İçeriğe atla

Sıcak para artık aşırı sıcak olmaya başladı

Çok soğuk bir kış günündesiniz. Artık titremekten yorulmuş bir haldesiniz. Isınmanız gerekiyor muhakkak. Ama nasıl? Sürekli hareket ederek ısınabilirsiniz mesela. Sürekli hareket etmek vücut ısınızı arttıracak ve üşümenizi engelleyecektir. Sürekli hareket ettikçe de ısınmaya devam edeceksiniz. Hatta belki terleyeceksiniz bile. Isınmanın bir yolu daha var. Kalorifer sistemi kurarsınız binanıza. Bunun için bir kazan alırsınız. Yakma işleri için de bir görevli tutarsınız. Maaşını da yüksek vermektesinizdir. O sizin için bu kazanı yakar ve size de hareket etme zahmetini göstermeden, sıcaklığın keyfini çıkarmak kalır. Görevli işini gayet iyi yapmaktadır. Sürekli sizi sıcak tutmak için kazana yakacak atmaktadır. Fakat bazı zamanlar kazana o kadar yakacak atmaktadır ki artık evinizde sıcaktan bunalmış bir hal alırsınız. Camları açıp içeriyi serinletirsiniz. Ama hiç görevliyi uyarmak aklınıza gelmez. Bir bakarsınız görevli sizden habersiz bir gün çekmiş gitmiş, işi bırakmıştır. Siz tabi eviniz sıcak olduğunu sanıp üstünüze ince giymişsinizdir. Bir sabah yatağınızdan kalktığınızda birden soğukluk bedeninize işler. Hasta olursunuz aniden, artık ısınmak için hareket etmeye bile takatiniz kalmamıştır. Görevli ortalarda yoktur ve sizi buz gibi bir evinizle baş başa bırakmıştır. Artık hastasınız, hareket edip ısınamazsınız bile…

Yukarıda anlattıklarım size ne ifade ediyor? Ortada çok soğuk bir kış günü varmış, birisi ısınmak için hareket etmek yerine kalorifer sistemi kurmuş ve buna bir de görevli tutmuş. Bu görevli ansızın işi bırakıp gitmiş. Türkiye’nin halinin de böyle olduğunun farkında mısınız peki?

Ülkemiz birçok krizler geçirdi. Krizlere karşı politikalar uyguladık. Şu an ekonomimizde her şey tos pembe gibi görünüyor. Türk Lirası dolar karşısında sürekli bir değer kazanmakta. Peki bu kurlar nasıl bu kadar düşük oluyor? Demek ki Türkiye ekonomisi çok iyi bir durumda ki dolar karşısında sürekli bir değer kazancımız oluyor. Öyle olduğunu mu sanıyorsunuz. Gelin ilk paragraftaki hikâyemizi Türkiye’ye uyarlayalım.

Çok soğuk bir kış günündeyiz, ekonomik bir kriz içersindeyiz. Ekonomimiz kötü durumda, üşüyoruz. Isınmak için, ekonomimizi iyi duruma getirmek için üretmeliyiz. Sürekli hareket içersinde olmalıyız, üretim yapıp, çalışıp çabalamalıyız. Ülkemizin ekonomisini düzeltmek için adeta seferber olmalı, hiç durmamalıyız. Ya da kalorifer sistemi kurarız, Merkez Bankamızdan yüksek faizli yatırım araçları çıkarırız. Yüksek faizden yararlanmak isteyen, maaşı yüksek olan bu görevi üstlenmek için birçok yatırımcı yani kalorifer sistemini harekete geçirmek isteyen görevli bulmaya gerek bile yok, onlar can atarak gelirler. Yakacaklarını, dövizlerini kendileri getirir kazanımıza atar yani yatırım araçlarımızdan alıp ülkemize sıcak para sağlarlar. Biz de bu sıcak paranın vermiş olduğu sıcaklıklarla bir güzel ısınırız. Her şey güzel hale gelir. Aslında kış var ama biz ısınıyoruz bundan güzeli mi var? Çalışıp, çabalıyor muyuz? Taş atıp da kolumuz mu yoruluyor? Sadece oturuyoruz ve gelen sıcak paralarla açıklarımızı kapatıyoruz. Hatta artık o kadar sıcak oldu ki ortam, döviz miktarı o kadar arttı ki kurlar düşük seviyelere ulaştı. Camları açmak istiyoruz artık, serinlemek istiyoruz yani hazır döviz kuru düşükken döviz kredisi alıp önceden alamadığımız ithal mallardan satın alıyoruz. Bir sabah yatağımızdan kalktığımızda soğuk kemiklerimize işliyor aniden. Ne olduğunu anlamıyoruz. Niye sıcak değil ortamımız? Ne oldu bu kalorifer sistemine? Görevliler nerde, niye yakmıyorlar bu kaloriferi? Ortalık birden karışıyor. Herkes kendi derdine düşüyor, telaş içinde millet. Herkes ısınmaya çalışıyor. Ama sıcak havadan soğuk havaya aniden geçiş herkesi hasta etmiştir bile. Hasta halinle nasıl ısınabilirsin ki? Sadece bunun önlemini alan, sıcak ortam olsa bile bir çift battaniye bulunduranlar ısınabilir ve soğuktan kurtulabilirler. Ya diğerleri? Yani anlayacağınız, bir sabah kalktığınızda yabancı yatırımcıların hepsi en ufak bir kriz ortamında tası tarağı toplayıp ülkenizi terk etmiş olabilir. Güzel güzel ısındığınız sıcak paraların yerlerinde yeller esmektedir artık. Dövizin aniden ülkenizden kaçması kurlarınızın tavana sıçramasına neden olur. Sıcak ortam var diyerek ince giyinen yani döviz kurunun düşük olmasını fırsat bilen, yatırımda bulunurken dövize yönelik kredi alanlar sıcaktan soğuğa geçmenin hızından dolayı hastalanırlar, zarar ederler. Belki bazıları hastalığı zar zor atlatırlar ama kimisi de bu hastalık sonucunda ölür, iflas eder. Önlem alanlar; döviz kredisi almış olsalar bile kısa vadeli alanlar, ya da farklı yatırım araçlarını kullananlar yani sıcak havada olsalar bile bir çift battaniyeyi hazırda bulunduranlar soğuktan en az etkilenenler olur.

Ülkemizde 103 milyar $ sıcak para mevcut. Bu sebepten ötürü kurlar genelde düşük seviyelerde seyir etmekte fakat bu hükümetin başarısı değil, Merkez Bankasının uyguladığı yüksek faiz politikasıdır. Merkez Bankası %16,75 gibi bir faizle borç almaktadır. Yabancı yatırımcı, üretim yapıp kar elde etmek için birçok zahmete katlanacaktır ve kar oranının %16,75 olması garanti bile değildir. Ama Merkez Bankası devlet garantisinde size %16,75’lik bir faiz ödemeye razıdır. Tabi ki de yabancı yatırımcı sizin ülkenizde ne kadar gelişmiş sektör olsa da yatırımını faize yatırarak gerçekleştirecektir. Yabancı yatırımcı oturduğu yerden, sizin çalışıp çabaladığınız kazandığınız sermayenizi alıp götürecektir.

Peki, neden önlem alınmıyor? Neden bu kadar sıcak paraya izin veriliyor? Devletimiz haftada 1 milyar $ borç ödemektedir. Bu 1 milyar $ sadece borcumuzun faizidir. Yılda toplam dış borcumuzun yarısı kadar dış borç ödemekteyiz. Bu borçlarımız büyük ölçüde döviz borcudur. Sıcak paranın ülkemize girmesi, dengesiz durumda olan ekonomimizin dengeye gelmesini sağlamakta, açıklarımızı kapatmakta, kur oranlarını aşağı çekmekte ki bu da ödediğimiz döviz miktarının YTL karşılığını düşürmektedir. Bu da döviz ödeyen tarafın işine gelmektedir.

Sıcak para iyidir güzeldir, her ülkenin dövize ihtiyacı vardır dış ticaret gerçekleştirmek için. Ama sıcak paranın aşırı olması artık cehennem sıcaklarını yaşatmaktadır. Dış ticaretimiz bile olumsuz etkilenmekte. Ulusal piyasalarda ürünler dolar cinsinden fiyatlandırılmaktadır. Ürününüzün maliyeti 13 YTL, ulusal piyasalarda fiyatı 10 $. Kurunuzun 1,5 YTL olduğunu düşünelim. Ulusal piyasada ürününüzden 15 YTL elde edip, 2 YTL kara geçmektesiniz. Kur seviyeniz 1 YTL’ ye düştü. Ulusal piyasada yine ürününüz 10 $ ‘dır bu değişmez. Aynı ürün, fakat sattığınızda elinize 10 YTL geçti. 13 YTL’ ye mal edip, 10 YTL ‘ye satabilir misiniz? Ulusal piyasada 10 $ olan bu malı ithal edersiniz ve aynı kalitedeki aynı malı 10 YTL ‘ye almış olursunuz. Maliyeti 13 YTL olan aynı malı 10 YTL ‘ye aldınız ve 3 YTL daha ucuza mal etmiş oldunuz. İhracat durma noktasına gelir, aynı kalitede ve aynı malı üreten ülkelerle rekabet edemez hale gelirsiniz. İthal etmek zorunda kalırsınız bu da sizin değil bu malı size satanların ülkelerinin gelişmesi demektir. İhracatınızın durması demek, üreten bir toplum değil tüketen bir toplum olmanız demektir. Üretmeden gelişen bir ülke nerde görülmüştür?

Adem TAŞDAN

Sıcak para artık aşırı sıcak olmaya başladı” üzerine bir yorum

  1. hümeyra kaya der ki:

    ya biraz daha bilgi olsa dahaii

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

css.php