İçeriğe atla

Server değişikliği

Siteyi bir müddettir takip ediyorsanız, ilk önce devamlı sorunlar yaşanıyordu. Onun için başka bir servera taşımak durumunda kaldım, bu seferde yeni server sahipleri sağolsunlar sistem kaynaklarını çok kullanıyor diye haber vermeden kapattılar. Şu anda 1 ay içindeki üçüncü taşımayı yaparak yeni bir servera taşınıyoruz. DNS ayarları güncellenene kadar site iki serverda da aktif olacak ve eski serverdaki yorumları aktarmak mümkün olmayacak. Onun için yazdığınız yorumların eski serverda kalmış olma ihtimaline karşın ayrı bir dosyaya kaydedebilirseniz çok iyi olur. Server değişikliği bu gece başlayacak.

Kurtlar Vadisi Pusu 31. Bölüm

Kurtlar Vadisi Pusu 31. Bölüm Özet

Kurtlar Vadisi Pusu, Hakan’ın Memati’nin kafasına silah dayamasıyla biten nefes kesen finalin ardından, yeni bölümüyle bu akşam izleyicisinin karşısında.

Yeni bölümün can alıcı noktası, vadinin en sevilen karakterlerinden biri olan Memati’nin akıbeti Kurtlar Vadisi Pusu izleyicileri, bu akşamki bölümde Memati ölecek mi, yaşayacak mı? sorusunun yanıtını bulacak. İskender Büyük’ün ülkeyi karıştırmak adına planladığı büyük komplo ise vadi izleyicilerini şaşırtacak.

Kurtlar Vadisi Pusu’nun merakla takip edilen kötü adamlarından Bulut ve Muro’nun kaderleri de bu akşamki bölümün merakla izlenecek sürprizleri arasında.

Kurtlar Vadisi Pusu 31. Bölüm Rapidshare Download

http://rapidshare.com/files/102924418/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part1.rar
http://rapidshare.com/files/102924407/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part2.rar
http://rapidshare.com/files/102927836/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part3.rar
http://rapidshare.com/files/102927859/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part4.rar
http://rapidshare.com/files/102928499/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.31.part5.rar

FED reeskont oranını düşürüyor. Peki bu ekonomiyi nasıl etkiliyor ?

Amerika’da sürekli ekonomik sorunlar çıkıyor ve piyasalar karışıyor. Gözler hemen FED ‘e çevriliyor. Herkes FED ‘ten piyasalara müdahale bekliyor. Merkez bankalarının piyasaya müdahale etmede en etkili iki silahı açık piyasa işlemi ve reeskont faiz oranıdır. Merkez bankalarını amacı piyasalardaki dengeyi sağlamaktır. Piyasalarda aşırı bir tepki sonucun oluşacak dengesizlikleri gidermekle yükümlüdürler. Örneğin Türkiye Merkez Bankası’nın sitesine girdiğinizde en tepede Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir. ? yazısını görürsünüz.

Açıklamaya çalışacağım bu konu elbette ekonomi içersinde ya da ekonomi öğrencisi olanlar için gereksiz bir yazı gibi görülebilir. Fakat bu yazıyı yazmamdaki amaç ekonomi içersinde olmayan ve bu işleyişi bilmeyenlere açıklamaktır.

Reeskont nedir?
Repo’yu açıklamakla başlayalım. Repo; sabit getirili bir menkul kıymetin daha önceden anlaşma sağlanmış şartlarda, belir bir süre sonra geri alma taahhüdünde bulunarak bankaya devredilmesidir. Bunun için banka sizden değeri üzerinden iskonto almaktadır. Buna repo oranı ya da iskonto oranı denmektedir. Reeskont ise; ikinci kez iskonto anlamına gelmektedir. Bankalar da ellerindeki bu menkul kıymetleri MB’sında belli bir süre geri almak şartıyla devretmektedir. Merkez bankası da bu menkul kıymetten kendi iskontosunu almaktadır. İşte merkez bankasının almış olduğu bu ikinci iskonto oranına reeskont oranı denir.

Peki, reeskontun günlük hayatımıza ne gibi bir etkisi var?
Gelin bunu güncel hayattan bir örnekle açıklayalım… Çevrenizdeki mağazalara bir bakın. Çoğunda hatta hemen hemen hepsinde vadeli ya da peşin fiyatına taksitle satış imkânı vardır. Cebinizde paranız olmasa da gidip alış veriş yapabilirsiniz. Peki, mağaza sahipleri bunu sizi sevdikleri için mi yapıyor dersiniz? Tabi ki hayır. Çarklar şöyle dönmektedir.. Siz gittiniz ve 4500 YTL değerinde alış veriş yaptınız. Mağazacı ödeyeceğiniz tarihe göre üzerine vade koyarak size bir senet imzalattı. Diyelim ki 4500 YTL’lik bir tutar için 3 aylık bir vade süresinde 5000 YTL’lik bir senet imzalattı size. Siz malları alıp gideceksiniz ve 3 ay sonra 5000 YTL ödeyeceksiniz. Peki mağazacı ne yapacak? Malları sattı ama elinde sadece bir senet kaldı. Mağazacı bankaya gidecek ve 3 ay vadeli repo yapmak istediğini söyleyecek. Banka o anki reeskont faizlerine bakarak bir repo oranı söyleyecek mağazacıya. Örneğin diyelim ki repo oranını %25 olarak belirledi banka ve mağazacının elindeki 5000 YTL için 3 ay vadeli olarak 4700 YTL ödemeyi teklif etti. Mağazacı da senedi teslim ederek 4700 YTL’lik tutarı aldı ve mağazasına geri döndü. Peki, banka ne yapacak şimdi? Bankadan 4700 YTL’lik bir çıkış oldu ve elinde 3 ay sonra tahsil edebileceği bir senet var. Banka da bu sefer mağazacının yaptığını yapacak. Merkez bankasına gidecek ve senedi ikinci kez iskontoya tabi tutacak. Merkez bankasının reeskont oranı diyelim ki %17 olsun. 5000 YTL’lik senet için 3 ay vadeli olarak bankaya 4800 YTL verecek. Banka bu tutarı alarak kasasına koyacak. Sizin imzaladığınız senet merkez bankasının kasasında vadesini beklemeye başlayacak.

3 ay sonraya gelelim. Banka, merkez bankasına 5000 YTL ödeyerek reeskonta tabi tuttuğu senedi geri alacak ve mağazacıyı bekleyecek. Mağazacı geldiğinde o da bankaya 5000 YTL ödeyerek senedini geri alacak. Mağazacı da müşterisini beklemeye koyulacak. Siz de gidip vaat ettiğiniz 5000 YTL’ yi ödeyerek senedinizi alacaksınız.

Şimdi gelelim kar durumlarına…

404 Not Found Server Hatası

Son günlerde sitede beklenmeyen bir ziyaretçi patlaması yaşanıyor. Günlük ziyaretçi sayısı 4000’in üstünde seyrettiği için yorum yazarken, hatta bazen bir sayfadan diğerine geçerken serverdan 404 hatası alınabiliyor. Normalde “404 Not Found” hatası HTTP (hyper terminal text protocol) tanımlarına göre Serverda bulunmayan dosyalar için kullanılıyor. Bu sitedeki durumda mysql database’deki yüksek trafikten dolayı server cevap dönemiyor ve 404 hatası veriyor. Bu hatayla karşılaşırsanız sayfayı yenilemeyi (refresh) deneyin, ben de aynısını yapıyorum 🙂

Bugünlerde yaşananlar yeni bir ekonomik buhranın habercisi mi?

Konjonktürel dalgalanma reel gayri safi milli hasılanın belirli bir trendi izleyerek yukarı aşağı dalgalanmasıdır. Her bir yukarı ve aşağı hareketin toplamına konjonktür dönemi denir. Yukarı doğru hareket genişleme diğer bir ismiyle boom dönemidir. Reel GSMH ‘nın arttığı yani ülkede üretimin arttığı, ülkenin büyüdüğü bir dönemdir. Daha sonra bir durgunlun dönemi izlenir. Durgunluk bir ülkede üretimin azalması ya da durması, ekonomi piyasalarının yatay bir trend üzerinde seyir izlemesi anlamına gelmektedir. Bu durgunluk için biçilen süre 6 ay ya da 1 yıl gibi bir süredir. Aksi takdirde resesyon diğer bir isimle daralma dönemi başlar. Resesyon dönemi ülkede üretimin azalması, ülkenin büyüme yerine küçülmesi anlamına gelir. Resesyon döneminde ülkenin reel GSMH ‘sı azalmaktadır.

Bu grafik herhangi bir ülkenin durumunu göstermemekte olup sadece örnek için çizilmiştir. Grafikte görmüş olduğunuz siyah çizgi reel GSMH’nın dalgalanmasını, kırmızı çizgi ise izlediği trendi göstermektedir.

Konjonktür dönemi bir genişleme ve bir daralma dönemi içermektedir. Genişleme döneminde piyasada likitide bolluğu vardır. Ülkede üretim artmaktadır ve ülke büyümektedir. Bundan birkaç yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar bir genişleme dönemi içersideydik. Piyasada likitide boldu ve insanlar paralarını değerlendirecek pozisyon arıyordu. Üretimler sürekli artmaktaydı çünkü likitide bolluğu olduğu için piyasada mallara olan talep çoktu. Talep arttığı için ve tam istihdam seviyesinde bulunmadığımızdan ötürü arzı da bu oranda arttırabiliyorduk. Arzın artması da GSMH’yı arttırmaktaydı. Global ekonomide bir ülkenin büyümesi demek diğer ülkelerinde büyümesine katkı sağlaması demektir. Çünkü yapacağınız ihracat başka ülkelerin ithalat yapma isteğine göre şekillenmektedir. Küçülen bir ülke ithalat yapmak istemeyecektir ve bu da sizin ihracat yapamayacağınız anlamına gelir. Sizin büyümenizi de etkiler. Fakat tersi bir durumda yani başka bir ülkenin büyümesi ve ithal malına olan talebi sizin ihracatınızı arttırıp gelir sağlayacaktır. Siz de bu sayede büyümekte hızlanacaksınızdır. İşte birkaç yıla kadar hep böyle bir durum izlendi. Herkes büyüyordu ve büyümeler başka ülkelerin büyümesini de sağlıyordu. Global piyasada likitide boldu. Yatırım yapmak için para sıkıntısı yoktu ve istediğiniz bankadan kolaylıkla kredi alabiliyordunuz. Bankalar kredi vermek için birbirleriyle yarışıyordu.
Okumaya devam et

Mortgage krizinin etkisi katlanarak artıyor…

Bundan yedi ay önce yani 2007’nin ağustos ayında Amerika’da bir kriz patlak vermişti. Müsaadenizle bir hatırlayalım ne olmuştu da kriz çıkmıştı. Bankalar tarafından bundan birkaç yıl önce mortgage kredileri verilmekteydi ve bu kredilerin büyük kısmı değişken faizli kredi yani subprime mortgage kredisiydi. Daha sonra bankalarda bu alacaklarını teminat göstererek bir fon oluşturup satmaktaydı. Bir yatırım aracının faizi yüksek ise riski de yüksek demektir. Türkiye’de Varlığa Dayalı Menkul Kıymetâ€? olarak bilinen bir yatırım aracına benzeyen Hedge Fonâ€?lar şeklinde bankalar ellerindeki bu alacak senetlerini satmaktaydılar. Yatırım şirketleri de getirisinin yüksek olması nedeniyle bu fonlardan satın aldı. Az önce belirttiğimiz yüksek risk meydana geldi. Ne oldu? Bankaların alacaklarını teminat göstererek sattıkları bu senetler geri ödenmedi kredi alan kişiler tarafından. Böyle bir durumda hedge fonlar tamamen güvensiz konuma geldi ve fiyatları düştü. Yatırım şirketlerindeki fonlar yatırdıkları anaparayı karşılayamaz duruma geldi. Bankalar alacaklarını temin edemedikleri için likitide sıkıntısına girdiler. Yatırım şirketlerinin ellerindeki fonların değeri de çok fazla düştüğü için onlar da büyük zararlara uğradılar. Tüm bu olumsuz gelişmeler borsaya yansıdı. Borsada büyük düşüşler meydana geldi. Amerika’daki bu durum tüm ülke borsalarını korkuttu ve büyük miktarda satışlar meydana geldi.

Bu durum evet çok kötüydü ama o zaman kimse bilmiyordu boyutunu. Çünkü herkes kendi kayıplarıyla uğraşmaktaydı ve kimse başkasının durumuna bakamıyordu. Ortalık duruldu ve krizin maliyeti açıklanmaya başladı yavaş yavaş. Bu dalgalanmanın dünyaya maliyeti 100 milyar $’ı geçti. Rakam oldukça ürkütücüydü. Fakat her şey bitmiş miydi? Maalesef hayır, bu durum sadece başlangıçtı. Çünkü piyasalardaki likitide sorunu çözülmüş değildi. FED henüz müdahalede bulunmamıştı ve bir durum analizi yapmaktaydı. İkinci bir şok dalga Amerika dışındaki ülkelerden geldi. Avrupa ve Asya borsaları büyük düşüş yaşadı. Piyasalar ikinci bir kez dibi gördü. Büyük baskıların da sayesinde FED piyasalara müdahale ederek reeskont faiz oranında 50 puanlık bir indirime gitti. Bu hasta bir insanın hastalığını geçiren asıl ilaç değil de sadece ağrılarını kesebilecek bir tür ağrı kesiciydi. Bu iki günlük dalgalanmanın İMKB ‘ye maliyeti 49.881 puandan 44.730 puana toplamda %10’luk bir düşüş oldu. FED ‘in müdahalesinden sonra %4,13 ‘lük bir artış meydana geldi. Dalgalanmanın şiddeti artık azalmıştı. Piyasalar toparlanmaya başladı o günden sonra.

Ve gelelim bugünümüze…
Okumaya devam et

Tepeden İnmeciler ve Zinde Kuvvetler

Youtube’da bulduğum bu vidyo size de birşeyler çağrıştıyor mu? Bundan önceki yazımda Türkiye’deki kurumların periyodik takvimlerinin beni şaşırttığını yazmıştım. İnanmadıysanız vidyoyu izlemenizi rica ediyorum.

Vidyonun can alıcı kısımlarını altta not ettim.

İşte her dönemin vazgeçilmez aktörleri sivil cuntacılar yine sahnedeydiler. 27 Mayısı kışkırtanlar, idam için baskı yapanlar arasında da profesörler, gazeteciler yok muydu? Şimdi bu grubun yeni kahramanı ….. ….. (o sefer Talat Aydemir olur şimdi başka birşey) Albay bu ilgiyi farkedince bir İstanbul çıkartması yaptı ve Babıaliyi ziyaret etti. Gazeteler bir anda isyancı albay için övgü dolu yazılarla dolmaya başladı. “Ordunun politikadaki rolü”

Gözlerinde Mustafa Kemal’in ışıltılarını gördüm. (Erdoğan Teziç’in vidyosunu hatırlıyor musunuz ???)

Gözlerdeki bu ışıltılar Türk solunda bir gruba da ilham veriyordu. Özellikle YÖN dergisinde toplanan bir kısım aydınlar arasında Aydemir’e karşı sempati giderek artıyordu. Başını Doğan Avcıoğlu’nun çektiği bu aydınlar, Ordu, üniversite, bürokrasi” içindeki bazı dinamik unsurların topluma yön vermesinden yanaydılar. Bu unsarlara zinde kuvvetler denmesi o yıllarda moda oldu. Bu zinde kuvvetlere güvenen aydınlara ise Tepeden İnmeciler deniyordu. Topluma bazı reformları yukarıdan müdaheleyle benimsetmeyi amaçlayan bu hareket, aradığı soluğu Talat Aydemirde bulmuştu. Harbiye tepeden inmecilerle zinde kuvvetlerin yollarının kesiştiği bir tapınağa dönüştü.

Abdurrahman Yalçınkaya’nın Anti-Demokratik Ataması

Ahmet Necdet Sezer’in yaptığı anti-demokratik atamalardan birisinin en bariz örneği olan Abdurrahman Yalçınkaya‘nın o makama nasıl geldiğini araştırıyordum. www.arastiralim.com sitesinde Abdurrahman Yalçınkaya‘nın atamasıyla ilgili yazılan yazıyı altta alıntılıyorum. Ahmet Necdet Sezer’in geleceğe yönelik bıraktığı en büyük tohumlardan birisi olan Abdurrahman Yalçınkaya‘nın göreve gelir gelmez işlere giriştiği ve birkaç aylık çalışmadan sonra 162 sayfalık iddianameyi hazırladığı gayet ortada. Abdurrahman Yalçınkaya‘nın kelebek olup uçmaya başladığı ve Ahmet Necdet Sezer gibilerinin bombasını toplumun içine bırakmaya hazırlandığını acı bir şekilde izliyoruz. Hedefleri ne olursa olsun, bu seferki lokma o kadar kolay yutulur olmayacak, artık karşılarında dünya konjoktörünü bilen, toplum içindeki dengelerle nasıl oynadıklarını çok açık gören bir gençlik ve toplum bulunuyor.

EN ANTİDEMOKRAT CUMHURBAŞKANI
Sezer, cumhurbaşkanının görev ve yetkisi dahilinde olan atamalarda da antidemokratik tutumuyla dikkat çekti. Sezer, teamüllere aykırı olarak tercihini sürekli en çok oyu alan aday yerine 2. hatta 3. sıradaki adayları tercih etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı atamalarında daha önceki seçimlerde en yüksek oyu alan Vural Savaş’ın yerine Sabih Kanadoğlu’nu, yine en çok oyu alan Ergül Güryel yerine de Nuri Ok’u başsavcı atamıştı. Sezer, başsavcı vekili seçiminde de en yüksek oyu Uğur İbrahimhakkıoğlu almasına rağmen, Abdurrahman Yalçınkaya’yı bu göreve getirmişti. Sezer, son olarak da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına, en yakın rakibine 51 oy fark atarak 146 oy alan Ersan Ülker yerine 95 oy alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekili Abdurrahman Yalçınkaya’yı atadı. Nuri Ok, 21 Mayıs 2007′de görevden ayrılacak ve yerine Yalçınkaya başsavcılık makamına gelecek. Sezer, rektör atamalarında da antidemokratlığını gösterdi. En çok oyu alan Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan yerine daha az oy alan Prof. Dr. Kadri Yamaç’ı atadı.

Gerçek Aritmetik

Anayasa Mahkemesinin 11 üyesi, 70 milyonluk Türkiye’de oy verebilecek durumda olan 35 milyonun 16.5 milyon oyunu almış bir partiyi kapatmaya kalkıyor. Cumhuriyetçiyiz diye sokaklarda yırtınanlar, halkın kendi kendine seçip yönetilme hakkını elinden almak için yapılan bu harekete birşey demezler. Ama burada bir gerçek ortaya çıkıyor. SEÇKİNLER, KONT, DON v.s. ünvanıyla anılabilecek seçiçi bir zümre topu topu 40 yıllık geçmişi olan bir kuruluş vasıtasıyla ülkenin kaderiyle oynama yetkisini kendisinde buluyor. Bir de dönüp bakıyorsunuz, şu anki anayasa 11’inin tohumları Ahmet Necdet Sezer tarafından atılmış. İsimlere bakıyorsunuz Ahmet, Haşim, Abdurrahman yapılanlara bakıyorsunuz aklınız almıyor. Amerika ve dolayısıyla dünya ekonomisinin en çalkantılı olduğu bir zamanda, tarihlerle intikam almaya çalışırcasına bu işlerin içine giriyorlar. Malumunuz bundan önce başka bir kapatma davası 14 Mart 2003 tarihinde de gündeme getirilmişti. Aynısı 14 Mart 2008 tarihinde gündeme getiriliyor.

Türkiye’deki kurumların periyodik takvimleri beni şaşırtıyor. Asker her 10 yılda bir darbe yapmış. Neden? Her 10 yılda bir çarkıfeleği döndürüyorlar, birgün ite eti ertesi gün ata otu veriyorlar. Bundan 10 yıl önce 28 şubat yaşatıp siyasi hükümeti yerinden atıyorlar. 10 yıl sonra MİT – JEKOM tartışmaları arasında, bu işlerin arkasında insanların gizli çekimleri youtube’a aktarılıyor. Ondan sonra bir bakıyorsunuz tekrar kapatma davası. Afrikaya gülüp geçeriz ama Türkiye’de çevirilen pandominoların Afrikadan kalır tarafı yok. Devamlı hasımlaşma, birbirini kırdırma, gerileme politikası.

Siyasi parti kapatmalar toplumun bir kısımında infiale sebep olurken, bir kısımda “oh oh canıma değsin” kıvamında bir rahatlama oluşturuyor ama birbirine komşu bu iki grubun arasındaki husumet ve boşluk iyice açılıyor. Laikliğin manasından bi haber olan bu kısım, amerikaya gelip üniversitelere başörtüsüyle giren, kendilerine ayrılan üniversite koridorlarında namaz kılan müslümanları gördükleri zaman dahi dudak büküp “bak şu gericilere” diyorlar. Amerikalı laiklik kavramını içine sindirmiş ama bunların içindeki laiklik değil, islam düşmanlığı olduğu için Amerikada dahi olsa halen nefretlerini muhafaza ediyorlar. Ondan sonra televizyona çıkıp, “Türkiye İran olmayacak” diye nara atıyorlar. İran nerede Türkiye nerede, bundan bile haberleri yok. İran’ın nasıl bir yönetimi olduğu, nasıl bir topluma sahip olduğu, hangi ülkelerle ilişkide olduğu v.s. gibi hiçbir bilgiye sahip olmayan bu gerici papağanlar, kendilerine mikrofon verildiği zaman “Türkiye laiktir laik kalacak” diye bağırıyorlar. Türkiye’nin laik kalmasıyla ilgili bir sorunu olan var mı? Yok. Türkiye’nin Cumhuriyet olarak kalmasıyla ilgili bir sorunu var mı? Yok. Eee derdin ne? Takiye yapıyorsunuza dönüyor iş hemen. Yahu arkadaş ben senin gibi beş paralık adama karşı niye takiye yapayım, soruyorsun cevap veriyorum. Türkiye laik olmasa önce alevi-sünni, sonra da azınlıklar-müslüman kavgası çıkacak. Ben bunu niye isteyim? Türkiye Cumhuriyet olmasa, başımıza asker çullanacak. Ben bunu niye isteyim? İşte aklını efes pilsen kapaklarında, gözlerini hürriyetin arka sayfalarında bırakmış bu zihniyet ile Türkiye hiçbir yere gitmeyecek. Aynı tekneye binmiş iki kişinin farklı yönlere kürek çekmesi, ileri gitmeyince de küreklerle birbirinin kafalarına vurmaya çalışmalarından başka birşey değil ortalıkda dönen.

Kurtlar Vadisi Pusu 30. Bölüm

Kurtlar Vadisi Pusu 30. Bölüm Rapidshare Download
http://rapidshare.com/files/99437711/Kurtlar.Vadisi.Pusu.30.part1.rar
http://rapidshare.com/files/99437468/Kurtlar.Vadisi.Pusu.30.part2.rar
http://rapidshare.com/files/99437684/Kurtlar.Vadisi.Pusu.30.part3.rar
http://rapidshare.com/files/99437535/Kurtlar.Vadisi.Pusu.30.part4.rar
http://rapidshare.com/files/99437687/Kurtlar.Vadisi.Pusu.30.part5.rar
http://rapidshare.com/files/99437506/Kurtlar.Vadisi.Pusu.30.part6.rar
http://rapidshare.com/files/99436491/Kurtlar.Vadisi.Pusu.30.part7.rar

Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci

Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci ye ait olduğu iddia edilen yeni bir vidyo youtube’a aktarılmış. 28 Şubat’ın 10 yıl sonra Şubat sonu Mart başında tersine dönmüş gibi olduğunu düşündüren bu vidyoların sonu nereye gidiyor merakla bekliyorum. Başbakana ve Diyarbakır Valisine küfürler edilen bu vidyoyu dinleyince insanın şaşırmaması mümkün değil.

YÖK Eski Başkanı Erdoğan Teziç’in açıklamaları

Bundan önce defaatle YÖK’ün mahiyeti ve amaçlarının neler olduğuna dair yazılar yazmıştım. Gün ola devran döne dedirtircesine, kendisinin gizli konuşmaları youtube’a düşmüş. Ben de buradan sizlerle paylaşmak istedim. Tabi bu gerçekleri duymak istemeyenler, üniversitelerde askeri makam araçları gördükleri halde hiç yadırgamayanlar bu vidyoları yine kulak ardı edecektir.

Yeni YÖK başkanını yerden yere vuranlar, Teziç’in nerelerden geçtiğini, nelere hizmet ettiğini ve ne için orada bulunduğunu iyi dinlesinler.

Bilhassa Ankara’da halen 1960’ların zihniyetlerinin nasıl yaşadığını, işi gücü tank, tüfek olanların kim olduğunu iyi görsünler! Bunlar çıkıp Demokrasi diye konuşurlar, CUMHURİYET MİTİNGİ düzenlerler, anıtkabiri ziyaret edip muasır medeniyetler seviyesinden aşağıya serbest atış yaparlar.

Erdoğan Teziç’in açıklamalarından kesitler:

  • Validen önce sizsiniz (Rektörler)
  • Güvenlik sorunu olduğu için garnizon komutanlığına gidemiyorum
  • E-muhtıra bir açılımdır, açıp okuyor onu, tankla tüfekle yürümeye gerek var mı?
  • Hadi bakalım sıkıyorsa Çankaya’ya bindirsin birini arabaya da yemin ettirip göndermeye kalksın. Yolda kaza olur, elektrik kesilir, neler olur… Olmaz OLMAYACAÄžINI gösteriyor. Yani yapamazsın.
  • Büyükanıt öyle bir adam değil. Onu tabanı ne yapar biliyor musun, bir binbaşı biner tankın üstüne Allah korusun. Büyük badire olur. (Büyükanıt’ın Genelkurmay olarak gelmemesi için konuşuyor)
  • Türkiye’de bütün krizler çoğunluğun olduğu zamanda olmuştur. Koalisyonlarda kriz olmamıştır, ekonomik kriz her zaman olmuştur. Örnek veriyim, 19139 Babali krizi. Çoğunluk olduğu zaman darbe olmuştur. (Diğer hükümetlerden örnek veriyor, 1960 Demokrat parti)
  • Devleti kurarsınız, devlet siz değilsiniz. Bize de üniversiteler kalmıştır.
  • YÖK devlet kurumudur, bizi aşarak iş yapamazsınız.
  • Hükümetin YÖK’e karşı tutumunu biliyorsunuz. Bu üniversitelere böyle yapılmaz. Ödenek vermediniz ettiniz, seçim zamanında geldiniz ödenek vereceksiniz. Size siyasi rant vermem , NAH ALIRSINIZ (YÖK Başkanı diyor bu lafı).
  • Bir şey kesemez bizi. %40, %70 çıksın isterse. Çıkabildi mi sanki yukarıya? Oylamadan birgün önce Genelkurmay bişey yazdı, ohhhh. O akşam oh demeyen var mı? Nasıl gergindim biliyo musun? Mahkemeyi bilmiyoruz.
  • Hep geç yatarım 1:30. Saat 10:30, kapatıyım dedim, bir çıktı. Dikkat dikkat Genelkurmay. Oooo telefonlar gelmeye başladı.
  • Erkan Mumcu’nun ne yapacağını bilemezsin, dansöz gibi.
  • Abdullah Gül’ün kızının töreninde olan olay. Ben de tedirgin oldum. Hükümete bu kadar yalakalık yapmazsın. Vakıf üniversitesisin. Bir devlet üniversitesinde olsa biz o rektörün canını okuruz. Tabi ondan sonra baba Doğramacı üzülüyor ediyor falan.
  • Dün görüşmek istedi ben bağlamayın dedim. Şimdi bu olmazki hem başka üniversitelerde şey yapamazsın. Nerden bulacaklar?
  • Ocak ayından itibaren Baykal gördü. Nasıl şekilleceğini. Oluyor bizim de el altından. Hukukçuları gelir görüşürüz. Ben 367 de konuyu anlattım kavrada. Yabana atmayın dedim bu kurtarıcı bir madde. 102.ci maddeye sarılmazsınız tepe taklak olursunuz. Halk partisi de gider.

Kurtlar Vadisi Pusu 29

http://rapidshare.com/files/97644113/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.29.part1.rar http://rapidshare.com/files/97644191/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.29.part2.rar http://rapidshare.com/files/97644263/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.29.part3.rar http://rapidshare.com/files/97644165/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.29.part4.rar http://rapidshare.com/files/97641643/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.29.part5.rar

Askerimizi 1 Gün içinde Çekmemeliydik

Gündem Genel Kurmay tarafından yapılan açıklamaya kilitlendi. Türk askeri Kuzey Irak’tan nam-ı diğer Kürdistan’dan çekildi. Bush gibi uluslararası siyasi dengeleri Amerika’nın menfaatine en uygun şekilde dengelemeye çalışan bir dengesiz bile Irak’ın Kuzey kesimine dün Kürdistan diye seslendi. Bu basit bir dil sürçmesi değil, bu net bir politik şekillenmenin işareti. Bununla neyi ifade etmek istedi sorusuna kapsamlı bir cevap bulmak şu an için mümkün değil. Kendi politikalarımızı kendimiz belirleyemez halde olduğumuz için bekleyelim görelimâ€? yaklaşımıyla çevirilecek filmleri izlemeye devam edeceğiz.

Yalnız benim çok ağırıma giden; askeri kanat olarak da, siyasi kanat olarak da bu hareket çok kararlıâ€?, bu sefer bitirmeden ayrılmayacağızâ€?, yurtdışında ateşelerimiz aracılığıyla büyük bir siyasi atağa geçtik herkes onayladıâ€? diye açıklamalar yaptıktan sonra Amerika’nın bir kaş hareketiyle askerimiz çekmek durumunda olmamız. Dün kabadayılar gibi asarız keseriz dedikten sonra bugün kuyruğumuzu kısıp askerimizi geri çekmemiz gerçekten bize yakışmadı. Görüntü icabı dahi olsa orada 1 hafta belki 1 ay kalınmalı, dosta düşmana biz buradayız dost düşman bunu böyle bilsinâ€? dememiz gerekiyordu.

İşin belki onlarca boyutu var ama bunlardan bir tanesini gözden kaçırmamız gerekiyor. İstihbari ve teknolojik EKSİKLİÄžİMİZ.

Nedir bu istihbarat?

İnsansız Uçuş Araçları ingilizcesi Unmanned Aerial Vehicles. Ne yapar bunlar? Uçar. Nasıl uçar? Yüklediğiniz programa verdiğiniz koordinatlara göre uçar görevini yapar geri gelir. Üstüne insan sıcaklığına duyarlı termal kamera takarsınız, dolaştığı arazideki insanları tespit eder. Üstüne gece görme kabiliyeti olan kameralar takarsınız, size Infrared çözünürlüğü olan görüntüler sağlayarak düşmanın yerini o an bulunduğu koordinat zaman ve daha alınabilecek ne gibi bilgi varsa onlarla birleştirerek tespit etmenizi sağlar. Türkiye bunlardan yapabiliyor mu? YAPAMIYOR. Neden? Üniversitelerdeki rektörler, dekanlar BAŞÖRTÜSÜYLE uğraşıyor. Neden? Bu adamlar araştırma yapıp uluslararası makaleler yayınlamak, TÜBİTAK’tan destek alıp doktora ve master öğrencileriyle ortak projeler geliştirmek yerine, siyasetle uğraşıyorlar. Benim gibi bunların saçmalamalarından bunalmış vatan evlatları Amerikada yaşıyor, yaptıkları araştırmalar Amerika’nın menfaatine kullanılıyor, çünkü projelere milyon dolarlık desteği Amerikan hükümeti (National Science Foundation NSF) sağlıyor.

Nedir bu teknoloji?

Hürriyet ve milliyet gazeteleriyle bariz fikir ayrılıklarım olduğu aşikar. Ama kendilerinin milli konularda hazırladıkları yazıları takdir etmiyor değilim. Bunlardan bir tanesi Fatih Çekirge tarafından 21 Ocak 2008′de yayınlandı. Bu yazıda Türkiye’nin sahip olduğunu düşündüğümüz F16′larla ilgili çok rahatsız edici bilgiler öğrendik. Altta onun yazısından kesiti ekliyorum ama bilgi kısaca şu. F16′lar bizim gibi görünse de üstündeki program ABD’nin. Eee? Eeesi kimin düşman kimin dost olduğuna ABD’nin yerleştirdiği bu yazılımlar karar veriyor. Ege’de Yunanistanla birbirimizi girmemiz an meselesiyken bile giremiyoruz çünkü F16′lar birbirini dost olarak tanıyor dolayısıyla ateşlemelerine izin verilmiyor. Onun için de İstanbul E-5 te milletin birbirinin önüne kırdığı gibi Ege semalarında it dalaşı yaşanıyor. Bununla ilgili detayları aşağıda okuyabilirsiniz ben de sözlerimi birkaç şeyle sonlandırıyorum. ABD ABD’den başka hiç kimseye dost değil. Amerikan TV’lerini; CNN, Fox News diğerlerini izlerseniz en çok duyacağınız deyim şudur ‘American interest‘ yani Amerika’nın menfaati. Tartıştıkları konu, Pakistanda kadın öldürüldüğü zaman Amerikan’ın menfaati bu durumdan nasıl etkilenir? Türkiye Kuzey Irak’a operasyon düzenlediği zaman tartıştıkları tek konu Amerika’nın menfaati bundan nasıl etkilenir. Onun için, bilhassa üniversitelerdeki dangalakların bir an evvel kendilerine gelmeleri, Amerika’da yaşayan yüzlerce doktora öğrencisinin, binlerce master öğrencisinin Türkiye’ye dönüp barış içinde inançlarıyla yaşayabileceği sulh ortamını hazırlamaları ve Türkiye’nin gelişmesi için canımızı dişimize takıp birlikte çalışabileceğimiz koşulları oluşturmaları gerekiyor.

Düşmanı tanımasına ABD izin vermiyor YILLARDIR süren bir çalışma… Bir arayış. Bir beklenti… Soru şu:

– ABD’den alınacak 30 adet F-16 savaş uçağına milli yazılımâ€? takılacak mı? Yoksa ITT denilen ABD’nin hazır cihazı mı takılacak?Bu soru Türkiye’nin savunma sistemleri açısından hayati bir önem taşıyor. Türkiye 20 yıldır milli yazılımâ€? için çalışıyor. Acaba son olarak alınacak 30 adet F-16’ya milli yazılım yüklenebilecek mi? İşte cevap:

/_newsimages/4818243.jpg

Hayır.– Neden?

Çünkü ABD Türkiye’ye izin vermiyor.– Peki milli yazılım ne demek?

Milli yazılım F-16’ların elektronik harp sistemlerinde kimin dost kimin düşman olduğunu ayırt etmeye yarıyor. Eğer ABD’nin taktığı yazılımı kullanırsanız, o uçağın savaş sistemi kimin dost kimin düşman olduğunu o cihaza göre tanıyor. Ve ona göre savaş sistemi çalışıyor. Yani bir uçağı dost olarak algılarsa pilot ne yaparsa yapsın ateş etmiyor.KARIŞIKLIK OLURMUŞ Önceki gün milli yazılımâ€?la ilgili olarak soruyorum:

30 adet F-16’ya milli yazılım yüklenip yüklenmeyeceği konusu ne oldu? Karar Başbakan Tayip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’a kalmıştı. Ne oldu?En yetkili ağızdan cevap:

ABD milli yazılım yüklenmesine karşı çıktı.– Gerekçesi ne?

– Hazırladıkları sistemde karışıklar meydana gelebilirmiş.– Eğer ısrar edersek ne olur?

– Daha önce helikopter ihalesinde ısrar ettik. ABD bu yüzden ihaleye katılmadı. Bu durumda F-16’ları satmayabilir. Aslında bu yazılım var. Ama ABD takılmasına izin vermiyor.

Evet manzara bu…

BİR KORKU OYUNU Yani biz bir yanda Kuzey Irak’ta başarılı vuruşlar yapıyoruz. Diğer yanda vuracağımız hedeflerin belirlenmesinde ya da örneğin havada kimin dost kimin düşman olduğunun tespitinde milli bir süzgeçâ€? gerçekleştiremiyoruz. Örneğin Ege’de yüzlerce kez Yunan jetleriyle Türk jetleri it dalaşı yaptılar. Milli yazılım olmadığı için Yunan ve Türk jetleri birbirlerini düşman olarak algılayamıyor. ABD’nin taktığı cihazda Yunan jeti NATO gücü olarak dost gözüküyor. Bu yüzden it dalaşıâ€? oluyor… Birbirine ateş edemeyen iki ülkenin jetleri yıllardır böyle dalaşıpâ€? duruyorlar. Peki bu bir oyun mu? Evet oyun… Milyarlarca dolarlık bir korku oyunuâ€?…

Kurtlar Vadisi Pusu 28

Kurtlar Vadisi Pusu 28. Bölüm Özet

Nihayet Hakan’ı ele geçiren Polat Alemdar, Büyük İskender hakkında merak ettiklerini ondan öğrenebilecek mi? Polat, Hakan’ı kime teslim edecek?
Kare As aileleri, oylarını Polat’tan yana mı, Büyük İskender’den yana mı kullanacak?
Davut Tataroğlu torununu kurtarabilecek mi?
Bir yandan Büyük İskender’le uğraşırken bir yandan da Muro’nun uyuşturucu işini çökertmeye çalışan Polat’ı bekleyen büyük sürpriz ne?
Ve Büyük İskender’in tüm ülkeyi sarsacak eylem planı ne olacak?

Kurtlar Vadisi Pusu 28. Bölüm Download

Kurtlar Vadisi Pusu 28. Bölüm-1
Kurtlar Vadisi Pusu 28. Bölüm-2
Kurtlar Vadisi Pusu 28. Bölüm-3
Kurtlar Vadisi Pusu 28. Bölüm-4
Kurtlar Vadisi Pusu 28. Bölüm-5
Kurtlar Vadisi Pusu 28. Bölüm-6

http://rapidshare.com/files/95796177/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.28.part1.rar
http://rapidshare.com/files/95796106/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.28.part2.rar
http://rapidshare.com/files/95795696/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.28.part3.rar
http://rapidshare.com/files/95796042/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.28.part4.rar
http://rapidshare.com/files/95796134/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.28.part5.rar
http://rapidshare.com/files/95787709/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.28.part6.rar

Bakan Hüseyin Çelik’in konuşması içime su serpti

Laiklik diye kendini yerden yere atan kişilerin intikam alırcasına dişlerini sıkarak yaptığı konuşma ve açıklamaları okumaktan buhran geldi. Sanki kendilerine zulüm edilmiş de onun hesabını soruyarlarmış gibi bir hırsla ‘Cumhuriyetin daimi bekçileriyiz’ diyen bu kişilerin nasıl bu kadar dolduruşa gelebildiğini anlamak mümkün değil. Benim inancıma göre toplumun %5’ini bile oluşturmayan bu kesimin sırf canları öyle istiyor diye toplum üzerine kurmaya çalıştığı haksız ve tutarsız mahkumiyetin bitmesi için bu konuda mücadele veren Hükümete medeni ölçüler çerçevesinde ve çatışmaya girmeden destek olunmalı. Türkiye’nin bu gericiler tarafından geriye götürülmesine artık son verilmeli ve ülkenin gündeminin başörtüsü, kılık kıyafet gibi saçma sapan bir konudan, çağdaşlık ve medeniyet gibi konuşulması gereken konulara acilen değiştirilmesi sağlanmalı. %5 rakamını nerden buldun diyenler için bakınız Ankarada Anıtkabir’e düzenledikleri yürüyüşe katılanların miktarı, bakınız Cumhuriyet Mitingleri adı altında yaptıkları mitinglere katılan kişilerin sayısı. BAKINIZ BU HÜKÜMETE OY VEREN HALKIN ORANINA. Daha ne söylenebilir?

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in paylaşmak istediğim açıklamaları şu şekilde:

ÜAK’ın bildirisiyle ilgili açıklamada bulunan Bakan Çelik, ÜAK’ın işleyişi ve kuruluşunun Yükseköğretim Kanunu’nun 11 Maddesi ile düzenlendiğini hatırlattı.

Söz konusu maddenin B bendinde ÜAK’ın görevlerinin sıralandığını belirten Çelik, “ÜAK’ın görevleri teker teker sayılmıştır. Bunlar arasında yasak koyma veya yasak kaldırma yoktur. ÜAK özellikle akademik işleyişle ilgilenmesi gereken bir kuruldur ve bu görevler kanunla verilmiştir” dedi.

ÜAK’ın siyaset yapamayacağını, öğretim üyelerinin bireysel olarak siyaset yapabileceklerini ifade eden Bakan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ancak rektör unvanı altında, ÜAK üyesi, başkanı adı altında Türk Milletinin iradesine karşı durmak gibi bir görevi kimse ÜAK’a vermemiştir. Anayasa’dan ve yasalardan alınmamış olan bir hakkı ve yetkiyi de hiç kimse kullanamaz. Pozisyonu ne olursa olsun hukuk devletinde herkes hakkını da haddini de bilmek zorundadır.”

BAŞÖRTÜSÜ YASAÄžI

Türkiye’de yaşayan halkın yüzde 80’inin üniversitelerde uygulanan kılık kıyafet yasağının karşısında olduğunu öne süren Bakan Çelik, yıllardan beri devam eden bu problemin bir an önce ortadan kaldırılması için halkın bu konuda görüş beyanında bulunduğunu ve TBMM’de de 411 milletvekilinin Anayasa değişikliğine oy verdiğini söyledi.

Değişikliğin yüzde 70’in üzerinde bir parlamento desteği ile yapıldığını kaydeden Çelik, şunları söyledi:

“Ve bu Anayasa değişikliği sayın Cumhurbaşkanımızca onanmış ve bu Anayasa değişikliği yürürlüğe girmiştir. Bugünkü kanunlarımızda, Anayasa’da ve yasalarımızda üniversitelerde başörtüyü veya türbanı yasaklayan bir yasa maddesi mevcut değildir. Anayasa Mahkemesi’nin yapmış olduğu bir yoruma dayalı olarak bugüne kadar fiili ve keyfi bir yasak sürdürülmüştür. Ve şu anda yürürlükte olan 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun ek 17 maddesinde de der ki; “yürürlükteki mevzuata aykırı olmamak şartı ile üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir” Şimdi soruyorum size, halkımıza soruyorum. Yasalarımızda kılık, kıyafeti yasaklayan belli kıyafetleri yasaklayan, başörtüsünü yasaklayan bir madde, bir yassa maddesi, bir anayasa maddesi var mıdır ? Hayır.. Olmadığına göre, altını çizmek istiyorum, bugüne kadar keyfi bir yasak sürdürülmüştür.
Anayasa değişikliğinin bu konudaki tereddütleri ortadan kaldırmayı amaçladığını belirten Çelik, daha sonra şunları kaydetti:

“Tereddütleri ortadan kaldırmak, meseleyi açıklığa kavuşturmak amacıyla bir Anayasa değişikliği yapılmıştır. Ve bu Anayasa değişikliği parlamento iradesi ve milletin iradesine dayanıyor. Kimse millete ait olan Üniversitelere, milletin çocuklarını sokmamazlık edemez. Bunlar milletin üniversiteleridir, milletin çocuklarını da o üniversitelere almamak ve sokmamak hiç kimsenin hakkı değildir. “Benim gibi düşünenleri ben alırım, benim gibi düşünmeyenleri ben üniversiteye almam” düşüncesi son derece sakıncalı bir düşüncedir.”

“ÜNİVERSİTELER KİMSENİN BABASININ MALI DEÄžİLDİR”

Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı ile kadınlara karşı ayrımcılık yapıldığını belirten Bakan Çelik, aynı görüşteki erkeklerin üniversiteye alındığını, ancak genç kızların eğitim hakkından mahrum bırakıldıklarını söyledi.

“Biz evlatlarımızı, bu ülkenin çocuklarını kıyafet ve cehalet arasında bir tercihe asla zorlayamayız. Böyle bir şey söz konusu bile olamaz” diyen Bakan Çelik, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla ben ÜAK değerli başkanını ve ÜAK üyelerini bu anlamda makuliyete davet ediyorum. Kendi yetkileri olmayan bir meselede, adeta siyaset yapma adına, adeta TBMM’ye, milletin iradesine karşı muhalefet etme adına takındıkları tutumdan vazgeçmelerini, özellikle diliyorum. Ve Eğer siyaset yapacaklarsa cübbelerini çıkarırlar bir siyasi partinin çatısı altına girerler ve siyaset yaparlar. Ben bir akademisyendim. Bir siyasi partiye aday oldum ve oy alarak geldim milletvekili oldum. Bunu rahatlıkla yapabilirler. Ve unutmasınlar ki üniversite öğretim üyeleri, sayın ÜAK üyeleri maaşlarını bile o üniversiteye sokmadıkları insanların vergilerden alıyorlar. Bugün Ankara‘da toplanmak için kendilerine ödenen yol paraları da milletin cebinden çıkmaktadır. Milletin bize sağladığı imkanları kullanarak, milletin bize sağladığı nimetlerden yararlanarak, millete karşı bir duruş sergilemek kimsenin hakkı değil. Hukuk devletinde böyle bir şey söz konusu olamaz. Ve hukuk devletinde, “ben Anayasa hükmü değişse bile 411 çoğunlukla Anayasa değişikliği yapılsa bile, bu yürürlüğe girse bile, yasalarda yasaklayıcı bir şey olmasa bile, ben üniversiteme almam” söylemini dillendirmeye kimsenin hakkı olamaz. Üniversiteler, oradaki sayın rektörün, sayın rektör yardımcısının veya oradaki yöneticilerin malı değildir. Üniversiteler kimsenin babasının malı değildir. Üniversiteler millete aittir. Bu yaklaşım tek tip insan oluşturma anlayışının bir ürünüdür. Mao, Çinde insanlara tek tip üniforma giydirdi, ama standartizasyonu sağlayamadı. Demokrasi çoğulculuktur.”

ÜAK’ın olağanüstü toplanmasını ve yayınladıkları bildiriyi yanlış bir tutum olarak değerlendiren Bakan Çelik, “Bir özgürlük istemek için ortaya bir tavır konabilir ama başkalarının özgürlüğüne engel olmak için kimse bir hak iddiasında bulunamaz” dedi.

Bakan Çelik, gerilim ve gerginliğin üzerinden medet umulmamasını isteyerek, üniversitelerde huzurun, barışın, sevginin, bilimsel kalitenin yüksek akademik işleyişin sağlanabilmesinin öncelikle “rektörlerin, dekanların, öğretim üyelerinin gençlere çoğulculuğu benimsemiş ve hazmetmiş bir tutumla yaklaşmalarına” bağlı olduğunu savundu.

Milliyet internet sitesi

Türkçe sitelerin artmasıyla sanırım Milliyeti de ziyaretçi yakalama korkusu sardı.

Önceden sitelerinin başlığı: Milliyet İnternet – Anasayfa iken

Şimdi:

Milliyet İnternet haber, finans, spor, astroloji, sağlık, hava durumu, sinema, televizyon, video, tatil, galeri, emlak, araba, seri ilan sitesi – ANA SAYFA

şeklinde upuzun bir başlık ve meta bilgileriyle yola çıkmış gözüküyorlar.

Milliyet Online: Milliyet Gazetesi’nin günlük uluslarası ve yerel siyasi haberleri, son dakika haberleri, bilim teknik, sinema, müzik, kitap, sağlık sayfaları, online anketler.

Üst sıralarda çıkmaya çalıştıkları anahtar kelimeler bunlar olsa gerek:

Milliyet Gazetesi, milliyet, türkiye, türk, türkçe, basın, gündem, dünya, turkiye, turk, turkce, basin, gazete, haber, gundem, politika, dunya, spor, ilan, ekonomi, sinema, kitap, müzik, anket, sağlık, futbol, basketbol, yazar, news, newsfpaper, press , journal, daily, politics, international, sports, journalist, economy, advertisement

Helal Gıda Konferansı İstanbul 2008

gimdes
GİMDES HELAL GIDA 2008 Organizasyon Komitesi 24 Şubat 2008 Pazar günü,İstanbul FESHANE’de ULUSLARARASI HELAL GIDA konulu bir konferans tertipliyor.

GİMDES, ülkemizde ilk defa önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. 24 Şubat Pazar günü, Kongre ve Fuar Merkezi FESHANE’de tertiplediği konferansa yurt içinden ve yurt dışından yoğun bir ilgi gösterildiği bildirilmektedir. Konferansta Amerika ve Kanada’da Helal Sertifikasyon çalışmalarını gerçeleştiren ISNA ve IFANCA yöneticilerinden Mazhar Huseyni ve Ahmed Sakr, Endonezya’dan İslam Ulema Meclisi Başkanı Dr. M.Nadratuzzaman Hosen, Hollanda’dan İslam Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.A.Akgündüz, yurt içinden Prof.Dr Mustafa Nutku,Tim Başkanı Oğuz Satıcı, İlahiyatçı Dr.Mehmet Çelen. Dr.Mustafa Hasbahçe ve Gıda Yük.Müh. Ayhan Kentbuğa’nın birer tebliğ sunacakları öğrenilmiştir.Sabah 9.30 dan akşam 18’e kadar yoğun bir tempoda yürütülecek konferansa Devlet ve Hükümet Adamları, Bakanlık Bürokratları, Müslüman ülke misyonları, Partiler, Meslek Odaları, Meslek Kuruluşları,Akademisyenler ve Gıda Üreticilerinin davetli olarak katılacakları bildirilmektedir. Konferans Tertip Komitesinin 1000 cıvarında katılımın olacağını var sayarak hazırlıklarını sürdürmekte olduğu, toplantı boyunca verilecek ikramlarda Helal ve sağlıklı olma şartlarının titizlikle takip edilmesini kararlaştırdığı gelen haberler arasında bulunmaktadır.
GİMDES’in Konferansla ilgili açıklamaları şöyledir:

“GİMDES “HELAL GIDA 2008 Organizasyon Komitesi 24 Şubat 2008 Pazar günü,İstanbul FESHANE’de ULUSLARARASI HELAL GIDA konulu bir konferans tertipliyor.

Konferansın Hedefleri:(“GİMDES “HELAL GIDA 2008) Uluslarası Helal Gıda Konferansı aşağıdaki stratejik inisiyatifleri hedeflemiştir.
1. Müslüman toplumun Helal Gıda beklentilerini güvence altına alma
2. Helal Sertifikalı ürünlerin dünya pazarlarında yaygınlaşma trendi
3. İthalat pazarlarında Türkiye için azami faydayı sağlama
4. Türkiye’yi, Helal ürünlerin yüksek seviyede kompedan bir üreticisi ve imalatçısı seviyesine yükseltme.
5. Helal ürünlerimizin yüksek kalitesi ve orijinalliği üzerinde ithalatçı ülkelerin devlet ve tüketicileri üzerinde güven oluşturma
6. İthalatçı ülkelerden Türkiye’ye yatırım akımının finansmanını kolaylaştırma

KONULAR VE KONUŞMACILAR

Endonezya, ABD, Avrupa, ve ülkemizden konunun uzmanları ve karar yapıcıları Helal Gıda ve Sertifikasyonu hakkındaki anahtar soruları cevaplandıracaklar ve ana konuları anlatacaklardır.

KONULAR:
• Gıda katkı maddelerinin Helal olma şartları
• Transgenik gıdaların Helal olma istekleri ile karşılaştırılması
• Helal olma isteklerinin standartlaştırılma durumları ve fıkhi çözümlerde dikkat edilecek hususlar.
• Helal müşteri isteklerinin karşılanması
• GİMDES Merkezi gibi denetleme ve sertfikalama kuruluşlarının rolü ve sorumlulukları
• Helal gıda üretim ve ihracatında Türkiye’li girişimcilerin deneyimleri.
• Helal pazarlarda etiketleme ile bağlantılı problemlerin önemi.
• İlaç ve kozmetik ürünlerde Helal Sertifika yapılanmasınının problemleri
• HELAL SERTİFİKALAMA’da Mezhep görüşlerinin önemi

Okumaya devam et

Eşref Saati Dizi Müziği

Eşref Saatini duymamıştım ama Show tv’yi izlerken reklamını görünce ilgimi çekti. 2 günde 5-6 bölümünü indirip izledim. Konunun iki taraflı ilerlemesi biraz sıkıcı ama dizinin müzikleri çok güzel. Biraz izledikten sonra nete girip, eşraf saati dizi müziği diye aratıyım derken Murat kardeşimin Eşref Saati Dizisi Müziği yazısına denk geldim. Benim aradığım parça onun belirttiği kısım olmadığı için ben de girdim dizi dosyasının içine, beğendiğim kısmı çıkartıp buradan paylaşıyım dedim. Dizinin içinden aldığım için arka taraftan sesler geliyor ama bence bu hali de güzel.

Eşref Saati Dizi Müziği

http://rapidshare.com/files/93870265/Esref.Saat.Dizi.Muzigi.mp3

Murat’ın sitesinden:
Burak Aydos – Bize Erkek Adam Derler (eşref saati dizi müziğini) indirmek için:

Link

http://rapidshare.com/files/60414078/Burak_Aydos_-_Bize_erkek_adam_derler.rar.html

rar şifresi : www.sarikoca.net

Kurtlar Vadisi Pusu 27

Kurtlar Vadisi Pusu 27. Bölüm Özet

Kurtlar Vadisi Pusu, yine nefesleri kesecek. Polat Alemdar, Ahu’nun ölümünün ardından, bu korkunç komployu kuranları öğrenmek için harekete geçer. Jülide’den öğrendikleri, Polat kadar Davut Tataroğlu’nu da şaşırtacaktır. Ancak Tataroğlu’nu şaşırtacak tek gerçek bu değildir. Büyük İskender’in yaptığı teklifi reddetmek, Davut Tataroğlu’na pahalıya patlayacaktır.
Öte yandan Memati, ortağı Bulut’un limandan uyuşturucu kaçırdığını öğrenir.

Hüsnü’nün kırmızı ışıkta çarptığı arabadan çıkan sürpriz isim ise Polat’ı Hakan’a bir adım daha yaklaştıracaktır.

Kurtlar Vadisi Pusu 27. Bölüm Download

Kurtlar Vadisi Pusu 27. Bölüm-1
Kurtlar Vadisi Pusu 27. Bölüm-2
Kurtlar Vadisi Pusu 27. Bölüm-3
Kurtlar Vadisi Pusu 27. Bölüm-4
Kurtlar Vadisi Pusu 27. Bölüm-5
Kurtlar Vadisi Pusu 27. Bölüm-6

http://rapidshare.com/files/93853871/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.27.part1.rar
http://rapidshare.com/files/93853944/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.27.part2.rar
http://rapidshare.com/files/93854017/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.27.part3.rar
http://rapidshare.com/files/93857522/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.27.part4.rar
http://rapidshare.com/files/93857117/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.27.part5.rar
http://rapidshare.com/files/93850293/Kurtlar.Vadisi.Pusu.Blm.27.part6.rar

Kıraç – Senden Başka

Gece gece nereden geldiyse aklıma bu parça düştü. Youtube’dan izlerken buraya da ekliyim istedim. Sözleri çok güzel.

Kıraç – Senden Başka

Gurbet elde bir başıma
Kimim var ki senden baska
Öldüm desem bir damla su
Veren mi var senden baska

Kekik kokan dağlarım yok
Bülbül öten bağlarım yok
Tutunacak dallarım yok
Neyim kaldı senden başka

Bana candan bir kez aşkım
Diyen mi var senden baska

Semaverde çayım sensin
Her çiçekte balım sensin
Ne gelirse senden gelsin
Canım mı var senden baska

Kurtlar Vadisi Pusu 26

Kurtlar Vadisi Pusu 26. Bölüm Özet

Kurtlar Vadisi Pusu geçen hafta nefes kesen bir bölümün ardından, İskender Büyük ve Polat Alemdar’ı, sırrı merak uyandıran Kırmızı Kitapın peşinde buluşturarak noktalanmıştı.

Ahu’nun aniden Polat Alemdar’ın karşısına çıkmasıyla başlayacak olaylar zinciri nereye varacak? İskender Büyük tarafından öldürülen İstihbaratlar Başkanı’nın cenazesi kimleri bir araya getirecek? Cenazede Polat Alemdar’ı bekleyen sürpriz ne? Muro, Polat Alemdar’a karşı hazırladığı pusu için kimi kullanacak?

Kurtlar Vadisi Pusu, heyecan ve sürprizlerle dolu 26. bölümüyle, yine nefesleri kesecek.

Kurtlar Vadisi Pusu 26. Bölüm Download

Kurtlar Vadisi Pusu 26. Bölüm-1
Kurtlar Vadisi Pusu 26. Bölüm-2
Kurtlar Vadisi Pusu 26. Bölüm-3
Kurtlar Vadisi Pusu 26. Bölüm-4
Kurtlar Vadisi Pusu 26. Bölüm-5

http://rapidshare.com/files/91958631/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.26.part1.rar http://rapidshare.com/files/91962680/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.26.part2.rar http://rapidshare.com/files/91963305/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.26.part3.rar http://rapidshare.com/files/91963817/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.26.part4.rar http://rapidshare.com/files/91961275/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.26.part5.rar

Godaddy’den ucuz domain

23-02-2010 Güncelleme: Yazının altında verilen kupon kodları güncel değildir ve güncellenmemektedir. Eğer godaddy de kupon kullanmayı öğrenmek istiyorsanız bu yazıdaki adımları okuyabilirsiniz.

Ucuz domain almak çok güzel fakat hizmetin kaliteli olması bir önceki yazımdan okuyacağınız gibi çok önemli. Godaddy’yi yaklaşık 4 senedir kullanıyorum şu ana kadar hiçbir memnuniyetsizlik yaşamadım. Eğer yakın zamanda domain almayı düşünüyorsanız ve fiyatları araştırıyorsunuz Godaddy’in fiyatlarını ve aşağıdaki indirim kuponlarına göz gezdirmenizi tavsiye ederim.

Bilhassa sadece bir .COM domain almayı düşünüyorsanız, OYH3 kodunu kullanmanızı tavsiye ederim. Bu kodu kullandığınız zaman fiyat 6.95$’a düşüyor.

Kuponları şöyle kullaınyorsunuz.

1- Checkout ekranında son aşamaya geldiğiniz de, seçtiğiniz domainlerin alt kısmında altta verdiğim şekilde bir görünüm var:

Godaddy ucuz domain -1

2- Bu kısıma alttaki kuponlardan birini yerleştirip Apply Code’a tıklayın. Yenilenen ekranda kullandığınız kupon kodunun indirimi ve ne kadar tasarruf ettiğinizi gösteriyor.

godaddy ile ucuz domain - 2

Godaddy ucuz domain kuponları:Her türlü alışverişte %10 indirim kupon kodu: cjcfat10 Kupon bitiş tarihi: 2008-02-29

Her türlü alışverişte %10 indirim kupon kodu: cjcfat10 Kupon bitiş tarihi: 02-29-2008

100$ lık domain veya hosting alımı için 20$ indirim kupon kodu: cjcfathun Kupon bitiş tarihi 02-29-2008

30$’lık domain veya hosting alımı için 5$ indirim kupon kodu: cjcfat30 Kupon bitiş tarihi: 02-29-2008

75$’lık domain veya hosting alımı için 15% indirim kupon kodu: cjcfat75 Kupon bitiş tarihi 02-29-2008

.ORG domain yenilemelerinde 20% indirim kupon kodu: gdp0203 Kupon bitiş tarihi: 2/25/2008

.INFO domain yenilemelerinde 30% indirim kupon kodu: gdp0130e Kupon bitiş tarihi 2/11/08

10% indirim kupon kodu: gdp0134k Kupon bitiş tarihi: 2/10/2008

50$+ alışverişler için 10$ indirim kupon kodu: cjchea50 Kupon bitiş tarihi 1/31/08

30$+ alışverişler için 5$ indirim kupon kodu: cjchea30 Kupon bitiş tarihi 1/31/08

30$+ alışverişler için 5$ indirim kupon kodu: cjccab30 Kupon bitiş tarihi 1/30/08

$1 lık her domain veya hosting alımı için $1 indirim (bazı durumlar hariç; siteye bakın) kupon kodu: cjccabone Kupon bitiş tarihi 1/31/08

10% indirim kupon kodu: ZINE1 Kupon bitiş tarihi 01/23/2008

GoDaddy promosyon kodu: OYH3 – $6.95 for .COMs

10% indirim kupon kodu: BOOKDADDY

GoDaddy.com Receive 15% indirim on orders of 75$ or more at Go Daddy.kupon kodu: cjcdeal Kupon bitiş tarihi: Devam ediyor

GoDaddy.com Receive $1 indirim bütün alışverişler için kupon kodu: cjcdollar Kupon bitiş tarihi: Devam ediyor

GoDaddy.com Receive 20% indirim Shared Hosting Planları için kupon kodu: cjchost Kupon bitiş tarihi: Devam ediyor

GoDaddy.com Receive 10% indirim kupon kodu: cjccoupon Kupon bitiş tarihi: Devam ediyor

20$ indirim 75$ or more with kupon kodu: CATALOG1. No know Kupon bitiş tarihiiration date kupon kodu:

GoDaddy promosyon kodu: OYH1 – 10% indirim herşey için

GoDaddy promosyon kodu: OYH2 – 30$’lık alışverişe 5$ dolar indirim herşey için

GoDaddy promosyon kodu: Todd – 10% indirim herşey için

GoDaddy promosyon kodu: pod58 -10% indirim herşey için

GoDaddy promosyon kodu: .COM – domainlerde indirim 6.95$ .com domainleri

GoDaddy promosyon kodu: goox3004at 6.95$ .Com domainler

GoDaddy promosyon kodu: GEEK -30$’lık alışverişe 5$ dolar indirim herşey için

GoDaddy promosyon kodu: USA6 – 30$’lık alışverişe 5$ dolar indirim herşey için

GoDaddy promosyon kodu: Central – 50$ ve fazlası alışverişlerde 10$ indirim

GoDaddy promosyon kodu: GDRadio16 – Save 10$ indirim any order of 50$ or more

GoDaddy promosyon kodu: Geek5 – 20$ dan fazla bütün alışverişlerde %10 indirmi

GoDaddy promosyon kodu: Aloha – 75$ veya fazlası için 20$ indirim bütün alışverişler (hosting, domain alımı, godaddy hizmetleri, toplu alımlar için çok iyi)

css.php