İçeriğe atla

Mehmet Büyüközer tarafından yazılmış tüm yazılar - 3. sayfa

Fileserve-Megaupload v.s. den sonra internetten nasıl dizi indiririm?

Önce hotfile.com, sonra megaupload daha sonra da fileserve teker teker patladı. Hotfile.com hiçbir sorgu sual sormadan farklı IP kullanıldı bahanesiyle hesabı kapattı, megaupload yakın zamanda patladı, fileserve de megaupload korkusuna sitesini film, program paylaşımı yapanlar için kullanılmaz hale getirdi. Bir nevi “bir aslan miyav dedi” mealinde birşeyler yaşandı ve şu an geldiğimiz noktaya geldik.

Dizi upload eden arkadaşlar (örn: dizi.nl) ne kadar bu işten para kazanmadıklarını, sırf amme hizmeti yaptıklarını iddia ettiyseler de diziyi yapanlar ve seyredenler haricinde herkes bu işten para kazandı-kazanıyor. Şimdilerde upload.to v.s. gibi siteler para ödüyor ona aktarıyorlar ama artık toplamda $200 bu dosya aktarma sitelerine kaptırdıktan sonra bu işe para ödeyecek benden metelik çalışmaz.

Peki ne yapmak gerekiyor? Benim bulduğum en hızlı ve kolay metodu sizlerle paylaşıyım.

Malzemeler:
1- Firefox
2- Flashgot eklentisi (www.flashgot.net)
3- Flashget (www.flashget.com) veya başka bir hızlı dosya indirme programı
4- Mümkünse AdBlock eklentisini de kurunki internetten dizi izletme iddiasındaki arkadaşların reklamlarla öldürdüğü sayfalarda boğulmayın
5- Firefox’u sadece bu yazı için kurduysanız (vah vah) Görünüm (View) -> Araç Çubuğu (Toolbars) -> Eklenti çubuğu (Add-on bar) yapmayı unutmayın

Dizinin indirilişi:
1- Google.com u açtıktan sonra sol taraftan Videolar sayfasına tıklayın (http://www.google.com/videohp)
2- İndirmek istediğiniz dizinin adını (örn: kurtlar vadisi 146) aratın
3- Sonuçlar çıktıktan sonra sol taraftaki filtre kısmından >20 dakikadan uzun seçeneğine tıklayın
4- Çıkan sonuçlardan izlemek istediğiniz bölümü tıklayın (tercihen 1 saatin üzerinde olanlar en ideal olanları)
5- Hangi siteye gittiyseniz reklamları v.s. kapattıktan sonra vidyo oynamaya başladığı zaman Firefox’un “Eklenti çubuğu”nda bir vidyo filmi ikonunun belirdiğini göreceksiniz. (aşağıda)
6- Bu ikona tıkladığınız takdirde otomatik olarak Flashget yada hangi programı indirdiyseniz o program devreye girer ve indirme işleminiz başlar.

Flashgot iconu

Not: Flashget veya başka bir dosya indirme hızlandırma programı kurmak zorunda değilsiniz. Firefox’un kendi “indirme yöneticisi” de işe yarıyor ama diğerleri 5-6 tane aynı anda bağlantı kurmak suretiyle bir dosyayı çok daha hızlı sürede indiriyor.

Gördüğünüz gibi sağa sola para vermeden, biraz daha düşük kalitede ama reklamlarla boğuşmadan dizi izlemek mümkün.

İyi seyirler

FBI Sosyal Ağları (Facebook,Twitter v.b.) nasıl takip etmek istiyor

Bugün takip ettiğim internet sitelerinde FBI’ın Sosyal ağları takip ettirmek için hazırlatmak istediği program haberi geldi. Bu linkten (PDF dosyası) kaba hatlarıyla nasıl bir program yazdırmak istediklerinin genel çerçevesi belirtiliyor.

Facebook hesabımı neden kapattığımı soranlara, “bundan 15 yıl sonra, yazdığın bir şeyin, gönderdiğin bir dosyanın hatırlatılmasından hoşlanır mısın?” dediğimde anlam veremiyorlardı ama işin aslını düşündüğünüz zaman ve arkanızda ne kadar çok bilgi bıraktığınızı değerlendirdiğinizde Facebook’tan aldığınız karşılığında verdiğiniz arasında büyük bir uçurum bulunuyor. Eğer 5-10 yaşlarında çocuğunuz varsa, artık bütün çocukluğu, ergenliği, gençliği, bekarlığı ve evliliği sanal ortamda dolayısıyla bu ortamları izleyen, gözleyen, takip eden ve kaydeden insanların elinde bulunuyor. Bu insanların arasında yabancı ve yerel devlet kurumları, istihbarat kuruluşları, sosyal ağlar üzerinden bilgi satın alıp size mal satmak isteyenler, sigortacılar, bankacılar aklınıza ne geliyorsa. Sizin belki profilinizde bulunduracağınız bir nüshayla değil en azından 10’larce belki 100’lerce nüshasını gerektiğinde kullanılacak şekilde katlanmış, kolalanmış şekilde arşivliyorlar.

Facebook’un “Gizlilik şartnamesi” ile ilgili yaptığı ilk değişiklikten sonra hesabımı sildim (2009). O değişiklikte şunun mealinde bir ifade geçiyordu:

“Facebook sunucularına gönderilen bilgiler, sunucularımızın fiziksel olarak bulunduğu datacenter’ımızın bulunduğu alana girdiği an, mülkiyet hakkı Facebook’a geçmiştir”

Yani bilgisayarınızdan Facebook’a gönderdiğiniz bir karakter, bir harf, bir isim, bir resim, ne olursa olsun, onların sunucularına girdiği an bütün mülk hakkı onlarındır ve sildirtme, kaldırtma gibi görsel olarak hakkınız bulunsa da, bu bilgilere sadece sizin ve arkadaşlarınızın erişimini iptal etmek suretiyle size göstermeyip kendi sunucularında muhafaza etme hakkı tamamen kendilerine ait ve buna karşı söyleyebileceğiniz-yapabileceğiniz hiçbirşey yok.

Benim saklayacak birşeyim yok diyenlerdenseniz, en yakın arkadaşlarınızla en son ettiğiniz kavgayı ve akabinden kendisiyle özel paylaştığınız sırlarınızı başka kimseyle paylaşıp paylaşmayacağıyla ilgili hissettiğiniz o huzursuzluğu hatırlayın ve 10’la katlayın, işte onun karşılığı Facebook, Twitter ve diğerlerine tekabül ediyor.

Acizane tavsiyem, kendi hesabınızı, ailenizi ve EN ÖNEMLİSİ küçük çocuklarınızı en acil tarafından Facebook’tan koparın.

Ağrı Dağına Uzaydan-Uydudan bir bakış

Ermenistan devlet başkanı Sarkisyan’ın yaptığı “Karabağı biz aldık,Ağrı’yı da siz alın” açıklamasının akabinde Google’da araştırma yaparkan, Ağrı dağının uzaydan yakın çekim yapılmış bir fotoğrafına rastladım. Resmin üstüne tıklarsanız daha genişlemiş halini görebilirsiniz.

Resimdeki ingilizce ifadeler: Ararat – Ağrı dağı, Armenia – Ermenistan, Java Flows – Lav akıntıları

Ağrı Dağının Uzaydan çekilmiş görüntüsü
Ağrı Dağının Uzaydan çekilmiş görüntüsü

ISS028-E-15023 numaralı bu fotoğraf, Nikon D2Xs dijital kamera ve 65 mm lenslerle 8 Temmuz 2011’de çekilmiş ve ISS Crew Earth Observations deneyi ve Johnson Space Center’deki Image Science & Analysis Laboratory tarafından paylaşılmıştır.

PKK (firatnews) ve Siyonistlerin (odatv) siteleri

PKK ve yeni yeni tanıştığımız Ergenekon-Balyoz davalarının arkasındaki insanlar (yaratıklar)… Bu davalar ve bu olaylar, PKK ile bize uzun zamandır oynatıldığı için baştan garipsedik sonra kolay alıştık. Peki bu davalara konu olan kişiler bu kadar kolay alıştı mı? Alışmadılar ve hergün aleyhte; tehdit, saldırı, hakaret ve tecavüzde bulunuyorlar. Bunların bir kısmı medyada yankı buluyor büyük bir kısmı bulmuyor ama bu kişiler hem ideolojilerini hem de fikirlerini yaymaya devam ediyorlar.

İnternette bu kişilerin sözcülerine nasıl ulabilirsiniz?
PKK’nın ve PKK sözcülerinin bütün haberlerini Hollanda’dan yayın yapan firatnews.org sitesinde saatlik güncellemelerle takip edebilirsiniz.

Siyonistlerin yayınlarını yayınlayan odatv.com malum başı da sabateistler ve beyaz türkler hakkında kitap yazan ve onlardan hoşlarına gitmeyenleri ifşa eden Soner Yalçın efendi.

Bu iki sitenin haricinde PKK’nın doğuda açtığı irili ufaklı haber portalları. Örneğin Batman PKK sorumluluları: durushaber.com Hakkari PKK sorumluluları yuksekovahaber.com Ağrı ve Van’da da var ama bu siteleri güncelleyecek çok vakitleri yok, daha çok firatnews.org u güncelliyorlar.

Guncel-online.net mevzusu
Bir de enteresan bişeyden bahsetmek istiyorum. Firatnews.org haricinde bu kişilerin bir de geçen sene aktif olan gundem-online.net diye siteleri vardı. Gece gündüz Türkiye aleyhinde yazılar yazar, hakaretler ederdi. 4-5 ay kadar evvel site birden yayından çıktı. Arada bir kontrol etmeye devam ediyordumki site birden ERMENİCE bir haber portalına dönüştü. Şimdi eğer gundem-online.net sitesine girerseniz ne dediğimi anlayacaksınız. Acaba neden bir başka dile değişmedi de Ermeniceye değişti? Gundem-online.net ve abdullah-ocalan.com siteleriyle alakalı önceden yazdığım bir yazıyı da dikkatinize sunuyorum.

PKK’lılıklarından ve BDP’liliklerinde en çok da kürt geçmişinden ve kafatasçılıkla bişeyler yapmaya çalışanlara sesleniyorum.

Tarihinizi Fransada, dilinizi Ermenistanda, kuluçka döneminizi Suriyede, askeri eğitiminizi İsrailde ve bunlar için bütün paraları da EROİN, KOKAİN ve ESRAR ticaretinden beslenerek oluşturmaya çalıştığınız davanız, şehitleriniz ve kurmaya çalıştığınız özerk demokratik bölgesi, size HELAL olur mu? size YAR olur mu? Bu dünyananın bir ahireti, bu hayatın bir berzahı (kabir hayatı) varsa sizi toprak bünyesine alır mı?

Sizi değil İsrail’deki ağa babalarınızı, Ariel Sharoun’unuzu ve nicelerini almadı sizi de almaz, almıyor ve almayacak.

Hesaplanmış Kaos – Calculated Chaos – Danışıklı Dövüş

Türkiye’yi kaybetme ve ipini elinden kaçırma korkusu olanların planladığı bir kaosun tam ortasına düşmüş durumdayız. Ergenekon, Balyoz ve KCK. Üçünün de ucu dünyayı kontrol etme hırsıyla yanıp tüten ve bütün varlık nedenlerini buna adamış siyonistlerin kontrolünde, Türkiye’nin içine yerleştirdiği ajan-terörist-hain odakları.

“Kontrolü ele geçirdiniz, söyleyin ağzınıza geleni” diyen arkadaşlarıma defaatle anlatmama rağmen anlamadılar, anlamıyorlar. Türkiye’de olan ve sanki devletin zirvesinde gerçekleşiyor gibi gözüken bu mücadele, neredeyse Yüzüklerin Efendisi filmindeki, iyilik savaşçılarıyla – kötülüğün kalesi arasındaki savaş kadar keskin bir savaş. Bu savaş, Türkiye’yi 1800’lerin sonundan itibaren beri eline geçirmiş, Kazım Karabekir’in insafına sığınan doğudaki gayr-i müslim gençlerin orduya teğmen olarak girmesinden, 60’lardan başlayan ihtilal kuşaklarına ve 90’lardeki faili meçhul cinayetlere kadar uzayıp giden bir savaştan bahsediyoruz. Hak ile batılın, bir milletin sadece dini ve milli değerleri değil, neredeyse özgürlüğünün ve varlığını Anadoluda sürdürebilmesiyle alakalı bir savaş.

Bunu göremeyenler ve bunların içeride ve dışarıda kimlerle ilişkili olduğunu anlamayanlar, olayın açık-seçik nerelere gittiğini bırakın anlamayı, tasavvur bile edemezler. ABD’deki siyonist lobilerinin birebir sinir ağlarıyla bağlı olduğu ve Türkiye içinde irtibatta olduğu odakları ben bir zatihi müşahede ettim. Türkiye içinden İsrail’e; Genel Kurmayın, bu ülkenin kalbinin geçtiği karargahında gizli odalarda “canlı istihbarat” gönderdiğini ve bu odalara savcılar-hakimler gönderilmek suretiyle, bu kişilerin devletin en mahrem yerlerinden çıkartıldığını ne çabuk unuttuk? ABD’nin Orta Doğu, İsrail, Balkanlar, Avrupa, Rusya ve bütün dünya genelindeki stratejilerini anlamaya kafa yormayan ve bu stratejilerin içinde ve dışında Siyonistlerin nerede durduğunu göremeyenler, kat-i surette ne Türkiye’nin ilerlemesini, ne de birgün Ortadoğuda baskın güç olabileceğini anlayamıyorlar.

Gelelim “hesaplanmış kaos” meselesine. Recep Tayyip Erdoğan bütün seçim kampanyası boyunca “MHP-CHP-BDP bunların hepsi aynı” diye diye dolandı ama kimse dinlemedi, buna ben de kısmen dahilim. Şimdi dönüp bakıyorumki, aslında hakikati söylemekten başka birşey yapmamış. Neden mi?

CHP – Ergenekon sanıklarından 2 tanesini aday yaptı
MHP – Balyoz sanıklarından 1 tanesini aday yaptı
BDP – KCK sanıklarından 1 tanesini aday yaptı

Dikkatiniz çekiyor mu? Her birisi, Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde başına açılmış en büyük politik davalardan “1’er tane numunelik” aday seçmişler. Peki hedef nedir? Hedef, kanunlarla ve sistemlerle donatılmış koca bir devin beyninin içine bomba atmak. Nasıl? Bu davalarda göz altında bulunan 1’er kişiyi “kaçma tehlikesi yok” demek suretiyle çıkartabilirlerse, bu davalardan şu anda göz altında tutulan bütün sanıklar serbest kalacak. “Bu kişilerin de bir kaçma tehlikesi bulunmuyor ve eğer bir tanesi milletvekili olup çıkabiliyorsa kalanlarının günahı ne” denmek suretiyle kalanların hepsini de davalardan evlerine göndertcekler. Peki benim bu duruma “danışıklı dövüş, önceden hazırlanmış senaryo” dememin sebebi nedir? Bu konuştuğumuz numune alma, bütün bu davalardan tutukluların dışarı çıkartılması projesini, bizle “Türkiye yine seçime gidiyor, hadi şu gündem bi durulsun da kafamız rahatlasın” dediğimiz Şubat-Mart aylarında, bundan 3-4 ay evvel tasarladılar.

Şimdi birileri: “Efendim, zaten hukuka aykırı bir durum var, geç kalmış adalet adalet değildir.” Sistemin köküne ve devletin hukuki düzenine alenen tecavüz edilmeye çalışılmasa, yani sizin yaşamınıza kasteden bir yabani hayvanın varlığı ve buna karşılık sizin bu hayvanı elinden-kolundan tutup bir kenara hapsetmeniz gerekmese – Kesinlikle haklısınız. Ama belirttiğim gibi, bu kişilerin kurduğu kuruluşular ve aralarındaki bağlar neredeyse temeli 1600’lü yıllarda atılmış ve 400 yıldır gizli gizli ilerleyen grupların kontrolüyle hareket ediyor. Bu kadar derinden ve köklerden giden bir mikroba karşı siz nasıl mücadele edebilirsiniz?

Peki CHP – MHP ve BDP nasıl aynı? CHP ve MHP’nin içinde Anayasa ve Ceza Hukuku profesörleri var. BDP’de ve PKK’lılarda zaten avukattan bol bişey yok. Bunların hepsi bilinçli ve aralarında irtibatlı yapılmış bir koordinasyon ile, her birinin 1’er tane göstermesiyle bu mukavemeti kırmak, toplumda bir kaos çıkartmak ve seçimlerden daha yeni çıkmış bir ülkeyi tekrar bir bilinmezliğin içine sokmak için yapmışlardır. Bu savaşta CHP’nin önderliğini belirtmek için CHP 2 aday göstermiş, MHP 1 ve BDP 1 olmak üzere; bu hukuki mücadeleden en çok hasarı CHP alıyor gibi göstermek suretiyle, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin daha çok sesinin çıkması hedeflenmiştir.

CHP ve BDP’nin nabzını yakınen takip etmek istiyorsanız iki tane siteyi bir gözlemci gözüyle izlemenizi tavsiye ederim.
odatv.com -> CHP’yi ve CHP’nin içindeki odaklar
firatnews.eu -> BDP ve PKK TERÖRİST ÖRGÜTÜ içindeki odaklar

Yukarıda bahsini ettiğim konuların, ingilizce tabiri Calculated Chaos – Hesaplanmış Kaos (11 Eylül saldırılarında olduğu gibi) ve bizim öz türkçemizdeki karşılığı Danışıklı Dövüştür.

Doğuda görev yapan bir doktorun BDP’li ve PKK’lılarla ilgili izlenimi

Anti PKK - Terorist Abdullah OcalanHürriyet Gazetesi Yalçın Bayer 13 Haziran tarihli köşesinden alıntı yaptığım mektubu alta ekliyorum. Geçenlerde yazdığım Her Fırsatta Kürtlükleriyle Övünen Ayrımcı BDP’li – PKK’lılara yazısını geçen hafta izlediğim bir tartışma programının akabinde, belki bu insanlara çok yüklendim ve haksızlık yaptım diyerek siteden kaldırdım. Ama devletin doktorunun Doğu ile ilgili yazdığı mektubun %99’unun benim bildiklerimle, gördüklerimle ve duyduklarımla paralellik gösterdiğini görünce artık şeksiz, şüphesiz hem o yazıyı yayına geri koydum, hem de bu yazıyı yayınlıyorum. Bu mektupda belirtilenin yanında “çocuklara eğitim için verilen para 1-2 gün gecikince okula gidip çocukları eğitimden almakla tehdit eden annelerin, kollarında altın bilezik dolu olduğu halde sırf öğretmenler ceplerinden para harcasın diye çocuklara üst baş almadıklarını” biliyor muydunuz?

DOĞUDA YAŞAYAN VE YETİM HAKKI YİYENLERİ ALLAH’A HAVALE EDİYORUM.

(S. Hakyemez, elektronik postayla gönderdiği yazısında bir gerçeği ifade ediyor.)

BURAYA ilk gelince insan önce bir şeyler başarmak istiyor ve bütün olanaklarını zorluyor. Ancak bir süre sonra bütün isteğini kaybedip “Ben burada ne arıyorum?” diye sorgulamaya başlıyor. Malzeme temini yerel firmaların kontrolünde (ki hepsi siyasilerin). Hastane yönetimlerine baskı had safhada. Siyasiler hastane üzerinden resmen devleti soyuyorlar. 1’e mal olanı 4’e satıyorlar.

İnsanlar doktorlara karşı büyük bir öfkeye sahip. Geldiğimden beri darp edilmeyen arkadaşım kalmadı.

Burada halk aşırı şımartılmış. İnsanların işini halletmeyince ya kaymakama gidiyor, ya da “Ben PKK’lıyım, seni vururum” diye tehdit ediliyoruz. Can ve mal güvenliğimiz sıfır. Kimse vergi vermiyor, elektrik-su vb. faturalar ödenmiyor.

Herkese ayda 150 TL çocuk parası (ki çocuk başına), çocuk ultrasonda görüldüğü andan itibaren de mama ve bez parası ödeniyor.
Okula giden her çocuğa devlet harçlık veriyor, harçlık gecikince anneler okulu basıp çocukları okuldan almakla tehdit ediyor.
O çocuklar ne yapıyor peki? Üzerlerinde üniformaları, ellerinde PKK bayrakları ile DTP mitingine gidiyor. Herkese, eksin ya da ekmesin, toprak yardımı yapılıyor (ki zaten kimse ekmiyor ya).
Bu yardımda sadece beyana
bakıyorlar. Adam 5’i 50 yazdırabiliyor. Van’da dağıtılan paraya bakınca, göl bile tarım arazisine sayılsa
az gelir. Her cuma kaymakamlık elden nakdi para dağıtıyor.
Buralarda tek vergi verenler devlet memurları… İnsan içinden ve de dışından lanetler okuyor.
(Bu yazıyı herkese dağıtın, bilinsin. Neden terör de bitmiyor daha iyi anlaşılır sanırım. Terör biterse bu insanlar çalışmak zorunda kalabilir, devlet denetimini daha iyi yapabilir… İsterler mi bu rantın bitmesini!)
Sevgiyle kalın!

GYM FORM ABS & CORE – SAKIN ALMAYIN!

Biraz evvel ShowTürk Euro (gurbetçilere yönelik yapılan yayın) kanalını izlerken “Gym Form ABS & CORE” isimli ürünü gördüm. Bu ve buna benzer ABD’nin artıkları şeklinde olan ürünlerin Türkiye’de satılmaya başlanmasının verdiği hayal kırıklığını bahsetmeden edemiyorum. Bu ürünleri ABD’de bundan 6-7 sene önce sattılar halen satmaya devam ediliyor ama bu şekilde yayınlar yapılarak reklamları yapılamadığı için eski hızında devam edemiyorlar. Bundan dolayı da Telemarket dedikleri satış taktiğiyle Türkiye’de ve 3.dünya ülkelerinde bu ürünleri satmaya başlamışlar anlaşılan. İşin kahpeliğine ve hainliğine bakarsanız, Türkiye’de ve halkımıza yönelik satmaya çalıştıkları ürünlerin “Firma adı”, websitesi bile bulunmuyor. Vapurlarda 1 TL’ye bütün bir ofis araç gerecini satan sahtekarlar gibi bunlar da bir seferlik vurgun yapıp, o an aklını çeldiklere ürünü satıp geçiyorlar. Gerçekten çok yazık.

Bunları belirttikten sonra bu ürünle ilgili benim birebir yaşadığım deneyime geliyim. 2006 yılında kilo vermeye başladığım zamanlarda, karın kaslarım ortaya çıkartmak için ne yapabilirim diye Amazon.com da zayıflama ürünlerine bakarken aynı üreticinin 2006 yılında çıkartmış olduğu başka bir ürününü buldum. Reklamlarından izleyip internetten araştırdığım kadarıyla o ürün ile yeni çıkarttıkları “Abs & Core” ürünü aynı şekilde çalışıyor. İşin enteresanı internette hiçbir yerde bu ürünü ve bu ürünün nasıl çalıştığını izah eden bir çalışma bulamıyorsunuz. Benim deneyimlerimden edindiğime göre bu ürünün çalışma taktiği: Elektrik sinyali vererek kasın tepki vermesini ve bu şekilde oturduğunuz yerden kasın çalıştırılmasını hedefliyorlar. Bu mantıkla kas uyarıya cevap vererek bir kasılma gerçekleştirdiği için zayıflayacağınız ve oradan kas ortaya çıkacağını iddiasında bulunuyorlar.

GYM FORM ABS & CORE ZARARLARI

Gelin görünki kazın ayağı kesinlikle öyle değil. Elektrik sinyaliyle bir manada sinir sisteminize müdahale ederek karnınızda veya cihazı koyduğunuz her yerde bulunan kasların kasılmasını sağlayan alet, vücudunuzun düzenini alt üst ediyor. Bu aleti kullandıktan sonra 3-4 gün tuvalete çıkamadığım, baş ağrıları ve vücudumda çok garip bir huzursuzluk yaşadığımı ben biliyorum. Geri vermeye veya şikayet etmeye çalıştığınız zaman da karşınızda kimsenin olmaması işin ayrı bir boyutu.

Türkiye’ye İnternette Sahip Çıkmak

Bu konuyu çok uzun süredir düşünüyordum ama yazmamı ateşleyen ard arda gördüğüm birkaç yazı oldu. Bunlardan ilki cennet mekan Vahdettin’in devleti sattığını iddia edenlere çok güzel cevap veren (Vahdettin gizli anlaşma yaptı mı?) yazısı idi. Bu yazıyı sonuna kadar okurken, arada geçen ingiliz işgalini yönlendiren ve takip eden isimlerden Lord George Curzon ve Sir George Buchanan‘ı internetten araştırmaya başladım. Bu sırada nam-ı diğer “Ermeni soykırımı yalanı” meselesiyle ilgili yazılarını çok beğendiğim http://www.tallarmeniantale.com/ sitesi ilk sırada çıktı. Buradan da İngilizlerin Türk ve Osmanlı için çıkarttığı yalanları dile alan, 2001 yılında dile alınmış British Propaganda and the Turks (ingiliz propagandası ve türkler) isimli makaleye denk geldim.

Buraya kadar herşey süt liman. Yazıyı okumaktan hoşnut oldum ve digg.com sitesindeki hesabıma kaydetmeye karar verdim. İşler tam burada karıştı. Baktımki böyle can alıcı ve önemli bir makaleyi kaydeden ilk kişi benim!!! Bunun akabinde bir de “armenian” (ermeni) diye aratıyım dedim. İlk 10’da çıkan ve Ermenilerce kaydedildiği bariz gözüken yazıların hepsi (ekran görüntüsünü altta bulabilirsiniz) “Obama’nın Ermeni soykırımını kabul etmesi”, “Temsilciler meclisinin Ermeni soykırımını kabul etmesi” v.b. yazılarla ilgili. Lafa gelince tükürüğümüzle boğarız dediğimiz kitleler bizleri internette, meclislerde ve uluslararası çapta yerle yeksan edip ağzımızı açtırmıyorlar bile.

Peki digg.com delicious.com stumbleupon.com gibi sitelerde bu gibi haberlerin en üst sıralarda çıkmasının bize ne yapar?
Bu siteler günde milyonlarca ziyaretçi alan ve bir nevi internetin sosyal seyrini belirleyen siteler. Kaydedilen haberler kimi zaman birkaç saat içinde yüzbinlerce ziyaretçi alabiliyor. Dolayısıyla verilmek istenen mesaj çok kısa sürede bütün dünya nüfusuna ulaştırılabiliyor. Kendi ziyaretçileri haricinde Google, Yahoo, Bing gibi arama motorlarının haber sayfaları da bu sitelerde ilgi gören ve rağbet gören haberleri daha üst sıralarda gösteriyorlar.

Ne yapmalıyız?
Hemen digg.com, delicious.com ve stumpleupon.com sitelerinde hesap açmalısınız. Forum veya email hesabı açmaktan farksız, email adresi, kullanıcı adı ve şifre tanımlamak suretiyle hesap açabilirsiniz. Bu işlemleri ekran görüntüleriyle anlatan (Yazı 1: Digg this post nasıl kullanılır? Yazı 2: Digg nedir? Ne işe yarar? Nasıl kullanılır?) Hesap açtıktan sonra, örneğin “armenian” diye aratıp çıkan haberlerden bizim aleyhimize çıkartılmış olanları “Bury” diyerek gömebilir ve üst sırada çıkmalarına mani olabilirsiniz.

“Ermeni soykırımı” yalanına karşı, Filistinde ve Irakta öldürülen kardeşlerimizin katline karşı birşey yapamıyoruz diye hayıflanıyorsanız en azından elimizde böyle bir silah bulunuyor.

Dünya ülkelerinin askeri / silah harcamaları ne kadar?

Google Dünya bankası verilerini bünyesine kattı ve bu bilgileri arama şeklinde yapıldığı zaman sunuyor. Bu bilgilere ulaşmak için: “military expenditure” yazabilirsiniz. Google türkçeden “ordu harcamaları” ve “military expenditure” diye aratmaya çalıştım ama wikipedia önde çıkıyor onun için özel verilerin ve grafiklerin gösterildiği kısıma erişmek için altta verdiğim linki kullanabilirsiniz. Verdiğim linkte ayrıca Türkiye’nin bölgesinde etkin olan ABD, İsrail, Suriye, Ermenistan (etkin değil ama görmek istedim), Azerbaycan ve Yunanistan’ın askeri harcamalarıyla bir nevi Türkiye’nin durumunu karşılaştırmaya çalıştım.

Yapabileceğiniz diğer aramalar:
CO2 emissions
Electricity consumption
Energy use
Exports as percentage of GDP
Fertility rate
GDP deflator change
GDP growth rate
GNI per capita in PPP dollars
Gross Domestic Product
Gross National Income in PPP dollars
Imports as percentage of GDP
Internet users as percentage of population
Life expectancy
Military expenditure as percentage of GDP
Mortality rate (under 5)
Population
Population growth rate.

http://www.google.com/publicdata?ds=wb-wdi&ctype=l&met_y=ms_mil_xpnd_gd_zs&scale_y=lin&ind_y=false&rdim=country&idim=country:USA:TUR:SYR:ISR:ARM:AZE:GRC:IRN&tstart=567993600000&tunit=Y&tlen=20&hl=en_US&dl=en

Biz neredeyiz uzay nerede? Devletlerin uzaydaki uydularının sayısı

Bu fotoğrafı görünce (büyük hali için lütfen üstüne tıklayın) “big brother” olarak nitelendirilen “büyük abiler” nerede biz neredeyiz diye düşünmeden edemedim. Biri bizi gözetliyor mu yoksa biri bizi yukarıdan özetliyor mu siz karar verin. Bu fotoğrafa ve geldiğimiz şu noktaya bakınca ergenekon, balyoz ve diğer bütün gazozların ne kadar boş olduğunu ve bizim nelerle zaman kaybedip, nasıl geri kaldığımızı düşünmeden edemedim.

Dünya devletlerinin uzayda bulunan uydularının sayısı ve oranları

Amerikada yaşayan İsrailli yahudilerle ilginç bir deneyim

Uzun uzun İsrail ve komplo teorileri yazmayacağım, söz veriyorum 🙂 Dün bir arkadaşım Miami’den aradı ve yaşlı bir İsrailli ailenin yanında olduğunu, bilgisayarlarında problem olduğunu ve benim yardım edip edemiyeceğimi sordu. Ben de tabi ne olacak dedim ve bilgisayarlarına uzaktan bağlandım. Ekran görüntülerinde ve Internet Explorer ayarlarında bozukluklar vardı, onları düzelttim ama bunları düzeltirken birşey dikkatimi çekti. Benim de takip ettiğim İsrail’in istihbari yayın organı olarak tanınan http://www.debka.co.il (ibranicesi) bütün internet tarayıcılarının (internet explorer – firefox) ana sayfasıydı. Bunu gördükten sonra http://www.debka.co.il ve http://www.debka.com ‘un sitelerinin içeriklerini Google Çeviriyi kullanarak karşılaştırdım ve içeriklerinin farklı olduğunu farkettim. Debka’nın ingilizcesinde Dubai suikasti ve diğer dış haberlere yer veriyorlardı, ibranicisi ise baştan sona İran haberleriyle doluydu. Diğer bir ilginç yanı da bizim halkımızın avam kesiminin ana sayfaları hep gazetelerle dolu iken, İsraillilerin istihbarat siteleriyle dolu olması ve onları takip ediyor olmasıydı.

debka.co.il sitesinin türkçesi: http://bit.ly/9IsKRk
debka.com sitesinin türkçesi: http://bit.ly/cHnMdO

CSS ve Fatih Hayrioğlu’nun kitabı

CSS bilgilerimi tazelemeye ve en son table ve classlarla bıraktığım bilgilerimi nihayet AJAX, CSS 2.0 ve mümkünse CSS 3.0 ile tazelemeye karar verdim. İngilizce kaynaklardan araştırırken Fatih Hayrioğlu’nun web sitesine denk geldim. Yazılarını, örnek kodlarını kolaçan ederken CSS kitabı kısmıyla karşılaştım. Bu kısma göz attım atmasına ama indirip kafa atmaktan başka çare olmadığına kanaat getirdim. Amatör ruhlu çok güzel ve ince eleklerden geçirildiği belli olan bir çalışma olmuş. Sitesine yorum bırakıp teşekkür etmeyi düşündüm ama teşekkür edenlerin sayısı 1000’i aşmış, 1001 olmaktansa buradan hem tanıtım yapıp, hem link verip hem de teşekkür etmek istedim.

CSS öğrenmek isteyen ve türkçe kaynaklar bulmaya çalışan arkadaşlara tavsiye ederim.

http://rapidshare.com/files/95016847/CSS_GIRIS.zip
http://rapidshare.com/files/305881410/CSS_GIRIS.zip

FBI şüphelendiklerinin cep telefonunu resmi izin olmadan takip ediyor

Malum Türkiye Ergenekon, Balyoz ve diğerleriyle ilgili yankılanmaya devam ederken, Amerikada enteresan bir haberle karşılaştım. ABD’de 277 milyon telefon kullanıcı bulunuyor ve FBI bunlardan istediğini hiçbir mahkemeden izin almadan “rutin takip” diyerek takip altına alıyor. Bu takipleri de kayıt altına almadıkları için kimin takip edildiği ve ne bilgileri toplandığına avukatlar mahkeme açtığı zaman ulaşılamıyor.

Kaynak: Newsweek
türkçe çevirisi: http://bit.ly/9fe4af
ingilizce: http://www.newsweek.com/id/233916

Pentagon yosundan jet yakıtı üretmeyi planlıyor

Bundan sonra internet serüvenim esnasında kısa kısa notlar düşmeye karar verdim. Twitter misali olacak ama bunları paylaşmanın faydalı olacağına inanıyorum. Bunların birçoğu yabancı kaynaklar olacağı için Google türkçe çevirisiyle birlikte link verip ingilizce bilmeyenlerin de faydalanmasına bir nebze de olsa katkı olmaya çalışacağım.

Pentagon 2011’de yosundan jet yakıtı üretim testlerine başlamayı, testler başarılı geçerse 2013 yılında üretime başlamayı planlıyor. Hali hazırda $2’a yosundan petrol üretildi şu anda $3’dan daha aza jet yakıtı üretimi planlanıyor.

Kaynak: Guardian, türkçe çevirisi http://bit.ly/bk9NHt
ingilizce: http://www.guardian.co.uk/environment/2010/feb/13/algae-solve-pentagon-fuel-problem

Habertürk TV’ye gönderdiğim mesaj

Yazımın altına, Habertürk’e ve Fatih Altaylı’ya gönderdiğim mesajı ekledim, tabi hiçbir cevap gelmedi. Demokrasiden ve sosyal haklardan akşama kadar dem vuran bir kanalın, cevap vermeye tenezzül bile etmemesi çok rahatsız edici.

Siz de kendilerine mesaj göndermek istiyorsanız, sitelerine koydukları bu formları kullanabilirsiniz:
http://bizeulasin.haberturk.com/
http://izleyicitemsilcisi.haberturk.com/

Merhabalar,

Habertürk TV’nin yayın politikası ve olaylara yaklaşımını çok beğeniyorum. Olaylara objektif yaklaştığınızı ve her tarafı konuya dahil ettiğinize inanıyorum. Fakat haber saatlerinin başlangıcında ve haber sırasında çaldığınız müzikler gerçekten çok rahatsız edici. Renkler ve zevkler tartışılmaz ama bu gerçekten bir zevk meselesi değil, çalınan müzikler insanın bütün sinirlerini geriyor ve resmen sinir harbine girip çıkmışa çeviriyor. Bu müzikleri haberler olmadan çalıp kendiniz dinliyor musunuz bilmiyorum ama sinemaların en hareketli ve gergin zamanında çalınan müziklerin, bütün haber bülteni boyunca kullanılması, zaten çok gergin olan Türkiye gündeminin üstüne bi de bizlerin bu şekilde gerilmesi hoş olmuyor.

Ricama ilgisiz kalmamanızı temenni ediyorum. Şimdiden teşekkür ederim.

Nasıl ilerleriz?

Duygu ve düşüncemiz, Amerika’ya, Çin’e, Rusya’ya, Hindistan’a dünyanın neresine gidersek gidelim, insan yapımı olan ne varsa onun ana yapıtaşını öğrenip, Türkiye’ye gelip üretmek olmadıkça hiçbir yere ulaşamayız.

Amerika tink-tankleri ve istihbarat birimleri 21. yüzyılda “sanal savaşları”, “uzay savaşları” için hazırlık yapıyor. 7500 mil öteden (Kaliforniya merkezinden Afganistana olan mesafe) insansız hava araçlarıyla, yerden 10 km. yükseklikten Afganistan’daki hedef belirledikleri yerleri bombalıyorlar. Uzaya özel firmaların uzay cihazı yapıp adam göndermesini planlıyorlar. Ay’a üst inşa etme, orayı işgal etme planları yapıyorlar.

Bu noktalara nasıl geliyorlar? “Hiç ölmeyecek gibi çalışmakla” ve devamlı araştırma yaparak. İşin ilginç tarafı araştırma makalelerinin birçoğu internette mevcut. Doğru dürüst ingilizce öğrenen, ufkuna bunları geliştirmeyi koyan, doğru bilimlerle donanmış kişilerin bunları yapabilmelerinin önünde hiçbirşey bulunmamaktadır.

Bundan önce “IEEE ve Diğer Akademik Kaynaklar” şeklinde yazdığım makaleyle ilgili 1 tane bile email almamak ama günlük “1000 in üstünde” “msn şifremi unuttum” diye siteyi ziyaret edenlerin olması, geçmişimizle ve geleceğimizle ne kadar gururlanabileceğimizin ilginç bir göstergesidir.

Filistin’e yaptıklarından dolayı nefret ettiğimiz İsrail’i yerden yere vursak da, yaptıkları araştırmalarla 50 yıl içinde geldikleri noktayı bahsetmemek tam manasıyla haksızlık olur. Biz nerdeyiz? Darbecilerin bize yaptıklarıyla şikayetlerde, bizi geriye götürdükleriyle. Nasılsak öyle yönetiliriz. Kütüphanelerdeki bütün kitapları okuduk ve toplum olarak çok entellektüel bir seviyeye geldik ve çocuklarımızı farklı türde yetiştirdik de mi bu hallerdeyiz? Yoksa kendi menfaatimiz, bencilliğimiz ve perişanlığımızın peşinden koşturup hiçbirşey yapmamızdan ve başımıza çakalların geçmesinden dolayı mı?

Bloomberg HT ile Habertürk kime göre yayın yapacak??

Habertürk Bloomberg HT ve Michael Bloomberg ve Habertürk Bloomberg ve sorular yazılarını da okumanızı tavsiye ederim.

Bundan önce yazdığım yazıda, NewYork valisi Michael Bloomberg’in yahudi olduğu, İsrail’i alenen ve bizzat defalarca desteklediğini belirttim. Bunun yanında “New York ve İsrail özel bir bağ ile bağlı, milyonlarca New York’lu İsrail için dua ediyor.” şeklinde ifadesi ve Bloomberg Türkiye’nin (Bloomberg HT) yayın politikasıyla ilgili okuduklarımla ilgili (Public Release – Halk duyurusu) bu yazımda, bir sentez ve çıkarım yapacağım. Yazıma kaynak olan bütün kaynakları cümlelerime müteakip veriyorum dolayısıyla siz de takip edip kaynaklarımı inceleyebilirsiniz. Başlayalım…

New York’ta yaşayan Yahudi nüfusu 2001 sayımlarına göre 1.97 milyon yaklaşık 2 milyon diyelim (kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Demographics_of_New_York_City) New York’ta yaşayan yahudiler hem seçim, hem maddi kaynaklar hem de ticaret bağları yönünden çok bağlayıcılar. Bunu vali olarak bir yahudiyi seçip getirebilmelerinden de görebiliyoruz. Şimdi burada ben hipotezimi sunacağım. Hipotezim: “New York valisi Michael Bloomberg’in sahibi olduğu ve merkezi New York olan Bloomberg TV’nin beyin kadrosunda ve kilit noktalarında hep yahudiler” dir şeklinde. Buna hipotez diyorum çünkü anahtar kadro ile ilgili ne kadar araştırma yapsam da doğru bilgilere ulaşamıyorum. İsimler hep “sch – (örn: scherman) alman yahudileri”, polonya yahudileri gibi karşımıza çıkıyor ama tam netliğiyle çözülmüyor. Ama Michael Bloomberg gibi Yahudi oyuyla seçilen, her fırsatta İsrail lobisi yapan ve İsrail’e olan desteğini ve sempatisini açıklayan birisinin sahip olduğu bir şirkette yahudilerin yoğunlukta çalışmasını bence yadırgamamak gerekir. Altta yapacağım tespitler de bunun aslen böyle olduğuna işaret ediyor.

Bloomberg TV gelişmesine ve dünya çapında yayın yapmaya çok önceleri başlamış. 1994 yılında kurulan Bloomberg Medya şirketi, 1995 yılında Avrupaya açılım yapıyor. Yayın yaptıkları ülkelerden birisi de İngiltere. İngiltere’de 2005 yılında yapılacak genel seçim esnasında Bloomberg TV’nin adı büyük bir skandal ile anılıyor. (Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Bloomberg_Television#New_York_production Controversy kısmı) Bu skandal Bloomberg TV’nin devamlı “İşçi partisini” kayırması ve onların “ticaret manifestosu” diye hazırladıkları çalışmayı sunmasından ve diğer partilerin buna benzer sundukları bilgileri sunmalarına müsade etmemesinden kaynaklanıyor. Ne var bunda? İnterneti biraz daha çalkalayınca bir bakıyorsunuz bu “İşçi Partisi” İsrail’in dostu ve İsrail’i destekleyen bir parti. (Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Labour_Friends_of_Israel )

Burada bilmeyenler için bir anektot düşmek istiyorum. Bloomberg TV ve arkasında Yahudi sermayesi neden İngiltere’yi ve İngiltere’de yapılan seçimleri hedefledi? Çünkü İngilizlerin Yahudilerle ve Siyonistlerle çok derin bir kuyruk acısı var ve Amerika’nın aksine İsrail ile yakın hareket etme / İsrail’in menfaatlerini koruma ve kollama gibi aleni bir çabası bulunmuyor. Birinci dünya savaşı sonrasında Filistin’in hakimiyetini İngilizler almıştı. Ama Yahudilerin kurduğu terörist gruplar kanalıyla birçok askeri avlandı ve öldürüldü (bkz: İsrail ordusunu bugün oluşturen terörist grupları Irgun Lehi). Amerikada kuvvetlenen Siyonist yahudi taban, “Birleşmiş Milletler” kurulmasına ve bunun kararlarının bağlayıcı olmasını şart koştuktan sonra İsrail’in devlet olarak kurulmasına ve toprakların İngilizlerden alınmasına karar verdi. Bu da İngilizlere baya geniş bir kapak oldu. (bu konuyla ilgili meraklıysanız derin araştırma yapmanız için ön bilgiler sağlayabilirim, email atınız)

Anektotu düştükten sonra bir benzerlik dikkatini çekti mi bilmiyorum. İngiltere’de İsrail ve Siyonistler ne kadar sevilmiyorsa şu anda Türkiye’de de aynı şekilde. Osmanlının varisi ve Filistin’in esas sahibi Türk halkı ve müslüman topluluğu şu durumda hem avcunu yalıyor hem de zulme dur diyemiyor, onun için kuyruk acılarımız da İngilizlerle benzeşiyor. 2005 yılında İngiltere’de genel seçim vardı. Türkiye’nin önünde de genel bir seçim var ve eğer AKP hükümeti Anayasal değişikliği görev süresinde geçiremezse bu genel seçim dananın koptuğu çok büyük bir seçim olacak ve Türkiye’nin ne yöne doğru yolalacağının çok büyük bir belirleyicisi olacak. Bu seçimde en önemli parametrelerden birisi de ekonomi olacak çünkü halk parasızlıktan kırılıyor. Burada Bloomberg HT ve Habertürk’ün ekonomi kanalı devreye giriyor.

Bu yazıyı yazma nedenim “Bloomberg HT kime göre yayın yapacak” meselesine geri gelelim ve cevap vermeye başlayalım. Öncelikle İsrail’in menfaatleri ve Yahudilerin öncülüğünde yapacağından şüpheniz olmasın. Ne kadar da Habertürk TV ve Habertürk gazetesi İsrail’e karşı eleştirel gibi gözükse de; Bloomberg HT, İsrail aleyhinde yayın Y-A-P-A-M-A-Z. Çünkü Ciner Grubunun Bloomberg TV ile yaptığı anlaşma, New York, Londra ve Hong Kong’da hazırlanan haberlerin dağıtılması ve türkçeye çevirilmesinden ibaret.
(Kaynak: http://weblogs.jomc.unc.edu/talkingbiznews/?p=11113)

New York ve Londra ofisinin kimin kontrolünde haber yaptığını zaten biliyoruz, Hong Kong içinde su-i zan besleyip, iyi insanlar bile desek, %66’sı zehirli haberler isterse cennetten gelsin yine de Türkiye siyaseti, Türkiye ekonomisi için hayırlı haberler olmayacaktır. Yaptıkları haberler ve yayınlar Türkiye’deki Yahudi lobisinin ve İsrail egemenliğinin artması eksenli olacaktır.

Habertürk Bloomberg HT ve Michael Bloomberg

Bloomberg HT, Habertürk ve Ciner grubu sayesinde Bloomberg TV’nin Türkiye’ye ihraç edilmesi durumu gündemde. Bunun şu anda tanıtımının yapılmasından duyduğum rahatsızlığı tekrar dile getirmek için yazıyorum bu yazıyı. Bloomberg TV’nin %88 sahibi (bkz. Aydın Doğan ve Medya imparatorluğu) olan Michael Bloomberg sahip olduğu milyarlarca dolarlık servetin yanında dünya ekonomisinin can damarı New York’un valiliğini de yürütüyor(!) Kendisinin Rus Yahudisi bir aileden geldiğini ve halen musevi olduğunu bundan önce yazdığım yazıda belirtmiştim. Bu yazıda Michael Bloomberg’in İsrail ile kurduğu yakın (!) bağlarına değinmek istiyorum. Sıraylaya başlayalım:

1- Michael Bloomberg ile ilgili internette yaptığım detaylı araştırmalar hep daha ilginç sonuçlar vermeye devam ediyor. Bunlardan ilki, İsrail’in ünlü Gazze saldırısı, one minute krizi olayı sırasında gerçekleşiyor. İsrail Gazze’ye bombalar yağdırırken, Michael Bloomberg İsrail’e destek amaçlı ziyarete gidiyor ve roket atıldığı belirtilen evlerde kalan kişileri ziyaret ediyor, hatta bu ziyareti esnasında bir roket saldırısı gerçekleştiriliyor. Kendisinin fotoğrafının da bulunduğu New York Times haberinde “Amerikalıların neredeyse tamamının İsrail’in kendini savunma hakkının olduğunu ve bunu uygulamasının da en tabi hakkı olduğunu” belirtiyor ve kendisinin de buna aynen katıldığını ifade ediyor. Bu yazının altına tutup İsrail’in attığı fosfor bombalarının fotoğraflarını demogoji olsun diye kopyalayacak değilim ama İsrail’li aileyi ziyaret edip Gazze’de yaşanan drama kör-sağır-ahmak ve öküz kalan birisinin düşüncesi bu doğrultuda. Bu haberin detaylarında başka bilgiler de veriliyor, altta verdiğim linkten kaynağına gidip okuyabilirsiniz.

(kaynak: http://www.nytimes.com/2009/01/05/nyregion/05mayor.html)

Bloomberg HT'nin ortağı Michael Bloomberg

2- İsrail’in 55. yıl dönümünün kutlandığı 2003 yılında katıldığı bir seminerde sözlerine “hayırlı sabahlar arkadaşlar” diyerek başlıyor, İsrail’in 55 yıldır kendisini savunmasının ne kadar gurur verici olduğuna dokundurup, Bush’un İsrail’i ne kadar desteklediğini ifade ediyor ve bunun akabinde kendisinin de duruşunu ifade eden “hepimiz İsraili destekleyeceğiz” diyor.
(Kaynak: http://www.gothamgazette.com/citizen/jun03/russian_israel.shtml)

İşte o satırların ingilizcesinden bir kısım:

“Dobroye utro, druzya [Good morning, friends],” said Michael Bloomberg, greeting the participants in Russian. “For 55 years, Israel has been forced to militarily defend itself. And today it is the only country in the world, where people die every day in terrorist attacks. New York and the United States, led by President Bush, offer our total support to Israel. We always will!”

3- Temmuz 12 2009 tarihinde İsrailli asker Gilad Şalit (hangisi asker değil ki?) ailesinin New York’a yaptığı ziyarette Michael Bloomberg’i ziyaret ediyorlar ve Michael Bloomberg onların dertlerine ortak oluyor, moral veriyor ve her türlü desteği vereceğini belirtiyor.
(kaynak: http://www.levitt.com/news/2009/06/12/shalit-family-endures-%E2%80%98continuous-nightmare%E2%80%99/ )

4- İsrail’e parasal destek sağlayan Heritage Affinity Services (HAS) web sitesinde kendisinin ifade ettiği belirtilen şu sözlere yer veriliyor: “İsrail’in özgürlüğü için savaşan kahramanları dua ve düşüncelerimle destekliyorum. New York ve İsrail özel bir bağ ile bağlı, milyonlarca New York’lu İsrail için dua ediyor.
(kaynak: http://www.hasadvantage.com/hugs.asp?pos=14)

Daha liste uzayıııııııp gidiyor. Bu kadar “ı” koyduğumdan listenin çok uzun olduğunu anlamışssınızdır ama bir ölçü vermek hasebiyle belirtiyim. “Michael Bloomberg” ve İsrail destek diye google’da ingilizce arattığım zaman 105,000 sonuç çıkıyor. Bu bir kıstas mıdır? Bence kıstasdır.

Bunları okuduktan sonra, Bloomberg TV ve Bloomberg adı geçen bütün medya kuruluşlarının İsrail’in varlığı, birliği ve egemenliği için ellerinden ne gelirse yapacaklarından şüpheniz var mı? New York’ta yapılan en son valilik seçiminde 100 milyon dolar harcayarak, New York üzerinde kurduğu Yahudi egemenliğini ve bu şehrin kaynaklarının kendi niyetleri kapsamında kullanılmasını garantiye almasını nasıl buluyorsunuz? Peki Habertürk ve Ciner Grubu’nun böyle bir TV’yi Türkiye’ye getirmesini ve sanki matah bir halt yemiş gibi sunmalarına ne diyorsunuz? Ben “ayıptır” diyorum, “terbiyesizliktir” diyorum ve bunun altından ne çıkacak, Ciner Grubu kimlerle ilişkide ortaya çıkmasını merakla bekliyorum. Sanırım Doğan’ın yıldızının 10-15 yıl içinde sönmesi gibi Ciner Grubu için de 2020-2025 yılları arasında bir maytap göreceğiz ve o zaman bu ilişkilerin detayları çıkacaktır.

Sözlerimi bitirmeden uludağ sözlük’ten alıntı yaptığım şu kısma dikkatinizi çekmek isterim:

Amerika’nın 8. New York’un ise 1. en zengini. 3. kez New York belediye başkanı seçildi.
Yahudi bir aileye mensup olan Michael Bloomberg 1942 yılında Boston’da doğdu. Babası William Henry Bloomberg de annesi Charlotte Bloomberg de rus asıllı. Üniversite eğitimini John Hopkins Üniversity’de tamamladı. Harward Business School da doktora yaptı. 1975 yılında Susan Brown ile evlenip Emma ve georgina isimli iki kız çocuk sahibi oldu. Daha sonra eşinden ayrılan Bloomberg şu an büyük bir şirketin finans müdürü olan Diana Taylor ile birlikte yaşamaya başladı.

Sabancı ya da Koç ailesinden birilerinin istanbul belediye başkanı olması için aday olduğunu düşünün. Seçimlerde verilen ödeneğe dokunmadan kendi cebince 100 milyon dolar harcadığını ekleyin. Sonra da yıllık 1 dolar maaş için sözleşme imzaladığını ve kentin sorunlarına yakın olabilmek adına işten eve, evden işe metroyla gittiği hayal edin. partiler üstü olmak için de bağımsız aday olduğunu da söyleyelim. siz bu denli idealist davranan birini 3. kez belediye başkanınız olarak görmek istemez misiniz?

Habertürk Bloomberg ve sorular

Malum Doğan Medya Grubu (Türk medyasının %60’ı) tahtını yitiriyor veyahut birileri Tofaş bayisi olarak ticaret yaşamına 1980’lerde atılan Aydın Doğan’ın miadının dolduğuna karar veriyor ve yeni bir dev doğuyor. Habertürk ve yayın yönetmeni eski Doğan günahkarı, yeni tövbekar Fatih Altaylı yükselişe geçiyor. Fatih Altaylı’ının şeceresine veya kimdi, neydi, ne olduya girmiyorum ama ilgimi çeken birkaç nokta ve benzerlik var, bunları ortaya atmak istiyorum. Tabi bunları ortaya atarken, Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı herkesle televizyon kanallarında “ya bu millet ne komplocu” diye dalga geçip duruyorlardı eğer bunlar komplo düşünceleri ise kendi düşüncelerini açıklamak için hodri meydan diyorum ve açıklama yapmalarını bekliyorum.

Benim düşüncelerim şudur. Doğan yükselişe geçtiği zaman Almanya desteğini arkasına almanın yanında Amerika’dan ortaklıklar kurmak istedi. Amerika’nın en büyük iki haber kuruluşu, CNN ve MSNBC ile birbirine yakın zamanlarda Doğan ve Doğuş grupları ayrı ayrı anlaştılar. CNN Türkiye’ye getirilen Amerika kaynaklı ilk televizyon oldu ve Doğan Ekim 11 1999’da yayını başlattı. Arkasından radyosu, kablo yayını v.s. başladı. Timewarner’la kurduğu anlaşmaların başka meyveleri de oldu ama onlara girmiyorum.

Şimdilerde Habertürk gözle görülür bir yükselişte. Onlar da bu yükselişi şampanyayla kutlamak için hemen gidip Amerika’nın Bloomberg’i ile anlaştılar. Türk Medyasının İngilizceyi ana dili gibi konuşan ve dünya haberlerini yakinen takip edebilecek gazeteciler yetiştirme ve bu kanallarda onları istihdam etme alışkanlığını edinmesi yerine, hemen gidip bir yurt dışı kaynağıyla ortak olma, onları da reklam gelirlerine ortak etme alışkanlıklarını ben anlıyamıyorum. Ama bunu bir kenara koydum. Benim esas canımı sıkan Bloomberg medya kuruluşunun ortaklar listesi.

Bloomberg Medya imparatorluğunun kurucusu Michael Bloomberg ve şu anda %88 sahipliğine devam eden kişi kendisini “reformist yahudi” olarak tanımlıyor. Reformist Yahudiler diye bir grup olarak anılıyorlar ve Yahudiliği modernize etmek ve günümüz şartlarına uyarlamak istiyorlar. Bu grubunun Amerikada 1.1 milyonluk bir sayısı bulunuyor ve İsrail’deki kuruluşlar ve organizasyonlar tarafında da, dini membağları destekleniyor.

Şimdi benim bu olaya yaklaşımım şu şekilde. El Jezire televizyonuna Amerikada hiçbir yayın kuruluşu ortak olmuyor. Amerikada yayın yapmalarına müsade ediliyor ama en büyük kablo TV sağlayıcıları Al Jazeera ile masaya oturmuyor ve yayınlarını taşımıyor. Bunun en büyük nedeni sahiplerinin öncelikle müslüman olması sonra da arap olması. Türkiye kaynaklı bir televizyon kanalı da Amerika’ya girmeye kalksa aynı kaderi paylaşacaktır. Peki biz neden %88’i bir yahudiye ait olan ve yayınlarında / çalışan kadrosunda ister istemez bunu yansıtacak Bloomberg TV’yi; Habertürk ve Ciner grubu vasıtasıyla Türkiye’ye getiriyoruz? Niye onların düşüncelerini Türkiye’de angaje etme ve bir şekilde ekonomiye onların sesinin önderlik etmesine yol açıyoruz? Biz Ortadoğudaki diğer ülkelere diziler olsun, filmler olsun; medya ihracatı yapan bir ülke haline geliyoruz, onları adeta kendi yaşam tarzımızla besliyoruz ama bir bakıyorsunuz Türkiye’nin ağzına da emzik diye Bloomberg TV, CNN, MSBNC, Fox bir sürü ne idüğü belirsiz, Türk halkının kendi özelinden ve geleneklerinden kopuk kanallar sokuluyor.

Habertürk’ten Yiğit Bulut sözleri ve düşünce yapısıyla benim takdir ettiğim birisi. Köşe yazılarında devamlı İsrail’e ve ABD’ye boyun eğilmemesini, Türkiye’nin bölgesinde en güçlü ülke olabileceğini yazıyor. Peki bizim ağzımıza Amerika’nın taktığı emzikleri hele hele de Bloomberg gibi bir televizyon kanalının Habertürk aracılığıyla Türkiye’ye getirilmesine neden ses çıkarmıyor? Çok eleştirdikleri “patron – yazar” ensest ilişkisi mi kurulmaya başlandı Habertürkde? Yoksa Habertürk ve Ciner grubunun da Doğan gibi dıştan beslenme, içte palazlanma gibi planları mı var?

Bunları bilmiyoruz ama bildiğimiz birşey varsa da, tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bilmeyenler ancak tekrar ettiğinde ahmaklıklarına yanarlar. Habertürk ve Ciner grubu da yananlardan olmaz umarım.

Online Radyo dinleme programı (%100 yerli)

Bugün RSS kaynaklarında biriken yazıları okurken birkaç türkçe siteye ard arda rastgeldim. h4ckinger isimli bir sitede, Mp3’lerinizden bıktınız mı? Exaradyoyu deneyin yazısını okudum, oradan da EXARadyo sitesine girdim. Siteyi biraz inceledikten sonra yazılımı indirdim ve bilgisayarıma kurdum. %100 yerli olması (firma net olarak bunu ifade etmiyor ama olsun) nedeniyle burada hemen bahsedip sizlerin de denemenizi teşvik etmek istedim.

EXARadyo görünüm itibariyle winamp ile aynı dizayna sahip. Fonksiyonlar olarak, mp3 çalma seçeneği bulunmuyor sadece radyo için hazırlanmış. Winampda da olan southcast radyo listesi servisi gibi bir servis üzerine kurulu ama işini güzel tarafı bu listenin Türkiye’deki radyolar için güncelleniyor ve kategorize ediliyor olması. Böyle olunca serverları değişen, siteleri değişen radyoların adreslerini takip etmek sizin üstünüze kalmamış oluyor.

Benim gözüme çarpan birkaç aksaklık şu şekilde:
1- Kurulum sözleşmesi türkçe ama kullanılan kurulum kiti ingilizce dolayısıyla kurulum esnasında dam üstünde saksağan gibi bir durum oluyor. Benim bilgisayarım ingilizce onun için farklılık yaşıyor olabilirim tabi.
2- Yazılım içinde karakter kodlamada sıkıntı var. Benim gibi ingilizce windows kullananlar için türkçe karakterler bozuk görüntüleniyor.

Türkiye’deki Kürtlere açık mektup

Bundan önce yayınladığım başka bir yazı: Kürt kardeşime mektup

Kürt olmak, Türk olmak, Arap olmak, Acem olmak, Urfalı olmak, Ankaralı olmak, Diyarbakırlı olmak, Edirneli olmak kimsenin elinde değil. Seçemediğimiz bir ırkın ve milletin bireyi olarak geldiğimiz bu dünyada, ortak değerleri bulmak yerine adeta deliler gibi birbirilerinde olan kusurları kusmaya çalışmak, karşısındakilerin kusurlarıyla adeta gurur duymak kelimenin tam manasıyla “ahmakların” yapacağı birşeydir. Doğuda 30 yıldır olanlar, doğuda yaşayan milletimizin içinden geçtiği süreçler ancak yaşanarak öğrenilebilir. 10 çocuklu bir aileye doğmak, eğitim almamış anne ve babanın kimi zaman umarsız, kimi zaman çok şiddetli tavırlarına maruz kalmak, evden çıkıp okula gittiğinde doğru dürüst eğitim alamamak, bir kızı sevip onunla yoksullaktan dolayı evlenememek, doğru dürüst hizmet alamamak bunlar çok iç acıtıcı şeyler.

Ama bunun bir de öbür tarafı var. Bu şekilde doğan ve büyüyen 80 nesili şu anda 30 yaşında. Kendilerinin ve kendilerinden sonra gelen kardeşlerinin ve çocuklarının yaşam koşullarını değiştirmek, bunun için iki katı – üç katı çalışmak yerine, devletle ve batıda yaşayan toplumla savaşmak, onlara adeta kan kusturmaya çalışmak, kaynak parası esrar, eroin ne olursa olsun eğitime ve sanayiye yapabileceği yatırımı teröre, silaha ve dağda yaşayan hanzolara yatırmak, bu nasıl açıklanabilir? Bundan önce Avrupadaki PKK destekçileri diye bir yazı yazmıştım. Avrupadaki PKK destekçisi kürtler, geride kalan kardeşlerine, eşlerine, dostlarına oradan eğitim, para ve destek sağlamak yerine, “PKK desteği” gönderiyorlar.

Bu kadar acı birşey olabilir mi? Kendilerini Avrupaya SIĞINARAK, oraya “PKK tehtidi var abey, biz zulüm görüyoruz” diye bahanelerle mülteci olarak sığınmış vatandaşlar, geride kalan kardeşlerinin çağ atlamasını sağlamak yerine, onlara bomba, silah ve kurşun gönderiyorlar. “Siyasi kanat” dedikleri kahpe ve hain bir kesim http://www.gundem-online.net/ gibi http://www.abdullah-ocalan.com/ siteler açarak, youtube sitesinde “biji apo” diye her deliğe yorumlar yazarak “mücadelemizi devam ettiriyoruz” diyorlar. Bizleri millet olarak bu hale getiren “CEHALET”, “FAKİRLİK”, “ERDEMSİZLİK”, “SAHTEKARLIK ve NAMUSSUZLUK”, “GÜVENSİZLİK” gibi hastalıklardan temizlemek için mücadele vereceklerine, kendi nefisleriyle mücadele edip “biz nasıl doğru dürüst bir birey oluruz” diyeceklerine, ta Avrupalardan (bu websitelerinin ve yayınlarının çoğu Almanya ve Hollanda kaynaklı) Türkiye’deki insanların huzurunu kaçırıyorlar. Oradan adeta yangın söndürme aracı olup bu yangını söndürüp, güller ekeceklerine, daha çok bomba atıp, ateşin daha da harlanmasını sağlamaya çalışıyorlar. Avrupadaki türk işçiler memleketlerinden ev alırken, memleketlerinde yatırım yapıp, cami yaptırırken; yine aynı yerdeki kürt arkadaşlar memleketlerine silah ve bomba gönderiyorlar. İsyan ediyorum, lanet ediyorum ve bu cehalete için için en derinlerimden küfrediyorum. Böyle bir cahillik, böyle bir kokuşmuşluk olabilir mi?

Daha 10 yaşındaki, okul ve top oynama çoğundaki çocuğun eline taş verip, “oğlum şu polislere taş fırlat, fırlatmazsan seni döverim” diyen bir babayı düşünebiliyor musunuz? Oğlunun ve kızının polis araçları önünde koşturulmasına, onlara su sıkılmasına “evet” diyen bir anne-baba dünyanın neresinde olabilir? Biz buna benzer görüntüleri Afrikadan başka bir yerde görmemiştik, şimdi ülkemizin doğusunda oluyor.

Çözüm nedir? Çözüm kürt halkının kendi bilinçlenmesi ve bu topluma entegre olmaya çalışmasındadır. Şirketlerimiz varken çalışanlarının yarısı kürt idi ve hiçbirisiyle birgünden birgüne ne bir problem, ne bir kavga yaşamadık. Neden? Onlar birlikte yaşamak için çaba sarfediyorlardı, biz de birlikte yaşamak ve iş yapmak, başarılı olmak istiyorduk. İşte olay bu kadar basit. Birlikte çalışmak, elele vermek, daha kuvvetli ve güçlü olmayı istemek. Yoksa “haklarımız için savaşıyoruz”, “milletimiz için savaşıyoruz” safsataları ne kürtleri, ne türkleri, ne türkiyeyi ne de kalan hiçbir orta doğu ülkesini (israil hariç) mutlu etmez.

Bill Gates Twitter’da

Benden duymuş olmayın, ünlü Bill Gates dün itibariyle twitter’da kendine hesap açmış ve yayın yapmaya başlamış.
http://twitter.com/billgates

Hesap açmış olması belki kendi çapında doğal olabilir ama bir günde 260 bin takip eden kişi bulması da ilginç geldi.

Okuduğum yabancı kaynaklar Bill Gates’in dolayısıyla Microsoft’un twitter’ı satın almak ve arama motoru alanında yaşadıkları gerilemeyi kapatmayı hedeflediğini yazıyor. Google’ın milyar dolar verip youtube’u almasından sonra Microsoft’un birkaç milyar dolar verip Twitter’ı satın almasına şaşırmam doğrusu.

Firefox 3.x hızlandırmak için

Bugün oturmuş Firefox eklentilerini araştırırken, Firefox 3.0 ve sonrası için eklenen “awesome bar” (müthiş çubuk) olarak ifade edilen ve Internet Explorer’da Adres kısmı diye bildiğimiz kısımla ilgili çok ilginç bilgiler buldum, paylaşmak istedim. Bundan önce ziyaret ettiğiniz veya bildiğiniz bir adresi yazdığınız bu kesimde aramayı kolaylaştırmak için arkada bir çeşit database kullanılmaya başlanmış. Bu veritabanın adı sqlite ve bilgisayarınızda siz farkında olmadan Firefox tarafından oluşturulan .sqlite dosyaları sayesinde, adres çubuğunda daha kapsamlı ve verimli aramalar yapmanız sağlanıyor. Bunun doğal denebilecek bir yan etkisi de bu veritabanın aralıklarla temizlenmesi gerekiyor. Çünkü temizlenmediği takdirde diskinizde büyük miktarlarda dosyalar oluşturarak bilgisayarınızın performansını azaltabiliyor.

Bunu önlemek ve ara da sırada temizleme yapmak için Firefox sitesinde vakum denilen bir temizleme metodu öneriliyor. Bu işlemi gerçekleştirmek için “PlacesCleaner” eklentisini yükleyebilirsiniz.

Benim gibi elle yapmak isterseniz, Lifehacker sitesinde yayınlanan bu yazıda verilen şu adımları yapabilirsiniz:

1- Araçlar (Tools) -> Hata Konsolu (Error Console) -> Mesajlar (Messages) kısmına gelip
2- Altta yayınlanan kodu Kod kısmına kopyalayıp,

Components.classes[“@mozilla.org/browser/nav-history-service;1”]. getService(Components.interfaces.nsPIPlacesDatabase). DBConnection.executeSimpleSQL(“VACUUM”);

Değerlendir (Evaluate) bastığınız zaman, bilgisayarınızın adres çubuğu veritabanı temizlenmiş oluyor.

css.php