İçeriğe atla

Carry Trade

Carry Trade; düşük faiz getiren bir para biriminden borçlanıp, bu parayı yüksek faiz getiren başka bir para birimine yatırmaktır. Örnek verelim; 1 Milyon Japon Yeni borç alırsınız ve bu parayla Amerikan Hazine Bonosu satın alırsınız. Japon bonosu %0,5 faiz veriyor buna karşılık Amerika bonosu %5 faiz veriyor. Kârınız %4,5.Hele bir de Amerika bonosundan daha yüksek faiz veren ülkelerin bonolarını aldığınızı düşünürseniz ki özellikle Türkiye’de bono faizleri %18’lerde bir seviyede, o zaman kârınız gerçekten çok yüksek bir seviyeye ulaşabilmektedir.

Carry trade piyasalarda genelde yen üzerinden yapılmaktadır. Çünkü faizlerin bilindiği üzere çok düşük olması, Japon Merkez Bankası’nın içinde bulunduğu deflasyondan çıkamaması ve faiz artışı için henüz bir belirti göstermemesi carry trade piyasalarda borçlanmanın yen’den yana olmasını sağlıyor. Fakat Japon Merkez Bankası’ndan gelebilecek herhangi bir faiz artırımı ciddi para akımlarına neden olabilir. Bu yüzden tüm dünya Japon piyasalarına gözlerini dikmiş ve o piyasadaki en ufak hareketleri izlemektedir.

Carry trade yöntemi aslına bakarsanız büyük riskleri de beraberinde getirmektedir. Takip edilmesi gereken iki önemli nokta bulunmakta. Birincisi borçlanılan ülkedeki faizler, ikincisi ise yatırım yapılan ülkedeki faizler.Borç alınan ülkedeki faiz artırımı yatırımcıyı büyük zararlara sokabilir.Borç aldığınız zamandaki faizden daha yüksek bir faizle geri ödemek zorunda kalırsınız. Carry trade piyasasında yüz milyar dolarların döndüğünü de hesaba katarsak, piyasalarda büyük risk dönmekte olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Türkiye yüksek faiz veren ülkelerin başında gelmekte. Bu da carry trade stratejisini benimseyen yatırımcıların en çok rağbet gösterdiği ülkeler konumuna taşıyor Türkiye’yi. Carry trade yönteminin bir ülke ekonomisi için yararı çok ama bu yararına karşılık riski de bir o kadar fazla.Bu yöntemle hazine bonosu satın alınan ülkeye büyük miktarda sıcak para girişi söz konusu olmaktadır. Gelen bu sıcak para ülke ekonomisine katkı sağlayıp, cari açığın dengelenmesine yarar sağlamaktadır. Fakat borç alınan ülkedeki bir faiz artışı ya da yatırım yapılan ülkedeki faiz düşüşü paranın geri çekilmesine neden olur.Bu da yatırım yapılan ülkeden büyük miktarda sıcak paranın çıkması demektir.Büyük miktarda paranın çıkışı da tüm hesapları, dengeleri alt üst edecektir.Bu o ülkenin para biriminin çöküşüne sebep olur.

Türkiye’de carry trade ile gelen sıcak para ekonominin düzelmesinde gizli kahraman rolü üstlenmekte. İstikrarın sağlamasında, ekonominin büyümesinde, ülkenin gelişmesinde önemli katkıları bulunmakta. Fakat bu yolla Türkiye’nin kaynaklarının dışarı gitmesinin önüne geçilmesi gerekmekte. Merkez Bankasının ileride bu riski azaltacak ciddi adımlar atması gerekiyor.

Adem Taşdan 😉

Carry Trade” üzerine 6 yorum

  1. ahmet der ki:

    Sürekli Türkiye’nin yabancılar için cennet olduğu Hiç bir vergi vermeden paradan para kazandıkları söyleniyor.hep zararlarımız öne çıkıyor. Bende biraz karlarımızdan bahsediyim.Eğer yabancı para akışı olmasa ülkeye ülkedeki para arzı az olduğu için merkez bankası iç borç için yeteri kadar para arzı bulamayacak faizi dahada yükseltmek zorunda kalacak. Düşük kurundan şikayetçi olan sanayiciler 111 milyar dolar Borcunuz var 1.300 1.400 lerden borçlandınız şimdi ise 1.200 ve daha altından ödüyorsunuz. Aynı şekilde dışardan hammaddeyi daha uzuca ital ediyorsunuz.tabi bunlardan hiç bahsetmiyorsunuz. Yine devlette aynı şekilde dış borcunu öderken aldığından daha az kurla ödüyor borcunu. Bence daha karlıyız.Tabi bu benim fikrim kısa vadede başka şansımız yok

  2. Nezih der ki:

    Bilgilendirici yorumların için teşekkür ederim hocam. Gerek ekonomi konusunda gerek dış bağlantılar konusunda insanın öngörüleri bazen bilgi olmadan yetersiz kalıyor ve kişiyi yanlış düşüncelere itiyor. Yazılarının devamını bekleriz…

  3. Adem der ki:

    Böle bir yaptırım gücümüzün olup olmadığını bilmiyorum açıkcası ama olsa da böle bir yaptırım uygulamak büyük hata olur.Zaten dışa bağımlı bir durumdayız. Yabancı yatırımları teşvik eden bir politika izliyoruz. Bu tür yaptırım uygulamak ne derece yararlı olabilir ki? Size böle bir yaptırımı uygulasalar siz yatırım yaparmısınız? Hele bir de zaten ülkede ciddi riskler bulunurken.Ekonomimiz zaten oldukça hassas. Cumhurbaşkanlığı seçimi oluyor örneğin; medya; muhalefet; dış basın, iki üç konuşma ve çıkan haberlerle piyasayı alt üst edebiliyor. Bu riskler bulunurken bir ülkede ekstradan böle bir yaptırım uygularsak yatırımlar ülkemize gelmez.

    Yatırımlar ülkemize gelmez ise ne olur?
    Borç ödeyemeyiz.İthalat yapamayız. Borç ödeyeceksin ama alacaklı senden döviz istiyor. Dövizin var mı? Merkez Bankanda basabiliyor musun? Hayır! Ne olacak o zaman? Yabancı yatırım bekleyeceksin ki eline döviz geçsin.İthalat da aynı şekilde.Mal alacaksın ama alacaklı senden ya dolar istiyor ya de euro istiyor. Bunları basamadığına göre yabancı yatırıma mecbursun. Yabancı yatırımlara bu şekilde yaptırım uygulamak ekstra risk bindirmektir. Böyle bir yaptırım uygulamaya kalkarsan yatırımcı kaçar başka ülkelerde yatırım yapar.Senin ülkene yatırım yapmaya gelen yatırımcıyı başka ülkeye kaçırırsan hem sen gelişememiş olursun ve dara düşersin hem de buna karşılık diğer ülkelerin kalkınmasını izlersin sadece.

    Yabancı yatırımlar borsadan hisse alınması yada hazine bonosu satın alınması şeklinde oluyor takip edebildiğim kadarıyla büyük çoğunlukla.Özellikle carry trade yolu ile gelen sıcak para hazine bonosu olarak değerlendiriliyor. Borsada bildiğiniz gibi alış ve satışlar serbest.Hazine bonosuna gelelim; %18 gibi yatırımcıyı cezbettirebilecek bir faiz oranı var. Bunların vadesi maksimum 1 yıldır.Optimum kârın 3 aylık vadede kazanıldığı söyleniyor.Vadesi gelmeden bozdurmak istediğiniz zaman ise o anki faiz üzerinden bono değeriniz hesaplanıp faizinizle birlikte geri ödemeniz yapılıyor.Ödemeniz devlet garantisi altındadır.Hele bir de bunun ikinci el piyasaları olduğunu düşünürsek oldukça cazip bir yatırım aracı olduğunu görmüş oluruz.

    Özetle şunu söyleyeyim.Zaten riskli bir ülke konumundayken, yaptırımlarla daha fazla risk sağlamak yatırımı ülkenizden kaçırmanıza sebep olur. Bu yaptırımlar var olan yatırımların da kaçmasına sebep olabilir.Türkiyenin cari açığını dengelemesi için yabancı yatırımların ülkemize girmesi gerekiyor.

    Şunu söylemek istiyorum son olarak.Türkiye olarak yapmamız gereken gelecek yatırımların sıcak para olmasından ziyade, kalıcı yatırımlar olmasını ve bu yatırımlarında ülkemizdeki istihdamı arttırmasını sağlamalıyız.Ülkedeki yabancı paranın çok fazla olması ciddi bir risktir her zaman için.

  4. Nezih der ki:

    Peki Türkiye, yabancı yatırımcıya bazı kurallar koyamıyor mu? Mesela yaptığınız yatırımı çekmek istediğinizde bir kısmına el koyarız mantığıyla bir yaptırım söz konusu değil mi?? Bir bankada vadeli hesap açtırıp para yatırdığınızda, vadesinden önce parayı çekemiyorsunuz. Çekersenizde gelecek olan faizden mahrum kalıyorsunuz. Yada bir kredi çekip geri ödemeye başladığınızda kredi kurumu ilk ödemelerinizin büyük bir çoğunluğunu ödemeniz gereken faize sayıyor ve ana borç yerinde sayıyor. Borç süresinin yarısına geldiğinizde toptan borcu kapatmak istediğinizde faizin büyük bir bölümünü ödediğinizi ama ana borcun çok azını ödemiş olduğunuzu fark ediyorsunuz. Yani bu şekilde imzaladığımız sözleşmelerdeki gibi küçük puntolarla yazılmış yaptırımlar uygulamamız zormu acaba? Ve başka bir konuda bizim yatırım yaptığımız ve yaptığımız yatırımları çekmemiz durumunda sarsılacak ülkeler de varmı ki? Muz Cumhuriyeti gibi, muz konusunda yatırım yapmış olabiliriz 😉

  5. Adem der ki:

    Türkiye ciddi anlamda dışa bağımlı bir durumda şu an.Ülkede çok fazla sıcak para var. Bunun 80 milyar dolar civarında olduğu söyleniyor.Çok fazla sıcak paranın ülkemizde bulunması da zaten doların seviyesinin düşük olmasını sağlıyor.Sıcak para çıkışı, yani yabancıların ülkemizden paralarını çekmesi dolar miktarını düşürdüğü için bu da dolar fiyatlarının artmasına sebep oluyor.Türkiye’de bu kadar fazla miktarda sıcak para olması da ister istemez dışa bağımlı kılıyor bizi.Örneğin yazımda da belirttiğim gibi, carry trade ile ciddi miktarda sıcak para girişi var. Borçlandığı ülkedeki bir kaos,bir faiz artışı yatırım yaptığı ülkeden parasını çekmesine sebep olabiliryor.Hele ki ülkemizde bu kadar cari açık varken ve ekonomimiz oldukça hassas bir durumdayken yatırımcılar korkup paralarını çekmek istiyorlar. Bu para çıkışı da az önce belirttiğim gibi dolarlarda oynama yapıyor.Sadece dolar da değil tabi. Borsadaki hisslerde de satışlar söz konusu oluyor. Bu satışların arttığını görenlerde panik yapıp durduk yere satış yapıyorlar.

    Türkiye’de çok fazla yabancı yatırımcı olduğu için dışa bağımlıyız. Bu yatırımlar bir fabrika yada tesis şekilnde değil ne yazık ki. Yani istese de kaçamayacak bir yatırım değil bu yatırımlar. Anında istediği şekilde parasını çekebilir. Ani para çıkışı da ytl’yi dibe vurdurur.

    Özellikle bu son zamanlardaki krizde Türkiye’nin yapabileceği hiçbir şey yok.Sadece beklemeliyiz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki endişeler de Türkiye’nin etkilenme yüzdesini arttırıyor.

    Özetle şunu söyleyeyim.Türkiye şu an itibarı ile dışa bağımlılığının önüne geçemez. Borsadaki yabancı payı %70lerde bir seviyede.Şöle basit bir mantıkla düşünürsek; kendi ülkenizden kredi alıyorsunuz ve yabancı bir ülkeye yatırım yapıyorsunuz.Ülkenizde birden bir kriz oluştu sizin faizleriniz arttı.Ne yapmak istersiniz? Hemen yatırım yaptığınız parayı çeker kredinizi ödersiniz.Peki paranızı çektiğiniz ülkede ne olur? İşte bizim ülkemize olacaklar olur.

  6. Nezih der ki:

    Sonuç olarak yazından anladığım kadarıyla Türkiye’de ki ekonomi gibi bazı gerçekler dışa bağımlı halde. Borsa, başka ülkelerdeki dalgalanmalardan etkileniyor. Dolar yükseliyor, borsa düşüyor, paramız değer kaybediyor, fiyatlar ve faizler artıyor. Türkiye dışındaki olaylardan ne yaparsak etkilenmeyiz ben bunu bilmek istiyorum aslında. Yani bu ulaşılması güç bir noktamı? Yoksa dünyanın en büyük ve güçlü ülkesi olsak genede etkilenirmiyiz dalgalanmalardan? İktisatçı olarak senden bunları öğrenmek istiyorum.
    Yazın bilgilendirme açısından çok açık ve sade bir dille yazılmış. Bu yüzden sana teşekkür ediyorum. Birçok ekonomi yazısını genelde yarısına geldiğimde sıkılarak bırakırım, zira anlamadığım yada bilmediğim tabirler kullanıyorlar sıklıkla. O yüzden yazılarının devamını bekliyorum. Çünkü Türkiye’de herkesin ekonomiyle bir şekilde ilgisi var. Sadece çok az bir kesim (paraya para demeyen kesim) rahat ve huzur içinde yaşıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

css.php