İçeriğe atla

Mehmet Büyüközer tarafından yazılmış tüm yazılar - 5. sayfa

3G Internet Hayatımıza Gerçekten Neler Katacak?

3G İnternetin Türkiye’ye gelmesi yaklaştıkça sağda solda çıkan haberler de artmaya başladı. Bunlardan birtanesi Milliyet websitesinde “3G hayatımıza neler katacak” başlığıyla yayınlandı. Ben de acizane yaklaşık 4 yıldır farklı vesilelerle (telefonda, USB/PCMCIA ve son olarak laptopa entegre edilmiş 3G kartı ile) 3G internet kullanan birisi olarak Türkiye’de oluşturulan bir nevi gazoz ağaçlarına birer birer cevap vermek istiyorum.

Bu gazozların büyük çoğunluğu Türkcell tarafından 3G internet diye piyasaya sunuluyor. Ben de Milliyet’te yayınlanan haberleri aşağıda teker teker irdeledim. Onlara geçmeden önce, internette Vodafone fiyatları olarak belirtilen fiyatlar beni resmen şok içinde bıraktı. Onun için tüketiciler olarak sizlerin gözünü açmak için 3g fiyatlarının Türkiye’de ve Amerika’da fiyatlarını kıyasla dile getirmek istiyorum.

Vodafone İnternet Paketleri:
250 MB – 10 TL (250MB1A AC yazıp 3636 gönder)
1 GB – 30 TL (1GB1A AC yazıp 3636 gönder)
3 GB – 50 TL (3GB1A AC yazıp 3636 gönder)

Amerika’da:
AT&T Unlimited Data Package (Sınırsız data paketi – cep telefonlarında iPhone,Blackberry gibi telefonlar bununla geliyor örneğin) 30 dolar aylık.
AT&T Unlimited Tethering (cep telefonunuzu modem gibi kullanıp laptopuzdan internete bağlanmak) 60 dolar aylık

Tethering dedikleri paket resmen evinizdeki ADSL modemi, kablo interneti yanınızda taşımanız gibi birşey. Cep telefonunuzu laptopunuzun USB portundan taktıktan sonra istediğiniz her an internete bağlanabiliyorsunuz. Bununla ilgili küçük bir iki detay var örneğin data alışverişi yaptığınız için cep telefonunuz şarj olmuyor, yedek piliniz varsa bu engeli de aşabiliyorsunuz. Tethering için sanırım alt yapı gereklilikleri daha pahalı olduğu için Amerikadaki fiyatları iki katı seviyesinde tutuluyor. Daha detaylı fiyatları (http://www.wireless.att.com/businesscenter/en_US/popup/dataconnect-comp-table.jsp)

Şimdi başlayalım Türkcell’in 3G internet gazoz ağaçlarına.

3G internet hayatımıza neler katacak? -1

Müzik Servisleri: Burada uçuş serbest, her türlü radyo, müzik kanalları, video klipleri, canlı programlar/performanslar, müzik yarışmaları ve daha birçok servis.

Evet, telefonunuzda 3G servisi açık olduğu müddetçe ve telefonunuz 3G desteklediği müddetçe böyle birşey mümkün ve Amerika’da benim kullandıklarımdan en çok AT&T bunu bastırıyor ama dinleyeceğiniz herşey için para alıyorlar.

3G internet hayatımıza neler katacak? -2

Video Servisleri: Asıl patlamanın yaşanacağı kategori burası, zira video ve üzerinde bir de TV’yi koyarsak çok yoğun veri trafiği harcayan servisler olacak. Burada görüntülü konuşma, sohbet, video indir izle/indirmeden izle, canlı yayın, TV yayınları ve yarışmalar gibi aklınıza gelebilecek bir sürü servis çıkarılabilir.

Geçen sene Türkiye – Almanya maçını patronun cep telefonundan canlı olarak izledik ve çok güzel oldu. AT&T’nin yine verdiği servislerinden bir tanesinde HQ TV kanallarını izleme imkanı sunuyorlar. Ama bunların hepsi ekstra fatura demek.

3G internet hayatımıza neler katacak? – 3

Daha hızlı Internet Erişimi

İşte bu gazoz ağaçlarından bir tanesi. 3G internet hızı ile ilgili bundan önce 3G Internet Hızı ve Kapsama Alanları
ve 3G İnternet Bağlantısı ve Hızı başlıklı iki yazı yazdım. Kısaca özetlemek gerekirse benim yakalayabildiğim en yüksek hız 2 Mbit / sec di. Ama mobil olduğunuz için,
-yerinizi değiştirdiğiniz zaman (çok hafif oynamalar bile) hızınızın oynamasına sebep oluyor. Onun için devamlı inip çıkan bir internet hız grafiğinden bahsediyoruz.
-Amerika’da bilhassa iphone 3G çıktıktan sonra AT&T’nin başı çok ağrıdı. Çünkü o anda bağlandığınız baz istasyonunun belli bir çıkış limiti var. Toplulukların bulunduğu (iş yerleri, kafeteryalar) alanlarda bu hız çok hissedilir bir şekilde düşüyor. Bilhassa iPhone’ların devamlı email kontrol etmesi, internete bağımlı başka uygulamalar çalıştırması bunu çok etkiliyor. Bununla ilgili AT&T çok eleştiri aldı ve almaya devam ediyor.
-Bağlantı kurdunuz ve o anda 3G bağlantısı içindesiniz ama yaptığınız her bir internet çağrısı (yeni sayfa açmak örneğin) böyle çat diye kabloyla bağlı olduğunuz zamankiler gibi iletilmiyor. Şöyle söyleyebilirim, arada 1 saniyeye yakın bir gecikme olduğunu ve o anda 3G internet kullandığınızı rahatlıkla hissedebiliyorsunuz. Download başladığı zaman olay normal seyrine dönüyor, tabi onda da yerinizden oynamamanız lazım.

3G internet hayatımıza neler katacak? -4

Bilgisayar kullanımını artıracak en ücra köylere kadar kablo döşenemese de artık 3G kuleleri ile iletişim kurulabilecek.

Türkcell ve diğer mobil firmalarının politikalarını bildiğim için bence bu da gazoz ağacı. Olay 3G kuleleri meselesi değil, olay 3G destekleyen baz istasyonlarının yerleştirilmesi ve bu baz istasyonlarının bulunduğu noktalardan merkeze o hızda internet bağlantısının çekilmesinden geçiyor. Dolayısıyla yine bir kablo döşeme çalışması gerekiyor ve bunun Türkiye’nin tüm ücra köşelerine kadar taşınacağını beklemek tamamen hayal perestlik olur. 2001’de adı çıkan, 2002’de örnekleri ortaya konan bir projeyi 7 yıl sonra getiren bir ülkede bunları beklemek bence yine abartı olur.

3G internet hayatımıza neler katacak? -5

Hasta takip Servisleri: Uzaktasınız ve hastanedeki yakınınızı görmek, durumunu takip etmek istiyorsunuz. Canlı canlı görüşmek de mümkün tabii ki.

Buyrun size ayrı bir sprite gazoz daha. Amerika’da bu teknoloji yıllardır mevcut, bu adamlar henüz görüntülü görüşme olayını yaymayı bırakın başlatamamışlar bile. Türkiye’de kişilerin görüşmesi bitecek ve doktorlar hastalarını bu şekilde arayacak.

3G internet hayatımıza neler katacak? 6 – 14

Bu kısımdan aşağı doğru yazacaklarımın birçoğu gerçekten GAZOZ ve abartıdan ibaret, Türkcell, AVEA ve Vodofone’nin piyasaya 3G internet yedirme, içirme ve sindirme operasyonun parçası olarak başlattıkları PR çalışmasının eseri.

Başlıyoruz;

-Ülke olarak bilgi toplumu olmamız hızlanacak. (GARANTİ!! Ekonomik krizlerin çarklarında eğrilen Türk milleti, ADSL ve Kablo internet bağlatamazken cep telefonlarına 3G internet bağlatacak, garanti!)-Ailemiz ve sevdiklerimizin sadece sesi ve resmini görmekle kalmayacağız, tamamen canlı görüntülü telefon görüşmeleri yapacağız.
-Eğlence servisleri olarak Chat-IM, canlı sohbet gibi birçok yan servislerde gelecek tabii ki. (bu hizmetler GPRS ve EDGE’de gayet güzel yapılabiliyordu)-Görüntülü Faks ve dosya paylaşımları: Cep telefonunuz ile önünüzdeki renkli dokümanın resmini çekerek faks şeklinde gönderebileceksiniz, ya da uzaktaki ofisten çıkmış arkadaşınıza sunumda ihtiyacı olan dosyaları cep telefonu üzerinden gönderebilecek hatta sunum videolarını paylaşabileceksiniz.
-Multi-player oyunlar: Şu anda gençlerin en çok sıkıntı duyduğu alan da burası sanırım. Evde oyun oynarken okula gitmek veya yola çıkmak gibi zorunlu hallerde çocuklarınızın isyanını biz büyükler anlamayabiliriz. Çok oyunculu oyunlardan ayrılmak bir kabustur, dünyanın herhangi bir yerindeki kişi ile mobil ortamda her an her yerde oyun oynamak bir rüya olsa gerek. İşte yüksek veri trafiği ve anlık iletişim gerektiren oyunların önü açılıyor. (yukarıda belirttiğim 3g internet hızı konularına bakmanızı tavsiye ederim,abartının dibine vuruyorlar.)
-Araç/Filo Takip Sistemleri: Filolarınız ve kuryeleriniz artık kontrol altında olacak. Uzaktan nerede olduklarını dijital haritalarda gördüğünüz gibi en yakın baz istasyonlarından gerçek görüntüleri alma şansınız da olacak. (Araç takip sistemini 3G üzerinden yapmaya çalıştıkları zaman tek olacak şey rahmetlik Muhsin Yazıcıoğlu’nun başına gelen, yer tespiti problemleri olacak. 3G’nin GSM yer tespit etme teknolojisine bir gram katkısı bulunmuyor. Üstüne GPS çipi takmadığınız takdirde (örneğin kullandığım HTC telefonu almadan önce desteklediğini söylediler ama external GPS kartı takmadan hiçbir işe yaramıyor 3G OLSA DAHİ!!) uyduyla görüşmüyor ve yerinizi tespit edemiyor.)
-Bilgisayarlar daha da küçülüp cep telefonunun içine girecektir artık. (iPhone 3Gs kullanıyorum, web’de sörf etmek bence hiç kaliteli değil, yahoo-email türü şeylerde iPhone uygulamalarıyla evet güzel oluyor.)
-Sınır karakolları ve emniyet: Sınırda pasaport kontrol, parmak izi ve yüz algılama sistemleri ile terörist takipleri için 3G olmazsa olmaktadır. Şehir içinde mobil ekiplerin güvenlik kontrolleri yapabilmeleri için kesintisiz ve kaliteli veri hatları ihtiyaçtan öte zaruriyet halini almıştır. (Türkiye’de hizmet amaçlı böyle bir yatırım yapacak babayiğit, vatanserver bir tane bile GSM şirketi görmüyorum.)
-Akıllı evler: Bundan böyle buzdolabınız evde bebek için süt kalmadığını, çamaşır makineniz yıkama programını onaylamanızı ve kombiniz eve kaçta geleceğinizi soracak… hiç şaşırmayın. (GARANTİ!! hepimizin evi akıllı ev, hepimiz Bill Gates’iz)

-Surveillance Sistemler: Kablosuz kamera, ev güvenlik ve alarm sistemleri kurulabilecek. Çocuğunuzu ve bakıcımızı yalnız bırakamıyoruz veya gece ya hırsız girerse korkularına son!

Bu maddeyi ayrı bir satıra aldım çünkü bunun Güvenlik sistemlerinde güzel uygulamaları mevcut. Cep telefonlarına yazılan Windows Mobile ve Symbian telefonlarında çalışan Java Appletleri sayesinde güvenlik sistemlerinin web portlarına bağlanmak oradan vidyo izlemek mümkün. Ama benim kullandıklarım da hep kesintili oluyordu ayrıca görüntü kalitesi ya çok düşük yada kesik kesik oluyor. Bu tabi evinizdeki ve iş yerinizde internet bağlantısyla da çok ilgili bir durum.

-LBS denilen Lokasyon Bazlı Servisler: Ben neredeyim, arkadaşım nerede gibi chat uygulamaları, adres ve yol tarifi uygulamaları gibi. (Bu da AYRI BİR GAZOZ. Bu cümlede bahsettikleri bütün lokasyon hizmetlerini Google Maps’i açtığınız zaman telefonunuz Wi-Fi destekliyorsa, o an bulunduğunuz hücrelerin bilgisini toplarak size yer bilgisi sağlıyorlar. 3G ile açtığınız zaman bu lokasyon tespiti çok az daha hassaslaşıyor ama Wi-Fi açıp onunla internete bağlanıp Google Maps açmanız ile 3G üzerinden bağlanmanız arasında 1-2 metreden daha fazla yer oynamayacaktır, en azından benim deneyimlerim hep bu yönde oldu.)
-Telefon üzerinden hızlı internet ile iletişimde çağ atlama yaşayacağız.

3G FİYATLARI

3G’de konuşma tarifeleri belli oldu ama data planlarıyla ilgili halen bir netlik yok. Yazının başlangıcında verdiğim Vodofone’un fiyatları var ortalıkda sadece. 3G konuşmalarıyla ilgili verilen fiyatlara göre Turkcell, Avea ve Vodafone müşterilerinden mevcut 2G’deki görüşmeyle hemen hemen aynı ücreti alacak.

Çağrı türleri
Konuşma:
Avea: 7,75
Turkcell: 6,55
Vodafone: 6,75

Görüntülü konuşma
Avea: 7,75
Turkcell: 7,75
Vodafone: 7,75

3G internetle görüntülü konuşabilmek için biraz daha masraf yapmak gerekiyor.

Her model telefonla görüntülü konuşma yapılamıyor.
İşte cep telefonlarıyla görüntülü konuşma imkanı sağlayan telefonlar ve fiyatları
Marka Model
Apple 3G Iphone 4GB Fiyatı: 1.440
Apple Iphone 8GB Fiyatı: 1.693
Blackberry 9000 Bold Fiyatı: 1.448
Blackberry 9500 Storm Fiyatı: 1.595
HTC Diamond Fiyatı: 1.573
HTC P7272 Fiyatı: 1.708
HTC Touch 3G Fiyatı: 1.111
Nokia 5320 Fiyatı: 445
Nokia 5800 Fiyatı: 806
Nokia 6210 Fiyatı: 639
Nokia 6220 Fiyatı: 475
Nokia 6500S Fiyatı:548
Nokia 6600F Fiyatı: 645
Nokia 6600S Fiyatı: 559
Nokia 6700 Fiyatı: 694
Nokia E63 Fiyatı: 607
Nokia E71 Fiyatı: 876
Nokia E75 Fiyatı: 1.041
Nokia N73 Fiyatı: 470
Nokia N79 Fiyatı: 630
Nokia N85 Fiyatı: 887
Nokia N95 8GB Fiyatı: 1.125
Nokia N96 Fiyatı: 1.175
Sony Ericsson C510 Fiyatı: 504
Sony Ericsson C902 Fiyatı: 736
Sony Ericsson G705 Fiyatı: 686
Sony Ericsson T700 Fiyatı: 400
Sony Ericsson W910i Fiyatı: 392

Mediatemple nasıl?

Yaklaşık 8 aydır Mediatemple kullanan birisi olarak deneyimlerimi sizinle paylaşmak istedim. Benim aldığım hizmet Grid Service’i (aylık 20 dolar olan) ve bu yazdıklarım birebir bununla alakalı, diğer verdikleri (dedicated) hizmetlerden daha iyi sonuç alan arkadaşlar biliyorum onun için öyle bir hizmet arıyorsanız kararınızı burada yazdıklarım çok etkilemesin.

Hatırlatma: Yazının altına eklediğim ekran görüntülerine bakmayı unutmayın.

Mediatemple’ın İyi yönleri:

  • Bant genişliği, (1 Terabyte)
  • Disk kapasitesi (100 Gigabyte)
  • 100 domaine yakın site host etme imkanı
  • Fiyat (aylık 20 dolar)
  • SSH girişi mevcut
  • Siteye göre PHP versiyonunu ayarlayabilme opsiyonu mevcut. Serverda host ettiğiniz sitelerin bir kısmını PHP4 ile bir kısmını PHP5 ile çalıştırabiliyorsunuz, bence çok güzel bir esneklik sunuyor. cPanel WHM’de de bu mümkün ama uğraşmanız gerekiyor.
  • Eğer teknik detayları seven birisiyseniz, sitenizin hangi kısmının ne kadar CPU kullandığını gösteren bir Rapor sayfası (CPU Usage reports) mevcut (son 3 ay)
  • Müşteri desteği ve müşteri memnuniyeti 1 numara
    • Müşteri desteği için twitter kanalları (twitter.com/mediatemple) bulunuyor, oradan direk müşteri hizmetlerine mesaj gönderip, açtığınız destek konusuna öncelik verilmesini sağlayabiliyorsunuz.
    • Yine müşteri desteği için 7/24 teknik destek hatları bulunuyor. Tabi bunun için ingilizce bilmek gerekiyor, bundan önce birkaç sefer hemen derdime derman oldular.
    • Müşteri memnuniyeti için, bundan önce 5 günlük problem yaşadıkları zaman 1 yıllık ücretsiz hizmet kredisi verdiler. Bunun para karşılığı, 250 dolara tekabül ediyorki böyle birşeyi Türkiye’de bulmak imkansız.
  • cPanel’in kullandığı awstat gibi açık kod istatistik yapısına kıyasla biraz daha fazla bilgi veren Urchin Analytics kullanıyorlar, ben çok faydalanmadım bu özelliğinden

Diğer hostinglerden farkları:

  • Mediatemple’a has kontrol panelleri alışılagelmiş cpanel, plesk den farklı onun için yapmak istediğiniz şeyleri bir çırpıda yapamıyorsunuz, en azından bir müddet zaman harcayıp alışmanız gerekiyor
  • Kullandıkları grid (ızgara) yapısından dolayı disk yapısı farklı. SSH’den login olduğunuz zaman, karşınıza domains/amerikadabirgun.com/html/ gibi bir yapı çıkıyor.
  • Veritabanına bağlanma (wp-config.php de ve diğer ayarlarda localhost kullanılmıyor) şekli, disk yapısındaki farklılıkdan dolayı, başka bir hosting serverından kopyaladığınız zaman siteniz aynı yapıda olsa bile herşey kütürt diye çalışmıyor, biraz kontrol paneli kurcalamanız gerekiyor.
  • Bence sadece kendi sitelerinizi host edecekseniz güzel bir sistem, farklı kişilere farklı kullanıcı hakları vermeniz mümkün değil (ftp’de mümkün ama kontrol panele giremiyorlar)
  • 1 Click Applications dedikleri, 1 tık ile web uygulamalarının (wordpress, drupal v.s.) kurulumlarıyla baya gururlanıyorlar ama cPanel’in Fantastico’sunun yanında bence solda sıfır kalır, şu ana kadar hiç kullanmadım, kullanmayı da düşünmüyorum. Şu anda WordPress, Drupal ve ZenCart destekliyorlar sadece.

Mediatemple’ın Kötü yönleri:

  • Sistem grid (ızgara) sistemi üzerine kurulu.:
    • Bu sistemde bir tane (yada RAID) hard diskle değil, hard disklerin bulunduğu bir ızgarayla muhatap oluyorsunuz. Onun için disk işlemleri bilhassa kopyalama ve taşıma işlerinde hayli yavaş.
    • Komplike bir sistem olduğu için, göçtüğü zaman toparlanması 5-6 saat hatta bundan önce bir kez 5 gün sürdü. Önemli siteleri host etmek için kötü bir tercih olur bence, bu site gibi kişisel siteler olabilir.
    • Sistemin komplikasyonu sadece bir noktada değil, Email / Database / Dosyalar herşey bu ızgaranın üzerinde dağıtılmış durumda, onun için bunlardan herhangi birisine birşey olduğu zaman düzelmesi baya uzun sürüyor
  • Grid (ızgara) adı bilhassa grid computing ve cluster (küme) laflarından dolayı insanda büyük bir beklenti oluşturuyor. Bu sitenin (amerikadabirgun.com) yüklenme hızından kendi sitelerinizin ne kadar hızlı açılacağını pay biçebilirsiniz. Bence YAVAŞ.

Sonuç:
Mediatemple kişisel siteler için ve bloglar için yeterli olabilir ama reseller arayan, hızlı performans bekleyen ve problem yaşadığı zaman 1-2 klavye darbesiyle problemi çözmek isteyen kişiler için uygun değil.

Ekran görüntüleri:

Mysql’de arama – 1

Yazı yazmayalı çok uzun zaman oldu, bu arada birçok yoğunluk, koşuşturma oldu ama güzel bir tatil geçirme imkanı da buldum. Geri geldiğimde karşıma çıkan bir problem, “mysql ile nasıl arama yapılır?” nasıl arama yapılırın cevabı kolay ama yapılan aramanın sonuçları ne kadar tatmin edici olur? Bir nevi arama motoru sorusu. Arama motorları da size milyarlarca sonuç gösterebilir ama arkada yatan zekaya sorulan soru “milyarlarca sonucun arasından insanların ‘işte buldum’ diyeceği sonucu göstermek”. Olmak yada olmamak gibi birşey.

Ben de bu soruları düşünürken bulduğum öncelikli mysql arama fonksiyonunu yazmak istedim.

1- Select like % % ve regular expressions (düzenli ifadeler) kullanarak arama:

Mysql’de basit string aramalarında kullanacağımız fonksiyon bir select ifadesi.

Örn: select * from wp_users where users_email like '%hotmail.com%';

Bu şekilde içinde hotmail.com ifadesi geçen bütün satırları alabiliyorsunuz. Örneğin aradığınız şeyin satırın başında yada sonunda olmasını istiyorsanız:

Örn: select * from wp_users where users_email like 'mehmet%';

Bu şekilde mysql’de arama yaptığınız zaman, mehmet ile başlayan bütün satırları istiyorsunuz. Satır içinde arama yaptığınız ifadenin nerede olduğunu ‘%%’ ile oynayarak yapabilirsiniz.

2- Select match against ile arama yapmak:

İşte bu noktaya geldiğiniz zaman artık birkaç basamak çıkmış oluyorsunuz. Bu ifadede match against diye kullandığımız fonksiyon, mysql mühendisleri tarafından tasarlanmış bir algoritmaya göre size benzerlik puanı çıkartıyor.

Örneğin:
Arama yapılan ifade: mysql arama
Satır 1: mysql’de arama yapmak, yapmamak, olmak yada olmamak
Satır 2: mysql’de gelmek gitmek dalmak çıkmak, olmak yada olmamak

Select match against ile yaptığınız bir sorguda, veritabanındaki herbir satır için size bir puan skalası çıkartılıyor. Gerçek bir sorgu satırı ekliyorum çünkü bu fonksiyon çok önemli:

select match(title_tag) against('Mysql\'de arama yapıyorum') as arama_puani from mysql where match(title_tag) against('Mysql\'de arama yapıyorum') > 7

Burada match() fonksiyonun syntax’i şu şekilde:
match(veritabanındaki_kolon) against(‘arama yaptığınız ifade’)

İpler sizin elinizde tabi biraz araştırma yapmanız gerekiyor. İplerin elinizde olması şöyle, mysql size match against kalıbını kullandığınızda bütün satırlar için bir puan çıkartıyor. Bu rakam 0’dan 50’ye, 100’e kadar çıkabiliyor. Bu çıkan sonuçları sizin nasıl bir sonuç istediğinize göre şekillendirmeniz gerekiyor. Örneğin ben puanı 3’ün altında çıkan satırları hiç önemsemiyorum diyebilirsiniz.

WordPress Related Posts (benzer yazılar) eklentisi
Bu sitede ve wordpress’te çok kullanılan “related posts” (benzer yazılar) eklentisi bu mantığa dayanıyor. Ziyaretçinin okuduğu yazının _content kısmı, aynı tablonun aynı kolonuna match against yapılıyor. Orada belirttiğiniz benzerlik puanına göre (örneğin ben 5 kullanıyorum) eğer çıkan sonuçlar 5’in üstündeyse, ilk 5 taneyi gösteriyorum. Eğer 5’in altındaysa, “Benzer yazı bulunamadı” diye bir not çıkıyor.

Related posts eklentisinden bakarsanız karşınıza şöyle bir sorgu çıkıyor:
$sql = "SELECT ID, post_title, post_content,"
. "MATCH (post_name, post_content) "
. "AGAINST ('$terms') AS score "
. "FROM $wpdb->posts WHERE "
. "MATCH (post_name, post_content) "
. "AGAINST ('$terms') "
. "AND post_date < = '$now' " . "AND (post_status IN ( 'publish', 'static' ) && ID != '$post->ID') ";

Sonuç:

Mysql’in sağladığı arama fonksiyonlarından bence en yakın olanı bu gözüküyor. Örneğin şöyle bir senaryo düşünebilirsiniz. Sitenize bir ziyaretçi geldi ve “mysql’de arama” diye arattı. Bunu öncelikli olarak sadece bir like ” içinde kullanmak daha sonra da like ‘%%’ içinde kullanmak mantıklı olur. Buradan çıkan iki sonucu harmanladınız. Ekstra olması için son 4-5 sonucu da, mysql match against ile doldurmak güzel olur. Böylelikle aranan kelimelerin;
-direk yazının tamamında olup olmadığına
-yazının bir kısmında geçip geçmediğine
-alternatif olabilecek benzerlikteki yazılara

göre kıyaslamasını yapmış olursunuz.

Can Dündar O’nla yada O’nsuz

(Güncelleme: Sözleri yazının altında.)

“Şiir gibidir ama şiir değildir” derler ya, öyle birşeyi Can Dündar seslendirmiş. Sözleri ve söyleniş tarzı gerçekten insanın kalbine işliyor. Ben de facebook’da bulduğum bu vidyoyu youtube’a aktarıp, bir de download edilmesi için mp3 haline getirip buraya ekliyorum.

Bu şiir ve vidyo internette youtube’da veya başka bir vidyo sitesinde bulunmuyor, buradan kopyalayacak arkadaşların “kul hakkına” saygı gösterip bu sayfaya link vermelerini talep ediyorum, öbür türlü hakkımı helal etmeyeceğim. Bilginiz olsun 🙂

Can Dündar O’nla yada O’nsuz

Can Dündar O’nla yada O’nsuz Sözleri

Eğer O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz…
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla, o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz…
ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin…
O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain…
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor,
O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa…
dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse…
hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse…
elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar…
her şiirde anlatılan O’ysa…
her filmin kahramanı O…
her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa…
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa… iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa… eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız… mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken “keşke O anlatsa” diye iç geçiriyorsanız… kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü… özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu… hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız… O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse… ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse… gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine… uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa… dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız… kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim… gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa… Her gidişte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla… …

O halde yarın sizin gününüz!..
“Çok yaşa”yın ve de “siz de görün”üz.

Imageshack’e resim eklemek

Saç ekimi yazısı bu siteyi ilk defa ziyaret edenlerin belki değil ama buranın mutatları için en çok okunan ve takip edilen yazılardan birisi. Saç ekimi yaptıran arkadaşlar burada ekimden önce ve sonraki resimlerini paylaşarak, yeni saç ekimi yaptırmak isteyen kişilere destek oluyor ve çok güzel bir iletişim halkası kurulmuş oluyor. Zaman zaman bu yazıya resim eklemek isteyen ve saç ekimi resimlerini göstermek isteyen arkadaşlar için sağolsun Arashan aralı aralı birkaç defa yorum olarak yazdı. Ben de bu mesajı toparlayıp ayrı bir yazı şeklinde eklemeye karar verdim.

Imageshack’e resim eklemek için Arashan’ın tarif ettiği yöntem şu şekilde:

Arashan:
Adımları tek tek yazdım ve resimli bir şekilde anlattım. takıldıgın bir yer olursa yardımcı olurum. yapamazsan resimleri ben eklerim.
resimleri siteye nasıl ekleyeceğini tek tek resimlerle gösteriyorum.
takıldıgın birşey olursa yazarsın.

1- http://imageshack.us/ tıkla
2- http://img8.imageshack.us/img8/6864/000g.gif
3- http://img8.imageshack.us/img8/8887/001nti.gif
4- http://img8.imageshack.us/img8/7776/002ejp.gif

Tembellik Yasası

Bu liste çok hoşuma gitti onun için paylaşmak istedim. 🙂 Bu felsefede yaşayan arkadaşlarım olduğu için gözümde onları canlandırıp sabah sabah baya güldüm.

TEMBELLİK YASASI

Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar.

Madde 2 : Çalışmak yorar.

Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.

Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.

Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.

Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.

Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.

Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.

Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.

Madde 10 : Çalışma isteği duyunca bir yere otur isteğin geçmesini bekle. 🙂 🙂

Sanal Klavye (Virtual Keyboard)

Evet uzun bir aradan sonra web programlama icin yeni bir konuyla geri donduk. Bugun JavaScript’te yapilabilecek cok basit, ama bir o kadar da ilgi cekici ve yerine gore kullanisli bir konuyu isleyecegiz. Amacimiz kullanici giris yaparken guvenligi bir kademe daha arttiran sanal klavye uygulamasinin nasil olabilecegine dair sizi fikir sahibi yapmak. Aslinda bu fikir keylogger’dan korunmak icin ortaya cikmistir. Keylogger’lar, bilgisayariniza yerlesen bir process’in arkada hic ses cikarmadan calisip, sizin yazdiginiz herseyi kaydeden ve/veya bir e-mail’e yonlendiren casus programciklar. Eger yeterli bilgisayar bilginiz yoksa, bilgisayarinizda calisan bu casus programcigi hic bi zaman farkedemezsiniz. Bunun icin ozellikle banka islemleri yaptiginiz sayfa gibi ozel onem arzeden yerlere baglanirken, guvenlik seviyenize boyle bir koruma katmani daha katmak isteyebilirsiniz.

Sanirim bu kadar sozden sonra artik kodumuza ve aciklamasina gecebiliriz. Baktim wordpress’ten hayir gelmeyecek, dosyalari baska sever’a koydum, ordan bakip burdan kodu takip edebilirsiniz. Ya da JavaScript ise acin kaynak kodunu direk bakin. Iste gecenlerde soz ettigim dijital saatin link. Simdi de birazdan anlatacak oldugumuz sanal klavye‘ye bir goz atin.

Gecelim kodu anlatmaya. Oncelikle 2 adet giris kutumuz(textbox) var, bunlardan biri kullanici adi, digeri sifre icin. Bu sayfada kullanici adi herhangi harf dizileriyle sayilardan olusabilir ve sifre sadece sayilardan olusabilir. Tabi bu benim varsayimim, siz kendi zevkinize gore degistirebilirsiniz. 4 adet fonksiyonumuz var.Bunlardan ikisi giris alanlari secildiginde gerekli olan klavyeyi gosterip digerini gizliyor,kalan iki fonksiyonumuz da klavyelerden her birine basildiginda gidip textbox’larimizin icine basilan karakteri yaziyor. Connect dugmemiz de baglanacak normalde ama burda hic bisey yaptigi yok:) Iste fonksiyonlarimizin kodlari:

function first_text() {
document.all.second.style.display = “none”;
document.all.first.style.display = “block”;
}

function second_text() {
document.all.second.style.display = “block”;
document.all.first.style.display = “none”;
}

function first_keyboard(key) {
document.all.uname.value += key.value;
}

function second_keyboard(key) {
document.all.pword.value += key.value;
}

Burda gordugumuz gibi aslinda tavsiye edilmeyen bir yontem kullandim. Normalde document.all diye hic bi elemana erismemiz uygun bulunmuyor artik. Sadece document.getElementById metodunu kullanmamiz isteniyor. Ben sadece bunun nasil calistigini gostermek icin kullandim. Bazen ihtiyac olabiliyor cunku kendi yaptiginiz yanlisin farkina varmaniz icin:) Neyse fonksiyonlari cok aciklamaya hacet oldugunu dusunmuyorum. Cunku isimleri kendilerini ele veriyor. Son iki fonksiyonumuza basilan tusun gonderildigini de acikca goruyorsunuz. Yaptiklari is su anda giris yapilan textbox’in degerine yeni basilan karakteri eklemek. Ustteki diger iki fonksiyonda gormus oldugunuz sytle.display’e block ve none yazmak, goruntude olup olmamasini belirliyor. Yani aslinda her iki sanal klavye de orda, ama bi anda biz sadece birini kullaniciya gosteriyoruz ki kafakaris olmasin. Hemen klavyemizin tuslarinin kodlarindan bir ornek gostereyim:

<input type=”button” id=”1q” name=”1q” value=”q” onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”1w” name=”1w” value=”w” onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”1e” name=”1e” value=”e” onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”11″ name=”11″ value=”1″ onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”12″ name=”12″ value=”2″ onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”13″ name=”13″ value=”3″ onclick=”first_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”21″ name=”21″ value=”1″ onclick=”second_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”22″ name=”22″ value=”2″ onclick=”second_keyboard(this)” />
<input type=”button” id=”23″ name=”23″ value=”3″ onclick=”second_keyboard(this)” />

Orneklerden de gordugumuz gibi her biri ayri bir id’ye sahip, ve tiklandiginda gerekli olan fonsiyonu cagiriyor. Bundan gerisi artistlik. Siz de kendi dusuncelerinizi ekleyip, kendi ihtiyaclariniza uygun olan sanal klavyeyi yapabilirsiniz.

Mediatemple

Mediatemple firmasının “ileri teknolojisi” sayesinde bütün sitelerim son 3 gündür ulaşılamaz hale geldi. Dosyalarımı, veritabanını hiçbirşeyi kurtarmama imkan vermeyen bir veri kaybı yaşadılar ve bunu düzeltmeleri 3-3.5 gün sürdü. Pazartesiden beri, ha bitti ha bitiyor diye diye günler saat oldu geçti gitti. Nihayet bugün benim verilerimi kurtardılar ve siteyi açabildim. Canım çok sıkkın onun için ne diyeceğimi bilmiyorum.

Kurtlar Vadisi Pusu 55. Bölüm

Kurtlar Vadisi Pusu 55. Bölüm Özet

Kurtlar Vadisi Pusu 16 Nisan 2009 Perşembe akşamı yine izleyicileri ekran karşısından ayırmayacak gibi.. Birbirinden ilginç gelişmelerin yaşandığı aksiyonun bol olduğu KVP 55. bölüm özeti, fragmanı ve resimlerini aşağıdan bulabilirsiniz.

Kurtlar Vadisi Pusu 55. Bölüm Özeti

Kurtlar Vadisi Pusu, bu hafta yine nefes kesecek bir bölümle ekranlara geliyor. Parmaksız’ı elinden kaçırınca deliye dönen İskender, ne yapacak?

İskender’e oynadığı oyunla Parmaksız’ı ele geçiren Polat Alemdar sorularına cevap bulabilecek mi? Polat’ın Parmaksız’la ilgili planı ne olacak?

Muro ve Şemo’nun hedefinde şimdi kim var?

Tüm bu karmaşanın ortasında ameliyat olan Nazife Anne’nin durumu ne olacak?

Tüm bu soruların cevabı ve daha fazlası 16 Nisan Perşembe akşamı yayınlanacak Kurtlar Vadisi Pusu’nun 55. bölümünde olacak…

Kurtlar Vadisi Pusu 55 Rapidshare Download

http://rapidshare.com/files/222233776….part1.rar
http://rapidshare.com/files/222233472….part2.rar
http://rapidshare.com/files/222233639….part3.rar
http://rapidshare.com/files/222233524….part4.rar
http://rapidshare.com/files/222233711….part5.rar
http://rapidshare.com/files/222233755….part6.rar
http://rapidshare.com/files/222231673….part7.rar

http://rapidshare.com/files/222233776/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.55.part1.rar
http://rapidshare.com/files/222233472/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.55.part2.rar
http://rapidshare.com/files/222233639/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.55.part3.rar
http://rapidshare.com/files/222233524/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.55.part4.rar
http://rapidshare.com/files/222233711/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.55.part5.rar
http://rapidshare.com/files/222233755/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.55.part6.rar
http://rapidshare.com/files/222231673/Kurtlar.Vadisi.Pusu.BL.55.part7.rar

Kaynak: Dizi.nl’deki arkadaşlar
Kurtlar Vadisi Pusu Bolum 55 (16.04.2009) Rapidshare + Sharebase + Tek Link

Uzman.tv ve Türkiyede internet kullanımına genel bir bakış

Uzun süredir yazı yazamıyorum ama bugün hatırladığım ve bundan önce yazmak istediğim bi mevzuya değinmek istedim. Türkiye’de internet kullanımı bence şu anda 5 yıl öncesine göre çok güzel noktalara ulaştı. Birçok kişi en azından “email” nedir, “internet sitesi” nedir vesaire gibi şeylere vakıf ve daha da yeni şeyler öğrenme arzusunda. Ama burada bir maalesef diyerek birşey eklemek istiyorum. İnternetin Türkiye’de ve Dünyada nabzını tutan diyebileceğimiz sitelerden, insanımızın hangi sitelere rağbet ettiğine baktığınız zaman bence internetten alınan randımanın çok düşük olduğu ortaya çıkıyor. İnternetin nabzını tutan diye nitelendirdiğim siteler:

  • Alexa.com
  • Google Trends
  • Realist.gen.tr

Örneğin Alexa ilk 100’e baktığınız zaman, listenin başında bütün ülkelerde olduğu gibi arama motorları ve Youtube var. Akabinde en çok ziyaret edilen siteler Gazeteler ve ilk 20’de 4 tane gazete/haber sitesi bulunuyor. Diğer 20’ye bakıyorsunuz, orası da tekrar gazeteler ve haber siteleri ile istila edilmiş durumda. Benim ilk 100’de sayabildiğim 20’ye yakın haber sitesi bulunuyor. Haber almak ve mevzulara yakın olmak güzel birşey ama Haber Siteleri, Medya kaynakları günlük hayatımızda yarayacak bilgi dağarcığımıza hiçbirşey katmıyor, zaman israfından öteye gitmiyorlar. İncelemeye devam edersek, ondan sonraki 20’lerde Türkiye’nin yüz karası olan “internet sitesi engellemelerinin” yansıması olan, tünel ve dns siteleri geliyor.

Alexa’nın listesinde beni en çok sevindiren, alışveriş, banka ve devlet sitelerinin sitelerinin 5 yıl öncesine göre çok daha üst sıralarda yer alması. Bu sitelerin üst sıralara çıkması aslında internetten faydalanıldığının ve işe yarar hale getirildiğini gösteriyor.

Bir güzel sevindirici şey ise, Türkiye internetinin bence en lüzumsuz sitelerinden bir tanesi olan www.itiraf.com’un artık ilk 100’den silinip gitmiş olması. O saçmalığın yerine doğru dürüst genç fikirlerin paylaşıldığı; ekşi sözlük, uludağ sözlük, azbuz.com, blogcu.com gibi sitelerin gelmesi ve kişilerin gerçekten kayda değer, arandığı zaman okunmaya değecek fikirlerden oluşan online kütüphaneler oluşturması çok umut verici.

Realist.gen.tr’yi bu liste içinde zikretmemin en büyük nedeni, günlük 1 milyonun üstünde bir ziyaretçi kümesini sayması ve bunun sonuçlarını göstermesinden kaynaklanıyor. Bir nevi canlı nabız tutma gibi birşey oluyor. Onların listesine baktığınız zaman tabi haber sitelerini görmemiz mümkün değil ama orada da film, sinema ve vidyo siteleri başı çekenlerden.

Başlıkta bahsettiğim uzman.tv ‘ye gelmemiz gerekirse. Bence uzman.tv Türkiye internet kullanıcıları için yapılmış EN BÜYÜK hizmetlerden birisidir. Web 2.0 ödülü verilecek dense şahsen sanırım önümüzdeki 5 sene daha iyi bir proje çıkmadığı müddetçe uzman.tv yapımcılarına verilmesini önerirdim. İnternete yeni başlamış kişilerden tutun, sağlık, sanat, müzik, estetik, spor her türlü konuda işin uzmanlarından bilgiler almanın ve buna ücretsiz ulaşmanın bence değeri biçilemez. Youtube’da bu tür vidyolar bulmak kolay ama bunların %90’ı ingilizce. İnternet explorer ve diğer internet tarayıcıları hep Amazon.com, cnn.com gibi sitelerle birlikte geliyor. Türkçe internet tarayıcısı yapılsa uzman.tv, ekşisözlük, wikipedia türkçe versiyonu gibi sitelerin internete başlayan herkes tarafından ziyaret edilmesini arzu ederdim. Uzman.tv’nin Alexa ilk 100 listesinde olmaması bence üzücü ama bu bizim yakınlarımıza ve arkadaşlarımıza o siteyi tanıtmayacağımız ve bu kişilerin de bu harekete en azından ziyaretçi olarak destek olmalarını sağlamayacağımız manasına gelmiyor.

Dünya Telekom ile Türkiyeyi Aramak

Dünya Telekom Amerikada yaşayanların çoğunlukla kullandığı bir VoIP firması. Ben de 1 – 1.5 yıldır Türkiye’yi bu firmayı kullanarak arıyorum. Buradan önce New York veya diğer çıkış yerlerindeki telefon numaralarını arıyorsunuz, oraya bağlantıkdan sonra da Türkiyede görüşmek istediğiniz numarayı arıyorsunuz. Bir nevi matrix filmi gibi 🙂

Cep telefonunuzdan yada iş yeri telefonunuzdan -> Dünya Telekom -> Oradan Türkiyede aranmasını istediğiniz numarayı çeviriyorsunuz -> Dünya Telekom Türkiye bacağı (Türkiyede anlaşmalı oldukları telekom firması)-> Aradığınız numaraya bağlantı

Böyle bir formülden sonra dünya telekom sizi birbirinize bağlıyor. Görüşmeler kaydediliyor mu? Bunlar bir yerlerde tutuluyor mu v.s. bilmiyoruz. Zaten bu yazıyı da “biri bizi dinliyor” muhabbeti yapmak için yazmıyorum. Bu yazıda Dünya Telekom’a gönderdiğim eleştiri emailini yayınlıyorum çünkü gerçekten bu tembellikten bıkkınlık geldi. 2 sene boyunca bir telekom firması hiçbir yenilik yapmaz mı? Bu firma, Amerikadan Türkiye’ye arama hizmeti veren 2-3 tane firmadan bir tanesi dolayısıyla Amerikadak yüz binlerce TC vatandaşına hitab eden ve bundan bir sürü paralar kazana bir firma. Kandillerde ve özel günlerde promosyon diye kartları ucuzlatıyorlar, başka hiçbirşey yok. Altta yazan mesajımı okuyun, siz de bana hak vereceksinizdir. Mesajıma tahmin ettiğiniz gibi bir cevap gelmedi. Arıza müşteri moduna bağlamak istemiyorum ama Türkiye’yi aramak için Dünya Telekom a bağımlı olduğunuzu düşünün. Telefonunuzdaki en basit şu fonksiyonların bu firma tarafından sunulmasını talep etmez misiniz?

– Favori numara belirleme
– Son aranan numarayı tekrar arama
– Her telefon numarası çevirişinizde 15 saniye hesabınızda şu kadar para kalmış lafını duymak istememe hakkınız??
– Yoğunluk olabilir ama gecenin bir vakti aradığınızda “bilinmeyen bir hata oluştu” diyip küt diye yüzünüze telefon kapatılması??

Dünya Telekom a gönderdiğim mesaj

Kusura bakmazsanız ben eleştirel bir yazı yazmak istiyorum. Bu işten yıllardır para kazanıyorsunuz ama bu hizmeti bizler için daha kolaylaştırıcı şeyler yapmak yerine web sayfanızın arayüzünü değiştiriyorsunuz, charging system’iniz bile aynı, sizin müşteriniz olarak hiçbir yeniliği ve güncellemeyi hak etmiyor muyuz?? 1.5 yildir hizmetinizden faydalanıyorum, “hep aynı kart adam sesi”, “hep aynı format, ‘şu kadar paranız kaldı lütfen numaranızı girin’, numarayı girince yine 5 saniye ‘hesabınızda şu kadar para var’, ‘aradığınız numara meşgul iki kere kare tuşuna basiniz'” koyun gibi bunlari yapalım da siz de çoban olarak bize taze ot verseniz biraz:

-Türkiyeden aradığımız topu topu zaten 3-4 tane hadi 5-6 tane telefon numarası var. Favori listesi oluşturabilsek de 212 li numaranızı aradığımız zaman 2 dediğim zaman Aliyi, 3 dediğim zaman Veliyi arayacak şekilde birşey olsa.

-Bir numarayı aradığım da meşgul çalıyorsa, tekrar tekrar ###### tusuna basip, ayni numarayi 15 defa girmektense, 1’e bassam da sisteminiz hemen otomatik olarak son aradigim numarayi arasa?

-Aynı şekilde 212 li numaranızı aradığımda, her bir aramayı session olarak değerlendirseniz; ilk aradığım numara meşgulse veya bağlanamamışsa “yaw bu adama biz zaten balance su kadar dedik, tekrar tekrar söylemeyelim” desenizde, her seferinde “hesabinizda su kadar para kalmistir” diye kafamizi ütülemese. Zaten hesabimda ne kadar kaldigimi bir önceki arama tesebbüsümde ögrenmisim tekrar dinlememin ne manasi var.

Liste uzun eğer hayata geçirmeyi düşünürseniz daha da yazabilirim.

Lütfen bu yorumları dikkate alınız gerçekten çok yoruldum ve sıkıldım bu hizmet tarzından, daha iyisini yapabileceğinize inanıyorum.

Tesekkürler
Mehmet

Kurtlar Vadisi Pusu 51. Bölüm

Kurtlar Vadisi Pusu 51. Bölüm Özet

KURTLAR VADiSi PUSU’DA BU SEZON HİÇBİR ŞEY KARANLIKTA KALMAYACAK!

Kafalarda pek çok soru bırakan nefes kesici bir finalle geçen sezonu kapatan Kurtlar Vadisi Pusu, ekranlara dönüyor.

İskender’inpususuna düşen ve büyük bir yangının ortasında kalan Polat, ekibi veailesinden kimler nasıl kurtulacak? Bu pusu kimlerin sonu olacak?

Polat Alemdar’ı nihayet ele geçiren İskender Büyük’ün hedefi ne?

Bu pusudan sonra dağılan ekibin ardından tek başına kalan Memati, ne yapacak?

Etrafları polis tarafından çevrilen Muro, Çeto ve Yıldırım’ın akibeti ne olacak?

Tüm bu soruların cevapları ve daha fazlası, nefesleri kesecek yeni sezonun ilk bölümüyle Kurtlar Vadisi Pusu‘da olacak

Kurtlar Vadisi Pusu 51 Rapidshare Download

http://rapidshare.com/files/208549602….part1.rar
http://rapidshare.com/files/208549107….part2.rar
http://rapidshare.com/files/208548887….part3.rar
http://rapidshare.com/files/208548262….part4.rar
http://rapidshare.com/files/208548262….part5.rar
http://rapidshare.com/files/208548262….part6.rar
http://rapidshare.com/files/208548262….part7.rar

http://rapidshare.com/files/208538320/Kurtlar.Vadisi.Pusu.bolum.51.part1.rar
http://rapidshare.com/files/208540301/Kurtlar.Vadisi.Pusu.bolum.51.part2.rar
http://rapidshare.com/files/208542008/Kurtlar.Vadisi.Pusu.bolum.51.part3.rar
http://rapidshare.com/files/208545094/Kurtlar.Vadisi.Pusu.bolum.51.part4.rar
http://rapidshare.com/files/208546383/Kurtlar.Vadisi.Pusu.bolum.51.part5.rar
http://rapidshare.com/files/208547831/Kurtlar.Vadisi.Pusu.bolum.51.part6.rar
http://rapidshare.com/files/208549131/Kurtlar.Vadisi.Pusu.bolum.51.part7.rar

JavaScript ile Dijital Saat Yapimi

Evet biraz aradan sonra programlama yazilarimiza devam ediyoruz. Aslinda yazim hazirdi fakat bir sure kodun calisan halini sayfaya koyabilir miyiz diye arastirdik, fakat maalesef javascript kodu ileti icinde calismiyor. Simdilik sadeec anlatimla kalacagiz.

Ilk olarak anlattigim dillerin icinde en yaygin ve en kolay olani Javascript’ten kucuk bir ornek ile baslayacagiz. Ornegimiz dijital bir saat. Ilk once html kismini yazip ne kadar kolay oldugunu gostermek istiyorum:

<html>
<head>
<title> Clock </title>
</head>

<body>
<input type=”text” id=”time” disabled size=”5″ />
<button onClick=”StopIt();” > Stop the Clock </button>
<input type=”hidden” id=”Stop” value=”1″ />
</body>

</html>

Gordugumuz gibi html kismi cok kolay. Bir adet yazi kutusu (textbox), bir adet dugme (button), son olarak da bir tane hidden (gizli) elemanimiz var. Simdi bunlari kisaca aciklayalim.Textbox asikar ki bir deger girmeye yarayan bilesenimiz. Yalniz ben burda kullanicidan deger almak icin degil, elimdeki degeri bastirip gostermek icin kullandim. Bu sebeple etkisiz (disable) hale getirdim. Diger bilesenimiz dugme ve basildiginda tepki vermesi icin onClick ozelligine JavaScript kodu yazdik. Oradaki StopIt yanindaki parantezlerden anlasilacagi gibi bir fonksiyon. Son olarak da gizli bir bilesen koydum ki saati durdurmak istedigimizde bizi anlasin diye. Bunu binlerce yolla yapmak mumkun, fakat ben bu ilk anlatimimiz oldugu icin farkli bilesenler ve kombinasyonlar kullanmayi sectim. Cunku amac saat yapmak degil, kodun nasil yazilacagini ogrenmek. Siz de bu kismi degistirerek hangilerinin ne ise yaradigini ogrenebilir, daha cekici tasarimlar ortaya cikarabilirsiniz. Simdi de JavaScript kismina gecelim:

<script type=”text/JavaScript”>

var now = new Date();

changeTime();

function changeTime(){
if(now.getHours() < 10)
hours = “0” + now.getHours();
else
hours = now.getHours();
if(now.getMinutes() < 10)
minutes = “0” + now.getMinutes();
else
minutes = now.getMinutes();

if(now.getSeconds() < 10)
seconds = “0” + now.getSeconds();
else
seconds = now.getSeconds();

document.getElementById(“time”).value = hours + “:” + minutes + “:” + seconds;

if(document.getElementById(“Stop”).value == “1”)
setTimeout(changeTime,1000);
time = now.getTime();
now.setTime(time+1000);
}

function StopIt(){
document.getElementById(“Stop”).value = 0;
}

</script>

Bu kisim programciligi iyi bilmeyenler icin biraz zor gelebilir, ama herhangi bir dilde program yazan birine cok kolay gelecegine eminim. Oncelikle bir degisken tanimlayip su anki zamani onun icine yaziyoruz. Daha sonra da zamani degistiren fonksiyonumuzu calistiriyoruz. Iste bu kadar:) Tabi fonsiyonun ici en onemli olan kismi. Bastaki if/else bloguna bakmayin, onu sonra aciklayacagim. “document.getElementById” ile textbox’imizin icindeki degeri su anki zamanda yaptigimiz saatle dolduruyoruz. Sonra saati durdurma emrini aldik mi almadik mi onu kontrole diyoruz, almadiysak 1 sn’lik bir beklemeden sonra fonsiyonumuzu tekrar cagiriyoruz. Bu ne demek? Aslinda cok basit: 1 saniye bekle, sonra su anki zamani textbox’in icine yaz, sonra dur komutu gelmediyse tekrar 1 sn.bekle ve o anki saati kutuya yaz. Boylece her gecen saniye yeni zamani kutumuza yaziyoruz. Cok basit bir mantik. Daha sonraki iki satir o anki zamani, degiskenimizin icindeki 1 saniye onceki zamanla degistirmeye yariyor. Ve son olarak da durdurma komutumuz StopIt gizli elemanimizin degerini 0 (sifir) yaparak fonsiyonumuzun tekrar cagirilmasini onluyor. Iste butun espiri bu kadar. Yukardaki if/else blogunun aslinda hic bir islevselligi yok, sadece tek basamakli sayilarin yanina 0 (sifir ) ekleyerek 2 basamakli gozukmelerini sagliyor, boylece daha guzel bir dijital saat gorunumu elde ediyoruz. Ama bunu yapmazsak da saatimiz tikir tikir calisir.

Peki bu saat her zaman dogruyu gosterir mi? Aslinda hayir. Cunku bilgisayar komutlarinin da harcadigi bir zaman vardir, hepsinin cycle dedigimiz milisaniyelerle ifade edilen isgal ettigi zamani hesaplayip 1000 milisaniye bekleme suresinden cikartmamiz gerekir eger dosdogru bir saat istiyorsak. Fakat butun bu kod 10-20 ms icinde islendigi icin bu farki cok da onemsemedik. Yani kabaca bir saat icinde 3 kere saatimizin degismedigini ayni saati gosterdigini gorecegiz.
Asagida calisan hali var fakat gorebileceginizi hic sanmiyorum cunku wordpress calistirmiyor. Yine de sizin cok kolaylikla calistirabileceginiz bir program oldugu icin asagidaki kodun pek bir onemi yok. Ben yine de koyuyorum cunku bir gun yazilarda javascript calistirma ozelligini eklerlerse asagidaki saati gorebileceksiniz. Bir dahaki yazida gorusmek uzere..


Google Adsense’ten bloklandı, mahkeme açtı, kazandı ve parasını geri aldı!

Hepimizin göz bebeği sevgili Google, iyi yaptığı şeylerin yanında gıcıklıklarıyla da düşman arattırmıyor. Sitesi olan ve Google Adsense’e başvurup sonra bloklanan arkadaşların Google ile ilgili söyleyeceği birçok şey vardır. Bunlardan bir tanesi de Aaron Greenspan isimli bir blog yazarı. Kendisi birkaç reklam firmasının reklam programlarını denedikten sonra Google Adsense kullanmaya karar verir. Bu ilişki 2008 9 Aralık’a kadar devam ederi. 9 Aralık 2008’de hepimizin bildiği “Google sizi artık eskisi kadar sevmiyor” kıvamında, hiçbirşey ifade etmeyen, kanıt sebep v.s. gibi hiçbirşey ortaya koymadan hesabınızı iptal edip, o zamana kadar kazandığınız paraların üstüne yatıyorlar. Bu sitede 2005 senesinde başıma gelen bu olayda, gelirler 100 doları geçti yaşasın diye parande atarken, Google hesabınızı inceledik ve sizi programdan atıyoruz şeklinde bir email attı. Kendilerine email atmak, mesaj yazmak hiçbir cevap değil. Aaron Greenspan de bunları ayrıntılı bir şekilde yazıyor. Google’a email atıyor, telefon açıyor, adsense forumlarına mesaj bırakıyor, olmuyor avukatlarını kullanarak legal@google.com’a kanıtlar gönderiyor, tık yok. En son 40 dolar mahkeme masraflarını verip, 15 Ocakda Google’ı dava ediyor. Bu davada Google’ın üstüne yattığı 721 dolarını ve avukat masraflarının karşılanmasını talep ediyor. Dava görülürken Google’ın avukatlarını yırtınsa da, algoritmalarının nasılni hakime açıklayamayacakları için en son kararda Google’ın 721 dolar ve avukat masraflarını ödeme kararı çıkıyor. Burada küçük bir ayrıntı, bu tür küçük davalara Google’ın Legal departmanı bakmıyor. Dava nereden açıldıysa, oradan küçük bir firmayla anlaşılıp, onların aracılığıyla dava savunuluyor. Bu durumda da Google’ın avukatları değil, Santa Claus bölgesindeki bir avukat davayı alıyor. Kendisi de Aaron Greenspan’in sitesinin Google Adsense’den atıldığını bilmediği için hakim, “Siz bu genç adama 721 dolar borçlusunuz. Eminim Google’ın zengin hazinesinde bu kadarcık bir para bulunur” diye konuyu Google aleyhinde sonuçlandırıyor.

İnşallah bu olay Google aleyhinde açılacak davalara bir örnek temsil eder ve Google’ın bu kafasına göre önüne geleni adsense’ten kovup, parasının üstüne yatması olayından vazgeçmesine sebep olur.

Ms. Milani reiterated her previous arguments, but the judge didn’t buy them. “I don’t think I have the power here in Palo Alto small claims court to make you reinstate his account, but I think you owe this young man $721,” he said finally. “I think there might be money in Google’s treasury for that.”

Kurtlar Vadisi Pusu 50. Bölüm

Malum Kurtlar Vadisi Pusu birkaç aylık tatilden sonra ekranlara geri döndü, biz de yayınlamaya başladık. Dizi.nl deki arkadaşlar sağolsunlar internete aktarmakta büyük bir efor sarfediyorlar. Altta Rapidshare.com üzerinden verilen linkleri bulabilirsiniz. Kolay kopyalanıp yapıştırılması için (flashget ile bilhassa) satır satır veriyorum.

Kurtlar Vadisi Pusu 50. Bölüm Özet

KURTLAR VADiSi PUSU’DA BU SEZON HİÇBİR ŞEY KARANLIKTA KALMAYACAK!

Kafalarda pek çok soru bırakan nefes kesici bir finalle geçen sezonu kapatan Kurtlar Vadisi Pusu, ekranlara dönüyor.

İskender’inpususuna düşen ve büyük bir yangının ortasında kalan Polat, ekibi veailesinden kimler nasıl kurtulacak? Bu pusu kimlerin sonu olacak?

Polat Alemdar’ı nihayet ele geçiren İskender Büyük’ün hedefi ne?

Bu pusudan sonra dağılan ekibin ardından tek başına kalan Memati, ne yapacak?

Etrafları polis tarafından çevrilen Muro, Çeto ve Yıldırım’ın akibeti ne olacak?

Tüm bu soruların cevapları ve daha fazlası, nefesleri kesecek yeni sezonun ilk bölümüyle Kurtlar Vadisi Pusu’da olacak

Kurtlar Vadisi Pusu 50 Rapidshare Download

http://rapidshare.com/files/20580249…comm.part1.rar
http://rapidshare.com/files/20580331…comm.part2.rar
http://rapidshare.com/files/20580406…comm.part3.rar
http://rapidshare.com/files/20580566…comm.part4.rar
http://rapidshare.com/files/20580577…comm.part5.rar

http://rapidshare.com/files/206101460/Kurtlar.Vadisi.Pusu.50.part1.rar
http://rapidshare.com/files/206103633/Kurtlar.Vadisi.Pusu.50.part2.rar
http://rapidshare.com/files/206112222/Kurtlar.Vadisi.Pusu.50.part3.rar
http://rapidshare.com/files/206112806/Kurtlar.Vadisi.Pusu.50.part4.rar
http://rapidshare.com/files/206089760/Kurtlar.Vadisi.Pusu.50.part5.rar

Adsweep ile Google Chrome, Opera, Safari ve Firefoxda reklam engelleyici

Ziyaret etmekte olduğunuz bu sitede ve birçok sitede reklam bulunuyor. Bu reklamlar yayınlayanı zengin etmese de, en azından server, domain yenileme v.s. gibi masraflarını karşılamaya yeterli olabiliyor. Ama bunun yanında bir de kullanıcı deneyimi diye birşey var. Bilhassa hürriyet, milliyet ve diğer gazete sitelerini ziyaret ederken adeta internet tarayıcılarının anası ağlıyor. Flaşlar, resimler, gifler derken sayfanın yüklenmesi iki saat sürüyor, bir de benim gibi laptop kullanıyorsanız, laptopun fanının ötmesi gıcıklığı yavaşlığın yanında eşantiyon oluyor.

Bu kadar girizgahtan sonra başlıkta belirttiğim reklam engelleme konusuna gelmek gerekirse. Adsweep adlı çok küçük reklam temizleyici eklentisi bu işi basite indirgiyor. Firefox için kullanılan reklam engelleyen eklentiler olmasına ve Opera için kullanabileceğiniz metodlar bulunmasına rağmen Google Chrome, Safari için işinizi kolaylaştıracak birşeyler bulunmuyor. Bunun için bu eklentiyi rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey AdSweep.user.js dosyasını kullandığınız tarayıcıya entegre etmek.

Bunun için yapmanız gerekenler öncelikle Adsweep dosyasını indirmek:

http://www.adsweep.org/AdSweep.zip

Opera kullanıyorsanız

  1. Opera kullanıyorsanız, Alt-P yaparak ayarlar kısmına gelmeniz.
  2. Advanced Kısmına tıklayın
  3. Sol taraftan Content’e tıklayın
  4. Javascript Options’a tıklayın ve çıkan ekranda Choose’a tıklayın ve AdSweep.js dosyasını bulup seçin. hepsi bu kadar

Google Chrome için

  1. Google Chrome kullanıyorsanız, zip dosyasını açtıktan sonra çıkan AdSweep.js dosyasını AdSweep.user.js olarak değiştirmeniz gerekiyor.
  2. Bunun yaptıktan sonra Google Chrome sitesinde kullanıcı scriptlerini kullanabilmenizi sağlayacak değişiklikleri yapmanız gerekiyor.
  3. Eğer bu tariflerden sıkıldıysanız, Google Chrome kısayol bağlantısını değiştirip, chrome.exe’nin yerine şunu yazmanız yeterli

    chrome.exe –enable-user-scripts

Mozilla Firefox için en az Firefox 3.1 kullanıyor olmanız gerekiyor

  1. Firefox için Greasemonkey eklentisini kurmanız gerekiyor
  2. Google Chrome’da olduğu gibi AdSweep.js dosyasını AdSweep.user.js olarak değiştirmeniz gerekiyor
  3. Bundan sonraki aşamada, AdSweep.user.js dosyasını çekip Firefox penceresi üzerine bırakmanız yeterli, Greasemonkey devreye girip bu scripti kurmak isteyip istemediğinizi soracaktır

Safari için Adsweep kurulumu

  1. Safari için Greasekit eklentisini kurup, Adsweep scriptini kurmanız gerekiyor.

Google’dan bir seferde 150 dolar kazanma fırsatı

Google, Amerikada çok popüler olan Craigslist ilan sitesine bir iş ilanı göndermiş. Google’ın iş ilanı California ve San Francisco körfez bölgesine hitap etse de, bir ihtimal Türkiye’den de kazanma imkanı olanlar olabilir diye burada duyurmak istedim. Belki Amerikada ve San Francisco’da yaşayanlar da görebilir. Bu pozisyon kullanıcı deneyimini ölçmek için google’ın yaptığı 2 haftalık bir çalışma. Bilgisayarınıza basit bir yazılım yükleyip, 2 hafta sürecinde yapacağınız internet trafiğini ve aramaları araştırma amaçlı izlemek istiyorlar. Yapılacak bu çalışmanın sonunda 150 dolar vermeyi taahhüt ediyorlar.

Bankalar ve Güvenlik

2 yıl evvel Yapı Kredi Bankası ve Hırsızlık diye bir yazı yazmıştım. O zamanlar gerçekten müşterilerini mağdur eden ve sanal hırsızlıklara omuz silken bir bankayla karşı karşıyaydık. Bu yazının akabinde Sanal Banka Mağdurları diye bir yazı daha kalem alıp burada başka değerlerle ilgili bilgiler vermiştim. Bildiğim kadarıyla Yapı Kredinin içinde bir şebeke ilk yazdığım yazıyla ilgili tespit edildi ve mahkemeye çıkartıldı. Sonuçları ne oldu bilmiyorum ama bu işin peşinden koşan kimselerin olduğunu biliyorum.

Bugün internette başka neler var diye bakarken İlyas Teker‘in online bankacılık, internet bankacılığında güvenlik ve banka siteleriyle ilgili çok detaylı ve faydalı bir değerlendirme yazdığını gördüm. Sitelerin sms gönderip göndermedikleri, şifreyi sanal klavye üzerinden girme imkanı sunup sunmadığı v.s. gibi birçok yönden incelemiş ve bence çok güzel bir yazı ortaya koymuş.

Benim buna eklemek istediğim küçük bir not var. Türkiye’de BT sektöründe çalışırken, Amerika’nın güvenlik ve bankacılık konusunda çok ileri olduğunu düşünürdüm, bize devamlı akıllı anahtarlar (smart card) one time password generator dedikleri bir seferlik şifre üreten küçük cihazlar v.s. Amerikadaki güvenlik profesörleri tarafından önerilirdi. Amerikaya gelip gördümkü, burada bildiğiniz kullanıcı adı ve şifreden başka “ÜÇÜNCÜ” bir güvenlik önlemi bulunmuyor. Hangi banka sitelerinden mi bahsediyorum?
Washington Mutual: www.wamu.com
Bank of America: www.bankofamerica.com
American Express: www.americanexpress.com
House Hold Bank: www.householdbank.com

Bundan önce kullandığım ve adını burada sayabileceğim birçok bankayı bu listeye ekleyebilirim. Nihayetinde Amerikada 8500’ün üzerinde banka bulunuyor. Türkiyedeki güvenlik önlemleri bir güvenlikçi olarak bence çok güzel ama biraz paranoya noktasına taşınıyor gibi geliyor bana. Bunu demekle birlikte Amerikadaki bankalarındaki hesaplarınızın FDIC denilen devlet kurumu tarafından 100 bin dolara kadar sigortası bulunuyor, dolayısıyla paranız sanal hesabınızdan çalındığı durumda, hemen geri alma imkanınız bulunuyor, Türkiye’de maalesef bu bulunmuyor.

Google Formlara ve İnternetteki Veritabanlarına Dalmayı Hedefliyor

Google o kadar büyüdüki, artık onu takip eden ve sadece Google’ın ve diğer arama motorlarının yaptığı gelişmeleri duyurmaya çalışan siteleri doğurdu. Bu sitelerde son birkaç aydır devamlı bir konudan bahsediliyor. “Deep Web” ,webin derinlikleri. Şu ana kadar arama motorları teknolojisi tamamen linklere dayalı bir yol izlediler. Bi site kendilerine submit edildiyse veya başka sitelerden linklendiyse, gidip indekslediler. Şimdi ise teknolojiyi daha da derinleştirmeye ve arama yapılacak alanları genişletmeye çalışıyorlar.

Google indeks olarak trilyonuncu web adresini indekslemeyi çoktan geçti. Şu anda indeksinde arama yapabileceğimiz trilyondan fazla sayfa olan, 10’larca datacentera dağılmış, 10 binlerce serverın üzerinde çalışan devasa bir yazılım var karşımızda. Ama artık konuşulan webin yüzeyinde gözüken web sayfaları değil, webin derinliklerinde bulunan formlar ve databaseler. Bu databaselere dalarken amaçladıkları şeyde bir o kadar büyük. Artık Google yapay zekayı parmak uçlarınıza getirmeyi hedefliyor. Örneğin, “İstanbuldan Ankaraya cuma günü en ucuz kaça giderim” diye aratabileceğiniz ve buna cevap verebilecek birşey yapmaya çalışıyorlar. Semantics denilen, anlambilimini kullanmak, önce internette gördüğü veritabanlarını tanımak ve anlamlandırmakla başlanacak süreç, sonrasında sizin verdiklerinizi anlamlandırmakla devam edecek ve en sonunda bu ikisi arasında eşlik kurmaya çalışılacak.

Bu tür akıllı denilebilecek ama gelecekte belki aptalca ve çok basit bulunabilecek sorguları Google şu anda zaten sunuyor. Örneğin Google’dan girdiniz:
500000 + 1231923842131 dediğiniz zaman bunu toplama işlemi olarak tanımlayıp toplama sonucunu veriyor. Bu neredeyse birçok matematiksel işlem için geçerli. Dolayısıyla siz o anda sorunuzun cevabını bulmuş oluyorsunuz, daha fazla arayıp taramanıza gerek kalmıyor. Google işte bunun peşinde.

Bu tür örnek aramalar neler olabilir diye merak ediyorsanız benim kullandığım basit bir listeyi burada yazıyım:
– a+b a*b a-b a%b basit işlemler. Bunu isterseniz ingilizce tabirlere aşina iseniz (sqrt = kare kök, ^ = üssü işlemi) şeklinde genişletebilirsiniz.
– 15 cm to inch (santim inç dönüşümü için)
– 15 kg to pound (kilo pound dönüşümü için) aynı şekilde 15 kg to lbs
– istanbul weather (istanbulun 4 günlük hava tahmini)
– istanbul time (istanbulda şu anki yerel zaman)

Bu örneklerle ilgili aklıma gelenler bu şekilde. Başladığımız konuya devam edelim. Google formları ve arkalarında yatan belki milyonlarca kayıtlık veritabanlarını indekslemek, öğrenmek ve bunları sorgulanabilir hale getirmek istiyor. Bunu yapabilmek için de öncelikle veritabanlarını tanıması gerekiyor. Örneğin sanatla ilgili, teknoloji ile ilgili, sporla ilgili sitelere geldiği zaman; tutup sanat sitesine futbol kuralı diye bir arama göndermemesi gerekiyor. Bunları ayırt etmek, çıkan sonuçları ayrıştırmak ve öğrenmek, şu anda geleceğe atılan bir taş gibi gözüküyor ama Google’ın bunun peşini bırakma niyeti yok gibi gözüküyor.

Buna benzer bir projeyi Utah Üniversitesinden Prof. Juliana Freire DeepPeep (www.deeppeep.org) sitesinde yapmaya çalışıyor. Şu anda çok küçük bir örnek üzerinde çalışan bu siteden mantıklı bir sonuç almak çok uzak gözüküyor ama en azından neye benzeyeceğini merak ediyorsanız bakabilirsiniz.

Laptopa,klavyeye çay döküldü ne yapmalıyım?

Bilmişlikten değil gerçekten laptopa birkaç defa çay, kahve dökmüş birisi olarak yazıyorum 🙂 Bu yazı aslında acil bilgi rehberi olarak bilgisayar kullanan herkesin okuması gereken bir yazı. Allah korusun laptopunuza çay kahve döküldü ne yapacaksınız? Laptopunuza bişey döküldüğü zaman saniyelerle ifade edilecek bir zaman dilimi var. Çok hızlı ve seri hareket edip, sıvıyı dışarıya atmanız gerekiyor.

Bugünlerde herşeyi laptopun başında yapar hale geldiğimiz için bu gerçekten olası bir durum. Ben şu ana kadar kullandığım laptoplara “ye kürküm ye” hesabı birkaç kez çay içirdim ama çok şükür çalışmaya devam etmelerini de sağlayabildim.

İlk 15 saniyede yapmanız gerekenler:

  1. Yanlış bilinenin aksine saç kurutma makinası alıp kurutmayı denemeyin. HEMEN, BİŞEY DÖKÜLÜR DÖKÜLMEZ TERS ÇEVİRİN.

    Bu gerçekten çok önemli. Sıvı maddeler ne kadar az devreye dokunursa, o kadar durumu kurtarma ihtimaliniz artıyor. Onun için laptopunuza, bilgisayarınıza, klavyenize çay dökülür dökülmez ters çevirin ve sallayın, sıvının daha içlere girmesine mani olun

  2. Laptopu veya klavyeyi sallayıp içinden sıvıyı çıkartmaya çalışırken bir yandan da süpürge gibi bişey arayın, süpürgeyle sıvı nereye döküldüyse orayı ve etrafı yine laptop ters çevirilmiş bir şekilde çekin.
  3. Süpürgeyle de çektikten sonra isterseniz kurutma makinası kullanabilirsiniz ama ben şu ana kadar kurutma makinası kullanmadım, onun yerine nereye sıvı döküldüyse orayı açıp kurulamayı tercih ettim.

İlk 15 saniyeyi kaçırdıysanız:

  1. Pirinç nemi çok güzel emiyor ama laptopu tamamen içine alacak şekilde bir pirinç sistemi nasıl kurabilirsiniz bilemiyorum. iPhone 4s telefonumu kızım tuvaletin deliğine attıktan sonra 2 gün pirinç içinde bıraktım ve telefon tekrar çalışır vaziyete geldi. İğrenç bir durum oldu ama yine de pirinç mucizesini bu şekilde görmüş oldum. Laptopunuzu üstte yazdığım metodlarla kurtaramadıysanız, 1-2 gün büyük bir pirinç kabının içine koyarak sistemdeki bütün nemin emilmesini sağlayıp sonra tekrar çalışıp çalışmayacağını deneyebilirsiniz.

Eğer bu dediklerimi su-çay dökülme hadisesinden hemen sonra yaptıysanız laptopunuzu, klavyenizi kurtarmanız muhtemeldir (ben kurtarabildim) ama panik yapıp, aboovvv filan moduna girerseniz, internetten yeni bir laptop siparişi vermeye başlasanız iyi olur 🙂

css.php