İçeriğe atla

FETÖ’cüler – Şahs-ı Manevi ve Günahı Tabileştirmeleri

Bir önceki yazımda “Cemaatin 5 Farzı” başlığı altında, FETÖ’cülerin nasıl bir zihin yapısına sahip olduklarını anlatmaya çalıştım. Türkiye’de birçok insan, “bu insanlar inanan insanlardı, nasıl darbe yaptılar, nasıl yolsuzluk adı altında bütün sistemi kendi ellerine almaya kalktılar, nasıl dış güçlerin ihanet maşası haline dönüştüler” diye soruyor ve bir türlü anlam veremiyor.

Günahı nasıl tabiileştirdiklerini, “cehennemde görseler dahi milletin selametini düşünebileceklerini” diyebilecek mevkide ve makamda zannedecek kadar büyük bir öz güven, gaflet ve zılletin içinde olduklarını izah edecek belki ilk defa duyacağınız FETÖ’sel kavramları izah edelim. Bu kavramların en başında “Şahs-ı manevi veya Şirket-i Maneviyedir”. Bediüzzaman Said-i Nursinin (ra) risalelerinde geçen bu ifadeleri FETÖ’cüler ve FETO’nun kendisi nasıl bambaşka bir anlama dönüştürdü?

Kendilerini ihtida hareketi (hidayet dağıtan) olarak gördükleri için dünyanın herhangi bir yerinde devamlı birilerinin İslama girmelerine vesile olduklarını varsayıyorlar. Bu davanın adı “ilayi kelimetüllah” yani Peygamber efendimizin (sav) hadislerde bahsettiği, “adının güneşin doğup battığı her yere ulaştırılması” davası. Allah kelamının ilan edilmesi, her yere ulaştırılması. Şimdi bu dava kapsamında, devamlı yeni yerlere gidiyorlar ve varsayım şu ki hem Peygamberim efendimizin (sav) vasiyeti olarak niteledikleri bu sözü yerine getiriyorlar (dolayısıyla fırka-yı Naciye – seçilmiş fırka oluyorlar kendilerince) hem de bu süreç içinde birçok kişinin İslama girmesine yani hidayete ermesine vesile oluyorlar.

Yani Hidayete ermesine vesile oldukları şirketin kârı.

Birde günaha giren; davası için F16’lardan bomba atan, milletin üzerine silah sıkan, tuvalette namaz kılan, içki içen, zina yapan, millete iftira atan, düşman gördüğü kişilerin ayağını kaydıran, telefon dinleyen, mahkemelerde insanları süründürenleri var. Bu kişilerin yaptıkları da zarar hanesine yazılıyor.

Burada “ŞAHS-I MANEVİ” konsepti devreye giriyor. CEMAATİN yekünün ortaya çıkardığı ve dünya çapında yaptıkları bütün faaliyetlerin yekününe yani HİZMET, CAMİA, CEMAAT, FETÖ ne derseniz deyin bunların hepsinin yekününe bu arkadaşlar ŞAHS-I MANEVİ veya ŞİRKET-İ MANEVİYE diyorlar. Bu MANEVİ ŞAHIS, TEK BİR şahıs olduğu için yaptığı herşeyden ayrı ayrı hesaba çekilecek dolayısıyla bu hesapta toplanan kârlar ve zararlar birbirini götürecektir. Neticede bir kişinin imanına vesile olmak, dünyada güneşin doğup battığı herşeyden daha hayırlı bir ibadet olduğu için, bu arkadaşlar da kutsiler hareketi olarak devamlı imana vesile oldukları için yapacakları bütün günahlar (zararlar) sevaplar karşısında eriyip gidecektir.

ŞAHS-I MANEVİ’de ortaklık nasıl devam ettirebilirler?

Bunca haltı yedikten sonra asl olan ŞAHS-I MANEVİ’de ve ŞİRKET-İ MANEVİYEDE ortaklığa devam ettirmektedir yoksa çok büyük bir zarar ve iflas içindedirler. Ortaklığa devam edebilmenin yegane yolu; FETO’ya, abilere, cemaate ve harekete sadık kalarak ve HİZMET’in âli menfaatlerinin devamlılığını sağlayarak olacaktır tabiiki. Bu ortaklıkta kalmaya devam ettkileri müddetçe onların günahları sevaplarla götürülür ve en nihayetinde imanlarını muhafaza ettikleri için (!!! öyle varsayıyorlar) öbür tarafta mükafatlandırılacaktır.

Bundandır ki rahatlıkla dillerine bakarsanız; milletin imanını selamette görseler kendi cennetlerinden vazgeçerler yada cennetle ve cehennemle devamlı top oynar gibi konuşmakta hiçbir beis görmezler. Allah’ü tealanın gazabından bırakın salih kulları Nebiler, Peygamberler tirtir titreyip, ezel ve ebed günahlarının affedildiğini bildiğimiz Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa (sav) günde defaaten istiğfar çekmiştir, bu arkadaşlar ise “haşa babalarının malıymış gibi” cehennem ile dalga geçebilirler. İşte bu dahi bu arkadaşların çok ciddi bir ilüzyon, halüsinasyon, haşhaşın etkisi altında olduklarını göstermektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

css.php