İçeriğe atla

Cemaatin – FETÖ Kült’ünün 5 Farzı

2014 ve 2015 seneleri Cemaatin nasıl bir istihbarat örgütü olduğunu, sistemi ele geçirmek üzere kurgulanmış bir yapı olduğunu anlatmakla geçti. Maalesef birçok kişi dinlerken inanıyormuş gibi yaparken kesinlikle idrak edemediler.

Amerika’da bulunan komşumuza 2014 Şubat ayında, havaalanından bulunduğumuz şehire beni götürürken, “cemaat değil istihbarat örgütü, bunlar ailemizi, çocuklarımızı, paramızı, arkadaşlarımızı, bilgimizi ve en sonunda bizi tüketmek için kurulmuş bir yapıdır, hiçbir teşrik-i mesaimiz bulunmamalı çünkü vereceğimiz her bilgi, her paylaşım bu kişilerin işlerine yarıyor, dönüp kendi istişare halkalarıyla paylaşıyorlar, ekipleri olduğu için de ona göre aksiyon alıyorlar” diye anlattığım kişi 2014 Ekim ayına kadar FETÖ’nün sohbetlerine gitmeye devam etti.

Misal 2014 Nisan ayında ailemizle yaptığımız sabah kahvaltısında bu mevzu gündeme geldi. Orada bulunan hazirüna “Türkiye ile ilgili stratejilerin oluşturulduğu ve operasyon kararlarının verildiği en önemli merkez Pensilvanyadır” dedim. Bunu söylediklerim “yaw he he” modunda geçiştirdiler.

Bu serzenişler beni en nihayetinde 2015 yılı Mayıs ayında altta çıkarttığım “Cemaatin 5 Farzı” listesini yazmaya mecbur (vesile) etti. Şimdilerde halen televizyon kanallarında FETÖ’yü tahlil ettiğini SANAN, algıladığını zanneden kişiler, FETÖ kurbanı kişilerin nasıl bir zihin yapısı ve nasıl bir din öğretisi altında bulunduğunu bilmeden, akıllarına ilk gelen şeyleri tekrar etmeye devam ediyorlar. Onların söyledikleri FETÖ mensuplarına kesinlikle tesir etmiyor sadece FETÖ’cülerden nefret eden, 15 Temmuz mağduru veya 17-25 Aralık öncesinde mağdur edilen kesimlerin nefretini ve kinini arttırıyor.

Bu durumu belirttikten sonra, bir ihtimal faydası dokunur diyerek not aldığım Cemaatin 5 Farzını altta listeliyorum. Burada “farz” dan kasıt aynı dinimizin farzları gibi yapılması zorunlu olan ve yapılmadığı takdirde küfre – şirke gidilmesine sebep olacak manasında söylüyorum ve bunu birebir kastediyorum çünkü bu kişiler orta okuldan itibaren bu esaslara göre yetiştiriliyor. Onların zihinlerinde çiviyle kazınmış gibi düşünerek anlamaya çalışın.

Bir Cemaatci Hizmetten Dönmeye Kalkarsa Kendisiyle Nasıl Bir Mücadele Vermesi Gerekiyor?
Cemaatin 5 Farzı:

  1. Hizmet kutsaldır,hizmetin hata yapması düşünülemez. Hizmet Adem (a.s.)’dan başlayarak Peygamber efendimiz (sav) ile sonlanan Peygamberler silsilesinin devamı olan mürşid-i kamillerin, alimlerin, salihlerin yolu olan Hak yolu olan sırat-ı müstakimi temsil etmektedir. Dolayısıyla Hizmet kutsaldır ve hata yapması teklif dahi edilemez. Ancak şahıslar hata yapmış olabilir. Şahısların hatası ise hizmet mensubu kimselerin yekününden oluşan şahs-ı maneviyi bağlamaz. Şahs-ı manevi; mensubu bulunan şahısların kusurlarından münezzehtir çünkü o (Almanya Münihte verdiği bir sohbet vardı, youtube’da ve internette her yerden sildirmişler, bu konuşmasında The Cemaatin seçilmiş hareket olduğunu ifade ediyor, dolayısıyla onların takip ettikleri yolun dosdoğru yol olduğunu iddia ediyordu.)
  2. Hizmet kutsiler hareketidir ve hizmetin herbir abisi veya neferi kutsidir. Bundan dolayı bu abiler ve ablalar zahiri ve batini birçok bilgiyi bilebilirler, mevki olarak alttaki kişiler bu hakikatlere vakıf olamayacağı için verdikleri kararları sorgulayamaz, onları yargılayamaz bu kişilere mutlak itaat şarttır. Üste veya abiye-ablaya itaatsizlik, sorgulama hizmet içinde kesinlikle kabul edilemez.
  3. İstişarelerde herkesin (hizmetten veya hizmet dışından olması farketmez) herşeyi konuşulur, istişare gıybet değildir. Aynı evde kalan 5 kişiden 1 kişi imam seçilir ve bu kişi haftalık istişarelerde evde kalan, eve gelen herkesin özelini gıybet olma tehlikesi olmadan rahatlıkla paylaşabilir. Aynı cihetle, başbakanın yaveri, genel kurmay başkanının yaveri veya herhangi bir devlet hizmetinde bulunan kişiler, o makama has ve sadece kendisinde kalması gereken mahrem bilgileri abisiyle paylaşmasında hiçbir beis yoktur çünkü bu İSTİŞARE’dir ve Peygamber efendimizin (sav) geleneğidir, istişarelerde herşey açık açık, hiçbir tereddüte mahal bırakmadan konuşulmalıdır. (TABİ ÇOK BÜYÜK BİR YALAN VE SAHTEKARLIKTAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR, MÜNTESİPLERİNİN HEPSİNİ BİRER AJANA, BİRER İSTİHBARAT ELEMANINA DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN KULLANDIKLARI ÇOK BÜYÜK BİR ZİLLETTİR)
  4. Hizmet kendi fikri mülahazalariyla mütekâmil bir şahs-ı manevidir dolayısıyla meal, fıkıh, hadis, siyer vb islam ilmi konularında sadece Fetullah Gülen’in ve mollalarının onayladığı şahısların kitapları, onların seçeceği şahısların vereceği fetvalar, rivayetler veya kaynaklar öncelikli ve tek geçerlidir. Örneğin Hayrettin Karaman’dan inanılmaz nefret ediyorlar çünkü Fetullah Gülen herhangi bir fetva konusu olduğu zaman 17/25 2013 Aralık hadiselerinden önce “Hayrettin Karaman’a danışın derdi”. Diğer cemaatlerin neşrettiği kaynaklar veya diğer islami kaynaklar mübahtır ama herkes kendi meşrebine göre hareket edeceğinden dolayı hizmet mensupları sadece kendi halkaları içindeki kaynakları okumalıdır. Dolayısıyla herşeyin “hizmetcesi” olmalıdır, hizmet-cesi yoksa diğer gruplara bir muddet gıpta ile bakılır ama “hizmet” versiyonu çıktığı anda diğer bütün kaynaklar “yukarıdan gelen gündemler” vasıtasıyla terkedilir ve sadece “hizmetce”sinin arkasında saf durulur. Buna alışveriş, haber alma (medya) vb dünyevi herşey dahildir.
  5. İnsanlar ancak kendi hata ve günahları neticesinde hizmet dairesinin dışına çıkarlar şefkat tokatı dahil her türlü neticeyle karşı karşıya kalırlar. Onların hizmet dairesi dışına çıkmış olması da başlı başına bir tokat ve musibettir. Farzların ilk maddesi gereğince “hizmet kutsaldır” ve ona layık insanlar olunmasını gerektirir. Eğer bir kişi bir şekilde hizmet dairesi dışında kalmış ise ancak kendi şahsi günahları ve hezeyanı neticesinde çıkmıştır dolayısıyla bu kisi mücrim olmalıdır bir manada sapıtmış olmalıdır ve yiyeceği şefkat tokatından ders çıkartırsa geri dönme ihtimali vardır.

İşte böyle bir farzlar silsilesiyle düşünen kişilerden bahsediyoruz. Böyle bir kişi zihnen şöyle düşünmektedir: “Hizmetin kutsal ve kusursuz olmasından mütevellit sadece ve sadece kendi şahsi günahlarım neticesinde sınıfta kalırım ve Nebilerin, Mürşidlerin, Alimlerin, Kamillerin yani Adem (a.s.) dan beri gelen bütün kurtulmuşların gittiği hak yoldan çıkarım. Dolayısıyla Hizmetin hiçbir hatası yoktur, Fetullah Gülen hocamın hiçbir hatası olamaz, abileri-ablalarının hatalı kararlarla bana yanlış iş yaptırmaları ihtimal dahi değildir eğer bunları görmeye başlarsam bilmeliyimki bu durum benim kendi günahlarından kaynaklanıyordur ve bunun tezahürü olarak cemaatte birilerinin ayağına takılır düşerim ama aslında bunun tek sebebi benim kendi isyanım ve nefsimin azgınlığıdır”.

Yani FETÖ’den kopuşu zahiren abileriyle – ablalarıyla yaşamış olduğu bir hadisedir ama aslen buna sebep olan durum kendi günahlarıdır. Bu günahlar öyle büyüktürki abilerini – ablalarını veya davayı sorgulama gafletini göstermesine sebep olmuştur. Onun ayağının kayışı hizmet içinde başka hiç kimseye mesuliyet olarak yüklenemez. Sadece ona “ah yazık, o arkadaş ta yolda takıldı düştü, Allah affetsin, daha büyük musibetler görmeden (şefkat tokatları yemeden) geri döner inşallah” şeklinde sözler arasında dışlanır. En yakınında olan; ev arkadaşı, okul arkadaşı, iş arkadaşı, komşusu dahi onu anında dışlar ve bozulmuş – sapıtmış yani İslami olarak adeta mürted gibi muamele ederler.

Gerçek hayattan bu arkadaşların işleyebileceğin büyük günahlara (!!!) bir örnek olması açısından; diyalog adı altında ortaya konulan Yahudilerin ve Hristiyanların cennete götürülme projesini örnek olarak verelim. Bir cemaat mensubu 1. 2. ve 4. maddelerden dolayı “Diyalog İslami olarak uygun mudur değil midir” diye sorgulayamaz, çünkü Hizmet hatasızdır, abiler kutsidir ve bütün yazdıkları ve çizdikleriyle hizmet camiası “Hristiyanlar ve Yahudiler cennete gider” demişse bunun aksi düşünülemez. Eğer bunları sorgulamaya başlamışsa, bu kişide 5. maddede belirtilen haller tezahür etmeye başlamıştır ve kendisine çeki düzen vermek zorundadır. Kendisine çeki düzen vermezse, bu sorgulamaları sürdürürse “hafizan Allah” (kendi ifadeleriyle – Allah muhafaza etsin manasında) yolundan şaşar ve “kazanma ikliminde kaybedenlerden olur”.

İşte böyle ruh-i hastalık ve hezeyan içinde olan bir toplulukla muhatabız ve bu kişileri ikna etmeye çalışıyoruz. İkna etmeye çalıştığımız her seferde ise onlar inandıkları bütün değerleri inkâr edecek, din diye öğrendikleri herşeyi bir seferde kaybedecekleri hissine kapılıyorlar ve korku içinde tekrar abilerine – ablalarına ve yalanlarına sığınıyorlar. Halbuki yukarıda bahsettiğimiz hadise başlı başına bir din. Yani İslam’dan neşet etmiş gibi ama kendi iddialarıyla mutasyona uğrattıkları bambaşka bir kült bir inanış silsilesi. Yan yana durduğunuz zaman aynı hissiyatı taşıdığınızı zannediyorsunuz halbuki bu kişiler kendilerini, dinlerini, dünyadaki misyonlarını bambaşka bir şekilde görüyorlar.

Tabi burada bir parantez açmak lazım. Bu durum FETÖ’ye has bir durum değildir. Kültleşen her hareket en başta Kemalizm ve Kemalistler, PKK’lılar, IŞİD’ciler, DHKP-C’liler, FETÖCÜ’ler hepsi bu şekildedir. Eğer Ak Parti kültleşmeye başlarsa ve yukarıda bahsettiğim farzların bir listesini kendisine oluşturmaya başlarsa AK Partide de kültleşme temayülü oluşur ve acilen tedbir alınarak zihinlerin temizlenmesi gerekir.

NOT: Bu yazıda “muhterem”, “hocaefendi” yerine sadece Fetullah yazmam hatta hatta onların istediği gibi Fethullah yazmamış olmam bile bu kişilerin nefretini kabartmaya ve bana karşı her türlü saldırıyı, kini ve ahlaksızlığı yapmalarına yetecektir. İstediklerini düşünmeye ve yaşamaya devam etsinler, bize Allah yeter. Allah bu kişilerin şerrinden bizleri muhafaza etsin, bütün şerlerini de kendi başlarına döndürsün. Bundan sonraki yazılarımda, şahs-ı manevi nedir ve onu nasıl hayatlarına tatbik ederek her haltı yerler onları anlatmaya çalışacağım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

css.php