<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Amerikadaki bir türkün hezeyanı &#187; Eski Yazarlar</title>
	<atom:link href="http://www.amerikadabirgun.com/tag/eski-yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.amerikadabirgun.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Jul 2010 14:40:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>FED reeskont oranını düşürüyor. Peki bu ekonomiyi nasıl etkiliyor ?</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/fed-reeskont-oranini-dusuruyor-peki-bu-bizleri-nasil-etkiliyor/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/fed-reeskont-oranini-dusuruyor-peki-bu-bizleri-nasil-etkiliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Mar 2008 19:28:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/fed-reeskont-oranini-dusuruyor-peki-bu-bizleri-nasil-etkiliyor.htm</guid>
		<description><![CDATA[Amerika&#8217;da sürekli ekonomik sorunlar çıkıyor ve piyasalar karışıyor. Gözler hemen FED &#8216;e çevriliyor. Herkes FED &#8216;ten piyasalara müdahale bekliyor. Merkez bankalarının piyasaya müdahale etmede en etkili iki silahı açık piyasa işlemi ve reeskont faiz oranıdır. Merkez bankalarını amacı piyasalardaki dengeyi sağlamaktır. Piyasalarda aşırı bir tepki sonucun oluşacak dengesizlikleri gidermekle yükümlüdürler. Örneğin Türkiye Merkez Bankası&#8217;nın sitesine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img504.imageshack.us/img504/3752/745pxdenvercofedresbankem7.jpg" wspace="10" align="left" height="150" hspace="10" width="186" title="FED reeskont oranını düşürüyor. Peki bu ekonomiyi nasıl etkiliyor ?" alt="745pxdenvercofedresbankem7 FED reeskont oranını düşürüyor. Peki bu ekonomiyi nasıl etkiliyor ?" />Amerika&#8217;da sürekli ekonomik sorunlar çıkıyor ve piyasalar karışıyor. Gözler hemen FED &#8216;e çevriliyor. Herkes FED &#8216;ten piyasalara müdahale bekliyor. Merkez bankalarının piyasaya müdahale etmede en etkili iki silahı açık piyasa işlemi ve reeskont faiz oranıdır. Merkez bankalarını amacı piyasalardaki dengeyi sağlamaktır. Piyasalarda aşırı bir tepki sonucun oluşacak dengesizlikleri gidermekle yükümlüdürler. Örneğin Türkiye Merkez Bankası&#8217;nın sitesine girdiğinizde en tepede  Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası&#8217;nın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir. ? yazısını görürsünüz.</p>
<p>Açıklamaya çalışacağım bu konu elbette ekonomi içersinde ya da ekonomi öğrencisi olanlar için gereksiz bir yazı gibi görülebilir. Fakat bu yazıyı yazmamdaki amaç ekonomi içersinde olmayan ve bu işleyişi bilmeyenlere açıklamaktır.</p>
<p><strong>Reeskont nedir?</strong><br />
Repo&#8217;yu açıklamakla başlayalım. Repo; sabit getirili bir menkul kıymetin daha önceden anlaşma sağlanmış şartlarda, belir bir süre sonra geri alma taahhüdünde bulunarak bankaya devredilmesidir. Bunun için banka sizden değeri üzerinden iskonto almaktadır. Buna repo oranı ya da iskonto oranı denmektedir. Reeskont ise; ikinci kez iskonto anlamına gelmektedir. Bankalar da ellerindeki bu menkul kıymetleri MB&#8217;sında belli bir süre geri almak şartıyla devretmektedir. Merkez bankası da bu menkul kıymetten kendi iskontosunu almaktadır. İşte merkez bankasının almış olduğu bu ikinci iskonto oranına reeskont oranı denir.</p>
<p><strong>Peki, reeskontun günlük hayatımıza ne gibi bir etkisi var?</strong><br />
Gelin bunu güncel hayattan bir örnekle açıklayalımâ€¦ Çevrenizdeki mağazalara bir bakın. Çoğunda hatta hemen hemen hepsinde vadeli ya da peşin fiyatına taksitle satış imkÃ¢nı vardır. Cebinizde paranız olmasa da gidip alış veriş yapabilirsiniz. Peki, mağaza sahipleri bunu sizi sevdikleri için mi yapıyor dersiniz? Tabi ki hayır. Çarklar şöyle dönmektedir.. Siz gittiniz ve 4500 YTL değerinde alış veriş yaptınız. Mağazacı ödeyeceğiniz tarihe göre üzerine vade koyarak size bir senet imzalattı. Diyelim ki 4500 YTL&#8217;lik bir tutar için 3 aylık bir vade süresinde 5000 YTL&#8217;lik bir senet imzalattı size. Siz malları alıp gideceksiniz ve 3 ay sonra 5000 YTL ödeyeceksiniz. Peki mağazacı ne yapacak? Malları sattı ama elinde sadece bir senet kaldı. Mağazacı bankaya gidecek ve 3 ay vadeli repo yapmak istediğini söyleyecek. Banka o anki reeskont faizlerine bakarak bir repo oranı söyleyecek mağazacıya. Örneğin diyelim ki repo oranını %25 olarak belirledi banka ve mağazacının elindeki 5000 YTL için 3 ay vadeli olarak 4700 YTL ödemeyi teklif etti. Mağazacı da senedi teslim ederek 4700 YTL&#8217;lik tutarı aldı ve mağazasına geri döndü. Peki, banka ne yapacak şimdi? Bankadan 4700 YTL&#8217;lik bir çıkış oldu ve elinde 3 ay sonra tahsil edebileceği bir senet var. Banka da bu sefer mağazacının yaptığını yapacak. Merkez bankasına gidecek ve senedi ikinci kez iskontoya tabi tutacak. Merkez bankasının reeskont oranı diyelim ki %17 olsun. 5000 YTL&#8217;lik senet için 3 ay vadeli olarak bankaya 4800 YTL verecek. Banka bu tutarı alarak kasasına koyacak. Sizin imzaladığınız senet merkez bankasının kasasında vadesini beklemeye başlayacak.</p>
<p>3 ay sonraya gelelim. Banka, merkez bankasına 5000 YTL ödeyerek reeskonta tabi tuttuğu senedi geri alacak ve mağazacıyı bekleyecek. Mağazacı geldiğinde o da bankaya 5000 YTL ödeyerek senedini geri alacak. Mağazacı da müşterisini beklemeye koyulacak. Siz de gidip vaat ettiğiniz 5000 YTL&#8217; yi ödeyerek senedinizi alacaksınız.</p>
<p><em>Şimdi gelelim kar durumlarınaâ€¦</em></p>
<ul><span id="more-367"></span></p>
<li>Sizin açınızdan bakalım ilk olarak. Paranız yoktu ama alış veriş yaptınız. 4500 YTL&#8217;lik mallar için 3 ay sonra ödemek koşuluyla 5000 YTL ödemeyi kabul ettiniz. Bu sizin için cazip oldu çünkü hiç paranız yoktu ve daha sonra gelecek bir paranız vardı. Gelecekte elinize geçecek parayla şimdiden alış veriş yapmış oldunuz.</li>
<li> Mağazacı açısından bakalım şimdi de. Mağazacı peşin fiyatına satsa 4500 YTL alacaktı sizden. 3 ay sonra ödemenizi kabul etti ve 5000 YTL&#8217;lik bir senet aldı sizden. Bankada 3 ay vadeli repo yaparak 4700 YTL aldı. Peşin fiyatına 4500 YTL&#8217; ye satabileceği mal için 4700 YTL eline geçti. Bankaya senedi almak için ödediği 5000 YTL&#8217;yi sizden zaten alacak siz senedinizi almak istediğinizde. Sonuçta mağazacı 200 YTL kar etti bu durumdan.</li>
<li> Banka açısından bakalım şimdi de. Mağazacıya 5000 YTL&#8217;lik senet için 4700 YTL ödedi. Bu senedi merkez bankasına %17 oranında reeskonta tabi tuttu ve 4800 YTL aldı. Senedi tekrar geri alırken ödeyeceği 5000 YTL&#8217;lik tutarı mağazacıdan senet tesliminde alacak her halükarda. Sonuç olarak banka bu işten 100 YTL kar etmiş oldu.</li>
<li> Merkez bankası açısından bakalım son olarak. Merkez bankası 5000 YTL&#8217;lik senet için 4800 YTL ödedi. Banka senedi geri almak için 5000 YTL ödedi ve merkez bankası bu işlemden 200 YTL kar etti. Merkez bankasının bu karı banka hesabına kar olarak kaydedildi. Zaten merkez bankası da bu tür işlemlerle kar sağlamaktadır.</li>
</ul>
<p><strong>Peki şimdi reeskont oranının azaltılması ya da artması neyi değiştirecek?</strong><br />
Merkez bankası reeskont oranını düşürdüğü zaman bankalarda buna bağlı olarak kendi repo oranlarını azaltacak. Senetlerini repo yapmak isteyenler daha az iskonto oranı ödeyerek işlemlerini gerçekleştirecekler. Bu da mağazacı açısından daha çok kar demek olacak ve kredili satışlarını arttıracak. Halk için ise bu durum olumlu olacak. Çünkü parasız dahi olsalar daha çok alış veriş yapabilecekler. Bu tersi içinde geçerlidir. Reeskont oranı arttığı zaman repo oranı da buna bağlı artacak ve mağazacı için bu durum karsız bir hal alacak. Kredili satışlarını azaltacak ya da vade için alacağı miktarı arttıracak. Halkın parası yoksa alış veriş yapamayacak.</p>
<p><strong>Kriz anında reeskontun önemi nedir?</strong><br />
Bu günlerde yaşanan krizin temelinde likitide sorunu var. Yani bankalar alacağını tahsil edemiyor. Merkez bankaları reeskont oranlarını düşürerek bankalardan alacakları iskonto tutarlarını azaltıyor bu işlem bankalar için daha karlı hale geliyor. Bankalar da ellerindeki tahsil edemedikleri senetleri merkez bankasına veriyor ve karşılığında nakit alıyorlar. Bu nakiti kredi isteyen mudilerine dağıtıyor. Sonuç olarak bu nakit piyasaya dağılıyor ve halkın eline para geçiyor. Piyasadaki likitide bir miktar arttırılmış oluyor.</p>
<p><strong>Reeskontun dezavantajı yok mu?</strong><br />
Reeskontun dezavantajı var maalesef. Piyasalarda likitidenin artması demek halkın mallara olan talebinin artması demektir. Kısa dönemde mallardaki arzda bir artış gerçekleşemeyeceği için talebin artması fiyatları yükseltecektir. Bu da sonuç itibarı ile enflasyona neden olacaktır.<br />
FED daha önceki reeskont oranlarında yaptığı indirimlerde çok dikkatli davranıyordu çünkü asıl amaçları enflasyonu korumaktı. Ama artık piyasalardaki krizin boyutu büyüdükçe sistemin çökme ihtimali daha da arttı ve enflasyonu koruma amacını artık ikinci plana attı.</p>
<p><strong>Adem Taşdan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/fed-reeskont-oranini-dusuruyor-peki-bu-bizleri-nasil-etkiliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugünlerde yaşananlar yeni bir ekonomik buhranın habercisi mi?</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/bugunlerde-yasananlar-yeni-bir-ekonomik-buhranin-habercisi-mi/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/bugunlerde-yasananlar-yeni-bir-ekonomik-buhranin-habercisi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 20:39:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/bugunlerde-yasananlar-yeni-bir-ekonomik-buhranin-habercisi-mi.htm</guid>
		<description><![CDATA[Konjonktürel dalgalanma reel gayri safi milli hasılanın belirli bir trendi izleyerek yukarı aşağı dalgalanmasıdır. Her bir yukarı ve aşağı hareketin toplamına konjonktür dönemi denir. Yukarı doğru hareket genişleme diğer bir ismiyle boom dönemidir. Reel GSMH â€˜nın arttığı yani ülkede üretimin arttığı, ülkenin büyüdüğü bir dönemdir. Daha sonra bir durgunlun dönemi izlenir. Durgunluk bir ülkede üretimin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konjonktürel dalgalanma reel gayri safi milli hasılanın belirli bir trendi izleyerek yukarı aşağı dalgalanmasıdır. Her bir yukarı ve aşağı hareketin toplamına konjonktür dönemi denir. Yukarı doğru hareket genişleme diğer bir ismiyle boom dönemidir. Reel GSMH â€˜nın arttığı yani ülkede üretimin arttığı, ülkenin büyüdüğü bir dönemdir. Daha sonra bir durgunlun dönemi izlenir. Durgunluk bir ülkede üretimin azalması ya da durması, ekonomi piyasalarının yatay bir trend üzerinde seyir izlemesi anlamına gelmektedir. Bu durgunluk için biçilen süre 6 ay ya da 1 yıl gibi bir süredir. Aksi takdirde resesyon diğer bir isimle daralma dönemi başlar. Resesyon dönemi ülkede üretimin azalması, ülkenin büyüme yerine küçülmesi anlamına gelir. Resesyon döneminde ülkenin reel GSMH â€˜sı azalmaktadır.</p>
<p><img src="http://img216.imageshack.us/img216/8159/konjonkturow8.jpg" height="223" width="396" title="Bugünlerde yaşananlar yeni bir ekonomik buhranın habercisi mi?" alt="konjonkturow8 Bugünlerde yaşananlar yeni bir ekonomik buhranın habercisi mi?" /></p>
<p>Bu grafik herhangi bir ülkenin durumunu göstermemekte olup sadece örnek için çizilmiştir. Grafikte görmüş olduğunuz siyah çizgi reel GSMH&#8217;nın dalgalanmasını, kırmızı çizgi ise izlediği trendi göstermektedir.</p>
<p>Konjonktür dönemi bir genişleme ve bir daralma dönemi içermektedir. Genişleme döneminde piyasada likitide bolluğu vardır. Ülkede üretim artmaktadır ve ülke büyümektedir. Bundan birkaç yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar bir genişleme dönemi içersideydik. Piyasada likitide boldu ve insanlar paralarını değerlendirecek pozisyon arıyordu. Üretimler sürekli artmaktaydı çünkü likitide bolluğu olduğu için piyasada mallara olan talep çoktu. Talep arttığı için ve tam istihdam seviyesinde bulunmadığımızdan ötürü arzı da bu oranda arttırabiliyorduk. Arzın artması da GSMH&#8217;yı arttırmaktaydı. Global ekonomide bir ülkenin büyümesi demek diğer ülkelerinde büyümesine katkı sağlaması demektir. Çünkü yapacağınız ihracat başka ülkelerin ithalat yapma isteğine göre şekillenmektedir. Küçülen bir ülke ithalat yapmak istemeyecektir ve bu da sizin ihracat yapamayacağınız anlamına gelir. Sizin büyümenizi de etkiler. Fakat tersi bir durumda yani başka bir ülkenin büyümesi ve ithal malına olan talebi sizin ihracatınızı arttırıp gelir sağlayacaktır. Siz de bu sayede büyümekte hızlanacaksınızdır. İşte birkaç yıla kadar hep böyle bir durum izlendi. Herkes büyüyordu ve büyümeler başka ülkelerin büyümesini de sağlıyordu. Global piyasada likitide boldu. Yatırım yapmak için para sıkıntısı yoktu ve istediğiniz bankadan kolaylıkla kredi alabiliyordunuz. Bankalar kredi vermek için birbirleriyle yarışıyordu.<br />
<span id="more-364"></span><br />
1929 yılında dünya ekonomisinde kilometre taşlarından birisi olarak kabul edilen  Büyük Buhran da da tıpkı bunlar meydana gelmişti. Gerçekten büyük bir teknoloji ve üretim artması gözleniyordu. Tüm sektörlerde yeni yeni buluşlar ortaya çıkıyordu. Seri üretim en önemli buluşlardandı ve bu sayede otomobil üretimi sayısı kat kat artmıştı ve bu otomobillerin fiyatları düşmüştü. Piyasada likitide olduğu için mallara olan talep çoktu ve her isteyen istediğini rahatlıkla alabiliyordu. Dow Jones&#8217;taki hisse senetlerinin değerleri çok artmaktaydı. O zamanlar ekonomide  Laissez-faire  anlayışı yani Bırakınız yapsınlar.. Serbest ekonomi anlayışı ile hükümet ekonomiye müdahale etmiyordu ve zaten etmek istemezdi. Çünkü her şey yolunda gidiyordu ve müdahale ederek düzeni bozmaktan korkuyordu. 1923 â€“ 1929 yılları arasında bazı bankalar batıyordu ama kimse müdahale etmek istemiyordu. Çünkü düzeni bozma riskini üstlenmek istemiyordu kimse. Fakat bir şeylerin ters gittiğini inkar da edemiyorlardı. Çünkü Dow Jones &#8216;ta hisselerin değeri olduğundan çok fazla değerlenmişti. Banka yasaları henüz geliştirilmediği için bankaların ellerindeki paralarının ne kadarını tutmaları, ne kadarını yatırıma harcamaları gerektiği belirlenmemişti. Bankalar da dow jones hisselerine yatırım yapmışlardı. Piyasaya kredili satış gerçekleştirmekteydiler.</p>
<p>Roger W. Babson isminde bir istatistikçi bir açıklamada bulunuyor ve borsanın çökeceğini, piyasaların kısır bir döngüye gireceğini söylüyor. Roger W. Babson, bir istatistik şirketi kurarak piyasadaki istatistikleri hesaplayarak yayınlıyordu. Ekonomiyi çok kötü dönemlerin beklediğini söylüyordu.</p>
<p>Bu açıklamanın izlediği günlerde ilk satışlar yabancı yatırımcılardan geldi. Birkaç gün içersinde Dow Jones kayıplar vermeye başladı. Daha sonra bu kayıpları gören insanlar da ellerindeki hisseleri satmaya başladılar. Dow Jones bu satışlarla dibe vurdu ve milyar dolarlar kaybedildi. Daha önce belirttiğimiz gibi banka yasaları gelişmediği için bankalar mudilerin de paralarını büyük çoğunluğunu borsaya yatırmış ve zarara uğramışlardı. Ekonomiden 30-40 milyar dolar gibi bir miktar kaybolmuştu.</p>
<p>İşte bu kötü durumların başlama evresi yani piyasada durgunluğun başlaması ve ardından resesyon dönemine girilmesi yukarıdaki grafiğimizde göstermiş olduğum trendin kırılma noktasıdır. Yavaş yavaş yükselen trend hızlı bir şekilde aşağı inmiş. Bu da ilk başlanılan noktaya geri dönülmesi anlamına gelmektedir. Ama piyasaları alt üst eden ve kriz havası oluşturan da bunun çok hızlı bir şekilde gerçekleşmesidir.</p>
<p>Şu şekilde bir örnek vermek istiyorum. Diyelim ki bir asansöre bindiniz ve yukarı çıkıyorsunuz ve elinizde bir fincan kahveniz var. Normal bir hızda yukarı çıkarken gayet rahat bir şekilde kahvenizden yudum alarak çıkabilirsiniz ve rahat bir şekilde ayakta durabilir, dengenizi sağlayabilirsiniz. Asansörün birden durduğunu düşünün. Ne olduğunu şaşırırsınız değil mi? Önce bir kontrol edersiniz düğmeleri tekrar basmayı denersiniz fakat hiçbir tepki vermiyor asansör. Birden olan olur ve asansör hızlı bir şekilde aşağı inmeye başlar. Panik olursunuz birden bire ve ayakta duramazsınız. Elinizdeki kahve çoktan dökülmüştür bile ve üstünüz batmıştır ama siz kahveyi dert etmeyi bir kenara bırakıp canınızı kurtarmayı düşünürsünüz. Ya asansör sistemi tekrar devreye girer ve asansör durur ya da en kötüsü olur ve asansör yere çakılır. Konjonktürel dalgalanma da bunun gibidir. Asansör nasıl sürekli insanları bir aşağı, bir yukarı taşıyor ve bunu normal bir hızda yaptığı için kimse korkmuyorsa dalgalanmanın da normal şiddette olması kimseyi korkutmaz. Fakat çok hızlı bir düşüş piyasaları alt üst eder ve kriz meydana gelir.</p>
<p>Günümüze gelirsekâ€¦<br />
Son günlerde 1929 yılında yaşanan bu ekonomik buhran tekrar konuşulmakta ve içinde bulunduğumuz durum acaba bir buhran daha mı şeklinde yorumlanmakta. Çünkü yaşanların temel sebebi aynı. Avrupa&#8217;da bankacılık sisteminde müşteriye güven önemlidir. Güvenilmeyen, daha önce başka bir bankada kredi sorunu yaşamış bir kişiye kolay kolay kredi verilmez. Fakat Amerikan bankacılık sisteminde bu pek önemsenmez. Zaten önceki yıllarda piyasalarda bulunan likitide bolluğunun da vermiş olduğu rahatlıkla her isteyene kredi dağıtıldı. Zaten bu kötü durumların ortaya çıkmasındaki sebep de bu tür kişilere yani daha önce kredi sorunları yaşamış olanlara bu kredilerin verilmesi. Yine bir bankacılık sistemi hatası ve yine bir durgunluk dönemi&#8230; FED enflasyon kaygısı nedeniyle reeskont faizlerini çok fazla indirmeye yanaşmıyordu ama artık onlar da bu işin büyüklüğünün farkındalar ve enflasyonu ikinci plana atarak sistemi kurtarmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Son sözâ€¦<br />
Global ekonomi yukarı bir trend içersinde ve genişleme dönemindeydi. Fakat artık yukarı trend kırılmış ve trend aşağı doğru olmaktadır. Genişleme dönemi bitmiş, yerini durgunluğa ve resesyona bırakmıştır. Eskisi gibi likitide bolluğu bulunmamaktadır artık piyasada. Hepimizin umut ettiği gibi,  umarım bu günleri çabuk atlatırız<br />
Aşağıda 1924 ve 2004 yılları arasında ABD&#8217;nin Reel GSMH&#8217;sını gösteren bir grafik koyuyorum. 29 ve 41 yılları arasındaki çıkış ve çok hızlı bir inişi kendiniz görebilirsiniz. Grafiğin sol tarafındaki sayılar Reel GSMH&#8217;yı, sağ tarafındaki sayılar da o yıllardaki işsizliği göstermektedir.</p>
<p><strong>Adem TAŞDAN</strong></p>
<p><img src="http://img216.imageshack.us/img216/1953/02xv6.jpg" title="Bugünlerde yaşananlar yeni bir ekonomik buhranın habercisi mi?" alt="02xv6 Bugünlerde yaşananlar yeni bir ekonomik buhranın habercisi mi?" /><br />
<font size="-2">Kaynak: httpwww.eppc.orgimgLib20060725_jmsharesofnetnational.jpg</font><br />
<font size="-2">1929 Ekonomik Buhran&#8217;ı için ekodialog.com sitesinden yararlanılmıştır.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/bugunlerde-yasananlar-yeni-bir-ekonomik-buhranin-habercisi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mortgage krizinin etkisi katlanarak artıyor&#8230;</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/mortgage-krizi/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/mortgage-krizi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 19:10:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/mortgage-krizinin-etkisi-katlanarak-artiyor.htm</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yedi ay önce yani 2007&#8242;nin ağustos ayında Amerika&#8217;da bir kriz patlak vermişti. Müsaadenizle bir hatırlayalım ne olmuştu da kriz çıkmıştı. Bankalar tarafından bundan birkaç yıl önce mortgage kredileri verilmekteydi ve bu kredilerin büyük kısmı değişken faizli kredi yani subprime mortgage kredisiydi. Daha sonra bankalarda bu alacaklarını teminat göstererek bir fon oluşturup satmaktaydı. Bir yatırım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img wspace="10" align="left" width="139" src="http://img84.imageshack.us/img84/1488/63827be2.jpg" hspace="10" height="119" title="Mortgage krizinin etkisi katlanarak artıyor..." alt="63827be2 Mortgage krizinin etkisi katlanarak artıyor..." />Bundan yedi ay önce yani 2007&#8242;nin ağustos ayında Amerika&#8217;da bir kriz patlak vermişti. Müsaadenizle bir hatırlayalım ne olmuştu da kriz çıkmıştı. Bankalar tarafından bundan birkaç yıl önce mortgage kredileri verilmekteydi ve bu kredilerin büyük kısmı değişken faizli kredi yani subprime mortgage kredisiydi. Daha sonra bankalarda bu alacaklarını teminat göstererek bir fon oluşturup satmaktaydı. Bir yatırım aracının faizi yüksek ise riski de yüksek demektir. Türkiye&#8217;de Varlığa Dayalı Menkul Kıymetâ€? olarak bilinen bir yatırım aracına benzeyen Hedge Fonâ€?lar şeklinde bankalar ellerindeki bu alacak senetlerini satmaktaydılar. Yatırım şirketleri de getirisinin yüksek olması nedeniyle bu fonlardan satın aldı. Az önce belirttiğimiz yüksek risk meydana geldi. Ne oldu? Bankaların alacaklarını teminat göstererek sattıkları bu senetler geri ödenmedi kredi alan kişiler tarafından. Böyle bir durumda hedge fonlar tamamen güvensiz konuma geldi ve fiyatları düştü. Yatırım şirketlerindeki fonlar yatırdıkları anaparayı karşılayamaz duruma geldi. Bankalar alacaklarını temin edemedikleri için likitide sıkıntısına girdiler. Yatırım şirketlerinin ellerindeki fonların değeri de çok fazla düştüğü için onlar da büyük zararlara uğradılar. Tüm bu olumsuz gelişmeler borsaya yansıdı. Borsada büyük düşüşler meydana geldi. Amerika&#8217;daki bu durum tüm ülke borsalarını korkuttu ve büyük miktarda satışlar meydana geldi.</p>
<p>Bu durum evet çok kötüydü ama o zaman kimse bilmiyordu boyutunu. Çünkü herkes kendi kayıplarıyla uğraşmaktaydı ve kimse başkasının durumuna bakamıyordu. Ortalık duruldu ve krizin maliyeti açıklanmaya başladı yavaş yavaş. Bu dalgalanmanın dünyaya maliyeti 100 milyar $&#8217;ı geçti. Rakam oldukça ürkütücüydü. Fakat her şey bitmiş miydi? Maalesef hayır, bu durum sadece başlangıçtı. Çünkü piyasalardaki likitide sorunu çözülmüş değildi. FED henüz müdahalede bulunmamıştı ve bir durum analizi yapmaktaydı. İkinci bir şok dalga Amerika dışındaki ülkelerden geldi. Avrupa ve Asya borsaları büyük düşüş yaşadı. Piyasalar ikinci bir kez dibi gördü. Büyük baskıların da sayesinde FED piyasalara müdahale ederek reeskont faiz oranında 50 puanlık bir indirime gitti. Bu hasta bir insanın hastalığını geçiren asıl ilaç değil de sadece ağrılarını kesebilecek bir tür ağrı kesiciydi. Bu iki günlük dalgalanmanın İMKB â€˜ye maliyeti 49.881 puandan 44.730 puana toplamda %10&#8242;luk bir düşüş oldu. FED &#8216;in müdahalesinden sonra %4,13 â€˜lük bir artış meydana geldi. Dalgalanmanın şiddeti artık azalmıştı. Piyasalar toparlanmaya başladı o günden sonra.</p>
<p>Ve gelelim bugünümüzeâ€¦<br />
<span id="more-365"></span><br />
Yukarıda ağustostaki dalgalanmaya ve etkilerine değindim çünkü bugünkü dalgalanmayı anlamak için önceki dalgalanmayı çok iyi bilmemiz gerek. 14 Mart&#8217;ta İMKB endeksi 42.486 puanla, % 1,2 â€˜lik bir artışla kapandı. Ağustostaki mortgage krizinden en büyük yarayı alan ve hatta CEO&#8217;sunu işinden eden Bear Stearns yatırım şirketiydi. Tam 3 milyar $ zarar uğramıştı. Sürekli bir yerlerden kredi bularak açıklarını kapatmaya çalışıyordu ve artık dayanamadı ve satıldı. Bear Stearns şirketi satılmak istemiyordu ve karşı çıkıyordu. Fakat FED&#8217; in de baskısıyla JP Morgan&#8217;a sadece 240 milyon dolara satıldı. Şirketin bir hafta önceki değeri 3,6 milyar $&#8217;dı ve sadece merkez binasının yaklaşık değeri 1 milyar $ civarındaydı. Fakat 240 milyon dolara satılmak zorunda kaldı diyelim. Çünkü FED baskı yaptı. Hisselerini JP Morgan&#8217;a devretmemesi halinde kendisine finansal yardım yapılmayacağını bildirdi. Mecburen JP Morgan&#8217;a devredildi. FED hemen o gün 25 puanlık bir faiz indirimi gerçekleştirse de piyasalarda bu haberin duyulması önceki mortgage krizinden çok daha büyük bir etki yarattı. Çünkü bir şirketin zararı söz konusu değil direk batması söz konusu. Tüm dünya borsaları en büyük düşüşlerini yaşadı. Tabi ki bundan Türkiye de payını aldı ve 42.486 puandan 39.258&#8242;e %7,6&#8242;lık bir düşüş yaşadı. Bu denli büyük bir şirketin batması diğer şirketleri de tetikleyecek mi sorusu sorulmaya başlandı piyasalarda. Gözler diğer zarar eden şirketlere çevrildi. İlk batması beklenen şirket Lehman Brothers şirketiydi ve hemen o günlerde durum raporu açıklayacaktı. Açıklanan rakam beklentilerin altındaydı ve piyasaları olumlu etkiledi.</p>
<p>Fakat en büyük değişim FED kararlarında oldu. Bilindiği gibi Merkez Bankaları sadece bankalara kredi verir. En son ekonominin kilometre taşlarından birisi olarak kabul edilen 1929 Ekonomik Buhran&#8217;ı gerçekleştiğinde FED yatırım şirketlerine kredi vermişti ve aynısı oldu. Bear Stearns şirketini satın alan JP Morgan&#8217;a finansal destek yapacağını açıkladı. FED&#8217;in faiz indirimi yapması kaçınılmazdı. Piyasaların büyük bölümü 100 puanlık bir indirim beklerken FED 75 puan indirmeyi tercih etti. Piyasalar hem Lehman Brothers&#8217;ın beklenenden az zarar etmesi hem de FED&#8217;in faiz indirimi karşısında yükselişte kapandı. İMKB bu gelişmelere 39.258 puandan 40.720 puana çıkarak %3,72&#8242;lik bir artışla tepki verdi.</p>
<p>Hepinizin bildiği gibi AKP&#8217;ye bir kapatma davası açıldı ve bu habere piyasalar pek tepki vermedi. Hemen ertesi iş günü Amerika&#8217;da yaşanan bu gelişmelerden sonra AKP&#8217;nin kapatma davasının önemi daha da arttı. Ülkemize yatırım yapmak isteyen yabancı yatırımcılar ekonomimizdeki istikrara bakarak geliyorlar. Ekonomide istikrar demek, yarın ne olacağının bazı sapmalarla tahmin edilebileceği demektir. AKP&#8217;ye açılan bir kapatma davası sonrasında ne olur? Bu haber yabancı yatırımcıyı oldukça rahatsız etti. Eskiden olduğu kadar olmasa da ekonomimiz hala kırılgan. Yabancı yatırımcının korkusu AKP&#8217;nin kapatılmasıdır. Takip ettiyseniz yabancıların hiçbiri AKP&#8217;nin kapatma davasını desteklemedi. Tam tersine karşı çıktılar. Çünkü vatandaşları bu ülkeye yatırımlarda bulunmuş vaziyetteler. Bu kazandıkları paralar döviz olarak ülkelerine girmekte. Bu da onlar için büyük kazanç demektir. AKP&#8217;nin kapatılması demek Türkiye&#8217;yi kaos bekliyor demektir. İstikrarın bozulması, yarının ne olacağının bilinmemesi demektir. Böyle bir durumda da piyasalar alt üst olur ve herkes zarar eder. Bu da yabancı yatırımcının kazanç kapısının kapanması, ülkesine döviz girişinin olmaması demektir.</p>
<p>Peki AKP&#8217;nin kapatma davasının piyasalardaki etkisi ne ölçüdeydi? Eğer Amerika&#8217;daki bu gelişmeler olmasaydı bu dava çok ciddi değişimlere yol açmazdı. Fakat dış piyasalarda yaşanan bu gelişmelerden sonra yabancı yatırımcı davaya daha çok önem verdi. Global dalgalanmanın boyutunun Türkiye&#8217;de bu davanın da etkisiyle daha ciddi olacağını düşündü. Bu yüzden dış borsalar genelde % 3 ila 5 arasında düşüş kaydederken İMKB %7,6&#8242;lık bir düşüş yaşadı. Yani bazı kişilerin söylediği gibi AKP&#8217;nin kapatma davası piyasaları alt üst ettiâ€? gibi bir şey yok. Zaten dış piyasalarda olan olmuştu. AKP&#8217;nin kapatma davası sadece tuz biber oldu. Bu dava olmasaydı hemen hemen %6&#8242;lık bir düşüş kaydedecektik her halükarda.</p>
<p>AKP kapanırsa seçim var demektir. Seçim demek başlı başına bir ülke için büyük maliyet ve büyük zahmet. İstikrarın bozulması zaten en büyük sorun.<br />
Allah sonumuzu hayır etsinâ€¦</p>
<p><strong>Adem TAŞDAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/mortgage-krizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;da dil eğitimi</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/amerikada-dil-egitimi/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/amerikada-dil-egitimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2008 07:29:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seda Kuru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/amerikada-dil-egitimi.htm</guid>
		<description><![CDATA[Sonunda bir hayalim daha gerçekleşti ve ben Amerikadayım Yazın buraya gelme planlarıyla bazen seviniyor bazende hiç bilmediğim bir ülkede nasıl bir hayat bekliyor beni diye düşünerek geriliyordum. Hemde bu benim ilk yurtdışı seyahatim olacaktı. Amerikadan Mehmet&#8217;i tanımak benim için çok büyük şanstı. Onunda desteği ve yardımlarıyla nihayet Ocak&#8217;ın ilk haftası geldim. Tekrardan Mehmet&#8217;e bana hiçbir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2008/02/uta.jpg" title="uta.jpg"><img vspace="20" align="right" src="http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2008/02/uta.kucukresim.jpg" hspace="20" alt="uta.jpg" title="uta.jpg" /></a>Sonunda bir hayalim daha gerçekleşti ve ben Amerikadayım <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Amerikada dil eğitimi" />  Yazın buraya gelme planlarıyla bazen seviniyor bazende hiç bilmediğim bir ülkede nasıl bir hayat bekliyor beni diye düşünerek geriliyordum. Hemde bu benim ilk yurtdışı seyahatim olacaktı. Amerikadan Mehmet&#8217;i tanımak benim için çok büyük şanstı. Onunda desteği ve yardımlarıyla nihayet Ocak&#8217;ın ilk haftası geldim. Tekrardan Mehmet&#8217;e bana hiçbir zaman unutmayacağım desteği için sanal alemden teşekkürler <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Amerikada dil eğitimi" />  Oturduğum sitede ve okulda Türk arkadaşların olması buraya kolay alışmam ve yalnız kalmamam için büyük destekti. Amerikaya gelmek istememin nedeni yabancı dil öğrenmek ve inşallah üniversiteye devam etmek. Şuanda Teksas&#8217;ta bir üniversitenin (University Teksas of Arlington) dil okuluna gidiyorum. Eğer üniversite okumak yada master,doktora yapmaya gelmekse niyet üniversitenin dil okullarına gitmek uygun olur. Çünkü herşey çok detaylı anlatılıyor. Eğer sadece pratik konuşma yada sokak ingilizcesi ögrenmek istiyorsanız dil kursları daha uygun olur hemde fiyat olarakta daha ucuz. Okulun ilk haftası ögretmenlerle tanışma, kampüsü gezmek ve seviye tesbit sınavlarıyla sınıfların belirlenmesiyle geçiyor. Benim okulumda dersler şu şekilde üçe ayrılıyor: Grammar/Writing &amp; Reading &amp; Listening/Speaking. Her derse farklı öğretmen giriyor ve hepside bence halimizden iyi anlıyorlar. Derslerde bazen kaset dinliyoruz, projektör ile perdeye yansıtılan resimler yada videolar izliyoruz, oyunlar oynuyoruz yada bilgisayar labaratuarına gidip paket programlarla çalışıyor kelimelerin nasıl söylendiğini dinliyor sonrada biz kulaklık ile aynı kelimeleri okuyup dinliyor ve nerelerde hata yaptığımızı duyuyoruz. Özellikle oyunlar kelime ezberlemizde çok faydalı oluyor. Burada ev ödevlerine çok önem veriliyor. Bütün ögretmenler akşamlarımızı ödevle dolduruyorlar ve mutlaka ertesi gün kontrol ediyorlar, ödevlerdende not alıyoruz. Daha ikinci hafta reading ögretmeni elimize ingilizce kitap verdi ve bu dönem en az 80 tane kitap okumamızın mecburi olduğunu söyledi. Tabii kitaplar ince 30 sayfa civarında ama sonrada okuduğumuzdan emin olmak için ögretmenin yanında özetini yazıyoruz. Devamsızlık hakkınız çok az ve eğer aşarsanız okuldan atıyorlar. Uluslararası ögrencilerin tanışmaları için parti düzenlendi ve nerdeyse her hafta 2 kere spor yada eğlence etkinlikleri oluyor. Dil okulunda bu dönem Vietnamlılar çoğunlukta, onları Güney Koreliler ve Taiwanlılar takip ediyor. Sadece 5 tane Türk öğrenci var. Okula başvuru yaptığınızda size kabul belgenizi gönderirlerken Amerikada ihtiyacınız olacak paranın yaklaşık miktarını ve okulun evlerinin fiyatlarını, evin planını gönderiyorlar. Eğer Amerikada tanıdığınız, size önceden ev ayarlayacak birileri yoksa okulun evlerine başvurulmalı. Teksas&#8217;ta toplu taşıma olmaması nedeniyle ev okul mesafesini yürüme mesafesi olarak ayarlamak gerekiyor.<br />
Burada bir bayan olarak hayretle baktığım şeylerden biri kıyafet konusu. Herkes ayrı telden çalıyor. Kimi 2 kat giyinmiş yanındaki şort terlikle geziyor. Okulda çalışan memurlar ve öğretmenler genelde terlik kullanıyorlar yani süsden önce rahatlıkları geliyor. Ben Türkiyede topuklu giyen öğretmenlerle okuduğum için kalın çorapla açık terlik giyen ögretmenlere hayret ettim. Türkiyede olsa hemen kıro deriz ama burada kıyafetler geri planda. Okula bir karış eteklede gelebilirsin, başını kapatıp pardesüylede. Müslüman ülkesi Türkiyede başörtü problemleri, kıyafetlerle millet kafayı yerken Amerikada başörtülü öğrencilere dönüp bakan yok. Hatta ders arasında çık bahçeye seccadeni yay namaz kıl. Geçen gün bahçede oturuken okulun binalarından birinin balkonunda bir müslümanın namaz kıldığını gördüm ve Amerikada bile bu kadar rahat dinimizi yaşayabiliyorken Türkiyede bunu yapan birinin ertesi gün haberlerde gazetelerde manşet olabileceğini düşündüm. Umarım Türkiyedeki eğitimcilerimizde başörtüsü konusuna takılmaktan kurtulup eğitim sistemine takılıp işlerini yaparlar.<br />
Bir aylık süre içinde okulda yaşadığım deneyimlerim ve gözlemlerim şimdilik bu kadar. Amerikaya gelmeyi düşünen arkadaşlar varsa merak ettiğiniz, öğrenmek istediğiniz (vize,okul başvurusu v.s) konularda yazışabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/amerikada-dil-egitimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir öğrencimin bana öğrettikleri</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/bir-ogrencimin-bana-ogrettikleri/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/bir-ogrencimin-bana-ogrettikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2007 15:20:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seda Kuru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/bir-ogrencimin-bana-ogrettikleri.htm</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki Doğan Cüceloğlu&#8217;nun yazısı bugün e-mailime geldi. Sonofnights okuyucularıyla paylaşmak istedim. Kaliforniya&#8217;da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç bayanın şu özelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Aşağıdaki Doğan Cüceloğlu&#8217;nun yazısı bugün e-mailime geldi. Sonofnights okuyucularıyla paylaşmak istedim. </strong></em> </p>
<p>Kaliforniya&#8217;da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç bayanın şu özelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak çok iyi bir öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu. Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kişiliği vardı. Bölümün bir pikniğinde kız öğrencimin nişanlısıyla tanıştım ve itiraf edeyim, ilk aklımdan geçen, &#8220;Armudun iyisini ayılar yer&#8221; düşüncesi oldu.<br />
Yukarıda özelliklerini saydığım o güzel kızın bana tanıştırdığı erkek, yirmi yedi-yirmi sekiz yaşlarında, saçı biraz dökülmüş, şişman denecek kadar toplu, çirkin, kısa boylu biriydi.<br />
Bu kişiye parası için yüz vermiş olabileceğini düşündüm. Daha sonra öğrendim ki, bu genç adamın parasal gücü yok; başka bir üniversitenin psikolojik danışmanlık bölümünde doktora öğrencisi olarak okula devam ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer yapıp profesör olmak istiyor.<br />
Acaba benim güzel öğrencim bu adamda ne bulmuştu? Bir hafta sonra ders çıkışı koridorda öğrencimin yanına yaklaştım ve Sally adıyla anacağım öğrencimle aramızda şöyle bir konuşma geçti:<br />
&#8220;Sally, nişanlınla nasıl tanıştığınızı merak ediyorum?<br />
&#8220;Bir kilise faaliyetinde aynı komitede çalıştık; o zaman tanıdım kendisini &#8221;<br />
&#8220;Nesi seni etkiledi; hangi özelliklerini sevdin?<br />
Sally, bir Amerikalı olarak bu soruyu hiç beklemiyordu. Amerikan kültüründe, bu tür sorular kişinin mahremiyetine tecavüz olarak kabul edildiğinden pek sorulmaz. Amerikan kültürüne göre ben o anda Sally&#8217;nin mahremiyetine &#8216;burnumu sokuyordum.&#8217;<br />
Şaşkınlığı geçince çok içten, gözlerinin içi gülerek, &#8220;O şahane bir insan; o benim kahramanım! Ben ondan çok şeyler öğrendim&#8221; dedi.<br />
O anda ilk hissettiğim şey kıskançlık duygusu oldu. Güzel bir kadının erkeğine, &#8220;Sen benim kahramanımsın&#8221; duygusu içinde bakmasının erkeğe verilmiş en büyük hediye olduğunu hissettim ve anladım. Bu hediyeyi, hayatım boyunca hiç almadığımı biliyordum ve o kişiyi kıskandım.<br />
&#8220;Nasıl yani?&#8221; dedim.<br />
&#8220;Frank bir yetimhanede büyümüş. Yetim olmanın ne demek olduğunu bildiği için, üniversite öğrencisi olunca, yetimhaneden iki çocuğa ağabeylik yapma kararı almış. Haftada on saatini onlara ayırıyor; onlarla buluşup oynuyor, kitap okuyor, onları müzeye götürüyor. Onların iyi gelişmesi için elinden geleni yapıyor. Biri ameliyat oldu, hastanede yatıyor ve Frank şimdi akşamları hastanede kalıyor, geceleri ona bakıyor.&#8221;<br />
Yüzüme tokat yemiş gibi oldum. Utandım. Kendime kızdım. Ben güya en yüksek eğitim düzeyine gelmiş biriydim ve karşımdakini hala dış görünüşe göre yargılıyor ve onu &#8220;ayı&#8221; olarak görüyordum. İçimdeki pislikten utandım. Bir süre sonra Sally&#8217;nin içinde yetiştiği aile ortamını merak etmeye başladım.<br />
Şöyle bir mantık yürüttüm: o adama baktığım zaman ben neden, &#8216;Armudun iyisini ayılar yer&#8217; diye düşündüm? Çünkü ben, içinde yetiştiğim ortamda sık sık bu benzetmeyi duyarak büyümüştüm. İçinde yetiştiğim ortam beni nasıl etkilemişse, Sally&#8217;nin içinde yetiştiği ortam da onu öyle etkilemiş olmalıydı.</p>
<p>Birkaç hafta sonra Sally&#8217;e, ailesinin nerede oturduğunu sordum. Los Angeles&#8217;in üç yüz elli km kuzeyindeki bir kasabada oturuyorlarmış. Onun ailesiyle tanışmak istediğimi, bunu mümkün olup olamayacağını sordum. &#8220;Kendilerine bir sorayım, eminim sizinle tanışmak isteyeceklerdir,&#8221; dedi ve iki gün sonra, &#8220;Ailemle konuştum; sizinle tanışmaktan mutlu olacaklarını söylediler,&#8221; dedi. Dört-beş hafta sonra San Francisco&#8217;ya gidecektim, Sally&#8217;nin ailesinin yaşadığı kasaba yolumun üstündeydi, onlara uğrayabilir, onlarla tanıştıktan sonra yoluma devam edebilirdim.<br />
Bu planımı Sally&#8217;e söylediğimde Sally, &#8220;O gün ben de aileme gidecektim; isterseniz beraber gidebiliriz,&#8221; dedi. Ailesine haber verdi. Onlar da sabah kahvaltısına gelmemizi söylemişler. Long Beach&#8217;ten sabahın altısında yola çıktık ve dokuz buçuk civarında Sally&#8217;nin ağabeyi Brian&#8217;ın evine vardık. Sally&#8217;nin babası George orada buluşmamızı uygun görmüş. Çok güleryüzlü bir aileydi. Brian&#8217;ın, en ufağı dört yaş civarında dört çocuğu vardı.</p>
<p>Ziyaret ettiğim bu güleryüzlü sıcak ailede, iki olay gerçekten dikkatimi çekti. Bunlardan ilki, Sally&#8217;nin babası George&#8217;un torunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına inmesiydi. Bunu o kadar doğal yapıyordu ki, artık farkına varılmadan yapılan bir davranış olduğu belliydi. Sally&#8217;ye, babasının torunlarıyla hep böyle mi konuştuğunu sordum. &#8220;Evet&#8221; yanıtını alınca, kendisi çocukken de babasının, onunla göz hizasına inerek mi konuştuğunu sordum. &#8220;Evet, biz böyle biliyoruz. Ağabeyim Brian da çocuklarıyla böyle konuşur; ben de kendi çocuklarımla böyle konuşacağım. Biz böyle biliyoruz&#8221;, dedi. Tüylerim diken diken oldu. Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan psikolojisi benim uzmanlık alanımdı ama üç çocuğumdan hiçbiriyle göz hizasına inerek konuştuğumu hatırlamıyordum. Kendime kızdım; sonra kendime kızmaktan da vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım. Sonra onlara kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür ortamına kızdım. Daha sonra kimseye kızmayacağımı anlayarak, oradaki öğrenme fırsatından<br />
yararlanmaya karar verdim. Torunlarının önünde diz çökerek konuşan dede George&#8217;a &#8220;Beyefendi, çocukların göz hizasına inerek konuşuyorsunuz!&#8221; dedim. Bana biraz şaşkınlıkla gülümseyerek, &#8220;Tabii, onlar küçük insanlar!&#8221; yanıtını verdi. Öyle bir bakışı vardı ki, bu bakış sanki &#8216;Bu kadar doğal bir şey ki, herhalde bunu herkes yapıyordur; sen yapmıyor musun?&#8217; diyordu.<br />
O bakışa karşı bütün yaptığım, mahcup bir gülümseme oldu.<br />
Bu güleryüzlü sıcak ailede dikkatimi çeken ikinci olay, Sally&#8217;nin ağabeyi Brian&#8217;ın davranışı oldu. Brian, Pasifik ülkeleriyle ticaret yapan, oldukça varlıklı biriydi. Evlerinin büyüklüğünden, yüzme havuzundan, çiftliklerinden, arabalarının türünden ailenin zenginliği belli oluyordu.<br />
Kahvaltıdan sonra saat on bir dolaylarında telefon çaldı ve Brian bir süre telefonla konuştu. Ofisten arıyorlarmış, Koreli bir işadamı Los Anegeles&#8217;ta imiş, kendisiyle görüşmek için helikopterle saat 14&#8242;te gelmek istiyormuş. Başka bir randevusu olduğunu söyleyerek bu teklifi reddetmiş olan Brian, bize durumu şöyle açıkladı: &#8216;Dört çocuğum var ve her hafta biriyle dört saat başbaşa geçiririm. Bugün dört yaşındaki kızım Mary&#8217;le randevum var. Çocuklar çok çabuk büyüyorlar, eğer dikkat etmezsen, bir bakıyorsun, büyümüşler ve onlarla beraber zaman geçirme olanağı kaybolmuş.<br />
Brian&#8217;ın yaşam vizyonunu sormadım, ama davranışından nelere öncelik verdiği belli oluyordu.<br />
Brian için çocukları şüphesiz en az işi kadar önemliydi. Brian&#8217;ın yaşamında bununla ilgili bir pişmanlık duygusu, bir &#8216;keşke&#8217; olmayacak.<br />
Sally&#8217;e sordum: &#8220;Baban seninle randevulaşır mıydı?&#8221;<br />
&#8220;Evet&#8221;, dedi, &#8220;yalnız benimle değil, her çocuğuyla sırasıyla başbaşa zaman geçirirdi. Ve ilave etti, &#8220;Biz böyle gördük, böyle biliyoruz. Benim çocuğumun da babası böyle yapacak!&#8221;. Gülümseyerek, &#8220;Nereden biliyorsun?&#8221; diye sordum.<br />
&#8220;Biz Frank&#8217;le konuştuk&#8221; diye cevap verdi. Yine içim cız etti. Daha doğmadan çocuğun gelişme ortamıyla ilgili bir bilinç oluşmuştu.<br />
Kendi çocuklarıma içim yandı. Evlenmeden önceki bilincimi, kafamın karmaşıklığını, evlendiğim kıza ettiğim eziyetleri ve ondan da acısı, kendi yavrularıma çektirdiğim acıları düşündüm. Biraz daha düşününce kendimin de acı çektiğini anladım ve bu sefer kendi çocukluğuma içim yandı. Daha sonra babamın, anamın çocukluğuna içim yandı. Ve son durak olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı.<br />
Yine kimseye kızamayacağımı anlayınca, &#8216;bundan sonra ne yapabilirimle ilgili düşünmeye karar verdim. İşte değerli okurum; yazdığım kitaplar, verdiğim seminerler, hazırladığım televizyon programları, &#8216;Ne yapabilirim?&#8217; sorusuna verdiğim yanıtların öğeleridir. Sally&#8217;nin içinde yetiştiği ortamı görmüş ve anlamış biri olarak onun davranışlarına şimdi daha iyi anlam verebiliyorum.<br />
Sally, içinde yetiştiği ailede, varoluşun beş boyutunu da doya doya yaşayabilmişti. Çocuğun hizasına inerek onunla göz göze konuştuğunuz zaman çocuk, &#8216;Sen varsın, sen doğalsın, sen değerlisin, sen güçlüsün ve sen sevilmeye layıksın&#8217;, mesajı alır ve çocuğun CAN&#8217;ı beslenir.<br />
Çocuğuyla randevusuna sadık kalan baba, &#8216;Seninle zaman geçirmek istiyorum, seni özledim&#8217;, mesajını güçlü olarak verir. Çocuk bu mesajı zihinsel olarak değil, sezgisel olarak alır ve aldığı bu sezgisel mesajlar sayesinde çocuğun hamuru, &#8216;Ben sevilmeye layık biriyim!&#8217; diye yoğrulur.<br />
Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras, varoluşun beş boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN&#8217;dır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/bir-ogrencimin-bana-ogrettikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıcak para artık aşırı sıcak olmaya başladı</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/sicak-para-artik-asiri-sicak-olmaya-basladi/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/sicak-para-artik-asiri-sicak-olmaya-basladi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Oct 2007 22:02:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/sicak-para-artik-asiri-sicak-olmaya-basladi.htm</guid>
		<description><![CDATA[Çok soğuk bir kış günündesiniz. Artık titremekten yorulmuş bir haldesiniz. Isınmanız gerekiyor muhakkak. Ama nasıl? Sürekli hareket ederek ısınabilirsiniz mesela. Sürekli hareket etmek vücut ısınızı arttıracak ve üşümenizi engelleyecektir. Sürekli hareket ettikçe de ısınmaya devam edeceksiniz. Hatta belki terleyeceksiniz bile. Isınmanın bir yolu daha var. Kalorifer sistemi kurarsınız binanıza. Bunun için bir kazan alırsınız. Yakma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img80.imageshack.us/img80/9240/06atf4.jpg" wspace="3" align="left" height="142" hspace="3" width="155" title="Sıcak para artık aşırı sıcak olmaya başladı" alt="06atf4 Sıcak para artık aşırı sıcak olmaya başladı" />Çok soğuk bir kış günündesiniz. Artık titremekten yorulmuş bir haldesiniz. Isınmanız gerekiyor muhakkak. Ama nasıl? Sürekli hareket ederek ısınabilirsiniz mesela. Sürekli hareket etmek vücut ısınızı arttıracak ve üşümenizi engelleyecektir. Sürekli hareket ettikçe de ısınmaya devam edeceksiniz. Hatta belki terleyeceksiniz bile. Isınmanın bir yolu daha var. Kalorifer sistemi kurarsınız binanıza. Bunun için bir kazan alırsınız. Yakma işleri için de bir görevli tutarsınız. Maaşını da yüksek vermektesinizdir. O sizin için bu kazanı yakar ve size de hareket etme zahmetini göstermeden, sıcaklığın keyfini çıkarmak kalır. Görevli işini gayet iyi yapmaktadır. Sürekli sizi sıcak tutmak için kazana yakacak atmaktadır. Fakat bazı zamanlar kazana o kadar yakacak atmaktadır ki artık evinizde sıcaktan bunalmış bir hal alırsınız. Camları açıp içeriyi serinletirsiniz. Ama hiç görevliyi uyarmak aklınıza gelmez. Bir bakarsınız görevli sizden habersiz bir gün çekmiş gitmiş, işi bırakmıştır. Siz tabi eviniz sıcak olduğunu sanıp üstünüze ince giymişsinizdir. Bir sabah yatağınızdan kalktığınızda birden soğukluk bedeninize işler. Hasta olursunuz aniden, artık ısınmak için hareket etmeye bile takatiniz kalmamıştır. Görevli ortalarda yoktur ve sizi buz gibi bir evinizle baş başa bırakmıştır. Artık hastasınız, hareket edip ısınamazsınız bileâ€¦</p>
<p>Yukarıda anlattıklarım size ne ifade ediyor? Ortada çok soğuk bir kış günü varmış, birisi ısınmak için hareket etmek yerine kalorifer sistemi kurmuş ve buna bir de görevli tutmuş. Bu görevli ansızın işi bırakıp gitmiş. Türkiye&#8217;nin halinin de böyle olduğunun farkında mısınız peki?</p>
<p>Ülkemiz birçok krizler geçirdi. Krizlere karşı politikalar uyguladık. Şu an ekonomimizde her şey tos pembe gibi görünüyor. Türk Lirası dolar karşısında sürekli bir değer kazanmakta. Peki bu kurlar nasıl bu kadar düşük oluyor? Demek ki Türkiye ekonomisi çok iyi bir durumda ki dolar karşısında sürekli bir değer kazancımız oluyor. Öyle olduğunu mu sanıyorsunuz. Gelin ilk paragraftaki hikÃ¢yemizi Türkiye&#8217;ye uyarlayalım.<br />
<span id="more-296"></span><br />
Çok soğuk bir kış günündeyiz, ekonomik bir kriz içersindeyiz. Ekonomimiz kötü durumda, üşüyoruz. Isınmak için, ekonomimizi iyi duruma getirmek için üretmeliyiz. Sürekli hareket içersinde olmalıyız, üretim yapıp, çalışıp çabalamalıyız. Ülkemizin ekonomisini düzeltmek için adeta seferber olmalı, hiç durmamalıyız. Ya da kalorifer sistemi kurarız, Merkez Bankamızdan yüksek faizli yatırım araçları çıkarırız. Yüksek faizden yararlanmak isteyen, maaşı yüksek olan bu görevi üstlenmek için birçok yatırımcı yani kalorifer sistemini harekete geçirmek isteyen görevli bulmaya gerek bile yok, onlar can atarak gelirler. Yakacaklarını, dövizlerini kendileri getirir kazanımıza atar yani yatırım araçlarımızdan alıp ülkemize sıcak para sağlarlar. Biz de bu sıcak paranın vermiş olduğu sıcaklıklarla bir güzel ısınırız. Her şey güzel hale gelir. Aslında kış var ama biz ısınıyoruz bundan güzeli mi var? Çalışıp, çabalıyor muyuz? Taş atıp da kolumuz mu yoruluyor? Sadece oturuyoruz ve gelen sıcak paralarla açıklarımızı kapatıyoruz. Hatta artık o kadar sıcak oldu ki ortam, döviz miktarı o kadar arttı ki kurlar düşük seviyelere ulaştı. Camları açmak istiyoruz artık, serinlemek istiyoruz yani hazır döviz kuru düşükken döviz kredisi alıp önceden alamadığımız ithal mallardan satın alıyoruz. Bir sabah yatağımızdan kalktığımızda soğuk kemiklerimize işliyor aniden. Ne olduğunu anlamıyoruz. Niye sıcak değil ortamımız? Ne oldu bu kalorifer sistemine? Görevliler nerde, niye yakmıyorlar bu kaloriferi? Ortalık birden karışıyor. Herkes kendi derdine düşüyor, telaş içinde millet. Herkes ısınmaya çalışıyor. Ama sıcak havadan soğuk havaya aniden geçiş herkesi hasta etmiştir bile. Hasta halinle nasıl ısınabilirsin ki? Sadece bunun önlemini alan, sıcak ortam olsa bile bir çift battaniye bulunduranlar ısınabilir ve soğuktan kurtulabilirler. Ya diğerleri? Yani anlayacağınız, bir sabah kalktığınızda yabancı yatırımcıların hepsi en ufak bir kriz ortamında tası tarağı toplayıp ülkenizi terk etmiş olabilir. Güzel güzel ısındığınız sıcak paraların yerlerinde yeller esmektedir artık. Dövizin aniden ülkenizden kaçması kurlarınızın tavana sıçramasına neden olur. Sıcak ortam var diyerek ince giyinen yani döviz kurunun düşük olmasını fırsat bilen, yatırımda bulunurken dövize yönelik kredi alanlar sıcaktan soğuğa geçmenin hızından dolayı hastalanırlar, zarar ederler. Belki bazıları hastalığı zar zor atlatırlar ama kimisi de bu hastalık sonucunda ölür, iflas eder. Önlem alanlar; döviz kredisi almış olsalar bile kısa vadeli alanlar, ya da farklı yatırım araçlarını kullananlar yani sıcak havada olsalar bile bir çift battaniyeyi hazırda bulunduranlar soğuktan en az etkilenenler olur.</p>
<p>Ülkemizde 103 milyar $ sıcak para mevcut. Bu sebepten ötürü kurlar genelde düşük seviyelerde seyir etmekte fakat bu hükümetin başarısı değil, Merkez Bankasının uyguladığı yüksek faiz politikasıdır. Merkez Bankası %16,75 gibi bir faizle borç almaktadır. Yabancı yatırımcı, üretim yapıp kar elde etmek için birçok zahmete katlanacaktır ve kar oranının %16,75 olması garanti bile değildir. Ama Merkez Bankası devlet garantisinde size %16,75&#8242;lik bir faiz ödemeye razıdır. Tabi ki de yabancı yatırımcı sizin ülkenizde ne kadar gelişmiş sektör olsa da yatırımını faize yatırarak gerçekleştirecektir. Yabancı yatırımcı oturduğu yerden, sizin çalışıp çabaladığınız kazandığınız sermayenizi alıp götürecektir.</p>
<p>Peki, neden önlem alınmıyor? Neden bu kadar sıcak paraya izin veriliyor? Devletimiz haftada 1 milyar $ borç ödemektedir. Bu 1 milyar $ sadece borcumuzun faizidir. Yılda toplam dış borcumuzun yarısı kadar dış borç ödemekteyiz. Bu borçlarımız büyük ölçüde döviz borcudur. Sıcak paranın ülkemize girmesi, dengesiz durumda olan ekonomimizin dengeye gelmesini sağlamakta, açıklarımızı kapatmakta, kur oranlarını aşağı çekmekte ki bu da ödediğimiz döviz miktarının YTL karşılığını düşürmektedir. Bu da döviz ödeyen tarafın işine gelmektedir.</p>
<p>Sıcak para iyidir güzeldir, her ülkenin dövize ihtiyacı vardır dış ticaret gerçekleştirmek için. Ama sıcak paranın aşırı olması artık cehennem sıcaklarını yaşatmaktadır. Dış ticaretimiz bile olumsuz etkilenmekte. Ulusal piyasalarda ürünler dolar cinsinden fiyatlandırılmaktadır. Ürününüzün maliyeti 13 YTL, ulusal piyasalarda fiyatı 10 $. Kurunuzun 1,5 YTL olduğunu düşünelim. Ulusal piyasada ürününüzden 15 YTL elde edip, 2 YTL kara geçmektesiniz. Kur seviyeniz 1 YTL&#8217; ye düştü. Ulusal piyasada yine ürününüz 10 $ â€˜dır bu değişmez. Aynı ürün, fakat sattığınızda elinize 10 YTL geçti. 13 YTL&#8217; ye mal edip, 10 YTL â€˜ye satabilir misiniz? Ulusal piyasada 10 $ olan bu malı ithal edersiniz ve aynı kalitedeki aynı malı 10 YTL &#8216;ye almış olursunuz. Maliyeti 13 YTL olan aynı malı 10 YTL &#8216;ye aldınız ve 3 YTL daha ucuza mal etmiş oldunuz. İhracat durma noktasına gelir, aynı kalitede ve aynı malı üreten ülkelerle rekabet edemez hale gelirsiniz. İthal etmek zorunda kalırsınız bu da sizin değil bu malı size satanların ülkelerinin gelişmesi demektir. İhracatınızın durması demek, üreten bir toplum değil tüketen bir toplum olmanız demektir. Üretmeden gelişen bir ülke nerde görülmüştür?</p>
<p><strong>Adem TAŞDAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/sicak-para-artik-asiri-sicak-olmaya-basladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasarruflarımız yavaş yavaş yabancıların kontrolüne geçiyor</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/tasarruflarimiz-yavas-yavas-yabancilarin-kontrolune-geciyor/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/tasarruflarimiz-yavas-yavas-yabancilarin-kontrolune-geciyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Oct 2007 14:31:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/tasarruflarimiz-yavas-yavas-yabancilarin-kontrolune-geciyor.htm</guid>
		<description><![CDATA[Bir ülkenin enflasyonunun ayarlanması, para politikasının uygulanması ve denetlenmesi Merkez Bankasının görevidir. Merkez Bankası bu politikasını bankalarla birlikte yürütmektedir. Bankalar; tasarruf sahipleri ile kredi almak, yatırım yapmak isteyen girişimciler arasında aracılık yapan kuruluşlardır. Bankalar olmasaydı bizim tasarruflarımız yastığımızın altında kalır ve girişimcilere ulaşamazdı. Girişimciler finansman sağlayamadıkları için herhangi bir yatırımda bulunamazlardı. Bir ülkede yeni bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt">Bir ülkenin enflasyonunun ayarlanması, para politikasının uygulanması ve denetlenmesi Merkez Bankasının görevidir. Merkez Bankası bu politikasını bankalarla birlikte yürütmektedir. Bankalar; tasarruf sahipleri ile kredi almak, yatırım yapmak isteyen girişimciler arasında aracılık yapan kuruluşlardır. Bankalar olmasaydı bizim tasarruflarımız yastığımızın altında kalır ve girişimcilere ulaşamazdı. Girişimciler finansman sağlayamadıkları için herhangi bir yatırımda bulunamazlardı. Bir ülkede yeni bir yatırımın olmaması demek o ülkenin büyüyememesi demektir aynı zamanda. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğu zaman bankaların bir ülke ekonomisi için ne denli önemli oldukları gayet iyi anlaşılmaktadır.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt">Fakat günümüzde tamamı Türk sermayeli banka neredeyse bulunmamaktadır. Yabancı sermayeli bankaların oranı %70&#8242;lere varmaktadır. Bir ülke için ne denli önemli olan bankaların yabancılar tarafından kontrol edilmesi, satın alınması demek o ülke için ciddi tehlike demektir. Bankalar piyasalara tasarrufçulardan aldığı paraları pompalamadıkları zaman ne olur? Ülkede üretim yavaşlar hatta durma noktasına gelir.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt">Avrupa Birliği ülkelerinde; Almanya&#8217;da yabancı sermaye payı yüzde 5, İtalya&#8217;da yüzde 8, İspanya&#8217;da yüzde 10, Hollanda&#8217;da yüzde 11, Danimarka&#8217;da yüzde 17, Avusturya, Fransa ve Yunanistan&#8217;da yüzde <st1 productid="19'" w:st="on"></st1><st1 productid="19'" u2:st="on">19&#8242;</st1> dur. Avrupa Birliğine üye ülkelerde bankalardaki yabancı payları bu seviyelerdeyken bizde %50lerde bir seviyelerdedir. IMF&#8217;nin işbirliği yaptığı diğer ülkelerde de yabancı payları %40 gibi seviyelerden %100 seviyelerine ulaşmaktadır.Peki bizim yabancı ülkelerde payımız var mı? Ne yazık ki şubemiz bile yok.<o></o></p>
<p><u1></u1><span id="more-292"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt">Ülkemizdeki bankalar artık yabancılar tarafından kontrol edilir duruma gelmektedir. Siz bir bankaya gidip girişimde bulunmak için kredi talebinde bulunduğunuz vakit, o kredinin verilip verilmemesine banka karar verecektir. Kimi kuruluşlar var ki kendilerine özel finansman sağlamak için banka satın almaktadırlar. Siz de aynı sektörde hizmet veren bir kuruluş olarak gidip o bankadan yüklü miktarda kredi alabilir misiniz? Yabancı yatırımcılar elbette kar etme amacı ile gelmiş ve bankaları satın almışlardır. Ülkemiz gelişmekte olan bir ülkedir ve bu gelişmenin devam etmesi için sürekli yeni yatırımların, yeni girişimlerin olması gerekmektedir. Bunun için de piyasalardaki tasarrufçuların birikimlerine ihtiyaç vardır. Fakat küçük ve orta ölçekli şirketler kredi vermek için riskli şirketlerdir. Yabancı sermayeli bu bankalar riskli kredi vermektense büyük ve riski diğer şirketlerden çok daha az olan şirketlere kredi vermeyi seçerler. Bu nedenle de küçük ve orta ölçekli şirketler gerekli finansmanı bulamadıkları için istedikleri yatırımı yapamazlar ve ülke gelişimine katkı sağlayamazlar.Hele ki bir kriz döneminde  bu yabancı yatırımcıların bankalardan paylarını çekip ülkeyi terk etmeleri bizi çok ciddi bankacılık krizine sürükler.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt">Günümüzde onlarca şehit verirken askerin bankası olan Oyakbank da 2 milyar 673 milyon dolara <span class="yazi">ING </span>&#8216;e satıldı.Peki bu ING kimdir? Hakkında mayın ve misket bombası üreticilerine fon sağlama iddiası ortaya atılan Hollandalı bir finansman hizmeti grubudur. Terörist örgütü PKK&#8217;nın askerimize haince düzenlediği mayın tuzaklarını düşündüğümüz zaman bir asker bankasının bu tür üretimlerde bulunan şirketlere fon sağlayan bir gruba satılması gerçekten çok düşündürücü. BDDK bu iddialar sebebiyle araştırma istemesi nedeniyle henüz onay vermemiştir. Umarım bu satış gerçekleşmez.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt"><em>Satılan Türk bankalarının yabancı payları aşağıda görülmektedir.</em><o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">        </span><strong>Demirbank</strong> 350 milyon dolara  HSBC &#8216;ye satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">        </span>TMSF &#8216;nin elinde bulunan <strong>Sitebank</strong> Novabank&#8217;a satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">       <strong> </strong></span><strong>Türkiye Ekonomi Bankası </strong>&#8216;nın %50&#8242;si 217 milyon dolara BNP Paribas&#8217;a satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">        </span><strong>Yapı Kredi Bankası</strong> &#8216;nın %57,4&#8242;ü Uni Credit&#8217;e satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">        </span><strong>Dışbank</strong> &#8216;ın %90&#8242;ı 880 milyon euroya Fortis Bank&#8217;a satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">        </span><strong>Garanti Bankası </strong>&#8216;nın %25,5&#8242;i 1 milyar 550 milyon dolara Ge Consumer Finance&#8217;a satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">       <strong> </strong></span><strong>Kredi ve Kalkınma Bankası</strong> &#8216;nın %58&#8242;i 113 milyon dolara Israil Bank Of Hapoalim&#8217;e satıldı<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">   </span><strong>Finansbank</strong> &#8216;ın %46&#8242;sı 2 milyar 291 milyon euroya Yunan Ortadoks Kilisesinin de ortakları arasında bulunduğu National Bank Of Greece&#8217;e satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">        </span><strong>Tekfenbank </strong>&#8216;ın %70&#8242;i 260 milyon dolara EFG Bank&#8217;a satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">      <strong>  </strong></span><strong>Denizbank</strong>&#8216;ın %75&#8242;i 2,4 milyar dolara Dexia &#8216;ya satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">        </span><strong>Şekerbank</strong> &#8216;ın %34&#8242;ü 425 milyon dolara Bank Turan&#8217;a satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">        </span><strong>Adabank</strong> &#8216;ın %99,9&#8242;u 45 milyon 100 bin euroya The International Investor&#8217;a satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 63pt; text-align: justify; text-indent: -18pt">·<span style="font-size: 7pt"></span><span style="font-size-adjust: none; font-stretch: normal">       </span>Türkiye&#8217;nin en çok kar eden bankası olan <strong>Akbank</strong> &#8216;ın %20&#8242;si 3,1 milyar dolara Citigroup&#8217;a satıldı.<o></o></p>
<p><u1></u1></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/tasarruflarimiz-yavas-yavas-yabancilarin-kontrolune-geciyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Uykusu</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/kan-uykusu/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/kan-uykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 17:55:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/kan-uykusu.htm</guid>
		<description><![CDATA[Kan Uykusu 0-10 Kan Uykusu 10-20 Kan Uykusu 20-30 Kan Uykusu 30-40 Kan Uykusu 40-50 Kan Uykusu 50-60 Kan Uykusu 60-70 Kan Uykusu 70-80 Kan Uykusu 80-90 Kan Uykusu 90-100 Kan Uykusu100-110 Kan Uykusu110-115]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><img src="http://img137.imageshack.us/img137/8945/kanuykusuov3.jpg" title="Kan Uykusu" alt="kanuykusuov3 Kan Uykusu" /><br />
<span id="more-288"></span><br />
<strong>Kan Uykusu  0-10</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/f7manYK8mWE"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/f7manYK8mWE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu 10-20 </strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/7t7d9zz7zoE"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/7t7d9zz7zoE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu 20-30</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/KhbqdMTR-mw"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/KhbqdMTR-mw" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu 30-40</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/U3tuw6aCqGQ"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/U3tuw6aCqGQ" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu 40-50</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2tx_mdpWm9A"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/2tx_mdpWm9A" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu 50-60</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/LD5eXC9yjAA"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/LD5eXC9yjAA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu 60-70</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Uh3Vj3O8fGo"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/Uh3Vj3O8fGo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu 70-80</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/WF6HCSraB04"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/WF6HCSraB04" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu 80-90</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/qM7PepMokRw"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/qM7PepMokRw" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu 90-100</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/I8B2aXByuUo"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/I8B2aXByuUo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu100-110</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/watch?v=faRuOjqQNiE"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/watch?v=faRuOjqQNiE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></p>
<p><strong>Kan Uykusu110-115</strong></p>
<p><object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/watch?v=-QKlN1G73H0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/watch?v=-QKlN1G73H0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/kan-uykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paranızı yastık altında tutmayın bankaya yatırın&#8230;</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/paranizi-yastik-altinda-tutmayin-bankaya-yatirin/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/paranizi-yastik-altinda-tutmayin-bankaya-yatirin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 17:54:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/paranizi-yastik-altinda-tutmayin-bankaya-yatirin.htm</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde herkes para biriktirmek ister. 100 liramız varsa bunun 90 lirasını harcar, kalan 10 lirasını saklayıp kötü gün için biriktiririz. Peki o biriktirdiğimiz paralarımızı nerede tutarız? Evimizin en gizli yerinde, dolabın içinde ya da evimize aldığımız bir kasanın içinde değil mi? Peki buralarda saklanan paraların ekonomimiz için katkısı nedir? Gizli kapaklı yerlerde biriktirilen bu paraların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img wspace="2" align="right" width="254" src="http://img215.imageshack.us/img215/7985/halkbankdevamae9.jpg" hspace="2" height="195" title="Paranızı yastık altında tutmayın bankaya yatırın..." alt="halkbankdevamae9 Paranızı yastık altında tutmayın bankaya yatırın..." /></p>
<p align="justify">Günümüzde herkes para biriktirmek ister. 100 liramız varsa bunun 90 lirasını harcar, kalan 10 lirasını saklayıp kötü gün için biriktiririz. Peki o biriktirdiğimiz paralarımızı nerede tutarız? Evimizin en gizli yerinde, dolabın içinde ya da evimize aldığımız bir kasanın içinde değil mi? <em>Peki buralarda saklanan paraların ekonomimiz için katkısı nedir? Gizli kapaklı yerlerde biriktirilen bu paraların enflasyonu arttırdığını biliyor musunuz peki?</em></p>
<p align="justify">Paramızı ekonomik ifadeyle yastık altında tutarsak şu sorunlarla karşılaşırız; işsiz vatandaşlar işsiz kalmaya devam eder, enflasyon artar, ülkemiz büyüme anlamında yerinde sayar, paranız durduğu yerde değerini kaybeder ve daha birçok olumsuzluk meydana gelir.</p>
<p align="justify">Şu senaryoyu kafanızda canlandırın. Paramızı bankaya yatırmadık ve evimizde kasamızın içine koyduk. Bankalar mevcut nakit paralarını girişimcilere kredi olarak dağıtmaktadır. Bir süre sonra piyasada para miktarını az olması nedeniyle kredi talepleri geri çevrilmeye başlanır. Çünkü dağıtabilecekleri nakit artık sınırlıdır. Kimse parasını bankalara yatırmıyor ve bu da bankalarda nakit sıkıntısına neden oluyor. Bankalar karlarını buna rağmen yüksek tutmak için bu sefer kredi faizlerini arttırma yolunu izlemektedir. Nakit sıkıntısı var ve girişimciler kredi talep ediyor. Girişimci kredi talebinde bulunuyor ve banka girişimciye nakit sıkıntısının olduğunu %3 faizle değil de %5 faizle kredi vermeyi teklif ediyor. Girişimci de faizi yüksek buluyor. Uygun kredi bulamadığı için de yatırım projesinden vazgeçiyor. Sonuç olarak ne oldu? Tasarrufumuzu bankaya değil de kasamıza koyduk. Piyasada nakit sıkıntısı meydana geldi. Girişimciler yatırım yapmak için kredi bulamadı ve projesinden vazgeçti. Projesinden vazgeçmiş bize ne..â€? diyebilirsiniz. Ama bu projenin iptal olması istihdamdaki büyümenin önünü tıkamış oldu. Yeni iş imkÃ¢nları doğabilirdi ama nakit sıkıntısı yüzünden bu gerçekleşmedi. İşsiz olan vatandaşlarımız işsiz kalmaya, ülkemiz de büyüme konusunda yerinde saymaya devam etti.</p>
<p align="justify">Tersini düşünürsek ne olacaktı? Tasarrufumuzu bankaya yatırdık. Bankalarda nakit sıkıntısı yok. Hatta fazla miktarda nakdin bulunması nedeniyle faiz oranları aşağı çekildi. Girişimci istediği krediyi gayet rahat bir şekilde buldu ve yeni bir istihdam hacmi yarattı. İşsiz kalan bir çok insan bu iş yerinde iş buldu. Evine sıcak yemek götürmeye başladılar. Ülkemiz daha çok üretim gerçekleştirmeye başladı. Üretilen malların ihtiyacımızdan fazlası yurt dışına ihraç edildi ve ülkemize döviz girdisi oldu.. ve bunun gibi bir birini izleyen güzel şeyler zinciriâ€¦</p>
<p align="justify">Paramızı evlerimizde, kasalarımızda, piyasa haricinde bir yerlerde saklamamız enflasyonu arttırıcı etki yapar. O da şu şekilde geçekleşir. Merkez Bankası piyasadaki nakit paranın hesabını kuruşu kuruşuna bilmektedir. Bu miktarın dengesini tutturmakla yükümlüdür Merkez Bankası. Bu dengenin tutturulması da istikrara yol açar ve enflasyonla mücadele çok daha kolay olur. Fakat nakit paralar piyasada sürekli bir döngü halinde değilse, sabit bir şekilde bir yerlerde öylece tutulursa kimse karlı çıkmaz hatta piyasalarda duraklama olur. Çünkü ortada bir nakit sıkıntısı bulunmaktadır. Merkez Bankası da bu durgunluğu gidermek, likitideyi arttırmak için emisyon yolunu izler. Yani para basarak piyasalara nakit para sağlar ve hareketlilik getirir. Peki piyasalar hareketli iyi güzel ama yastık altında bulunan paralar bir süre sonra piyasalara geri döndüğünde ne olacak? İşte o zaman nakit paranın bolluğu yaşanacak ve bu da enflasyonu arttıracak.</p>
<p align="justify">İşin özeti şu.. Tasarruflarımızı yastık altında değil de bankalara yatırırsak bu paralar girişimcilere kredi olarak dağıtılacaktır. Girişimciler de bu paralarla yeni yatırımlar gerçekleştirip yeni istihdam yaratacaktır. Bu da ülkemizin büyümesine yol açacaktır. Kafanıza ilk takılan şey sanırım batan bankalardır. Ama ülkemizde TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) denen bir kurumun olduğunu da unutmayın. Yani bir bankanın paranızı karşılayamaz duruma gelmesi halinde bu kurum paranızı geri ödemekle yükümlüdür. Siz farketmeseniz de yatırdığınız her paranın bir kısmı bu kuruma sigorta primi olarak ödenmektedir.</p>
<p align="justify">Merkez Bankasını zahmete sokmayalım değil mi şimdi para bastırarak. En iyisi biz tasarruflarımızı bankalara yatıralım ve hem biz kazanalım, hem bankalar kazansın, hem girişimciler kazansın, hem de ülkemiz kazansın ve kalkınsın. Böyle olmasını kim istemez ki. İstemeyen mi var yoksa?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/paranizi-yastik-altinda-tutmayin-bankaya-yatirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Girişimci aranıyor&#8230;</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/girisimci-araniyor/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/girisimci-araniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 01:25:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/girisimci-araniyor.htm</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet arkadaşımın yazmış olduğu yazıya cevaben&#8230; Mehmet arkadaşım üretimin olmadığından yakınmış yazısında, bu konuda tabi ki çok haklı. Ülkemizde yeteri kadar üretim yapılmamaktadır. Bunu da zaten dış ticaret açığından anlayabiliyoruz. Nedir bu dış ticaret açığı? Dış ticaret açığı, bir ülkenin yapmış olduğu ithalat miktarının yani dış ülkelerden almış olduğu malların, yapmış olduğu ihracat miktarından yani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet arkadaşımın yazmış olduğu <a href="http://www.amerikadabirgun.com/turkiye-ekonomisifelaket-kapimizda.htm">yazıya</a> cevaben&#8230;<br />
<img wspace="2" align="left" width="248" src="http://img225.imageshack.us/img225/6469/1147092164dl3.jpg" hspace="2" height="171" style="width: 248px; height: 171px" title="Girişimci aranıyor..." alt="1147092164dl3 Girişimci aranıyor..." /></p>
<p align="justify">Mehmet arkadaşım üretimin olmadığından yakınmış yazısında, bu konuda tabi ki çok haklı. Ülkemizde yeteri kadar üretim yapılmamaktadır. Bunu da zaten dış ticaret açığından anlayabiliyoruz. Nedir bu dış ticaret açığı? <em><strong>Dış ticaret açığı,</strong> bir ülkenin yapmış olduğu ithalat miktarının yani dış ülkelerden almış olduğu malların, yapmış olduğu ihracat miktarından yani dış ülkelere satmış olduğu malların miktarından fazla olmasıdır.</em> Bunun tersi duruma ise dış ticaret fazlası denilmektedir.</p>
<p align="justify"><em><strong>Üretim,</strong> doğada ücretsiz olarak bulunan herhangi bir şeyin herhangi bir şekilde işlenip iktisadi bir mal haline getirilmesine denir.</em> Üretimin meydana gelmesi için bir takım etkenlerin birleşmesi gerekiyor. Bunlar; <em>doğal kaynaklar, sermaye, işgücü, makine ve teçhizattır</em>. Tabi ki de en önemli unsur girişimcidir.</p>
<p align="justify">Şimdi ülkemizde bu etkenlerden hangilerinin olup olmadığını kendimizce bir düşünelim.<br />
<strong>Doğal Kaynak<br />
</strong>Ülkemiz yer altı ve yer üstü zenginliği açısından oldukça zengindir. Hemen hemen her türlü üretimin yapılmasına olanak sağlayacak topraklarımız ve madenlerimiz mevcuttur.<br />
<strong> Sermaye<br />
</strong>Bankaların çarşaf çarşaf reklam yapıp, gelin kredinizi bizden alınâ€? sözlerine bakarak sanırım sermaye oluşturmanın hiç de zor olmadığını söyleyebiliriz.<br />
<strong>  İşgücü<br />
</strong>Ülkemizde milyonlarca işsiz bulurken işgücünün bu etkenler arasında en kolay bulunanı diyebiliriz.<br />
<strong>      Makine ve teçhizat<br />
</strong>Her türlü üretimi gerçekleştirmek için yeterli seviyede sanayi gelişmişliğimiz ve teknolojimiz ülke sınırlarımız içersinde mevcut.Eğer daha yüksek bir teknoloji istersek de ithal ederek bu isteğimizi gerçekleştirebiliriz.</p>
<p align="justify">Ve gelelim girişimcimizeâ€¦<br />
İşte ülkemizin en büyük sıkıntısı burada patlak veriyor. Yukarıdaki maddeleri nasıl bulacağımızı özet olarak anlattık. Ama girişimciyi nereden bulabiliriz gibi bir soruya vereceğimiz cevap yok. Çünkü girişimci; sizsiniz ya da biziz. <em>Diğer tüm etkenleri bir araya getirip bir üretim mekanizması oluşturan, kar etme amacıyla yola çıkan, bu yolda zarar etme riskini göze alan kişilere <strong>girişimci</strong> denir.</em> Ülkemizdeki en kıt üretim etkeni girişimcidir.</p>
<p align="justify">Bir şarkı vardı eskilerde bilir misiniz? İktisat derslerimizde bu sözü kullanırız arada sırada. Sözler şöyleydi;<br />
<em>-Bakkal amca, bakkal amca<br />
-Ne var?<br />
-Unun var mı?<br />
-Var var<br />
-Şekerin var mı?<br />
-Var var<br />
-Ne duruyorsun?<br />
-Ne yapayım?<br />
-Helva yapsana, helva yapsanaâ€¦<br />
</em>Şarkı sözleri bunlardı. İşte bu noktada şu sıkıntımız var. Helva yapmak yani üretimi gerçekleştirmek için her şeyimiz var ama helva yapan yok. Helva yapacak birini bulamadıktan sonra un ve şeker o halleriyle kalır. Ama bir girişimci bu etkenleri bir araya getirip mal ortaya koyarsa üretim yapmış olur.
</p>
<p align="justify">Girişimci az önce belirttiğimiz gibi, kar etme amacıyla yola çıkıp, bu yolda zarar etme riskini göze almış kişilere denir. Kar etme olasılığımız, zarar etme riskimizden yüksek ise o piyasada girişimci sayısı artar. Bankaların vadeli mevduat faiz oranlarının, yatırımların kar oranından düşük olması da girişimci sayısında artışa neden olur. Ülkemizin Merkez Bankası yıllık %18&#8242;lik bir faiz oranı vermektedir. Bu diğer ülkelere oranla çok çok yüksek bir faiz oranı sayılmaktadır. <em>Merkez Bankasının faiz oranını bu kadar yüksek tutmasının nedenine kısaca değinmek gerekirse; döviz kurlarını düşük tutup, Türk lirasının değerini yükseltmek olarak cevaplayabiliriz.</em> Girişimciler paralarını üretime yatırmak yerine, faize yatırarak riske girmeden para kazanmayı seçmektedirler. Riske girerek üretime geçmek için yatırım yapıp belki çok daha fazla bir getiri sağlayabilirler ama bu yatırımda ciddi bir zarar olması söz konusudur.</p>
<p align="justify">Ülkemizde güvensizlik büyük bir rol oynamaktadır. Bu güvensizlik özellikle Türk yatırımcılarda mevcuttur. Ülkemizde neden yabancı yatırımcı çoktur? Çünkü yabancı yatırımcılar ülkemizde Türk yatırımcıların göremediği bazı noktaları daha iyi görmektedirler ve riske girmekten kaçınmamaktadırlar. Türk yatırımcı bir yatırım yapmak istediği zaman piyasalara bakar, piyasalar dalgalı bir seyir izliyorsa <em>İstikrarı beklemek en iyisi</em>â€? der. Fakat piyasalar istikrar kazandığı zaman ise <em>Biraz daha beklemekte fayda var. Ne olacağı belli olmaz bu istikrarın</em>â€? derler. Yani her iki türlü de bir ürkeklik söz konusudur. HÃ¢lbuki girişimci olmak için en öncelikli kural riski göze almaktır. Ülkemizde bu riski göze alıp yatırıma geçen girişimci sayısı çok azdır. Kaldı ki bu kadar işsiz varken işgücü yoğun bir politika izleyerek maliyetleri düşük tutmak mümkündür. Özellikle devletimiz de girişimcileri teşvik için özel tekliflerde bulunmaktadır. Örneğin girişimci olduğunuzu kanıtlayıp projenizi öne sürdüğünüz zaman devlet size uygun bir arsa tahsis ederek, o arsadan da uzun yıllar karşılık almamaktadır.Vergilerden de belli oranlarda muaf tutmaktadır. İşte bu noktada korkan Türk yatırımcıların yerini riski göze alan yabancı yatırımcılar almaktadır.</p>
<p align="justify">Devlete düşen görev, girişimcileri teşvik etmeye devam etmek. Girişimcilere düşen görev ise, riski göze alıp üretim faaliyetine geçmek. Devletimiz artık o kadar kolaylık sağlamaktadır ki girişimcilere. Yeter ki kafanızda bir iş projesi olsun ve uygun kurumlara <em>Ben girişimciyim ve şu şu projemi hayata geçirmek istiyorum</em>â€? diyin. Geri kalan her adımda devlet sizin elinizden tutacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/girisimci-araniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gidebilmek Cesaret İster..</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/gidebilmek-cesaret-ister/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/gidebilmek-cesaret-ister/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 22:15:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seda Kuru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/gidebilmek-cesaret-ister.htm</guid>
		<description><![CDATA[Dışarıda yağmur yağıyor, aralanmış camdan dışarı bakarak ağlıyor..Yüzüne vuran yağmur damlaları ile gözyaşları karışmış akıyor yanaklarından. Yağmurum sesi daha da hüzünlendiriyor, ağrılığı terk edilmişliği, o anki çaresizliğini yüzüne vuruyor. Buğulanan cama adını yazıp, aramaz bir daha inatçıdır diyor. Bu sefer bende aramayacağım, söz veriyor kendine.. Bir tek sen değilsinki bu acıyı yaşayan, ne ilk nede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2007/10/affetmek11.jpg" title="affetmek11.jpg"><img align="right" src="http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2007/10/affetmek11.kucukresim.jpg" alt="affetmek11.jpg" title="Gidebilmek Cesaret İster.." /></a>Dışarıda yağmur yağıyor, aralanmış camdan dışarı bakarak ağlıyor..Yüzüne vuran yağmur damlaları ile gözyaşları karışmış akıyor yanaklarından. Yağmurum sesi daha da hüzünlendiriyor, ağrılığı terk edilmişliği, o anki çaresizliğini yüzüne vuruyor. Buğulanan cama adını yazıp, aramaz bir daha inatçıdır diyor. Bu sefer bende aramayacağım, söz veriyor kendine..<br />
Bir tek sen değilsinki bu acıyı yaşayan, ne ilk nede son belkide.. Mutlaka çıkarılacak dersler var &#8220;Ben nerde yanlış yaptım, seviyorsundur sandım..olmadı&#8221; diye söylüyor şarkısını. Birkere arasada öfkemi kussam, haksızlığını, artık benimde onu istemediğimi söylesem. Gidebilsem..<br />
<strong>Gidebilmek cesaret ister.</strong><br />
Gitmek gerekir bazen bir insanın acıma duygusunu hissettirmemek için. Haketmediği sevgiyi göstererek, kendine haksızlık etmemek için. Gözünü kör eden aşktan kurtulmak gerekir, gözlerini iyi açman gerekir ondaki aşkın bittiğini, artık istenmediğini görmek için. Belli eder zaten umursamaz tavırları, özlemeyişi, buluşmaların seyrekleşmesi, kendini işine gücüne verip yoğunum vaktim yok demesinden. İllaki açık açık söylemesimi gerekir.<br />
Sen hala seviyormusun? ne önemi varki! O başka sevdaların peşine düşmüştür çoktan, belkide senin hissettiklerini başkaları için yaşıyor şuan.<br />
Üzülür aslında, kendince sudan sebepleriyle seni öylece bıraktığına. Vicdanı sızlar ama ne yapabilirki, bitmiştir zorla olmaz olamaz. Arkadaş kalalım der, ama bir taraf hala aşıksa arkadaş kalınamaz. O vicdanını rahatlatır ama sen aldırmamalısın bunlara.<br />
Gitmelisin.. gemileri yakarak&#8230;<br />
Madem bitti, artık benimde işim olmaz o yürekte. Acının en acısını yaşarsın. her sabah uyandığında aklına ilk gelen terk edilmişliğindir, yani O&#8217;dur. İlk zamanlar telefonunu kontrol edersin sıksık, olurya belki bir çağrı, belki bir mesaj. Her gelen mesaj da ondan mı diye sevinçle açarsın ama nafile..<br />
Sezen&#8217;in şarkısındaki gibi &#8221; sanırsın mümkün değil birdaha bu kadar üzülmen&#8221;<br />
Dibine vurdunmu acının yukarı çıkma vakti gelmiştir artık. Unutma en karanlık vakit şafak öncesidir. Olgunlaştırır ayrılıklar, acılar, yalnızlıklar insanı. Öfken geçtiyse, nötrsen ona karşı başarmışsındır gidebilmeyi.<br />
<strong>Gidebilmek cesaret ister..</strong></p>
<p>Sevgiler..<br />
Seda</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/gidebilmek-cesaret-ister/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimler Ermiş?</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/kimler-ermis/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/kimler-ermis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Sep 2007 00:12:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seda Kuru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/kimler-ermis.htm</guid>
		<description><![CDATA[Ramazandan 2 gün önce umreye giden annemi yolcu etmek için havalimanındaydım. Bir taraftan umreye gideceklerin kalabalığı diğer taraftan Japonlar (çoğunluktaydılar), yabancılar Türkler çok kalabalıktı. Bu uğultulu kalabalıkta bizim hocamızı sonunda bulduk, grubumuzla herkezin toplanmasını ve işlemlerin yapılmasını bekliyorduk. Bazı amcalar ihram yerine beyaz havlulara sarınmış hamamdan çıkmış gibi ortalıkta dolaşıyorlardı. Başka bir umre acentası grubunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazandan 2 gün önce umreye giden annemi yolcu etmek için havalimanındaydım. Bir taraftan umreye gideceklerin kalabalığı diğer taraftan Japonlar <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Kimler Ermiş?" />  (çoğunluktaydılar), yabancılar Türkler çok kalabalıktı.<br />
Bu uğultulu kalabalıkta bizim hocamızı sonunda bulduk, grubumuzla herkezin toplanmasını ve işlemlerin yapılmasını bekliyorduk. Bazı amcalar ihram yerine beyaz havlulara sarınmış hamamdan çıkmış gibi ortalıkta dolaşıyorlardı. Başka bir umre acentası grubunu tanımak için başlarına kırmızı kurdale taktırmıştı:) Neyseki bizim acenta bu konuda gayet iyiydi, grupları için hazırladıkları resimli kimlikleri takıldı boyunlarına, birde acentanın adı yazan çanta vermişlerdi hepsine.<br />
Bu arada yiğenim kaybolmasın diye elinden sıkı sıkı tutuyorum.. Hala bu kadınlar napıyo burada bişeyler oluyor diye çekiştirdi beni. Bir bayan gözlerini kapamış aradabir titreyip çığlık atıyor, sonra kendine gelip niye bağırdım der gibi etrafına bakıyor. Alla alla noluyor burada diye bende onları izlemeye başladım. Mesele şu: Hocaları umreye gidiyor, yaklaşık 25 bayanda hocalarını yolcu etmek için havalimanına gelmiş, hocalarının yüzündeki nuru görünce böyle titriyorlarmış.<br />
Hoca hanım koltukta oturuyordu, diğer bayanlar ayakta etrafına dizilmişler, sonra yoruldularmı adettenmidir bilmiyorum hepsi hoca hanımın önüne dizilip çömeldiler.<br />
Bende bundan sonraki kısımda ne olacak diye gözümü bile kırpmadan bakıyorum <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Kimler Ermiş?" /><br />
Bazıları hocaaaam diye ağlıyorlar, arada çığlık filan <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Kimler Ermiş?" />  film gibi yani, her an bişey oluyor.<br />
İçlerinden biri yanıma geldi &#8220;hocamızın duasını almak istermisiniz dedi&#8221;, isterim tabii ama hocanız kim dedim. &#8220;kendisi Allah dostudur dedi&#8221;, nerden biliyorsunuz dedim &#8220;ermiştir kerametleri var dedi&#8221; , nerden anladınız bende anlayabilirmiyim banada göstersin dedim &#8220;elini tutun yüzüne bakın nurundan anlarsınız dedi&#8221;, tarikatmısınız dedim &#8220;hayır dedi&#8221;, neden öyle bağırıyorsunuz dedim&#8221; yüzündeki nuru görünce içimizden geliyor dedi&#8221; olur bi elini tutup nurunu bende göreyim dedim.. Tuttum hoca dua etti ben amin dedim ama yüzüne bakıyorum bişey yok, benmi göremedim dedim kuzeni çağırdım onada yaptırdım o da göremedi.<br />
Havalimanında bikaç kişi kolumdan çekip kimlermiş, bişey gördünüzmü gerçekten diye sordu..<br />
Bu gibi hocalar ve müridleri için birkaç sorum ve yorumum olacak;<br />
*Gerçekten Allah katında mertebesi yüksek, ermiş, veli kimseler kendini böyle deşifre etmez ve kibirlenmezler.<br />
*Allah dostu kimse önünde insanların çömelerek kendisi için ağlamalarına müsade etmez, sana kurban olurum dedirtmez.<br />
*Allah katında kimin mertebesinin yüksek olduğunu nasıl bileceksiniz?<br />
*Sizin gibi Allahın kulu olan bir insana saygı duymak dışında tapar gibi davranmak islamda varmıdır?<br />
*Bu kadar kalabalık bir insan topluluğunun içinde bir kadının çığlık atıp dikkat çekmesi dinimizce uygunmudur?<br />
Ne denirki.. Allah akıl fikir versin..<br />
<a href='http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2007/09/ramazan.jpg' title='ramazan.jpg'><img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2007/09/ramazan.kucukresim.jpg' alt='ramazan.jpg' title="Kimler Ermiş?" /></a>Hayırlı Ramazanlar..<br />
Seda</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/kimler-ermis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyet ve Türkler&#8230;</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/diyet-ve-turkler/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/diyet-ve-turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Sep 2007 07:17:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nezih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/diyet-ve-turkler.htm</guid>
		<description><![CDATA[Şişli de bir dürümcünün reklam brosüründen harfi harfine aktarilmistir. Ne yalan söyliyeyim, büyük bir kısmına katılıyorum&#8230; Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şişli de bir dürümcünün reklam brosüründen harfi harfine aktarilmistir. Ne yalan söyliyeyim, büyük bir kısmına katılıyorum&#8230;</strong></p>
<p>Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir. </p>
<p>İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi? </p>
<p>İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradir. </p>
<p>Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.</p>
<p>Sakın bu oyuna düşmeyin. </p>
<p>Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir. </p>
<p>Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yigitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.</p>
<p>Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir! </p>
<p>Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/diyet-ve-turkler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marmaris ve Çınar</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/marmaris-ve-cinar/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/marmaris-ve-cinar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Sep 2007 16:18:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seda Kuru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/marmaris-ve-cinar.htm</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı Marmaris &#8211; Aksaz&#8217;da yazıyorum, Aksaz askeriye ye ait bölge olduğundan pek bilinmiyor ama çok güzel biryer. Benim kuzenimin eşi asker olduğundan sorunsuz girebiliyorum. 30 Ağustos Bayramında savaş gemilerinden 2 tane hücumbot ve fırkateyn Marmaris merkeze demir attı ve ziyarete açıldı. Fırkateyn çok büyük bir gemi olduğundan limana yaklaşamadı, teknelerle ulaşım sağlandı. Dış güvertelerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıyı Marmaris &#8211; Aksaz&#8217;da yazıyorum, Aksaz askeriye ye ait bölge olduğundan pek bilinmiyor ama çok güzel biryer. Benim kuzenimin eşi asker olduğundan sorunsuz girebiliyorum.<br />
30 Ağustos Bayramında savaş gemilerinden 2 tane hücumbot ve fırkateyn Marmaris merkeze demir attı ve ziyarete açıldı.<br />
Fırkateyn çok büyük bir gemi olduğundan limana yaklaşamadı, teknelerle ulaşım sağlandı. Dış güvertelerin gezilmesine izin verildi, o kadar büyükki helikopter alanı  bile var. Hele ki ön kısmında o yükseklikten denize bakmanın keyfini anlatmamam. Suyun altında kalan kamaralarıda görmek istedim ama izin verilmedi, içimde uhde kaldı.<br />
Marmaris tatil ve özellikle yüzmeyi sevenler için harika, denizi çok temiz. Gezilecek birsürü koyu var, merkezden teknelerle geziler düzenleniyor ve fiyatlarıda uygun. Gezilecek yerlerden birkaçı Turunç, Çiftlik, Kumlubük, Akyaka, Sediradası, Kleopatra plajı, İncekum, Kızkumu, Turgut Şelalesi gibi.. Buralara teknelerle veya karadan dolmuşlarla ulaşabilirsiniz.<br />
Marmaris tamam da başlıktaki Çınar nedir diyorsanız Çınar kuzenimin bebeği.<br />
<a href='http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2007/09/31072007209.jpg' title='31072007209.jpg'><img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2007/09/31072007209.kucukresim.jpg' alt='31072007209.jpg' title="Marmaris ve Çınar" /></a> Şuanda 10 aylık ve bu yazıyı yazarken sürekli etrafımda dolaşıyor, yaramazlıklar yapıyor bir türlü konsantre olamıyorum. Burada hem tatil hemde çocuk büyütmenin zorlukları ve güzelliklerini görmüş oldum:) Çınar sabah 8 de bende, oyun oynuyoruz, kantine gidiyoruz, plaja gidiyoruz, pisi pisi kovalıyoruz.. Çoğu çocuk gibi o da denize bayılıyor, zaten mineral ve iyot açısındanda faydalı. Oyun oynarken yanında oturulduğunda oynuyor ama Çınar oynarken şu işide yapayım dersen mümkün değil izin vermiyor. Vardiyalı çalışıyoruz yani <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Marmaris ve Çınar" /><br />
<a href='http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2007/09/270820073341.jpg' title='270820073341.jpg'><img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-content/uploads/2007/09/270820073341.kucukresim.jpg' alt='270820073341.jpg' title="Marmaris ve Çınar" /></a>Bazen ona bakıp hevesleniyorum..ne güzel kendi halinde dertsiz tasasız sorumluluk yok bende çocuk olsam diyorum. Bazende onun elinden alınan oyuncak için, yada kucağa gelmek için ağlamalarına amannn bunlar için ağlanırmı büyüyünce  neler için ağlamışım diyeceksin diyorum.<br />
Bütün zorluklarına rağmen birkere gülüp sarıldığında dünyalar sizin oluyor, bütün bu uykusuz geceler, ağlamaları yaramazlıkları unutturuyor.<br />
Birkaçgün sonra Çınardan ayrılacak olmanın üzüntüsünü yaşamaya başladım, ona çok alıştım.. ( şimdi yanımda mışıl mışıl uyuyor..)<br />
Herkese sevgiler.. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/marmaris-ve-cinar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hacklenen MSN&#8217;i geri almak</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/msn-sifresi/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/msn-sifresi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Aug 2007 16:08:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[MSN Hack Şifre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/253.htm</guid>
		<description><![CDATA[Sitemize hotmail şifrelerini unutanlar, çalınanlar gibi birçok kişiden mesajlar geliyor. &#8220;Şifremi unuttum lütfen yardım edin&#8221; , &#8220;Hotmail şifrem çalındı lütfen yardım edin&#8221; gibisinden. Arkadaşlar, hotmail hesaplarına şifre girişi haricindeki tüm girişler yasa dışıdır ve suçtur. Şifrenizi unuttuysanız ilk yapmanız gereken &#8221; Parolamı unuttum &#8221; linkine tıklamaktır. Orada size sunulan iki yol ile de şifrenizi alamadıysanız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img wspace="3" align="left" width="147" src="http://img251.imageshack.us/img251/6311/msnmessenger25541435acfjx0.jpg" hspace="3" height="147" title="Hacklenen MSNi geri almak" alt="msnmessenger25541435acfjx0 Hacklenen MSNi geri almak" />Sitemize hotmail şifrelerini unutanlar, çalınanlar gibi birçok kişiden mesajlar geliyor. &#8220;Şifremi unuttum lütfen yardım edin&#8221; , &#8220;Hotmail şifrem çalındı lütfen yardım edin&#8221; gibisinden. Arkadaşlar, hotmail hesaplarına şifre girişi haricindeki tüm girişler yasa dışıdır ve suçtur. Şifrenizi unuttuysanız ilk yapmanız gereken &#8221; Parolamı unuttum &#8221; linkine tıklamaktır. Orada size sunulan iki yol ile de şifrenizi alamadıysanız yapabileceğiniz tek şey &#8221; Yardım &#8221; bölümüne girmek ve oradaki yönergeleri izlemek.Tabi ki siz de hackerlık yöntemleri biliyorsanız kendini hackleyip şifrenizi alabilirsiniz bu yol da var <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Hacklenen MSNi geri almak" /> </p>
<p>Çok fazla mesajlar geldiği için seyirci kalmak istemedim. Sizin için biraz araştırma yaptım. Ama gördüğüm kadarıyla oldukça yoracağa benziyor bu yol sizi. Evet bir yol var yok değil. Ama çok meşakatli. Araştırırken bir sitede bununla ilgili bir yazı buldum. Yazıyı yazan kişinin de mail şifresi çalınmış ve nasıl geri aldığını bizlerle paylaşmış. Teşekküerlerimi ileterek yazısını sizlere iletiyorum. Yalnız şöyle bir durum var malesef. Hotmail&#8217;in ne yazık ki yardım bölümünde Türkçe destek yok. Biraz ingilizcenizi konuşturmanız gerekecek. Yazıda sizlere yardımcı olacak birkaç açıklama mevcut. Gerisi size kalmış. Yorucu olacak sizin için ama başa gelen çekilir <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' title="Hacklenen MSNi geri almak" /> </p>
<p>&#8220;Şifremi unuttum yardım edin&#8221; gibisinden mesaj yazan arkadaşlara, ne yazık ki elimizden birşey gelmeyeceğini bir kere daha vurgulamak istiyorum. <em>İşte o yazı.. Dikkatli okuyunuz. </em><br />
<img wspace="3" align="left" width="116" src="http://img504.imageshack.us/img504/4480/sohbethelp1434b2fbw2.png" hspace="3" height="98" title="Hacklenen MSNi geri almak" alt="sohbethelp1434b2fbw2 Hacklenen MSNi geri almak" /></p>
<ul>
<li>Öncelikle <a rel="nofollow" target="_blank" href="http://www.hotmail.com/">www.hotmail.com</a> adresine girin.</li>
<li>E-posta adresinizi soran kısmın sağ üst köşesindeki &#8220;yardım&#8221; linkine tıklayın.</li>
<li>Sağda açılan yardım penceresinin en altındaki madde olan &#8220;bize başvurun&#8221; linkini tıklayın.</li>
<li>An itibariyle Türkçe servis çalışmadığından, karşınıza gelecek olan dil seçeneklerinden &#8220;İngilizce Birleşik Devletler&#8221; linkini seçin.</li>
<li>Sol taraftaki seçeneklerden &#8221; Microsoft Passport Network (now Windows Live ID&#8221; yazan linki tıklayın. (Direkt linki <a rel="nofollow" target="_blank" href="http://support.msn.com/eform.aspx?productKey=passport&amp;page=support_home_options_form_byemail&amp;ct=eformts">burada</a>)</li>
<li>Bu sayfada karşınıza çıkacak olan formu doldurun. Şu şekilde,</li>
</ul>
<ol>
<li>Hotmail adresinizi alırken girdiğiniz adınız ve soyadınız.</li>
<li>Yardım için beklediğiniz yanıtın gönderilmesini istediğiniz email adresiniz.</li>
<li>Hacklenen email adresiniz.</li>
<li><span class="bold LeftPad RightPad">&#8220;Select the option that most closely matches your problem.&#8221; yazan yerdeki </span>&#8220;Please select an option&#8221; yazan bölümden &#8220;I need to know how to do something.&#8221; seçeneğini seçin. Daha sonra &#8220;Report a security issue&#8221; ve &#8220;my email address has been taken over&#8221; seçeneklerini işaretleyin.</li>
<li>Altındaki kutucuğa derdinizi ingilizce olarak yazın. Örnek: (ben böyle yazmıştım, siz nasıl uygun görürseniz öyle yazın.) To whom it may concern; My email <a rel="nofollow" target="_blank" href="https://mail.google.com/mail?view=cm&amp;tf=0&amp;to=xxxx@hotmail.com">xxxx@hotmail.com</a> has been taken over by someone. Obviously, it is hacked. I need my password reset ASAP in order for me to get my email address back. This is quite urgent for I have very important contacts and information stored in my account. Awaiting your prompt response, Selin Çağlayan.</li>
<li><span class="questiontext">&#8220;Frequency of the issue&#8221; yazan bölümden &#8220;first time&#8221; seçeneğini seçin.</span></li>
<li><span class="questiontext">&#8220;How do you access your account&#8221; sorusuna &#8220;computer&#8221; olarak yanıt verin.</span></li>
<li><span class="questiontext">&#8220;Who is your ISP&#8221; sorusuna &#8220;MSN&#8221; yanıtını verin.</span></li>
<li><span class="questiontext">&#8220;Type of internet connection&#8221; bölümünde kullandığınız İnternet servis sağlayıcınızı belirtin. Örnek &#8220;DSL&#8221;</span></li>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">&#8220;Have you recently installed any new software (if you enter yes please add more comments in the text box above)?&#8221; sorusuna &#8220;No&#8221; yazın. Bilgisayarınıza yeni program yükediyseniz de boşverin, no yazın siz.</span></li>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">&#8220;Submit&#8221; butonuna tıklayın.</span></li>
</ol>
<ul>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Şimdi MSN adresinizin hacklendiğini rapor etmiş oldunuz. Gelecek yanıtı bekleyin. (yanıt cevap gönderilmesini istediğiniz emaile gelecek. Bazen junk ya da spam klasörüne gidiyor, onları da kontrol edin. Bu yanıt bazen yarım saatte, bazen de bir gün içinde geliyor. Bekleme aşaması sinir bozucu evet, düşünüyorsunuz &#8220;şimdi acaba bu benim ağzımdan kimlerle muhabbet ediyor&#8221; diye ve sinir katsayınız tavan yapıyor. Olsun, beklemekten başka çare yok bu aşamada. Ben cuma gecesi rapor ettim, yanıt cumartesi sabah geldi.</span></li>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Evet, 945703495. kez emailinize kontrol ettiğinizde sonunda beklenen yanıtın geldiğini görüyorsunuz. Bana gelen yanıtı aynen yazıyorum buraya: (ama öncesinde başka bir email geliyor, size diyor ki eğer hesabınıza kayıt olurken alternatif bir email adresi verdiyseniz, o adrese şifre yenileme emaili gönderebilirsiniz falan filan. Ben vermiştim alternatif email ama hangi emaili verdiğimi ve şifresini hatırlamıyordum. Eğer böyle bir adres belirtmediyseniz cevap yazın diyordu emailde. Ben şöyle yazdım: I dont remember which address i provided you with, so we&#8217;d better reset the password by your assistance.) Neyse bana gelen ikinci emaili yazıyorum: Dear Selin,Thank you for writing to Windows Live ID Technical Support.My name is Eileen Jill and I understand how disturbing it is to know<br />
that someone compromised the security of your account. I recognize how<br />
inconvenient this situation can be for you so I am here to help you get<br />
this issue straightened out.For us to investigate your concern, we will need your cooperation by<br />
verifying your account ownership. To do this, please provide the<br />
following information completely and accurately:1. The first and last name (adınız soyadınız)<br />
2. The sign in name you are having difficulties with (hacklenen adresiniz.)<br />
3. Your date of birth in the form &#8220;month/date/year&#8221; (doğum tarihiniz ay, gün ve yıl olarak.)<br />
4. Your country or region (ülke ve şehir bilgileriniz.)<br />
5. Your state (ilçe)<br />
6. Your ZIP or Postal Code (posta kodunuz.)<br />
7. The approximate date of the last time you successfully signed in (hacklenen emailinizi kullanabildiğiniz en son tarih)<br />
8. The exact Microsoft Passport Network site you last visited on your<br />
last successful sign in (Example: MSN Hotmail, MSN Messenger, MSN Chat,<br />
MSN Games) (MSN servislerinden en son hngisini kullandınız? Muhetmelen Hotmail ya da messengerdır.)<br />
9. The approximate date you registered the account (Hacklenen adrese kayıt olduğunuz yaklaşık tarih-kesin bir tarih belirtmeniz gerekmiyor, ben 3 ya da 4 yıl önce yazmıştım.)<br />
10. A list of as many personal folders you have created in the account (email hesabınızda oluşturduğunuz klasör isimleri)<br />
11. The name of your current Internet Service Provider (ISP) and any<br />
past ISPs you have used (bu adrese bağlanırken kullandığınız en son internet servis sağlayıcınız ve daha önce kullandıklarınız.)* An ISP is a company that provides an end user with a connection to<br />
the Internet and other similar services, such as e-mail. Examples<br />
include MSNIA, EarthLink, and Comcast </span></li>
</ul>
<p><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">12. The name of the organization that you access the Internet from, if<br />
you access the Internet from outside your home (bir şirketten bağlanıyorsanız şirketin adı. Evden bağlanıyorsanız ev yazın.)<br />
13. The IP address for each computer that you use for the account (bu adrese bağlandığınız bilgisayarların IP numaraları. IP numarasını öğrenmek için aşağıdaki linke tıklayın, orada yazar.) * An IP address is a code made up of numbers separated by three dots<br />
that identifies a particular computer on the Internet (Example:<br />
222.222.22.0). You can determine your IP address for each computer by<br />
visiting <a rel="nofollow" target="_blank" href="http://www.whatismyip.com/">http://www.whatismyip.com/</a> . Upon visiting the site, your IP<br />
address should be displayed at the topmost center of the page.When we receive and verify this information, we can give you the<br />
information that you need to reset your password. We look forward to your response soon.Sincerely,Eileen Jill<br />
Windows Live ID Technical Support</span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"> </span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span></p>
<ul>
<li>
<ul>
<li><span class="questiontext">Yukarıda benim parantez içinde yazdıklarımı belirtecek şekilde sorulan soruların yanıtlarını içeren bir maili onlara cevap olarak gönderin. Ben şu şekilde yazdım: Dear Eileen,To begin with, I appreciate your prompt response. I really need this to be<br />
straightened out. Below you may find the answers to your questions. I hope<br />
I can get a reply soon. 1. The first and last name<br />
Selin Çağlayan (as i registered)<br />
2. The sign in name you are having difficulties with<br />
xxxxxxx<a rel="nofollow" target="_blank" href="https://mail.google.com/mail?view=cm&amp;tf=0&amp;to=xxxxxxx@hotmail.com">@hotmail.com</a> (SeliŞ was my nickname)<br />
3. Your date of birth in the form &#8220;month/date/year&#8221;<br />
September/26/1979<br />
4. Your country or region<br />
Turkey/İstanbul (I am not sure if i registered it this way though, as it<br />
sometimes gave errors in the past and made us register as someone from<br />
another country. But you may confirm by my IP address i think)<br />
5. Your state<br />
İstanbul<br />
6. Your ZIP or Postal Code<br />
34830<br />
7. The approximate date of the last time you successfully signed in<br />
August 17, 2006 (in the evening it was working. It was not working on the<br />
18th of August in the evening when i returned from work.)<br />
8. The exact Microsoft Passport Network site you last visited on your<br />
last successful sign in (Example: MSN Hotmail, MSN Messenger, MSN Chat,<br />
MSN Games)<br />
MSN Messenger. I used to sign in to messenger everyday with this account.<br />
9. The approximate date you registered the account<br />
I am not exactly sure, but I had been using this account for over 3 or 4<br />
years.<br />
10. A list of as many personal folders you have created in the account<br />
I dont think i have created that many folders in my inbox, but i can<br />
provide you with some of the contacts on my messenger list. Also i used to<br />
get many emails from sites that i subscribed for, such as Javascript.com<br />
and other web design based sites.<br />
xxxxx, </span><span class="questiontext">xxx, xxxx, xxxx, xxxx. (listemdeki insanların isimlerini yazdım) </span><span class="questiontext">These people were on my contact list.</span><span class="questiontext">11. The name of your current Internet Service Provider (ISP) and any<br />
past ISPs you have used<br />
ADSL</span><span class="questiontext"> </span><span class="questiontext">12. The name of the organization that you access the Internet from, if<br />
you access the Internet from outside your home</span><span class="questiontext"> </span><span class="questiontext">I always used to access my msn address from home. My phone number is<br />
xxxxxx. You may call for further details, if there are any i can<br />
provide you with.<br />
13. The IP address for each computer that you use for the account</span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">xxxxxxxxxx (IP adresimi yazdım) (it says this is my IP address when i visit the site mentioned below.)</span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">I hope you reply soon with my details to help me reset my password. And<br />
what do i do in order to prevent my address from being hacked once more?<br />
This is urgent as my contacts include important people, and if this person who hacked me sends them inapproppriate<br />
messages they will think its me and this is like DISASTER! (The other msn<br />
addresses i sign in from this address are xxxxx<a rel="nofollow" target="_blank" href="https://mail.google.com/mail?view=cm&amp;tf=0&amp;to=xxxxx@hotmail.com">@hotmail.com</a> and<br />
xxxxx<a rel="nofollow" target="_blank" href="https://mail.google.com/mail?view=cm&amp;tf=0&amp;to=xxxxx@hotmail.com">@hotmail.com</a>.Also, can we find out who this person is? That hacked me i mean. I am not going to do anything, just wanna know and be cautious. THANK YOU VERY MUCH. Please contact me ASAP! </span></li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Sonrasında biraz önce şifremi sıfırlamama yardımcı olacak bir email geldi. Aynen şöyle: Hello <a rel="nofollow" target="_blank" href="http://www.selincaglayan.com/webmail/src/compose.php?send_to=selin%40selincaglayan.com">selin@selincaglayan.com</a>:You recently asked to reset your Microsoft Passport Network password by e-mail.<br />
Follow the instructions below to reset your password, or to cancel your password<br />
reset request.TO RESET YOUR PASSWORD:1. Select and copy the following Internet address. (aşağıda belirtilen linki browserınıza kopyalayıp yapıştırın. Yani bu adrese gidin kısacası.)Burada linki vermişlerdi.</span><span class="questiontext"><br />
2. Open a browser, paste the link in the address bar, then press Enter or Return on<br />
your keyboard. T</span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">hank you,</span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"> </span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Microsoft Passport Network Customer Support</span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"> </span><span class="questiontext"></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Şimdi bu mailde Eileen arkadaşımızın söylediği gibi, verilen linki kopyalayıp browserınıza yapıştırın ve entera basarak siteyi ziyaret edin. Tabii öncelikle bütün temporary internet files denen cookieleri, geçmiş ziyaretlerinizin kayıtlarını filan silin ki, bilgisayarınızdaki bilgiler sıfırlansın.</span></li>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Karşınıza hacklenen email adresinizi doğrulamanızı isteyen bir sayfa çıkacak. Buraya çalınan adresinizi yazın.</span></li>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Daha sonra yeni şifre oluşturmanızı isteyecek olan bir sayfaya yönlendirileceksiniz. </span></li>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Şifrenizi oluşturun ve ikinci kez girerek doğrulayın.</span></li>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Bitmiştir. Geçmiş olsun.</span></li>
<li><span class="questiontext"></span><span class="questiontext"></span><span class="questiontext">Tabii hemen sonrasında gizli soru ve yanıtınızı da değiştirin. Email adresinizdeki ve MSN listenizdeki detayları kontrol edin. Değiştirilmişse eski haline getirin.</span><span class="questiontext">Hacker arkadaşımız bayağı uğraştırdı beni ama sonuçta bu akşam adresime girmeye çalıştığında hayal kırıklığı yaşayacak. Hehehehe.</span></li>
</ul>
<p>Yazı Selin Çağlayan&#8217;a aittir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/msn-sifresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dön Bana</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/don-bana/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/don-bana/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 19:04:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/don-bana.htm</guid>
		<description><![CDATA[Cem Özkan kadar söleyemesem de , usta bir gitarist gibi çalamasam da yine de bir şeyler yapmak istedim. Gitar çalmak benim hobim sadece. Kendim öğrendim çalmasını bu aletin. Çok hevesliydim&#8230; Bir gitar aldım ve bir de gitar metodu. Ortaokulda müzik hocamın bizi boş boş flüt çaldırmaktan başka şeylerde yapmasının etkisi büyük tabi. Nota bilgim vardı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img249.imageshack.us/img249/7566/avatar5059xa5.gif" wspace="3" align="left" height="155" hspace="3" width="102" title="Dön Bana" alt="avatar5059xa5 Dön Bana" />Cem Özkan kadar söleyemesem de , usta bir gitarist gibi çalamasam da yine de bir şeyler yapmak istedim. Gitar çalmak benim hobim sadece. Kendim öğrendim çalmasını bu aletin. Çok hevesliydim&#8230; Bir gitar aldım ve bir de gitar metodu. Ortaokulda müzik hocamın bizi boş boş flüt çaldırmaktan başka şeylerde yapmasının etkisi büyük tabi. Nota bilgim vardı az çok.</p>
<p>Sıradan bir gitarla, sıradan bir mikrofonla, sıradan bir insan bu şarkıda buluşunca dinleyeceğiniz gibi bir şarkı ortaya çıkıyor. Umarım beğenirsiniz. Hatalarım elbette olmuştur. Sesimi beğenmeyebilirsiniz belki ama sadece paylaşmak istedim sizlerle. <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Dön Bana" /> </p>
<p><span id="more-250"></span><br />
<center><embed src="http://www.mp3asset.com/swf/mp3/myflashfetish-mp3-player.swf"quality="high" wmode="transparent" flashvars="myid=4185002&#038;path=2007/08/26&#038;mycolor=0x000000&#038;mycolor2=0x9C9A9A&#038;mycolor3=0xFFFFFF&#038;autoplay=true&#038;rand=0&#038;f=3" width="218" height="155"name="myflashfetish" align="middle"type="application/x-shockwave-flash"pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" /></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/don-bana/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzaklık ve Aşk</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/uzaklik-ve-ask/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/uzaklik-ve-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2007 18:35:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/uzaklik-ve-ask.htm</guid>
		<description><![CDATA[Uzak olmakâ€¦ Sanırım kimse sevdiği herhangi bir şeyden uzak olmak istemez. Sevdiği veya değer verdiği her neyse yanında olsun ister. Hele bir de bu sevdiğiniz, aşık olduğunuz insan olursaâ€¦ İşte o zaman uzaklığın tanımını daha iyi yaparsınız ve acısını daha derinden yaşarsınızâ€¦ Sevdiğiniz uzaklarda bir yerlerde. Dokunamıyorsunuz, elini tutamıyorsunuz, gözlerine bakamıyorsunuz, yanağına tüm masumiyetinizle küçük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img208.imageshack.us/img208/4682/00gj3ra11wi9vj4xn0.jpg" wspace="3" align="left" height="134" hspace="3" width="200" title="Uzaklık ve Aşk" alt="00gj3ra11wi9vj4xn0 Uzaklık ve Aşk" />Uzak olmakâ€¦ Sanırım kimse sevdiği herhangi bir şeyden uzak olmak istemez. Sevdiği veya değer verdiği her neyse yanında olsun ister. Hele bir de bu sevdiğiniz, aşık olduğunuz insan olursaâ€¦ İşte o zaman uzaklığın tanımını daha iyi yaparsınız ve acısını daha derinden yaşarsınızâ€¦</p>
<p>Sevdiğiniz uzaklarda bir yerlerde. Dokunamıyorsunuz, elini tutamıyorsunuz, gözlerine bakamıyorsunuz, yanağına tüm masumiyetinizle küçük bir öpücük konduramıyorsunuz, ona sarılamıyorsunuzâ€¦ Ne acı değil mi? Evet, çok acı. Peki, ne olacak böyle? Uzaktasınız ve hiçbir şey yapamıyorsunuz. Dışarıda tek başınıza geziyorsunuz ve çiftleri görüyorsunuz. Kimisi sarılmış sarmaş dolaş, kimisi el eleâ€¦ Kimisi karşılıklı oturmuş birbirlerinin gözlerine bakıyor ve gözleriyle birbirlerine sevdiğini söylüyor. Ya siz? Tek başınasınızâ€¦ Elinizin içinde bir el yok, kollarınızın arasında kimse yok, gözlerinizin önünde bir çift göz yok. Ama onlarla tek ortak yanınız yüreğinizin ta en derinlerindeki aşkınız. Evet, bu sizin onlarla tek ortak noktanız. Peki, bu ortak noktanız sizi tatmin ediyor mu? Eğer gerçekten seviyorsanız, bunu diliniz dolanmadan söyleyebiliyorsanız sizi tatmin etmeli. Başkalarını gördüğünüzde elbet yüreğiniz burkulacaktır. Siz de onlar gibi sevdiğinizle baş başa olmak isteyeceksiniz. Seven, aşık olan her insan bunu ister.</p>
<p>Aşıksınız ve uzaksınızâ€¦ Ne kadar zor bir durum değil mi? Katlanılması zor bir durum bu. Peki, uzaklık sadece olumsuz bir etken midir aşk için? Hayır, olumsuz etkenlerinden daha çok bence olumlu etkenleri de var. Olur mu canım öyle şey, ne alakası var uzaklıkla olumlu etkenin? diye sorar gibisiniz sankiâ€¦</p>
<p>Peki, gelin tersinden bakalım olaya. Seviyorsunuz ve aşıksınız. Sevdiğinizle sürekli berabersiniz. Ne kadar güzel değil mi. Onun yanında olmak, elini tutmak, sarılmakâ€¦ Peki, bir süre sonra ne olacak sizce? Onunla buluşmaya gittiğinizde ilk zamanlardaki heyecan aynen duracak mı içinizde ya da elini tuttuğunuzda elinizin içi terleyecek mi? Peki, uzakta onu gördüğünüzde ilk zamanlardaki gibi gülümseyecek misiniz? Sanırım hayır diyeceksiniz. Artık sevdiğiniz size sıradan gelmeye başlayacak. Telefonunuz çaldığı zaman arayan sevgiliniz ise normal bir insana nasıl cevap veriyorsanız ona da aynı şekilde cevap vereceksiniz. Sevdiğinizle buluşacaksınız ve bekliyorsunuz. İşte köşeden döndü ve göründü size. Saatinize mi bakarsınız kaç dakika gecikti acaba diye yoksa bugün ne giymiş diye mi bakarsınız? Ya da saç modelinin değişikliği mi dikkatinizi çeker? Peki hiç sevdiğinizin gözleinin içine bakıp pırıltılarını yakalamayı dener misiniz onu görünce?</p>
<p>Ya uzaktan yaşanan ilişkilerde nasıl olur bu? Sevgiliniz uzaklarda. Aşkı içinizde, yüreğinizde ama o uzaklarda. Elinizi kalbinizin üzerine koyduğunuzda vücudunuzun diğer yerlerinden daha sıcak olduğunu hissedersiniz. Çünkü orada yanan bir ateş vardır. Bu ateşin körüğü de uzaklıktır. Elini tutamıyorsunuz, sarılamıyorsunuz, gözlerinin içine bakamıyorsunuz. Sadece telefondan yankılanan sözlerden ibaret her şey. Sevdiğinize Seni seviyorum dedikten sonra sarılamıyorsunuz. Sadece yutkunmak geliyor içinizden. Yan yana olanlar seni seviyorum derken sevdiğinin eli oluyor elinin içinde fakat sizin elinizde sadece telefon var. Tartışan çiftleri görüyorsunuz ve içinizden  Ben sevdiğimin yanında olsam hiç tartışır mıyım, hiç onu kırar mıyımâ€¦ diye geçirirsiniz. İçinizden onların yanına gidip Beraber geçirdiğiniz zamanın kıymetini iyi bilin diyip uzaklaşmak geçer.</p>
<p>O büyük an yaklaşırâ€¦ Uzaktaki sevdiğinizle buluşacağınız anâ€¦ Sayılı günler kala uyuyamazsınız. Sürekli o günün hayali gelir gözünüzün önüne. Acaba ilk ne desem? Acaba hiçbir şey demeden direk sarılsam mı? O sıralar kafanızı sadece bu sorular yorar. Ve o büyük gün gelirâ€¦ Beklersiniz sevdiğinizi anlaştığınız yerde. Dizleriniz titrer. Sanki hiç buluşmamış, sanki hiç görmemişsiniz gibi heyecanlanırsınız. Saatinize bakmak aklınıza gelir mi? Ya da yarın ne yapacağınızı düşünür müsünüz? Sanıyorum tek düşündüğünüz sevdiğinizin ne taraftan geleceğidir. Onu görememeye artık dayanamazsınız. Yüz metre öteden bile olsa görmek istersiniz. Ve işte göründüâ€¦ İşte tüm güzelliği ile sevdiğiniz geliyor. Yüzünüzde silemeyeceğiniz ve engel olamayacağınız bir gülümseme, hafif bir kızarıklık, kalbinizin hızlanmış çırpınmalarının sesiâ€¦ Ve işte sevdiğiniz yanınızdaâ€¦ Sarılırsın ona sıkıca hiç bırakmazsın sanki birisi çekip götürecekmiş gibi. Gözlerinin içine bakarsın, her gece yatmadan önce gözünün önüne gelen o bir çift göze. Hiçbir değişiklik yoktur sevdiğinizin gözünde ama size bambaşka bir güzel gelir o gözler o an. Elini tutarsın sevdiğinin hani Seni seviyoru derken telefon yerine tutmayı hayal ettiğin o elleri. Her gün ya da sık sık görüşen çiftler gibi iki öpücük kondurup elinden tutup gideceğiniz yere gider misiniz? Sanırım bir süre öylece kala kalırsınız olduğunuz yerde.</p>
<p>Ne güzel şeyler değil mi?<br />
Kısaca özetleyelim ve soralım sizlere. Yakınsınız, sürekli birliktesiniz ve her istediğinizi yapabiliyorsunuz. Fakat sıradanlaşma gerçeği var önünüzde. Heyecanın bir süre sonra yok olması. Artık mücadeleniz aşkınızdaki heyecanı korumak adına olacak. Diğer durumda ise yani uzaktayken neler olur? Uzaksınız, görüşeceğiniz günler sayılıdır. Ama o günleri dolu dolu yaşarsınız. İçinizde uzaklığın getirdiği özlem ile körüklenen bir ateş var. Heyecanı korumaya ihtiyacınız yok ki zaten o heyecan dizlerinizi titretmeye yetecek kadar var içinizde. Sıradanlaşma mı? Sevdiğinize doymuyorsunuz ki sıradanlaşsınâ€¦</p>
<p><strong>Hangi aşkı seçersiniz?</strong></p>
<p><strong>Adem Taşdan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/uzaklik-ve-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ilımlı İslam&#8230;</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/ilimli-islam/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/ilimli-islam/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Aug 2007 00:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nezih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/ilimli-islam.htm</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye&#8217;nin ılımlı bir İslam devletine doğru gidip gitmediği ile ilgili tartışmalara sert çıkarak, &#8220;Bu â€˜ılımlı İslam&#8217; yakıştırmaları falan çok çirkin şeyler. Bu bir defa dinimize saygısızlıktır, hakarettir. İslam&#8217;ın ılımlısı ılımsızı falan olmaz, İslam İslam&#8217;dır o kadar&#8221; dedi. Bu kelime oyununu günlük yaşantımıza bulaştıranların mantığı apaçık bellidir; &#8220;Bir şeyi yok edemiyorsan, onu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye&#8217;nin ılımlı bir İslam devletine doğru gidip gitmediği ile ilgili tartışmalara sert çıkarak, &#8220;Bu â€˜ılımlı İslam&#8217; yakıştırmaları falan çok çirkin şeyler. Bu bir defa dinimize saygısızlıktır, hakarettir. İslam&#8217;ın ılımlısı ılımsızı falan olmaz, İslam İslam&#8217;dır o kadar&#8221; dedi.</em></p>
<p>   Bu kelime oyununu günlük yaşantımıza bulaştıranların mantığı apaçık bellidir; &#8220;Bir şeyi yok edemiyorsan, onu yozlaştır&#8221;. İslam yüzyıllardır bozulmadan ilk günkü gerçekliğini ve doğruluğunu korumuştur. İlla ki zaman zaman değiştirilme ve yıpratılma oyunları oynanmıştır üzerine. Fakat Türkiye&#8217;de oynanmak istenen oyun, İslam&#8217;ın yozlaştırılmasından ziyade Türk halkının İslam&#8217;a bakışını ve yorumlamasını değiştirmektir. &#8220;Ilımlı İslam&#8221; tabiri sanki hristiyan yada ateist olan bir toplumu İslam&#8217;a yaklaştırma çabası varmış gibi anlaşılmaktadır. Kelime dizisine müslüman bir Türk olarak değil de, dışarıdan, konuyla hiç alakası olmayan ve hayatında ilk defa bu  tabiri duyan biriymişsiniz gibi baktığınızda bunu algılarsınız. Fakat bu tabir %90â€²nının (kötümser bir tahminle) müslüman olduğu bir ülkede telaffuz edilmektedir. Sanki Türkiye&#8217;nin geneli müslüman değilde, AKP hükümeti müslüman olarak halkı İslam&#8217;a yakınlaştırma çabasındaymış gibi bir ifade ile kullanılmaktadır.</p>
<p>   Peki aslında &#8220;Ilımlı İslam&#8221; denilerek anlatılmak istenen nedir gerçekte? Mutlaka görmüşsünüzdür çevrenizde tarif edeceğim insan modelini. Adam müslüman olduğunu söyler fakat Cuma&#8217;dan Cuma&#8217;ya namaz kılar, belkide onu da kılmaz. Her akşam olmasa da, genelde içki içer fakat Ramazan ayı gelince oruç tutar, tutmasa da 30 gün içki içmez. Mangal keyfi ile içki içmeye bayılır ama kurban etiyle yapılan mangalın yanında içmez, çünkü kurban etiyle içilmez!!! Denk getirdiği zaman kendisi evli olmasına rağmen başka bir kadınla birlikte olabilir ama komşusunun kızını bir erkekle görünce, kızın en büyük günahkar olduğunu düşünür ve bunu çevresinde şiddetle savunur. Aynı kızı yolda gördüğünde arkasından bakarak iç geçirir. Müslüman olduğunu söylemesine rağmen tesettürlü yada kapalı bir bayan gördüğünde kızar, açık saçık bir bayan gördüğünde hoşuna gider fakat onun da hafif meşrep olduğu yönünde söylemlerde bulunur. Şimdi soruyorum sizlere, bu tariflerin hepsine yada bir kısmına uyan tanıdığınız hiç mi kimse yok çevrenizde? İşte size &#8220;Ilımlı İslam&#8221; modelinde bir Türk insanı. Yani bu tabirle Türk halkının getirilmek istendiği nokta. Ne İran gibi sert, ne de Avrupa gibi serbest. Ne tam dinsiz, ne de tam müslüman. Yani Türkiye&#8217;nin hep alışıla gelmiş hali, ne dolu ne de boş. Peki bunu kim ve neden yapmak istiyor? İşte asıl güzel soru ve verilmesi zor cevabı (Bazen gerçeği bilirsiniz ama susarsınız yaa)!..</p>
<p>   Müslüman olduğunu söyleyen ama gereklerini yerine getirmeyen bir Türk&#8217;ü ne yapacaklar bu &#8220;Ilımlı İslam&#8221;  tabiriyle yola çıkanlar sizce? Aklı az biraz çalışan her Türk insanı farkındadır ki, bu güzel topraklar üzerinde bir çok ülke kendi oyununu oynamaya çalışmaktadır. Ve birçoğunuz farkındadır ki bu ülkede bazı şeyler, ne bizim ne de yönetenlerin kontrolünde değildir. Çok güçlü silahları vardır dış güçlerin bu ülke içerisinde (Basın organları, Satılmış siyasiler, Resmileşmiş topluluklar, vb gibi). Bu bahsi geçen dış güçler &#8220;Ilımlı İslam&#8221; tabiriyle oluşturdukları kesimin düşüncelerini yeri geldiğinde İslam ile, yeri geldiğinde İslam karşıtlığı ile, yeri geldiğinde Laiklik ile, yeri geldiğinde de Milliyetçilik ile cezbedecek, &#8220;Ilımlı İslam&#8221; modeline uyuşmuş Türk halkını istediği zaman istediği tarafa çekecek ve ülkemiz üzerinde istedikleri anda bir karışıklık, bir gerginlik meydana getirebilecek güce ulaşacaklardır. Ki bu oyun yıllardır Türkiye&#8217;de oynanagelmiştir! Bazen Sağ-Sol olarak çıkmıştır karşımıza, bazen Alevi-Sünni, bazen de Türk-Kürt olarak. Bizi kendi güçleriyle yıkamayacaklarını anlayan uyanıklar, bizi bize kırdırmayı öğrenmişlerdir.</p>
<p>   Şimdi kendinize birkaç soru sormanızı istiyorum haddim olmayarak.</p>
<p>- Müslüman mısınız?<br />
- Müslümanlığın gereklerini yerine getirebiliyor musunuz?<br />
- Müslümanlığın gereklerini uygulayabiliyor olmak ister miydiniz?<br />
- &#8220;Ilımlı İslam&#8221; tabiri size de sıcak geliyor mu?<br />
- Yavaş yavaş özünüzden uzaklaştığınızı mı düşünüyorsunuz? Yoksa avrupalaşıyor musunuz?<br />
- Bir gün sizi size kırdırabileceklerine ihtimal veriyor musunuz?<br />
- Sağ-Sol, Türk-Kürt, Alevi-Sünni diye birbirini yiyenler çok akılsızdı da, siz mi kanmayacaksınız aynı oyuna?<br />
- Sizce bu yazı konuyu aydınlatıyor mu? </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/ilimli-islam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CHP ve Cumhurbaşkanlığı seçimi..</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/chp-ve-cumhurbaskanligi-secimi/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/chp-ve-cumhurbaskanligi-secimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 21:30:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Adem Taşdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/chp-ve-cumhurbaskanligi-secimi.htm</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün otobüsle bir yere gidiyordum.Trafik oldukça sıkışıktı.Acemi şoförler vardı trafikte.Durulmayacak yerde pat diye duruyorlardı.Dönülmeyecek yerlerden dönüp önümüze çıkıyorlardı.Şoförümüzde mecburen ani fren yapıp duruyordu.İçinde biz de çalkalanıp durduk buna bağlı olarak.Bu bir süre böyle devam ederken yolculardan birinden bir ses yükseldi Yeter be kardeşim.Biraz düzgün sür şunu.Mahvolduk burada.Bir sağa bir sola çarpıp durduk..Şoförden yanıt geldi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><img src="http://img209.imageshack.us/img209/8822/img6810277155fxu1.jpg" wspace="3" align="left" height="120" hspace="3" width="146" title="CHP ve Cumhurbaşkanlığı seçimi.." alt="img6810277155fxu1 CHP ve Cumhurbaşkanlığı seçimi.." />Geçen gün otobüsle bir yere gidiyordum.Trafik oldukça sıkışıktı.Acemi şoförler vardı trafikte.Durulmayacak yerde pat diye duruyorlardı.Dönülmeyecek yerlerden dönüp önümüze çıkıyorlardı.Şoförümüzde mecburen ani fren yapıp duruyordu.İçinde biz de çalkalanıp durduk buna bağlı olarak.Bu bir süre böyle devam ederken yolculardan birinden bir ses yükseldi  Yeter be kardeşim.Biraz düzgün sür şunu.Mahvolduk burada.Bir sağa bir sola çarpıp durduk..Şoförden yanıt geldi  Napalım kardeşim çarpalım mı önümüzdekilere? Onlar aniden duruyorlar biz de durmak zorunda kalıyoruz.Çok biliyorsan gel sen sür de görelim o zaman  şeklinde.Şoföre hak vermemek elde değil.Trafiğin hali ortada.Acemiler de belli zaten.Ne yapsın yani adam çarpsın mı? Çalkalanıyoruz ama kimsenin suçu değil bu.Sonuçta ineceğimiz yere sağ salim indik ve kimseye de bir şey olmadı.Herkes ineceği yer de indi.Hatta o itiraz eden vatandaş bile..</p>
<p align="justify">Bu manzarayı gözünüzde canlandırın.Şoför Erdoğan, trafik sorunu olarak ekonomi, aniden önümüze çıkanlar dış piyasalardaki sorunlar, yolcular halk, itiraz eden de muhalefet partisi lideri Baykal.</p>
<p align="justify">Erdoğan&#8217;a %34 ile şoförlük koltuğuna tek başına, muavini olmadan oturttuk.Baykal sadece yolcu olarak kaldı bizim gibi.Erdoğan yolda giderken onun kontrolü dışında yabancı plakalı araçların sıkıştırmasına yada üzerine doğru hamleleri arasında kaldı.Mecburen çarpmamak için aniden kırdı direksiyonu.İçindede biz, bir sağa savrulduk bir sola savrulduk.Normale döndük sonra.Aniden bir yabancı plakalı araba daha çıktı.Bazen de Türk plakalı araçlar çıktı.Çarpmamak için sürekli ani manevra yaptık.Savrularak gittik öyle yada böyle.Baykal&#8217;a güvenip ve şoförlük vermemiştik.Baykal da sürekli Bu ne biçim bir sürüş böyle bir sağa bir sola.Yeter ama.Bak herkes şikayetçi senin şoförlüğünden diyerek sürekli laf attı.Şoför de artık dayanamadı Tamam kardeşim..Hadi oylama yapalım..Eğer yolcular seni şoför yaparlarsa, buyur gel sen otur. dedi.Oylama yaptık %47&#8242;miz şoför Erdoğan olsun dedik.Şoför seçerken ki oydan daha da çok oy verdik.Şoför yine Erdoğan, yolcu yine biziz.Baykal&#8217;ın oturduğu koltuk değişmedi.Yine aynı yerinde yine aynı şeyleri söylemeye devam ediyor.Erdoğan otobüsü sürerken Baykal muhalefeti yetmedi bir de yanına Bahçeli&#8217;yi verdik.Kısa bir duraklamadan sonra yolumuza devam ediyoruz şimdiâ€¦<strong>Kendimce o gün yaşadığımı günümüze uyarladımâ€¦ Bu uyarlamadan sonra asıl yazıma başlayayımâ€¦</strong></p>
<p align="left"><img src="http://img521.imageshack.us/img521/108/secim267e9d4di8.jpg" wspace="3" align="left" height="120" hspace="3" width="146" title="CHP ve Cumhurbaşkanlığı seçimi.." alt="secim267e9d4di8 CHP ve Cumhurbaşkanlığı seçimi.." />Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci içindeyiz.Gül&#8217;ün cumhurbaşkanlığına kesin gözüyle bakılıyor.Kısaca önceki seçim sürecini bir ele alalım.</p>
<p align="justify">Geçen seçim sürecinden önce halk yollara dökülmüştü, Erdoğan &#8216;a hayır diyerek.Erdoğan Gül&#8217;ü aday gösterdi.Aynı halk tekrar döküldü meydanlara.Pankartlar aynıydı sadece Erdoğan yerine Gül yazılıydı.Bu adaylığa CHP en çok tepkiyi veren taraf oldu.Seçim için meclise girmedi.Anayasa hukukçusu olan ve dersimizde bu konuyu işleyen hocamın bile eleştirdiği 367 barajını koydular.AKP hükümetinden önce hiçbir hükümete uygulanmamış bir uygulama başlatıldı.Hocamın  yorumu  Anayasa Mahkemesi asla siyaset yapamaması gereken mercii iken bugünlerde CHP&#8217;den daha iyi siyaset yapıyor. şeklinde oldu.Özal cumhurbaşkanı seçilirken mecliste 250 civarında milletvekili vardı ve yaklaşık 170 oyla seçildi.Bu seçimde ise mecliste 365 milletvekili varken seçim yapılamadı.Ne kadar adil oldu bu tartışılırâ€¦ Hem de günlerce..</p>
<p align="justify">Genel seçim süreci başladı daha sonra.Baykal meydanlara dökülen halkın desteği ile kendinden emin.O halkla yapılan röportajları izlemiştim o ara.Habercinin sorusu hepsine aynıydı. Burada olma sebebiniz nedir? .Bazıları  Cumhuriyeti korumak için dedi, bazıları ise  Arkadaşım çağırdı, eğlenceli olur diye geldi ,  Yürüyüş yapıyorum.Stres atıyorum kalabalık içersinde  şeklinde cevap verdi.Baykal işte bu yürüyüşe çıkan kalabalığa güvendi.MHP terörü kendine silah seçti.Şehitlerin üzerinden propaganda yaptı.Sonuçlar ortada.AKP %46, CHP %20, MHP %14 oy aldı.Sanırım yollara dökülen onca milletten başka kimse CHP&#8217;ye vermemiş.Halk AKP&#8217;nin neler yaptığını gördü, yaşadı.Cumhurbaşkanlığı sürecini izledi.Adayının kim olduğunu da biliyor.Buna rağmen neredeyse her iki kişiden birisi AKP dedi.Sıra geldi tekrar cumhurbaşkanlığı seçimlerine.AKP tekrar Gül&#8217;ü aday gösterdi..</p>
<p align="justify">Bugün izlediğim haber programında mecliste temsil edilen 4 partinin temsilcileri konuşuyordu.MHP temsilcisi daha önce açıkladıkları düşüncelerinin arkasında durdu ve benim takdirimi kazandı.Tekrar seçime gidilmesini, AKP&#8217;nin büyük oy çoğunluyla seçilmesi halinde gösterecekleri adaya kimsenin ses çıkaramayacağını söylemişlerdi ve arkasında durdular.CHP yine her zamanki gibi meclise girmeyeceğiz mesajı verdi.Eleştirim CHP&#8217;yedir.</p>
<p align="justify">Ben halkım.TBMM&#8217;de beni temsil ediyorsun.Ben sana beni temsil et diye oy veriyorum.Ama sen meclise girip beni temsil etmiyorsun.Halktan oy aldıysan bu sorumluluğu üstlenmişsin demektir.Bir devlet memurunun önemli bir toplantısı olduğu bir gün keyfine göre işe gitmediğini bir düşünsenize.Kim bilir neler olur.Ama CHP bulunması gerekirken orada bulunmuyorsa onlara iyi niyetli bakamam ben açıkçası.Girersin meclise hayır mı diyeceksin buyur de.Hayır oyu kullan.</p>
<p align="justify">Bir uzlaşmadan bahsedip durdular.AKP adaylık için uzlaşabilirdi tabiÃ® ki.Ama halk %47&#8242;lik bir oranla tek başına iktidar yapmışsa bu partiyi, cumhurbaşkanı adayını açıklarken de kimseden görüş almasına gerek yok demektir.Başkasına danışır yada danışmaz.CHP olarak %20&#8242;lik oy almışsın ve bir azınlıksın mecliste.Söz hakkın %20&#8242;lik bir seviyededir.Gül&#8217;ü aday gösterdi AKP.Bu onun anayasal bir hakkıdır. Bu hak CHP&#8217;ye de verilmiş bir haktır.Sadece AKP&#8217;nin değildir bu hak.AKP nasıl bir aday gösterebiliyor ise CHP olarak sen de bir aday göster.Sen de destek arayışlarına gir.Herkesin adayı seçime girsin ve oylama yapılsın.Kimin adayı daha çok oy alırsa o cumhurbaşkanı olsun.Demokrasi dediğimiz bu değil midir? Yoksa ben mi yanlış biliyorum.Dayatma deniliyor sürekli.Dayatma zorlamadır, diktatörlüktür.Bizim rejimimiz cumhuriyet.Demokratik bir şekilde oylama yaptık ve oy kullandık.AKP&#8217;ye bu kadar oy verildiyse eğer, demek ki bu kadar onu destekleyen insan var.</p>
<p align="justify">Demokrasiden bahsedenler demokrasiye karşı çıkmasınlar.Her şey demokratik işliyor bence bu süreçte.Anayasa çerçevesinden dışarı çıkılmıyor.Zaten buna yasalar da müsaade etmez.Peki her şey yasalar çerçevesindeyken, AKP %47&#8242;lik oy oranı alıp tek başına 3. turda cumhurbaşkanını seçebiliyor iken, bu hakkını neden kullanmasın?</p>
<p align="justify">CHP olarak %20&#8242;lik söz hakkınla itirazını yap ama karşılığında %47&#8242;lik bir cevap duyduğunda sanırım itirazın reddedilir bu demokratik çerçevede.</p>
<p align="justify">İtirazınız mı var? O zaman sizin demokrasiye itirazınız var demektirâ€¦</p>
<p align="left"><strong>Adem TAŞDAN</strong></p>
<p><center><img src="http://img213.imageshack.us/img213/9981/01k27c8e21xp6.jpg" title="CHP ve Cumhurbaşkanlığı seçimi.." alt="01k27c8e21xp6 CHP ve Cumhurbaşkanlığı seçimi.." /></center></p>
<p align="left">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/chp-ve-cumhurbaskanligi-secimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En güzel hikayem</title>
		<link>http://www.amerikadabirgun.com/en-guzel-hikayem/</link>
		<comments>http://www.amerikadabirgun.com/en-guzel-hikayem/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 20:35:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seda Kuru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eski Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amerikadabirgun.com/en-guzel-hikayem.htm</guid>
		<description><![CDATA[Tarih : 15 Ağustos Bugün doğum günüm. 26 seneyi geride bırakırken, oturup uzun uzun düşündüm.. 18 yaşıma bi gelsem diye gün sayarken 20 den sonrası nasılda hızlı geçti. Amaaaann Seda 26 yaşında böyle diyorsan biz napalım dediğini duyar gibiyim büyüklerimin ama ömür bu kadar süratle geçerken, nereden gelip nereye yol aldığımızı gözden geçirmek gerekir.. An&#8217;larda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                                                                              Tarih : 15 Ağustos<br />
Bugün doğum günüm. 26 seneyi geride bırakırken, oturup uzun uzun düşündüm.. 18 yaşıma bi gelsem diye gün sayarken 20 den sonrası nasılda hızlı geçti.<br />
Amaaaann Seda 26 yaşında böyle diyorsan biz napalım dediğini duyar gibiyim büyüklerimin ama ömür bu kadar süratle geçerken, nereden gelip nereye yol aldığımızı gözden geçirmek gerekir..<br />
An&#8217;larda yaşıyoruz ve geçirdiğimiz her an geçmiş.. bir  dakika hatta bir saniye  öncesi hatıra olarak kalıyor.<br />
Peki ben neler sığdırabildim, neler öğrendim geçmiş an&#8217;larımda:<br />
*Anne ve babanın hayatımdaki önemini ; özellikle ergenlik çağlarımızdayken anne-babalar bizim kadar  bilmezler ? Bizi anlamadıklarını, kısıtladıklarını düşünürüz. Çok geçmeden görürüz ki bir bildikleri varmış! Yıllar geçtikçe ve bizde aile kurup çoluk-çocuğa karıştığımızda anlarız anne-baba  kıymetini.<br />
Üstelik eğer anneniz ve babanız sağ ise bu en büyük mutluluk olmalıâ€¦<br />
*Ailemden genç yaşlı çok vefat eden oldu. En zoru abimin vefatıydı benim için.<br />
Anladımki yarının garantisi yok, dolu dizgin yaşarken düzgün yaşamak gerekli. Fani dünyada sahip olmak istediklerimizin peşinden koşarken ebedi dünya içinde hazırlıklar yapmalıyız. Artık ölümlerde sıradan oldu benim için.. acısını çekerek alışıyor insanoğlu bunada.<br />
*Eğitimin hayatımdaki önemini her an hissediyorum. Her ne kadar şuanda gayet iyi bir şirkette iyi pozisyonda olsam bile yarının garantisi yok. Bende bunu geç farkedenlerdenim, zararın neresinden dönsem kardır dedim  ve şimdi daha yeni geçtim 2. sınıfa.  Beyler heleki bu devirde bırakın üniversiteyi master ve en az 2 yabancı dil bilmeyene kız yok <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="En güzel hikayem" /><br />
*İş hayatında çömezlik dönemini atlatana kadar çok kişinin kahrını çekmiştim. Öyle samimiyet dostluk nadiren olur iş arkadaşlarıyla. Özel hayatı paylaşmayı hiç tavsiye etmem, hiç ummadığınız bir anda dedikodu gibi çıkar karşınıza. En önemliside hayır derken bile gülümseyeceksiniz karşınızdakine. İnsanların çeşit çeşit olduğunu, herkesin samimiyetine güvenmemeyi, politik olmayı, gereksiz yere burnumu sokmamayı iş hayatı öğretti bana.<br />
*Belli bir yaşa gelince  e artık evlende yuvanı kur durumları başlıyor. Halihazırda aşık olduğun biri varsa bence aşk duygusu geçene kadar beklemeli derim. İlk heyecan ve aşkla ilerde kabul edemeyeceğiniz durumları pembe bulutlar kapatıyor. Evlilik için sevgi ve mantık bir arada olmalı. Karşınızdakini bütün bağlantılarından (aile, iş, arkadaş, para) sıyırıp çıplak olarak karakterine, özüne bakın derim.<br />
Sonra tekrardan aileyi ekleyin !  evliliği etkileyen en önemli faktörlerden biridir ..<br />
*Hergece yatarken hayatınızda ne olmasını istiyorsanız tüm içtenliğinizle dua edin ve detaylara inin.<br />
Mesela ben ev isterken odasının sayısına, bahçesindeki dut ağacına kadar, eşimin ve ailesinin iyi insanlar olmalarına kadar söylerim <img src='http://www.amerikadabirgun.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="En güzel hikayem" />  Birgün arkadaşım dediki : Sedacım eşim dualarımda istediğim gibi bir insan ama ailesi için hiçbişey dememiştim onlarla sorun yaşıyorum, aman sen dikkatli davran tüm sülalesi için dua et:) Allah, iste kulum vereyim diyor, sınırsız isteyin ve dediğim gibi detaylara inin. </p>
<p>Biraz da sorumluluklardan sıyrılıp gönlünüzce yaşayın, tekrar gelecekmisiniz dünya ya ?</p>
<p>Seda</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amerikadabirgun.com/en-guzel-hikayem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
