalarını 2003 yılında terk ettiğini söyledi. Irak’a girmek için Saddam’ın nükleer silah yaptığını bahane etmesi ve yalan çıkması gibi İran’ın nükleer silah balonu da yalan çıktı. Tabi Bush sahtekarı İran’a devamlı bişeyler atfederken boş durmuyordu. Bundan birkaç ay evvel İran’ın muhtemel bir Avrupa saldırısına karşın Polonya’ya üst kurma çalışmasına başladı. Polonya çoğunluk itibariyle fakir bir ülke olduğu için karşılığında alacakları menfaate binaen bu teklifi kabul etti ve şu anda çalışmalar olanca hızıyla devam ediyor. Bu üste füze imha edici merkezler kurmayı hedefliyorlar. Polonya’ya kuracakları üstü desteklemek için Çek Cumhuriyeti’ne de ayrı bir üst kurup oraya da radar sistemlerini yerleştiriyorlar. Geçen ay İran’ın Cumhuriyet savaşçıları ismini verdiği özel tim ordusunu Amerika Birleşik Devletleri ‘terörist organizasyon’ olarak ilan etti. Politik sayılabilecek bu manevraların yanı sırası aylardır Amerikan şirketlerini İranla ticaret yapmamaya ikna etmeye çalışıp, İran’ın finansal gücünün önüne de geçmeye çalışıyorlardı. Akdenize gelen savaş gemileri de askeri alanda yapmaya çalıştıkları manevralardan bitanesi.

Amerika’nın Polonya’ya yani burnunun dibine kadar girmesine Rusya olanca gücüyla karşı çıktı ve çıkmaya devam ediyor. Amerika’nın asıl hedefinin İran değil kendileri olduğunu ifade ediyor. Amerika ve Rusya geçtiğimiz cuma günü bu konuyu görüşmek için Maceristanda tekrar bir araya geldiler ve bu durumu değerlendiriyorlar. Tabi politik oyunlarda tam hızıyla devam ediyor. Amerika Rusya’nın burnunun dibine kadar girerken Ruslarda buna karşılık verir gibi dün menzili kıtalar arasına ulaşan füzeleri başarıyla test ettiklerini basına açıkladı. Bu bir manada, sen benim burnuma kadar girip beni tehdit ediyorsun, ben de buradan ta Amerika’ya atacağım füzelerle seni tehdit ediyorum demek istiyor. Bunun yanında Rusya, Avrupa Askeri Birliği (Conventional Armed Forces in Europe (CFE)) olarak adlandırılan CFE’den askeri birliğini çekmeye karar verdiğini açıkladı.
Kendi aralarında deve güreşi yapan bu ülkelerden Kosovaya geri gelelim. Kosova’nın şu anki durumu ve Sırplarla görüşmelerle ilgili Amerika’nın birebir bağlantısı yok ama Avrupa Birliğini kukla gibi ellerinde oynatıyorlar. Aralık 19’a kadar bir karar vermezseniz bir tarafı açıkca desteklemek durumunda kalacağız diye mesajlarını Sırp tarafına iletiyorlar. Tabi Sırplarında arkasında Ruslar var. Babaları tarafından kavgaya itilmiş çocuklar gibi Kosova ve Sırp gruplar bir araya geliyorlar. Amerika şu anda Kosova’nın tarafında, bunda Rusya’nın Sırpları tutması da olabilir, Amerika’nın Avrupada daha etkin bir güç olmaya çalışması da olabilir. Ama ortada dönen oyunlardan ve entrikalardan sonuç olarak zarar gören yine Balkanlar, Kosova, istikrar ve barış gibi gözüküyor.

Kosova Isınıyor” üzerine 2 yorum

  1. deniz der ki:

    kosovada son bir senedir yabancilar sube polisleri dukkan dukkan turk ariyor evlerimizden cagiriyor ev sahiplerimizi ve pasoportlarimi aliyorlar gerekce merekce gostermiyorlar bir polis ooooooo turk oooooooooo burnunu burkuyor bunlar lutven denetlensin ben 44 yasindayim mahkeme nedir vollahi bilmezdim su bir sene icinde 4 sefer mahkemeye gonderildim 1 seferde sinir disi etti polisler bu en sonki dukkanima geldiler her seyim tamam gene pasopotrtumu aldilar ertesi gun hanimimi ev sahibimi dukkan sahibimi karakola cagirdilar bu imeili kim okursa ALLAHIN ADINA bir yetkiliye bildirsin benim su an 53 bin eu borcum var ve yakal[censored] 70 bin eu kosovada malzemem var neyi nereye birakim doneyim turkiyeye bu nasil bir duzen kosovayi yabancilar sube polislerinden 3 kisi perisan etti bizleri alllah adina birileri bunlari denetlesin ozellikle valdet mirena muharrem likaj bu iki polis memuru yuzunden

  2. Mehmet Buyukozer der ki:

    Nerdun HACIOĞLU’nun Amerika ve Rusya arasındaki ilişkileri çok güzel açıklayan yazısını alıntı yapıyorum.

    Batıyla Rusya arasında tedirgin verici füze, tank, top, tüfek destekli siyasete geri dönüş yapıldığı geçen her gün alınan haberlerle biraz daha kesinlik kazanıyor. Özellikle Amerika ile Rusya arasında kızışan silah polemiğinde Sovyet döneminden tek fark tarafların birbirinden söz ederken 90’lı yılların terminolojisini kullanarak birbirine hala “partnerâ€? (ortak) demeleri sert vurguları yumuşatıyor.

    Kısaca ne Moskova Washington’a, ne de Washington Moskova’ya güvenmiyor, kılıçlar kınılarından çekilmiş hazır olda tutulması tercih ediliyor.

    Yeni yarış ne zaman başladı? Sorusuna yanıt vermemiz gerekirse tarihini Mart 2004 olarak ilan edebiliriz. Amerika Kongresine sunulan istihbarat raporunda ilginç bir ifadeye yer veriliyordu. Askeri kurmayların hazırladığı belgede “Yarın Amerika ile Rusya arasında bir savaş çıkması durumunda biz daha güçlüyüz ve tahmin edilenden çok daha az kayıpla Rusya’yı dize getirebilirizâ€? deniyordu.

    Sözde gizli rapor elbette ilk önce basın, ardından da diplomatik kanaldan Moskova’nın eline ulaşmasının ardından, 11 Eylül sonrası birbirini Uluslararası teröre karşı müttefik ilan eden tarafların niyetleri bozuluverdi.

    NATO müttefiki ülkelerin ilk önce Afganistan’a Rusya toprakları üzerinden lojistik uçuş gerçekleştirmeleri zorlaştı. Ardından Orta Asya eski Sovyet cumhuriyetlerindeki Amerikan üsleri sorunlarla karşılaşmaya başladı.

    Karşı adım atma sırası yine ABD’ye gelmişti. Amerika Devlet Başkanı George Bush, kararlı bir ses tonuyla Washington’un teknik olanaklarını üst düzeye çıkararak halkının güvenlik özlemi olan “Füze kalkanıâ€? projesini hayata geçirmeye hazır olduğunu duyurdu. K. Kore ile İran’ın nükleer alandaki çalışmaları gerekçe gösterilerek füze kalkanı ön izleme istasyonlarının Avrupa kıtasına yerleştirileceği de belirtilmişti.

    K. Kore veya İran’ın es kaza uzun menzilli füze üretse, buna başlık olarak atom bombası yerleştirse bile Amerika güvenliğine sivri sinek misali etkisi olacağını çok iyi bilen Rusya, derhal tepki vererek “Füze kalkanının asıl kime karşı inşa edildiğini biz çok iyi biliyoruz. Hedef elbette Rusya. Rus füzelerini etkisiz hale getirmeyi hedefleyen bir ülke füze kalkanı destekli yarın bize saldırmayacağı ne malumâ€? deyiverdi.

    Moskova ile Washington arasındaki yeni silah tartışmaları eski “Soğuk savaşâ€? ilanı sayılmasa bile “Sinir harbiâ€? olarak arlandırıldı. Özellikle geçtiğimiz yıl ABD’nin füze kalkanı projesi çerçevesinde Çek Cumhuriyetiyle Polonya’ya iki üst kuracağını duyurması sinir harbini doruğa çıkardı. Washington planlarına göre Çek cumhuriyetinde çalışmaya başlayacak dev radar fırlatılan füzenin x-y koordinatlarını tespit edecek, Polonya’daki üste konuşlanacak kıtalararası füze avcısı roketler ise bunları vurmaya programlanacak.

    Yanıt verme sırası Moskova’ya gelmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika ile aralarındaki silah krizini Avrupa’da masaya vurmayı tercih ederek, batıya sert mesajlar veren ünlü Münih konuşmasını yaptı. Rusya’nın kendisini savunacak gücü olduğunu belirten Putin, “Bizim yeni akıllı füzelerimiz var. Ayrılan başlıklı bu yeni füzeler hedef şaşırtmasını becerdiği gibi hiçbir füze kalkanı tarafından etkisiz hale getirilemez. Boşuna para harcıyorsunuzâ€? anlamı çıkan mesaj vermişti.

    Bu tarihten sonra batıyla Rusya konuşmak yerine somut adım atmaya başladılar.

    Sovyetler Birliği döneminde uzun menzilli bombardıman uçakları TU-95 NATO klasifikasyonu (medved-ayı) hangarlardan çıkartılarak Ağustos 2007 itibarıyla kuzey deniziyle Atlas okyanusu semalarında devri uçuşları gerçekleştirmeye başladı. Rusya’nın füze taşıyıcı uçan kale uçakları haftada bir İngiliz ve Norveçli avcı uçakları tarafından yakın takibe alınmaya başlandı.

    Pratik amaçlı olmaktan ziyade “Biz hala varızâ€? anlamına gelen bu devriye uçuşlarında nükleer başlıklı füze bulunmadığı önemle hatırlatılmıştı.

    Ağır bombardıman uçak filosundan farklı olarak özellikle Büyük ve Hint okyanusunda devriye gezen Rus deniz altılarında durum çok farklı. Askeri verilere göre Rusya bu bölgede devamlı en aç 5 silah yüklü denizaltı bulunduruyor.

    Son olarak üç gün önce Rusya Savunma Bakanı Anatoliy Serdükov, Devlet Başkanı Vladimir Putin’e Rus filosunun son planlarını açıkladı. Rusya’nın Baltık, Kuzey ve Karadeniz filolarından 7 savaş gemisi Kuzey Atlas okyanusuyla Akdeniz’de sefere çıkıyordu. Üstelik Karadeniz filosunda konuşlanan kruvazör “Moskovaâ€? gemisi İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçerek Akdeniz’e çıkması planlanıyor. Rus savaş gemilerinin Şubat ayına kadar sürecek Atsal okyanusuyla Akdeniz turuna “Rus ticaret filosunun güvenliğini teminat altına almaâ€? gibi tuhaf bir gerekçe gösterilmişti.

    Bir başka hazırlık Rusya’nın olası füze saldırısına yanıt verecek kıtalararası füzelerinin çalışır halde olduklarını neredeyse ayda bir denemesi oldu. Son olarak geçtiğimiz pazar Hazar kıyısındaki Astrahan bölgesinde yer alan Kupustin-Yar askeri üssünden fırlatılan Topol-M kıtalararası füze Kamçakta yarımadasındaki hedefini vurdu. Füze deneme gerekçesi olarak 9 yıllık garanti süresinin dolmuş olması gösterilerek, başarılı tatbikattan sonra NATO standardına göre SS-X27 olarak bilinen Topol-M füzelerinin savaş nöbeti süresi 21 yıla çıkartıldı. Rusya Savunma sanayisinden sorumlu Başbakan Yardımcısı, eski Savunma Bakanı Sergey İvanov ise Rusya’nın her yıl 7 adet yeni Topol-M kıtalararası füze üretileceğini duyurdu. İvanov, ilginç bir ifade de kullanarak “Rusya’nın silahlı kuvvetlerinde yeni hedef SSCB zamanında olduğu gibi paritenin korunması olacakâ€? demesi dikkat çekti.

    Yeni silah yarışı karşılıklı atılan adımlarla tırmanmaya devam ederken, Rusya’nın Avrupa’daki Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması AKKA’dan çekilme kararı gerginliklere kapak oldu. 12 Aralık gecesi yürürlüğe girecek Rusya’nın AKKA’dan çekilme kararı uyarınca Batı Avrupa ile sınır bölgesine istediği sayıda tank, top ve asker yığınağı yapma hakkına yeniden sahip oluyor.

    Nerdun HACIOĞLU/MOSKOVA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

css.php