İçeriğe atla

FED reeskont oranını düşürüyor. Peki bu ekonomiyi nasıl etkiliyor ?

Amerika’da sürekli ekonomik sorunlar çıkıyor ve piyasalar karışıyor. Gözler hemen FED ‘e çevriliyor. Herkes FED ‘ten piyasalara müdahale bekliyor. Merkez bankalarının piyasaya müdahale etmede en etkili iki silahı açık piyasa işlemi ve reeskont faiz oranıdır. Merkez bankalarını amacı piyasalardaki dengeyi sağlamaktır. Piyasalarda aşırı bir tepki sonucun oluşacak dengesizlikleri gidermekle yükümlüdürler. Örneğin Türkiye Merkez Bankası’nın sitesine girdiğinizde en tepede Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir. ? yazısını görürsünüz.

Açıklamaya çalışacağım bu konu elbette ekonomi içersinde ya da ekonomi öğrencisi olanlar için gereksiz bir yazı gibi görülebilir. Fakat bu yazıyı yazmamdaki amaç ekonomi içersinde olmayan ve bu işleyişi bilmeyenlere açıklamaktır.

Reeskont nedir?
Repo’yu açıklamakla başlayalım. Repo; sabit getirili bir menkul kıymetin daha önceden anlaşma sağlanmış şartlarda, belir bir süre sonra geri alma taahhüdünde bulunarak bankaya devredilmesidir. Bunun için banka sizden değeri üzerinden iskonto almaktadır. Buna repo oranı ya da iskonto oranı denmektedir. Reeskont ise; ikinci kez iskonto anlamına gelmektedir. Bankalar da ellerindeki bu menkul kıymetleri MB’sında belli bir süre geri almak şartıyla devretmektedir. Merkez bankası da bu menkul kıymetten kendi iskontosunu almaktadır. İşte merkez bankasının almış olduğu bu ikinci iskonto oranına reeskont oranı denir.

Peki, reeskontun günlük hayatımıza ne gibi bir etkisi var?
Gelin bunu güncel hayattan bir örnekle açıklayalım… Çevrenizdeki mağazalara bir bakın. Çoğunda hatta hemen hemen hepsinde vadeli ya da peşin fiyatına taksitle satış imkânı vardır. Cebinizde paranız olmasa da gidip alış veriş yapabilirsiniz. Peki, mağaza sahipleri bunu sizi sevdikleri için mi yapıyor dersiniz? Tabi ki hayır. Çarklar şöyle dönmektedir.. Siz gittiniz ve 4500 YTL değerinde alış veriş yaptınız. Mağazacı ödeyeceğiniz tarihe göre üzerine vade koyarak size bir senet imzalattı. Diyelim ki 4500 YTL’lik bir tutar için 3 aylık bir vade süresinde 5000 YTL’lik bir senet imzalattı size. Siz malları alıp gideceksiniz ve 3 ay sonra 5000 YTL ödeyeceksiniz. Peki mağazacı ne yapacak? Malları sattı ama elinde sadece bir senet kaldı. Mağazacı bankaya gidecek ve 3 ay vadeli repo yapmak istediğini söyleyecek. Banka o anki reeskont faizlerine bakarak bir repo oranı söyleyecek mağazacıya. Örneğin diyelim ki repo oranını %25 olarak belirledi banka ve mağazacının elindeki 5000 YTL için 3 ay vadeli olarak 4700 YTL ödemeyi teklif etti. Mağazacı da senedi teslim ederek 4700 YTL’lik tutarı aldı ve mağazasına geri döndü. Peki, banka ne yapacak şimdi? Bankadan 4700 YTL’lik bir çıkış oldu ve elinde 3 ay sonra tahsil edebileceği bir senet var. Banka da bu sefer mağazacının yaptığını yapacak. Merkez bankasına gidecek ve senedi ikinci kez iskontoya tabi tutacak. Merkez bankasının reeskont oranı diyelim ki %17 olsun. 5000 YTL’lik senet için 3 ay vadeli olarak bankaya 4800 YTL verecek. Banka bu tutarı alarak kasasına koyacak. Sizin imzaladığınız senet merkez bankasının kasasında vadesini beklemeye başlayacak.

3 ay sonraya gelelim. Banka, merkez bankasına 5000 YTL ödeyerek reeskonta tabi tuttuğu senedi geri alacak ve mağazacıyı bekleyecek. Mağazacı geldiğinde o da bankaya 5000 YTL ödeyerek senedini geri alacak. Mağazacı da müşterisini beklemeye koyulacak. Siz de gidip vaat ettiğiniz 5000 YTL’ yi ödeyerek senedinizi alacaksınız.

Şimdi gelelim kar durumlarına…

  • Sizin açınızdan bakalım ilk olarak. Paranız yoktu ama alış veriş yaptınız. 4500 YTL’lik mallar için 3 ay sonra ödemek koşuluyla 5000 YTL ödemeyi kabul ettiniz. Bu sizin için cazip oldu çünkü hiç paranız yoktu ve daha sonra gelecek bir paranız vardı. Gelecekte elinize geçecek parayla şimdiden alış veriş yapmış oldunuz.
  • Mağazacı açısından bakalım şimdi de. Mağazacı peşin fiyatına satsa 4500 YTL alacaktı sizden. 3 ay sonra ödemenizi kabul etti ve 5000 YTL’lik bir senet aldı sizden. Bankada 3 ay vadeli repo yaparak 4700 YTL aldı. Peşin fiyatına 4500 YTL’ ye satabileceği mal için 4700 YTL eline geçti. Bankaya senedi almak için ödediği 5000 YTL’yi sizden zaten alacak siz senedinizi almak istediğinizde. Sonuçta mağazacı 200 YTL kar etti bu durumdan.
  • Banka açısından bakalım şimdi de. Mağazacıya 5000 YTL’lik senet için 4700 YTL ödedi. Bu senedi merkez bankasına %17 oranında reeskonta tabi tuttu ve 4800 YTL aldı. Senedi tekrar geri alırken ödeyeceği 5000 YTL’lik tutarı mağazacıdan senet tesliminde alacak her halükarda. Sonuç olarak banka bu işten 100 YTL kar etmiş oldu.
  • Merkez bankası açısından bakalım son olarak. Merkez bankası 5000 YTL’lik senet için 4800 YTL ödedi. Banka senedi geri almak için 5000 YTL ödedi ve merkez bankası bu işlemden 200 YTL kar etti. Merkez bankasının bu karı banka hesabına kar olarak kaydedildi. Zaten merkez bankası da bu tür işlemlerle kar sağlamaktadır.

Peki şimdi reeskont oranının azaltılması ya da artması neyi değiştirecek?
Merkez bankası reeskont oranını düşürdüğü zaman bankalarda buna bağlı olarak kendi repo oranlarını azaltacak. Senetlerini repo yapmak isteyenler daha az iskonto oranı ödeyerek işlemlerini gerçekleştirecekler. Bu da mağazacı açısından daha çok kar demek olacak ve kredili satışlarını arttıracak. Halk için ise bu durum olumlu olacak. Çünkü parasız dahi olsalar daha çok alış veriş yapabilecekler. Bu tersi içinde geçerlidir. Reeskont oranı arttığı zaman repo oranı da buna bağlı artacak ve mağazacı için bu durum karsız bir hal alacak. Kredili satışlarını azaltacak ya da vade için alacağı miktarı arttıracak. Halkın parası yoksa alış veriş yapamayacak.

Kriz anında reeskontun önemi nedir?
Bu günlerde yaşanan krizin temelinde likitide sorunu var. Yani bankalar alacağını tahsil edemiyor. Merkez bankaları reeskont oranlarını düşürerek bankalardan alacakları iskonto tutarlarını azaltıyor bu işlem bankalar için daha karlı hale geliyor. Bankalar da ellerindeki tahsil edemedikleri senetleri merkez bankasına veriyor ve karşılığında nakit alıyorlar. Bu nakiti kredi isteyen mudilerine dağıtıyor. Sonuç olarak bu nakit piyasaya dağılıyor ve halkın eline para geçiyor. Piyasadaki likitide bir miktar arttırılmış oluyor.

Reeskontun dezavantajı yok mu?
Reeskontun dezavantajı var maalesef. Piyasalarda likitidenin artması demek halkın mallara olan talebinin artması demektir. Kısa dönemde mallardaki arzda bir artış gerçekleşemeyeceği için talebin artması fiyatları yükseltecektir. Bu da sonuç itibarı ile enflasyona neden olacaktır.
FED daha önceki reeskont oranlarında yaptığı indirimlerde çok dikkatli davranıyordu çünkü asıl amaçları enflasyonu korumaktı. Ama artık piyasalardaki krizin boyutu büyüdükçe sistemin çökme ihtimali daha da arttı ve enflasyonu koruma amacını artık ikinci plana attı.

Adem Taşdan

FED reeskont oranını düşürüyor. Peki bu ekonomiyi nasıl etkiliyor ?” üzerine 13 yorum

  1. eylül der ki:

    ekonomiden hiç bişey anlamayan biri olarak çok beğendim…

  2. şair der ki:

    Bence yazılarınız gayet başarılı ve açıklayıcı. Düşünülerek yazıldıgı kesin. Siz yazında millet birşeyler söylesin. emeginiz için teşekkur ederim.

  3. Gül DAĞCI der ki:

    Bu yazı için çok teşekkürler,bilgisayar muhendisiyim ve muhasebe ile ilgili yazılım çalışmam var sizin yazdıklarınız çok anlaşılır olmuş,tsk….

  4. Ertan der ki:

    Sizden tam olarak 2 ay 7 gün büyükmüşüm 🙂 Yazılarınızı haberdar etmenizden memnuniyet duyarım. Kişisel sitenizi de ziyaret ettim, gayet kullanışlı olmuş. Oradan da takip edeceğim.

  5. Adem Taşdan der ki:

    20.10.1986 doğumluyum ben 🙂 Pek yaş farkı da yok sanırım.. Çok sıklıkla yazı yazmıyorum açıkcası. Sadece önemli gelişmeler olduğunda yazıyorum. Ama yazdığımda haberdar ederim isterseniz 🙂

  6. Ertan der ki:

    Hocam aramızda kesin yaş farkı vardır 🙂 Yani öyle olmasını umdum bir an 🙂
    Benim yaş 21, sizinki kaçtır acaba?
    Ayrıca bundan sonra yazacağınız yazıların önemsenme derecesi en azından bende bir artışa vesile olacaktır.

  7. Adem Taşdan der ki:

    Peki ben de henüz iktisat öğrencisiyim hatta 3. sınıftayım desem nasıl yorumlarsınız? 🙂

    Bunu söylemeyi pek istemiyordum aslında. Çünkü bundan sonra yazdığım yazılar pek önemsenmez diye düşünüyorum. İnsanlarda bu tür bir yaklaşım oluşuyor. Hani ” Aman sen ne bileceksin de yazıcaksın ! ” gibisinden.

    Öğrendiklerimi sadece sınavlarda yüksek not almak için kullanmadım. Gerçek hayatla özdeşleştirdim. En basitinden bir ekonomik olayı arz ve talep kanunuyla yorumladım ve bu şekilde geliştirdim kendimi.

    Ben bunu başarabiliyorsam, siz neden başaramayasınız ki? 😉

  8. Ertan der ki:

    Rica ederim =)

    Bir İktisat son sınıf öğrencisi olarak, sizin gibi derinlemesine ekonomik analiz yapabilmeyi çok isterdim.

  9. Adem Taşdan der ki:

    Ertan Bey,

    Dikkatiniz ve uyarınız için çok teşekkür ederim. Gerekli düzeltmeyi yaptım. 🙂

  10. Ertan der ki:

    “Merkez bankası açısından bakalım son olarak. Merkez bankası 5000 YTL’lik senet için 48000 YTL ödedi.”

    Sanırım buradan bir tane sıfır azaltmak gerekicek 🙂

  11. Nourish der ki:

    elleriniz emeğinize sağlık. gayet güzel olmuş

  12. Adem Taşdan der ki:

    Rica ederim. Asıl ben teşekkür ederim yorumunuz için ..

  13. Fikirsel der ki:

    Çok açık anlatılmış. Teşekküler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

css.php