Bundan önce yayınladığım başka bir yazı: Kürt kardeşime mektup
Kürt olmak, Türk olmak, Arap olmak, Acem olmak, Urfalı olmak, Ankaralı olmak, Diyarbakırlı olmak, Edirneli olmak kimsenin elinde değil. Seçemediğimiz bir ırkın ve milletin bireyi olarak geldiğimiz bu dünyada, ortak değerleri bulmak yerine adeta deliler gibi birbirilerinde olan kusurları kusmaya çalışmak, karşısındakilerin kusurlarıyla adeta gurur duymak kelimenin tam manasıyla “ahmakların” yapacağı birşeydir. Doğuda 30 yıldır olanlar, doğuda yaşayan milletimizin içinden geçtiği süreçler ancak yaşanarak öğrenilebilir. 10 çocuklu bir aileye doğmak, eğitim almamış anne ve babanın kimi zaman umarsız, kimi zaman çok şiddetli tavırlarına maruz kalmak, evden çıkıp okula gittiğinde doğru dürüst eğitim alamamak, bir kızı sevip onunla yoksullaktan dolayı evlenememek, doğru dürüst hizmet alamamak bunlar çok iç acıtıcı şeyler.
Ama bunun bir de öbür tarafı var. Bu şekilde doğan ve büyüyen 80 nesili şu anda 30 yaşında. Kendilerinin ve kendilerinden sonra gelen kardeşlerinin ve çocuklarının yaşam koşullarını değiştirmek, bunun için iki katı – üç katı çalışmak yerine, devletle ve batıda yaşayan toplumla savaşmak, onlara adeta kan söktürmeye çalışmak, kaynak parası esrar, eroin ne olursa olsun eğitime ve sanayiye yapabileceği yatırımı teröre, silaha ve dağda yaşayan hanzolara yatırmak, bu nasıl açıklanabilir? Bundan önce Avrupadaki PKK destekçileri diye bir yazı yazmıştım. Avrupadaki PKK destekçisi kürtler, geride kalan kardeşlerine, eşlerine, dostlarına oradan eğitim, para ve destek sağlamak yerine, “PKK desteği” gönderiyorlar.
Bu kadar acı birşey olabilir mi? Kendilerini Avrupaya SIĞINARAK, oraya “PKK tehtidi var abey, biz zulüm görüyoruz” diye bahanelerle mülteci olarak sığınmış vatandaşlar, geride kalan kardeşlerinin çağ atlamasını sağlamak yerine, onlara bomba, silah ve kurşun gönderiyorlar. “Siyasi kanat” dedikleri kahpe ve hain bir kesim http://www.gundem-online.net/ gibi http://www.abdullah-ocalan.com/ siteler açarak, youtube sitesinde “biji apo” diye her deliğe yorumlar yazarak “mücadelemizi devam ettiriyoruz” diyorlar. Bizleri millet olarak bu hale getiren “CEHALET”, “FAKİRLİK”, “ERDEMSİZLİK”, “SAHTEKARLIK ve NAMUSSUZLUK”, “GÜVENSİZLİK” gibi hastalıklardan temizlemek için mücadele vereceklerine, kendi nefisleriyle mücadele edip “biz nasıl doğru dürüst bir birey oluruz” diyeceklerine, ta Avrupalardan (bu websitelerinin ve yayınlarının çoğu Almanya ve Hollanda kaynaklı) Türkiye’deki insanların huzurunu kaçırıyorlar. Oradan adeta yangın söndürme aracı olup bu yangını söndürüp, güller ekeceklerine, daha çok bomba atıp, ateşin daha da harlanmasını sağlamaya çalışıyorlar. Avrupadaki türk işçiler memleketlerinden ev alırken, memleketlerinde yatırım yapıp, cami yaptırırken; yine aynı yerdeki kürt arkadaşlar memleketlerine silah ve bomba gönderiyorlar. İsyan ediyorum, lanet ediyorum ve bu cehalete için için en derinlerimden küfrediyorum. Böyle bir cahillik, böyle bir kokuşmuşluk olabilir mi?
Daha 10 yaşındaki, okul ve top oynama çoğundaki çocuğun eline taş verip, “oğlum şu polislere taş fırlat, fırlatmazsan seni döverim” diyen bir babayı düşünebiliyor musunuz? Oğlunun ve kızının polis araçları önünde koşturulmasına, onlara su sıkılmasına “evet” diyen bir anne-baba dünyanın neresinde olabilir? Biz buna benzer görüntüleri Afrikadan başka bir yerde görmemiştik, şimdi ülkemizin doğusunda oluyor.
Çözüm nedir? Çözüm kürt halkının kendi bilinçlenmesi ve bu topluma entegre olmaya çalışmasındadır. Şirketlerimiz varken çalışanlarının yarısı kürt idi ve hiçbirisiyle birgünden birgüne ne bir problem, ne bir kavga yaşamadık. Neden? Onlar birlikte yaşamak için çaba sarfediyorlardı, biz de birlikte yaşamak ve iş yapmak, başarılı olmak istiyorduk. İşte olay bu kadar basit. Birlikte çalışmak, elele vermek, daha kuvvetli ve güçlü olmayı istemek. Yoksa “haklarımız için savaşıyoruz”, “milletimiz için savaşıyoruz” safsataları ne kürtleri, ne türkleri, ne türkiyeyi ne de kalan hiçbir orta doğu ülkesini (israil hariç) mutlu etmez.
Benden duymuş olmayın, ünlü Bill Gates dün itibariyle twitter’da kendine hesap açmış ve yayın yapmaya başlamış.
http://twitter.com/billgates
Hesap açmış olması belki kendi çapında doğal olabilir ama bir günde 260 bin takip eden kişi bulması da ilginç geldi.
Okuduğum yabancı kaynaklar Bill Gates’in dolayısıyla Microsoft’un twitter’ı satın almak ve arama motoru alanında yaşadıkları gerilemeyi kapatmayı hedeflediğini yazıyor. Google’ın milyar dolar verip youtube’u almasından sonra Microsoft’un birkaç milyar dolar verip Twitter’ı satın almasına şaşırmam doğrusu.
Bugün oturmuş Firefox eklentilerini araştırırken, Firefox 3.0 ve sonrası için eklenen “awesome bar” (müthiş çubuk) olarak ifade edilen ve Internet Explorer’da Adres kısmı diye bildiğimiz kısımla ilgili çok ilginç bilgiler buldum, paylaşmak istedim. Bundan önce ziyaret ettiğiniz veya bildiğiniz bir adresi yazdığınız bu kesimde aramayı kolaylaştırmak için arkada bir çeşit database kullanılmaya başlanmış. Bu veritabanın adı sqlite ve bilgisayarınızda siz farkında olmadan Firefox tarafından oluşturulan .sqlite dosyaları sayesinde, adres çubuğunda daha kapsamlı ve verimli aramalar yapmanız sağlanıyor. Bunun doğal denebilecek bir yan etkisi de bu veritabanın aralıklarla temizlenmesi gerekiyor. Çünkü temizlenmediği takdirde diskinizde büyük miktarlarda dosyalar oluşturarak bilgisayarınızın performansını azaltabiliyor.
Bunu önlemek ve ara da sırada temizleme yapmak için Firefox sitesinde vakum denilen bir temizleme metodu öneriliyor. Bu işlemi gerçekleştirmek için “PlacesCleaner” eklentisini yükleyebilirsiniz.
Benim gibi elle yapmak isterseniz, Lifehacker sitesinde yayınlanan bu yazıda verilen şu adımları yapabilirsiniz:
1- Araçlar (Tools) -> Hata Konsolu (Error Console) -> Mesajlar (Messages) kısmına gelip
2- Altta yayınlanan kodu Kod kısmına kopyalayıp,
Components.classes["@mozilla.org/browser/nav-history-service;1"]. getService(Components.interfaces.nsPIPlacesDatabase). DBConnection.executeSimpleSQL(“VACUUM”);
Değerlendir (Evaluate) bastığınız zaman, bilgisayarınızın adres çubuğu veritabanı temizlenmiş oluyor.
Kimsenin düzenine tüy dikmek istemem ama Habertürk saat başı haberlerini beklerken iki dakikada bir “Amerika’nın en iyisi Türkiye’nin en iyisi olmak için geldi” reklamını yapan Hyundai Genesis arabasını gördükçe sabrım taştı. Amerika’da 5 yıl yaşayan birisi olarak şunu açık ve net söyleyebilirim ki, Hyundai Genesis’in Amerika’da bir numara olmayı bırakın, Amerikalılar arasında “adı bile duyulmuş” değil.
Amerika araba piyasasını anlatmak için şunları söyleyebilirim. Amerika yapımı arabalar (Ford, Chrysler v.b.) gibi arabalar burada orta direk diyebileceğimiz halk arasında hem “Made in USA” olması hem de ödeme kolaylıklarından dolayı rağbet görüyor ama bunun yanında en çok saygı gören ve rağbet gören arabalar Japon arabaları. Honda, Nissan, Toyota ve bu markaların lüks klası sayılan Acura, Infiniti ve Lexus çok rağbet gören ve bir nevi altın gibi değer kaybetmeyen markalar. Örneğin 15-20 bin dolara alıp, üstüne 50 bin km. koyup 3-4 yıl sonra 2-3 bin dolar değer kaybedip tekrar satabileceğiniz tarzda arabalar. Onun için yabancılar da dahil birçok kişi Japon arabalarını hem değerini kaybetmemesinden hem de yedek parça kolaylığından dolayı tercih ediyorlar.
Bunun yanında Kore markaları sayılan ve piyasaya girdiklerinden beri dikiş tutturamayan Kia ve Hyundai markaları var. Bu markalar nedense hüsn-ü kabul görmemiş, kaliteli arabalar olmasına rağmen 15-20 bin dolara aldığınız yeni bir Hyundai yada Kia arabası, satmaya geldiği zaman yarı fiyatına geriliyor. 10 binli dolarlara (20 bin dolara aldığınız arabadan bahsediyorum) hatta daha altına da düşüyor. Çünkü Amerikalılar Hyundai, Kia gibi arabalara rağbet etmiyor. 2008′den beri Hyundai ve Kia hem modellerinde hem de ödeme kolaylıklarında çok büyük atılımlar yaptılar ama trafiğe çıktığınız zaman bu değişikliği halen hissedemiyorsunuz.
Amerikadaki ayağı böyleyken, Türkiye’de Hyundai Genesis için “Amerika’nın en iyisi Türkiye’nin en iyisi olmak için geldi” demek ne kadar ahlakidir ve dürüsttür sizlere bırakıyorum.
Nette bulduğum bir Hyundai Genesi açıklamasını da alta örnek olarak ekliyorum.
Kuzey amerika’da önde gelen otomobil markalarını geride bırakarak yılın otomobili seçilen Genesis lüks otomobil dünyasına yeni bir boyut katıyor.Her yönüyle konfor, performans ve güvenlik açısından en üst noktada tetnolojilleri sunan genesis ‘in yaratacagı pires tije seyirci kalmayın…
3G internet! teknolojinin ulaştığı son nokta, gemide seyahat ederken dalgaların tuzlu esintisiyle arkadaşlarınızla webcamle konuşabileceğiniz teknoloji. Bunlar hep harika. “Turkcell 3G, gerçek hızın adı”, “hayatın tadı”.
Ama Türkiye’de bu teknoloji büyük bir külfet ve zulümden başka birşey değil. Hiç dahil olmak istemeyeceğiniz fiyatlar ve yapacağınız anlaşmalarla, hiç istemeyeceğiniz bir külfeti omuzlarınıza yükleyeceksiniz. Teker teker aşağıda sebeplerimizi listeleyelim:
2 yıl boyunca çıkamayacağınız bir kontrat
2 yıllık kontrat imzalamak ZORUNDASINIZ kontrattan
Ç-I-K-A-M-A-Z-S-I-N-I-Z
Aylık fiyatlar faso fiso, 2 yıl içinde şunları ödeyeceksiniz:
Turkcell 3G 1 GB (en ucuz paket) 2 yılda en az: 871 TL
Turkcell 3G 8 GB (en pahalı paket) 2 yılda en az: 1599 TL
Limitleri aşarsanız: “Paket aşım ücreti 0,050 TL/MB.” yani 1 GB için 50 YTL.
Aşmam diyorsanız alta eklediğim okuyucu yorumlarını ve “Turkcell 3G Internet fiyatlarını açıkladı” yazımın altındaki yorumları okuyun.
Astronomik faturalar
Yorum # 18 serhat 10-12-2009
ilk ayki faturam :
kota aştınız dediler gelen : 45
2nci ay kota aştınız gelen : 45
3ncü ay kota aştınız gelen : 133
4n ay (Henüz kotayı aşmama 2 gb var) gelen : 70 ytl.
Bu nasıl bir soygundur arkadaşlar hiç mi yapabileceğimiz bir şey yok buna.
3G internete geçtim kullanmadığım halde kota dolup taşıyor
Yorum # 8 şevket 19-08-2009
KANMAYIN ARKADAŞLAR HEPSİ UYDURMA
Ben 2003 yılından beri 4 gb kotalı ADSL kullanıyordum. Ve 6 sene boyunca hiçbir zaman kotayı dolduramadım. Aylık ödediğim fiyat 29 TL + telefona ödediğim sabit ücret olan 9.75 TL idi.
Turkcell 3G de aynı (2 yıl anlaşmalı 4 GB kotalı) fiyata geliyor ve daha hızlı düşüncesiyle gittim 2 yıl anlaşmalı 4 GB kotalı paketi aldım. Fakat gördüm ki hızı hiç de öyle reklamlarda anlatılanlar gibi değil. Ve her yerde 3G hızı ile bağlanamıyorsunuz. Benim ofisim E5 üzerinde şirinevlerde. Ve cam kenarı dışında bir yerde çekmiyor.
8 gün kullanımla 4 GB kotayı doldurmuşum nasıl oldu anlamadım. 6 senede ADSL ile dolduramadığım Aylık 4 GB lık kotayı 8 GÜNDE DOLDURMUŞUM. Bunun üzerine bir yanlışlık vardır herhalde diye turkcell müşteri hizmetlerini aradım fakat biri öbürüne aktarıyor öteki berikine neyse tam 1 saat 28 dakikanın sonunda bir kişiye bağladılar beni. O da sistem çok yavaş ekranım şu anda açılmıyor cevabını verdi.
DİYECEĞİM ŞU Kİ; REKLAMLARA KANMAYALIM, ALDATILMAYALIM.
3G aldım ama kapsama alanı dışındayım, 24 aya imza attım, çıkamıyorum
Yorum # 26 mehmet ali 30-12-2009
Vınn hızıyla soygun yeni moda. 4 aylık 3G internet kullanıcısıyım ne yazıkki soyguna uğrayan diğer 3g kullanıcıları gibi kotayı aşamadım çünkü benim bulunduğum bölgede 3g çekmiyor. Turkcellin haraca bağladığını, 24 ay keriz gibi bu parayı benden seve seve olmasada paşa paşa alacaklarını memnuniyetle müşteri hizmetleri arkadaşlarımız doğrudan söyleyemeselerde dolaylı yoldan alacaklarını söylediler. Biz 3G internet kullanıcısı olarak büyük balık küçük balığı vınnnnnnn hızıyla yutar kampanyasından 24 ay boyunca yararlanmış olduk veya olacağız. SESİMİZİ BİRAN ÖNCE DUYURMAMIZ GEREKİYOR
(Not: Bu yazıyı yoruma kapatıyorum. Yorumların tek bir sayfaya yazılması ve takip edilebilmesi için lütfen Turkcell 3G Internet fiyatlarını açıkladı yazısının altına yorumlarınızı yazınız.
Bilgisayarımda eski-yeni, türkçe-yabancı her telden toplam 5500 tane mp3 var. Lise yıllarımda bilgisayar başında boş vakit geçirdiğim zamanlarda oturur bu parçaları,
- Türkçe
- Pop
- Rock
- Favorilerim
- …
- Yabancı
- Pop
- Rock
- Favorilerim
- …
diye organize ederdim. Ne arıyorsam hemen bulmamı kolaylaştırırdı. Ama son zamanlarda hem bilgisayarlarımda sık sık problem olmasından hem de vakit darlığından mp3 diye bir dizin ve onun altına karmakarışık atılmış onlarca dizin bulunuyor.
Hafta sonu oturdum ve bu mp3′leri eski düzen organize etmeye başladım. Ama albüm albüm indirdiğim için çok sayıda parça ve aralarından bir sürü sevmediğim müzik var. Ben de oturdum önce bu kötü parçaları aradan temizlemenin yollarını aramaya başladım.
1997 de ilk çıktığında Winamp‘ın “dosya silme” özelliği de vardı ama sonra bir daha özelliği göremedim. Dün araştırırken tam da bu işi yapmak için Winamp üzerinde çalışan bir eklenti buldum.
Çalan parçayı silmek için kullandığım eklentinin adı: Delete Current Song (Çalan parçayı sil) http://www.winamp.com/plugin/deletecurrentsong/110040
Sevmediğiniz parçaları dinlerken hard diskinizden silmek istiyorsanız şunları yapabilirsiniz:
-Temizlemek istediğiniz parçaların hepsini Winamp listenize ekliyorsunuz, bunun için Windows Ara / Bul’u (Windows tuşu + F) kullanabilirsiniz.

-Eklentiyi kurduktan sonra Winamp ayarlar kısmından, eklentiye kısa yol tuşu ekliyorsunuz. Winamp ayarlara girmek için, Winamp penceresinde “Ctrl – P” kısayolunu kullanabilirsiniz. Orada “Plug-ins” -> “General Purpose” un altında “DeleteCurrentSong” eklentisinin üstüne tıklayıp, “Configure selected plug-in” diyorsunuz.

Bu kısım biraz yeni teknolojilere göre geri kalmış. Kısa yol tuşunu belirledikten sonra (örn: Windows – Q tuşu) dosya ismi girip, “Save Settings” yapmanız gerekiyor.

Bu aşamayı da geçtikten sonra listenizdeki parçaları temizlemeye başlayabilirsiniz. Çalan parçayı beğenmediniz mi benim örneğimde “Windows – Q” tuşu ile direk hard diskinizden siliyorsunuz ve listenizdeki bir sonraki müzik çalmaya başlıyor.
Son Yorumlar