İçeriğe atla

Mehmet Büyüközer tarafından yazılmış tüm yazılar - 2. sayfa

İsrail Filistin’e Neden Şimdi Saldırıyor?

Siyonist terör devletinin saldırılarıyla birlikte, birçoğumuz haberimiz olmasına rağmen çok da umursamadığımız bir “Gazze” mevzusuyla karşı karşıya kaldık. Bütün TV kanalları adeta ABD’nin Irak’a yaptığı körfez çıkartmaları gibi haberlerle doldu taştı. Gece saldırıları, füzeler, roketler ve tanklar…

Peki neden şimdi ve ramazan ayında? Bu soru gerçekten çok zor bir soru ve %100 cevabı kimse veremiyor. TV kanallarında şu ana kadar belki onlarca uzmanı dinledim. Birçoğu sadece en belirgin sebeplerle bu durumu izâh etmeye çalışıyor. Ama benim dikkatimi çeken farklı noktalar söz konusu ve bunları sizlerle bu yazıda paylaşmak istiyorum ama başlamadan önce temel oluşturacak birkaç bilgi notu vermek istiyorum. Bu maddeleri bir nevi ön bilgilendirme ve adeta artık gerçekliği %100 kanıtlanmış bilgiler olarak değerlendirebiliriz. Okumaya devam et

İsrail Filistin Sorunu – Zalime Okunacak Kunut Duaları

Peygamber efendimiz (s.a.v.) Müslümanlar zulüme maruz kaldığı zaman, hanefi mezhebine göre sadece sabah namazının farzında, diğer bazı mezheplere göre ise vakit namazlarının farzının son rekatında “rabbenâvelekelhamd” denileceği zaman yani rükudan kalkıp doğrulunduğu zaman, kunut duası okuyarak zalimlere beddua ederdi. Malum zalim siyonist İsrail, Filistinli kardeşlerimize hem barışta hem savaşta zulüm etmeye hızla devam ediyor. Bizim de

Hanefi mezhebinde, normal zamanlarda vitir namazının son rekâtında okunan kunut duası, Peygamberimizin de (s.a.v.) uyguladığı üzere, sıkıntı zamanlarında, sabah namazlarında da okunur. İkinci rekatın sonunda rüku’dan doğrulup eller kaldırılarak dua ve beddua edilir.

İngilizce kaynaklardan araştırdığım kadarıyla, diğer mezheplerde (hangileri olduğu net değil) her vakit namazında yapılabiliyor. Bununla ilgili ingilizce kısmı da altta ekledim.

3. Qunût takes place after ruku in the last rak’ah of all the obligatory prayers, whether the prayer is silent or loud prayer when performed in Jama’ah. There is no harm if it be confined only to the loud prayers since there is no specific evidence concerning this, as such the matter is flexible.

Kunut Duaları:
Türkçe okunuşu:
Allahümme innâ nesteînüke ve nestagfirüke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü neşkürukeve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.

Türkçe manası:
Allahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile öğeriz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve sana karşı geleni bırakırız.

Türkçe okunuşu:
Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.

Türkçe manası:
Allahım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbadetlerini sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.

Kaynak: biriz.biz/namaz/kunutduasi1.htm

İsrailli Sivillerin Nefreti

İsrailli Terörist Sivillerin Filistinlilere Yaptığı Zulümler
İsrailli Terörist Sivillerin Filistinlilere Yaptığı Zulümler

Ariel Şaron’un yaptığı saldırılardan ve Lübnan ile İsrail arasında 2006 yılında gerçekleşen savaştan sonra Gazzenin bütün her tarafı 5-6 metrelik duvarlarla kapatıldı. Sınırı olan Mısırın yeni diktatörü Sisi ile birlikte bu giriş çıkışlar da kapandı. Ondan beri bilhassa Batı Şeria’da, “yerleşimci” ismi verilen işgalci aileler, yavaş yavaş Filistinlilerin yaşadıkları toprakları ile İsrail Filistin’i işgal ediyor. Sivil görünümlü Siyonist Teröristlerin Batı Şeriayı ve Filistin’i nasıl işgal ettiğini okumak istiyorsanız tıklayın. Okumaya devam et

Filistin, Suriye, İsrail ve Ahir Zaman

Malum, Filistin bombardıman altında. Daha doğrusu Filistin’den kalan, açık hava hapishanesinde yaşayan Müslüman kardeşlerimiz ramazanda oruçlu olarak kurban ediliyor. Peki biz ne yapıyoruz? Birleşmiş Milletlere başvuruyoruz. Ne kadar garip değil mi? 2 Milyara yakın Müslüman aleminin başvurabildiği tek merci, yine bu zulmü yapanların buluştuğu Hristiyan ve Siyonist ajandaların birleştiği Birleşmiş Milletler.

Bir hadis-i şerif sabahtan beri zihnimi kurcalıyor. Ahir zamanda müslümanların ölüm korkusu ve dünya sevgisi… Neticesinde kazandığını zannederken birer birer kaybedeceği; dini, nesli ve insanlık gururu. Suriye ve Mısır’ın refah kapısı sınırına 1 MİLYON Müslüman gitse ve “EY ŞEREFSİZ ESED, ŞEYTANYAHU BU KAHPELİĞİ DURDURMAZSANIZ BİZ SINIRDAN GEÇİP SAVAŞMAYA GELİYORUZ” dese, sizce sonucu ne olur?

Sizi bu düşüncelerle ve Peygamber efendimiz (sav) ‘in hadis-i şerifiyle başbaşa bırakıyorum:

Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.”
Orada bulunanlardan biri: “O gün sayıca azlığımızdan mı?” diye sordu:
“Hayır,” buyurdular. “Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çer-çöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!”
“Zaaf da nedir ey Allah’ın Resulü?” denildi.
“Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.

Filistin Üzerine Şu Ana Kadar Yazılanlar

Dikkatimi çeken güzel bir siteyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Dunyabizim.com sitesi entellektüel yazılarla dolu, gündemin boş tartışmalarının dışında, fikir ve analiz paylaşan bir site. Malum, Filistin dediğimiz küçücük ada parçası yine çalkantılı, benim de dikkatimi bu sitede yayınlanan “Filistin üzerine kimler ne yazmış” yazısı dikkatimi çekti, sizinle paylaşmak istedim.

İsrail Filistin Sorunu – Barış olur mu?

Hem bu başlık, hem de bu yazı sayfalarca yazılması ve günlerce tartışılması gereken bir konu ama uzun yazıların okunmadığını farkettiğim için, kısaca fikrimi paylaşmak istedim. Bu konuda çok uzun ve derin araştırmalar yapmış birisi olarak, kısa ve öz olarak İsrail, vadedilen toprakları ele geçirene kadar, kuzu postuna girmiş kurt şeklinde sürüdeki bütün kuzuları avlayacaktır. Barışı sağlaması umulan Birleşmiş Milletler (BM) ve ABD bu konuda hiçbir zaman yaptırım sahibi olamaz nedeni de çok basit. “Barışı” temin etmesi gereken kişiler her zaman AIPAC (ABD İsrail-Yahudi lobisi) gibi, ABD’nin derinlerine yerleşmiş diğer siyonist oluşumlar gibi ekipler tarafından belirlenir, bu kişiler ara bulucu olarak atanır. Örneğin yakın zamanda ABD’ye dönen, aslen Avustralya vatandaşı olan Martin Indyk. 20 yıldır İsrail-Filistin barışını sağlamak adına ABD’yi temsil eden bu vatandaş (adı-soyadı farklı olasa da malum millete mensup vatandaş), bu görevden nihayet istifa ederek, Brookings Institution denilen tink tank kurumuna katıldı. Tabi, 20 yılda Filistin topraklarının adım adım, gıdım gıdım, işgal edilmesi ve yeni ele geçirilen her bölgede yeni yerleşim merkezleri adı altında, bildiğimiz işgalin gerçekleştirilmesine çok değerli katkılar da bulunduğu için teşekkür(!!) edilmesi gerekir.

Buyurun, 1946’dan 2011’e kadar İsrail’in “barış görüşmeleri” adı altında, her geçen gün işgal ettiği Filistinimizin masum ve hüzünlü halini siz de temaşa edin. Bu vesileyle hayırlı ramazanlar…

İsrailin Filistin topraklarını işgalinin resmi

Farklı Olmak

Toplumların ve modern dünyanın yöneldiği tek yön “aynılık”. Bizden istenilen, satır satır birbirimizin üstüne yığılmak ve kendimizi hep farklı hissettiğimizi düşünmemize ve istememize rağmen, birçok alışkanlıklarımızın ve yaptıklarımızın aynı olmasıyla sonuçlanan bir modernleşmeyi yaşıyoruz. İlginç tarafı ise, bunca ortak noktamıza rağmen birbirimize karşı yanlızız. Bize özelleştirildiği iddia edilen bütün sunumlar sahte bir duygudan başka birşey değil. Bizi bizden daha iyi tanıyabileceğini iddia eden ama kendisini dahi bilmeyen birkaç bilgisayar ahmağından ibaret teknoloji. Bizi bize özelleştirmeyi isteyen ve kendisini “seçilmiş güruh” olarak gören ademoğullarından bir kesim, dünyadaki sayıca azlığına rağmen 7 milyarlık dünyayı kapsayabilmenin ve yönlendirebilmenin arzusu ve hırsı içinde iken biz kendimizle ilgili bütün verileri ortalığa saçmakta birbirimizle yarışıyoruz. Bize ait olan bütün verileri toplayan, bunları kategorilere ayıran ve bu verilerin üzerinden bize tavsiyelerde bulunacak 21. yüzyılın yeni “robot”ları üzerinde çalışan, aldıkları her veriyi patentleyen ve adeta özel kutucaklara koyup ilanihaye silinmeyecek şekilde muhafaza eden bu kişileri nasıl oluyor da hiç göremiyoruz? Kölesi yapıldığımız modern kapitalist hayatın getirdiği acılar yetmemiş gibi, ortalığa saçtığımız ve şahsiyetimizi temsil eden bilgilerin kölesi de olmamız ne kadar acı.

Kimden mi bahsediyorum? Google’dan, Facebook’tan, Twitter’dan, internetten, cep telefonlarından, cep telefonlarındaki uygulamalardan ve dijital ortama bizimle ilgili aktarılan her türlü bilgiden bahsediyorum. Bu her türlü bilginin hiçbirisini silemeyecek oluşumuzdan. Bir dakika sonra öldüğümüz takdirde, üzerindeki sahte mülkiyet hakkımız (sadece kullanmaya yönelik) bulunan bu verilerin hepsini tamamen devrettiğimiz asıl sahiplerinden bahsediyorum. Bu verilerin hiçbir zaman silemeyişimiz bir yana, kaç kopyasının yapıldığını, kaç kez satıldığını, kaç analizde ve lab çalışmasında kullanıldığını dahi bilemiyoruz.

21. Yüzyılda kendisi olmak isteyen, özgür olmak isteyen ve sadece kendisiyle muhatap olmak isteyenlere, neleri yaparsam farklı olurum diyenlere cevabım:
-Facebook/Twitter/Pinterest/Instragram hesabınızın olmamasıyla
-Sizden istenen TV programlarını (Acunun ABD’den çalıntı yarışmaları, TV’deki tartışma programları, saçma sapan magazin programlarını) izlememek ile
-Futbol/Basketbol gibi sporların S’sini dahi yapmazken, taraftarlığıyla vakit kaybetmemekle
-Bütün gün internette gazete sitelerini okuyarak vakit geçirmemekle
-İnterneti bir amaç olarak değil araç olarak görüp, kullanıp bir kenara atarak gerçek hayatımızı yaşamakla
-İçinde onlarca kansorejen kimyasal madde ve hayvanlardan elde edilen hormon ihtiva eden parfüm, şampuan, jöle, ruj, saç boyası kullanmamakla

Bu liste daha çok uzayıp gider ama modernitenin üzerimize kurduğu baskının belki bir kısmını burada zikrederek hatırlatmak istedim. Daha bunun gibi birçok şeyi “YAPMAMAK” ile bunları yapan milyonlarca insandan farklı olabiliriz.
Bunların hepsini yaparken ve bize yüklenmek isteyen her türlü algıyı alırken ve bizden beklenen her türlü tepkiyi verirken, nasıl farklı olduğumuzu düşünebiliriz? Twitter profili olup, arka görüntüsü ve farklı bir mesaj veren kişi ile yine twitter profili olup farklı arka görüntüsü ve başka bir mesajı olan ikinci bir kişinin birbirinden ne farkı var? İkisi de bu bilgilerin muhafazası için Twitter’a %100 güveniyor ve ikisi de kendisi profilini ziyaret edenlerde farklı etkiler oluşturmayı bekliyor. Hepsi bu kadar.

Halkın Seçim Yapmasına Darbe

Devletsizleştirme projesinin ilk adımı, sosyal olarak birbirinden kopmuş, aile-komşuluk bağları asgariye inmiş toplumun, yavaş yavaş birbirlerinden kopartılmaları ve farklılaşmaları neticesinde hızla galeyana getirilebilme dinamiğinin ateşlenmesi ve bu olaylara dışarıdan bakan, tam manasıyla idrak edemeyen 40 yaş üstü yönetici zümrenin eski taktiklerle cevap vermesi zorlanırken, aradaki nesil farklılığının iyice başkalaşmasının sağlanması.

Okulunda öğretmenine hürmet göstermeyen bir öğrenci, çalıştığı yerde üstünün emirlerine ehemmiyet vermeyen bir çalışan ve ortak alanların yönetimi için seçeceği kişilere güvenmeyen bir toplum teşekkül etmesi. Dolayısıyla siyasetin ve seçim hakkına darbe yapılarak “kaş yapıyoruz derken gözü hatta yüzü parçlayan” bir hareketin teşekkül etmesi sağlanacaktır.

Neticesinde geçersiz kılınan seçimler, seçilmişin kabul edilmeyişi ve bölgesel isyanlar.
Bu bölgelerin yavaş yavaş birbirinden kopuşları, hali hazırda psikolojik olarak kopmuş (Doğu ve Güneydoğu – Kırım, İspanya v.s.) bölgelerin tamamen kendisini farklı görmeye başlamış ve Mısır+Ukrayna’nın birleşim kümesi bir toplumsal tezahür. Bütünden kopan, bir yandan da seçimle adam getirmek yerine darbeyle başına elinde silah olan ve tek iradesi olan ekipleri getiren, genç 40 yaş altı, deneyimsiz ama bir o kadar kibirli ve ben en iyisini bilirimci nesiller.

21. YY Milletleri Devletsizleştirme Yüzyılı

Eğer duymayanınız varsa rahmetli Aytunç Altındal’ı (Aytun Altındal) Youtube’dan bulup izlemenizi tavsiye ederek başlamak istiyorum. İçinden geçtiğimiz süreç ve anlam veremediğimiz birçok olayla ilgili göz açıcı, basiret ve feraset yüklü birçok beyanatını bulabilirsiniz.

Arap coğrafyasıyla başlayan ve sırasıyla Türkiye, Doğu Avrupa ve bilahere diğer ülkelere sıçrayacak bir” devletsizleştirme projesiyle” karşı karşıyayız. Devletleri yönetenlerin gizli sandıkları kirli ilişkiler, daha da kirli ekipler tarafından ifşa edilmek suretiyle çok ciddi bir düzensizlik, anarşi ve çatışmaların yaşanacağı bir sürece girdik. Bu süreç neticesinde, coğrafya dersinden bildiğimiz adeta yer kara parçalarının oynaması, sınır sandığımız yerlerin değişmesi, devlet sandığımız bölgelerin başka güçler tarafından yönetilmesi gibi bir süreçten bahsediyoruz. “Yeni Dünya düzeni” ismiyle de anılan bu süreç Aytunç Altındal’ın tespitine göre 1989 yılında başladı. Yine kendisinin anlatımıyla 36 yıllık sürecek bu süreçte, hepimiz bildiğimiz ve inandığımız herşeyin aslında öyle olmadığını görmek zorunda bırakılacağız. Bu şekilde olması neticesinde, çok ciddi bir güvensizlik-huzursuzluk ve savaş ortamı oluşacak. Bu 36 yıllık süreçleri, Aytunç Altındal’ın 1989 yıl tercihini dayanak alarak alttaki şekilde kendimce yorumluyorum:
1881 – 1917 süreci – Dünya çapında kafa karışıklığının başladığı süreç
1917 – 1953 süreci – acıların çekildiği süreç
1953 – 1989 süreci – sefa sürülerek bu süreçte yeni nesillerin geçmişi unutmasını sağlanması
1989 – 2025 süreci – Dünya çapında kafa karışıklığının başladığı süreç
2025 – 2061 süreci – acıların çekileceği, muhtemelen büyük savaşların olacağı dönem
2061 – 2097 süreci – tekrar bir keyif, neşenin temin edilip tarihin unutulacağı dönem

Bu yazıyı okuyan genç arkadaşlarımıza, şiddetle sahih tarih kitapları bulup okumalarını tavsiye ederim çünkü günümüzün bütün dertlerinin şifası tarihte mevcut. Şu an yaşananların hepsi tarihte onlarca kez yaşanmış ve aynı acılar çekilmiş, tarihten ders çıkartanlar bu fırtınalı ortamlardan hep sağ ve salim çıkmıştır.

İçinde bulunduğumuz süreçte, devletsizleştirme projesinin en büyük ayağı, “açık istihbarat” denilen, internete saçılmış bilgi ve verilerin, analiz-sentezden geçirilmesi, bu bilgilerin sistemin içine enjekte edilmiş kişilerden elde edilen diğer istihbaratlarla birleştirilmesi suretiyle, toplumları galeyana getirilecek şekilde ifşa edilmesinden geçiyor. Bunlar ifşa edildikçe, “ne kerizmişiz”,”ne salakmışız”,”aldanmışız” diyen yüzbinler sistemi düzeltme aklını göstermek yerine, içlerine yerleştirilen provakatörler vasıtasıyla anarşiye kayıyorlar. Akl-ı selim ile acaba biz neredeyiz, bu sistemi en başından nasıl tesis edebiliriz demek yerine, insanlar kendi elleriyle büyük bir buhranın ve karışıklığın içine itiliyor.

Bu blogda bundan önce dile getirdiğim gibi, bu sistemi yönlendirmeye çalışan ekiplerin nihai hedefi bu sefer Amerika imparatorluğunu yıkmak suretiyle yerine Büyük İsrail projesi olarak hayal ettikleri, ortadoğuda Hz. Davudun veya Hz. Süleyman’ın yönettiği tarzda bir imparatorluk hayal ediyorlar. Zamanın ve mekanın öneminin kalmadığı, istedikleri zaman çok büyük kütleleri yerinden taşıyabildikleri çok büyük bir güce sahip bir imparatorluk hayalini yaşayan bu zümre, Wallstreet’ten trilyonlarca doları 2001-2008 sürecinde, bütün dünyaya göstere göstere çaldıkları halde, karşılığında hiçbir cezaya tabi tutulmadılar. Dünyada çok büyük bir fesat peşinde koşan bu zümreyi Kuran-ı Kerim’de birçok kez anlatılırken şahit oluyoruz. Kuran-ı Kerim’de fesat çıkarmayla ilgili mevzuların çoğunun İsrail oğullarıyla ilgili bölümlerde geçmesi ise çok dikkat çekicidir. Kendileri birçok kez uyarılmalarına rağmen, son bir kez daha dünya çapında çok büyük bir fesat peşinde koşmaktadırlar.

Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. (Bakara 11)

Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. (Bakara 60)

Uyanıklar!

Uyanıklar!

Malcom X (rah)’e ait çok düşündürücü bir söz:
Bütün uyuyanları uyandırmak için bir uyanık yeter.

Müslümanlar uyuyor. Hatta bütün Dünya uyuyor. Ellerine verilmiş bir teknoloji çılgınlığı, twitter-facebook-iphone-android ve acaba bu akşam TV’de oynayacak dizide ne var, hafta sonu şu filme gidelim mi ile haftalar-aylar geçiyor. Parayı kontrol eden finans merkezleri hiç uyumuyor. Devamlı fitne-fesad çıkartmak için operasyon yapıyorlar. Venture Capitalist ismi altında oluşturulan paralı haçlılar (aslında ellerinde Davudun yıldızı var) bütün dünyaya sanal bir ruh giydirdi. Startup ve girişimcilik adı altında herkese altın tepside sunulan “milyarder” olabilme hayali ve herkesin bir Mark Zuckerberg olabilme durumu adeta fenonemenleştirerek, yüzbinlerce telefon uygulamarının, yüzbinlerce facebook oyunlarının ortaya çıkmasını sağladı. Bu sanal ruh, insanları topluluklar içinde yanlızlaştıran, inanılmaz bir bilgi akışının içinde cahilleştiren ve her yönden gelen datalarla insan muhakemesini işlevsiz hale getiren bir yapıya dönüştürdü. Artık kim hakiki, kim yalan, söylenenlerden hangisi doğru, hangisi yanlış ve en kötüsü ne yapmalıyızın cevabını bulmamız neredeyse imkansızlaştı. Her konunun savunucusu birçok taraf var. Bu birçok tarafın birçok taraflarla gizli menfaat ve çıkar ilişkileri var ve iş bu şekilde içinden çıkılamaz bir hal alıyor.

Dikkatimi çeken en hassas nokta. Birileri uyumuyor! Yahudi diyebileceğiniz, Siyonist diyebileceğiniz ama neticesinde bütün dünyayı yeni bir imparatorluk başlığı altında yönetmek isteyen, yeni kurulacak oluşumun merkezini Büyük İsrail ismini verdikleri Osmanlı coğrafyası merkezli topraklardan yapma hissiyatları hiç değişmiyor. Adeta 11 Eylül 2001 saldırısını bir başlama atışı gibi kullanarak, önce global finansal sistem içindeki trilyonlarca dolarlık parayı zimmetlerine geçiriyorlar. Akabinde Büyük İsrail projesiyle ilişkili olabilecek bütün ülkelerde birer birer fay hatlarını çatlatmaya ve orta-büyük ölçekli depremler oluşturmaya çalışıyorlar. Kurdukları fesad oyunu çok büyük ve içinden çıkılması çok zor gözüküyor. Yazımın başında bahsettiğim Malcom X’in (rah) sözüne geliyor. Şu anda uyuyan bütün milletleri uyandırmak için bir uyanık yeter. Ama bu uyanma safhası, 1. Dünya savaşında yaşandığı gibi çok kanlı bir operasyonla mı olacak yoksa gerçekten insanlık başına örülen bu çorabı erken bir noktada tespit edip, doğal bir reflekse bertaraf mı edecek?

İkinci ihtimalin olması çok zayıf gözüküyor. En iyisini Allah bilir ama resim çok iç karartıcı. Ailelerin dahi parçalandığı, toplumların bireyselleşme-bencilleşme ve sadece kendi isteği etrafında bir düzen kurma nefsaniyeti içinde böyle bir tâbi olma olayının gerçekleşmesi çok zor. “Ben aslında”, “ben söylemiştim”, “ben yaptım”,”bundan olduğu için” ile başlayan enaniyet cümlelerini herkes, bir diğerinin yüzüne veya gıyabında söylerken, şahsi üstünlüğünün baskınlığını ve kabul edilirliğini sağlamak adına karşısındakini ikna etmek için 2 katı daha fazla konuşmak zorunda kalması ve daha nice ruh-i enfeksiyonlar ve bunalımlar gösteriyorki, insanların bir hakikat etrafında ittifak etmesi gün geçtikçe zorlaşıyor. Çünkü herkesin içinde “ben” diye bir put ve putun etrafında “benim isteklerim” ve “benim hayallerim” şeklinde putcuklar tezahür ediyor.

Halbuki günlük koşuşturmanın dışına çıkılması halinde belki elimizden gelebilecek o kadar çok şey varki. Örneğin bir Kürt meselesi. Bu kadar büyük bir toplumsal mevzuyla ilgili en azından şöyle 5-10 milyonluk bir nüfusun Doğu şehirlerini seyahat edip olayları yerinde görmesi, arkadaş biz kardeşiz siz niye böyle yapıyorsunuz demesi gerekmez miydi? Örneğin Suriye meselesi. Halep-Latakya İstanbul’a uçak+karayolu ile 3-4 saat mesafede. Şu anda Türkiye’yi en derinden etkileyen bu mevzularda yüzlerce tweet atmanın, binlerce dakika internet sitelerini kurcalamanın ve haber okumanın halbuki kazandırdığı hiçbirşey yok.

Editörlerin, habercilerin, haber ajanslarının ve daha belki bilemediğimiz hangi güç katmanlarının kontrolünden geçip yayınlanan haberlerle bizim algımız kontrol edilirken, uyanıklar uyumuyor.

Amerikan Türkçesiyle Konuşulanları nasıl anlarsınız?

TV’lerde her akşam farklı bir tartışma ve analiz-sentez programı var. Her birinde sayısız uzman. İlgimi çeken ortak noktaları, hepsi de zuzaylı gibi bir dil ile konuşuyor. Az çok ne demek istediklerini hepimiz anlıyoruz ama bu tabirler nereden türedi diyorsanız işte kullandıkları tabirler ve ingilizceleri.

Not: Bu listeyi, çakma türkçe konuşan asilzadelerimizin dediklerini duydukça güncelleyeceğim.

At the end of the day – Günün sonunda
Bunu en çok finans ve ekonomiyle uğraşanlar söylüyor. Hasılı, netice olarak, son tahlilde gibi bir ifade kullanabilecekken “günün sonunda” demeyi tercih ediyorlar.

Big picture – Büyük Resim

Pull the plug – Fişi çekmek

Light at the end of the tunnel – Tünelin sonundaki ışık

Worst case scenario – En kötü senaryo
En kötü ihtimal

Best case sceneario – En iyi senaryo
En iyi ihtimal

Road map – Yol haritasi

Hard choices – Zor seçimler

Common ground – Aynı zemin
Hem fikir olduğunu belirtmek için kullanıyorlar.

Bring to table – Masaya getirmek
Bu konuyu masaya sen getirdin, gündeme sen getirdin.

In real world – Gerçek dünyada

Gezi Parkında Düzenlenen İntifada Üzerine Analiz

intifada (intifa:da) Filistin halkının başkaldırısı. Zalim İsrail devletine karşı isyan ve başkaldırı.

Gezi Parkındaki İntifada (?!!): Zalim Türkiye Cumhuriyetine karşı bir başkaldırı.

Acaba gerçekten öyle mi? Gerçekten Zalim bir Türkiye’ye karşı yapılan meşru bir hak araması mı? Meşruiyetini alkol yasağından, çarpık kentsel yapılaşmadan, PKK’ya verildiği iddia edilen hayali imtiyazlardan, devletin parçalandığı iddialarından, sosyal hak arayışından, ranttan ve adam kayırmacılığından aldığını iddia eden bu çatışma ne kadar reel?

Gezi Parkı neticesinde gözünü ufka çevirmiş ve ileride neler yapacağını düşünen Türkiye birden bire önündeki at pisliğini görmüş ve ona da dürbünle bakmaya zorlanmıştır. Enerji ve zaman kaybetmenin yanında sosyal olarak ikiye, üçe, dörte ayrılmış. Facebook ve Twitterda birbirini takip etmeyi meziyet sayan kesimler, bütün mahremlerini sokağın ortasında sergilemiş ve toplum kamplaşmış durumda.

Bu olayın “haklı” iç dinamikleri olmasına rağmen benim dikkatimi çeken en önemli dış boyutu Suriye. Suriyede süren, Bosnadan bile çok daha kanlı bir savaşın birebir müdahilleri, Suriye-İran-Rusya-Irak-Lübnan alenen Türkiye’yi yönettiğini düşünen kadrolara bence çok ciddi bir mesaj vermiştir. Bu mesaj şudur: “sen bizim Moskovamızda, Tahranımızda, Beyrutumuzda, Bağdatımızda toplumsal hiçbir faaliyet gösteremezsin ama biz bütün olarak çalışarak sizin İstanbulunuzda hem de Taksiminde çok ciddi bir isyan ve galeyana sebep olabiliriz”.

20.YY yeni düzeninde kurgulanan her toplumsal olayın arkasında finansal kaygılar zinciri dönüyor. Bunun ne olduğunu toplumumuzun büyük çoğunluğunu oluşturan beyaz ve mavi yakalı nüfusun anlaması çok güç çünkü ticari menfaat, bir işten nemalanmak, bir diğerinin zayıflığından faydalanmak ve oradan güç elde etmek ne demek aylık mutad maaşlı yaşayan bir kesime izah etmek çok zor. Serbest piyasanın vahşiliğinden, para adına yapılan dostluklardan ve menfaat ilişkilerinden bahsedemezler. Birbirini tasviye etmeye çalışan güç gruplarının kendi içindeki mücadeleleri ve köşe kapmak için yaptıkları piyasa savaşlarını, evini geçindirmeye, çocuklarını yetiştirmeye çalışan bir nüfusa izah etmek çok zor.

Manidar olan; Suriye savaşının tarafları olan Doğu Cephesinin Türkiye’de yapmak istedikleri bu operasyonun tam bir iz düşümünün eş zamanlı olarak Batı Cephesi dediğimiz Avrupa ve ABD’deki Siyonist-Hristiyan koalisyonu tarafından da istenmiş olması. Düşmanımın düşmanı dostur şeklinde bir senaryonun içinde miyiz yoksa çok taraflı-çok menfaatli-çok güdümlü bir oyunun aslında hedef tahtasına konmuş devlet biz miyiz?

Koç Grubu, Boynerler, Doğan Medya (provakatörlüğü çok ustaca yaptı bu sefer!), Bilgi Üniversitesi, Koç Üniversitesi, yurt dışında yatırımcı kisvesi altında Newyork Times-Washington Times’a ilan verenler, Faiz lobisi, Fenerbahçe-Beşiktaş spor klüpleri, sanatçı diye önümüze konulan kişiler ve diğer menfaat gruplarının olaya Batı cephesini teşkil etmesi.
Rusya odaklı Komunist parti grupları, Cem Evleri – Caferi Şiileri ve Aleviler (el altından ama kesinlikle organize), Ulusal Kanal, Halk TV, Ulusalcı-Kemalist yapı Doğu cephesini teşkil ediyor.

Peki biz bu noktaya nasıl geldik veya getirildik? Bütün düşmanlarımız neden bir anda bir araya geldi? Şöyle bir hatırlayalım.

  • Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Filistin’e Haziran ayında resmi bir seyahat düzenleyecek ve oradan bütün ortadoğuya bir mesaj verecekti.
  • Suriye’deki savaşta önce Reyhanlıda bomba patlatılarak Türkiye’de alevi kısım galeyana getirildi. Ulusal Kanal, Halk TV yüzlerce insan öldü diye lanse etti.
  • Hizbullah ve İran resmi olarak savaşa katıldı. Kuseyr ele geçirildi, Haleb’i işgal etmeye yukarıya geliyorlar.
  • Şii Caferi Selahaddin Özgündüz, Alevi CHP’li Hüseyin Aygün, yazar adında geçinen İran mollalarının dizinden kalkmayan Kenan Çamurcu, anti kapitalist İhsan Eliaçık, BOP’un ve Fethullah Gülen camiasının en büyük düşmanı Haydar Baş şiilerin itikadlarını överek taarruza geçti.
  • Irak Devlet Başkanı Şii Maliki ve Kürt bölgesi başkanı Barzani ilk defa bir araya geldi.
  • İranda uzun süreden sonra seçimler oldu, ılımlı denilen yeni lider ve mahkemeye hesap veren bir Ahmedinejad görüntüsü çıktı
  • Avrupa Birliği ile ilgili gelişmelere gebe olan ilişkilerin bilhassa Alman Yeşiller partisinden gelen grubun Almanyada canlı yayınlara çıkarak, Türkiye devleti faşist-terörist bir devlet olarak lanse etmesiyle Almanyada çok ciddi bir Türkiye aleyhtarı reaksiyon gelişti

İçerde:

  • 28 Şubat davasındaki 75 sanıktan 37’si tahliye edildi. Tankları yürüttüğü ifade edilen komutan Erdal Ceylanoğlu ve Engin Alan tahliye edildi.
  • Türkiye tarihinde en düşük faiz seviyelerine düştü. Ev satışları ve iç piyasada faizden etkilenen bütün sektörler inanılmaz bir hareketlenme yaşıyordu.
  • Dolar bugün itibariyle yeni rekorlar deniyor, dolarla borçlanan birçok kurum da çok büyük zararlar var.
  • Borsada yapılan operasyonlarla 2 milyar doların üzerinde likit gitti.
  • Devletin zararı 200 milyon TL’nin üzerinde diye ifade ediliyor.

Bunların arasından en büyük zarar ülke içindeki psikolojik parçalanma. “Dost sandığımız kişiler bizden nefret ediyormuş algısı” bütün ilişkileri bitirme noktasına getirdi. Halbuki bu kadar kin duyacak ne vardı? Kemalist ideolojinin bir kesime verdiği “sen üstünsün çünkü sen türksün, senin asaletin kanından, Atatürkünden gelir, rakı içmeden, başını ONLAR gibi değil de köylü ninelerin gibi bağlamandan gelir” şeklinde giydirdiği karakter tam manasıyla bu olayda bir mütedeyyin kesim düşmanlığıyla neticelendi. Tencere tavaları parçalarcasına dövenler, Kabataşta başörtülü bir anneyi darp edip tecevüze yeltenenler, TEM’de arabalar geçerken teker teker içlerini kontrol edenler bunların tezahürü idi.

1908 Meşrutiyet isyanıyla 2013 Gezi Parkı isyanı arasında ilginç bir benzerlik söz konusu. 1908 yılında Türkiye’ye telgraf ve iletişimin kısalma durumu daha yeni gelmişti. Bu imkanları kullanarak çok hızlı hareket eden bir güruh sistemi egale etti. 7 yıllık Facebook, 4-5 yıllık Twitter Türkiye’de bir kesim tarafından o kadar domine edilmiş ve adeta savaş aracına dönüştürülmüşki, 1908’de telgrafı ve hızlı iletişim araçlarını kullanarak, azınlık oldukları halde sistemi ele geçirme darbesine kalkışanlarla 2013’te bu operasyonları yapanların aynı kesim olması çok düşündürücü. Ergenkonun bittiği, Balyozun kenara konduğu sanılırken sanırım herkesin hafızası iyice tazelenmiştir.

Mihraç Ural ve Banyasta Olanlar

Reyhanlıya yapılan saldırı içimizi dağladı. Ama içimizi daha derinlemesine dağlaması gereken bir konu daha var. Son 2 haftadır günlük neredeyse 100’ün üzerinde müslüman Suriye’de şehit ediliyor. Son haftalarda bilhassa İran, Lübnan ve Türkiye’den ciddi bir Şia militanlarının Suriye’ye girdikleri ve Esed’in ordusunun önünde Şebiha denilen terör örgütünü oluşturduklarını söylüyorlar. İlk sırada Şebiha, arkada da Esed’in ordusu, dolayısıyla karşı tarafı oluşturan Özgür Suriye ordusundaki kişiler Şebiha güruhunu halletse arkadan ordu top ve havan mermileriyle savaşırken öldürülüyor veya bulundukları binalar ağır hasar alıyor.

Son haftalarda bir düzine soykırım yapılan şehir bilgisi geliyor. Bunlardan en acısı Banyas’ta Mihraç Ural denilen şerefsiz bir Hataylı nusayri köpeğinin eseri. Şehire girmeden önce vidyoya kaydettikleri emir konuşmasında, şehirde yaşayan hiçbir canlının kalmamasını söyleyen Mihraç Ural, yanında İranlı Şialıların ve bunların katliamına şahit olanların ifadesiyle Lübnan’dan gelen Hizbullah mensuplarının bulunduğu geniş bir orduyla, büyük bir katliam yaptılar.

http://baniasmassacre.blogspot.com/ sitede güncel haberlerin yayınlanıyor.
Fotoğrafları da http://www.flickr.com/photos/baniasmassacre/ sayfasına aktarılıyor.

Twitterda: https://twitter.com/search?q=%23baniasmassacre&src=hash

Kutlu Doğum Haftası Bidatdır

Türkçe sözlük Bidat anlamı
bidat; 1 . İslam dininde hz. muhammed zamanından sonra ortaya çıkan değişik yargılar ve ilkeler.
2 . sonradan türeyen şey.

Son 10 yılda türetilen, kuvvetli olmayan hadislerden yola çıkarak ecdadımız tarafımızdan takip edilen diğer kandiller kadar dahi bile dinimize, hadise ve sünnete hürmeti olmayan bir bidattır hem de. Örneğin Berat kandili İslam aleminde, Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve İran’da iştirak edilmektedir, diğer ülkelerde yaşayan müslümanlara “Berat” deseniz, Şabanın 15’i deseniz dahi bişey anlamazlar.

Kutlu Doğum haftası ise hicri takvime bile tabi olmaya gerek duymayan, laik devletimizin ve müstakbel Diyanetimizin otoritesindeki Türk-İslam sentezinin bütün kurallarına uyacak şekilde, Nisan ayının son haftasında doğum günü – nevruz edasında kutlanan, tamamen alelade bir haftadır.

Geçen sene bana gelen “kutlu doğum haftanız mübarek olsun, hayırlara vesile olsun” şeklinde mesajlara “bilmukabele desem, bidata iştirak etmiş olacağım, cevap vermesem size hürmetsizlik etmiş olacağım, ne diyeceğimi bilemedim” diye cevap attığım kişiler benimle irtibatı kesti.

Vahabi (Selefilerin) iddia ettiği gibi her bidat cehennemdir hadis-i şerifini kullanmak niyetinde değilim ama bu mevzuyu da tarihe not düşmek istedim. Bu hafta için Yasinler, Tebarekeler okunmaya, tesbih namazları kılınmaya başladı bile. Mazallah tarih olur da yarın birileri çıkıp Kutlu Doğum kandili diye bişeye dönüştürmeye kalkanlar olursa, birileri de bu yazıyı belki okur da bu işin böyle olmaması gerektiğini hatırlar.

Günaha Girmeden Türk Gazetesi Okumak

Malum Milliyet, Hürriyet, Habertürk gibi siteler yurtdışı filtreleme sistemlerinde “sexual content” olarak yorumlandığı için bloklanıyorlar. En basitinden opendns.com’a göre galeri.milliyet.com.tr gibi alt domainleri “PORNO-SEXUAL CONTENT” olarak değerlendiriliyor.

Gün içinde haber kaynaklarını takip edelim derken bu görsellerin dik alasına maruz kalıyoruz onun için bugün sizinle browserıma eklediğim kurallarla, haber sitelerindeki bu resimleri nasıl temizlediğimi paylaşmak istiyorum. Bu nihai bir liste değil ve geliştirilmeye-güncellenmeye ihtiyacı var ama hem fikir olarak hem de başlangıç olması açısından kullanışlı olur düşüncesindeyim.

1-Chrome,Firefox eklenti yöneticisinden Adblock Plus yükleyiniz
2-Adblock Plus’ı açtığınızda “Filter Preferences” tıklayınız
3-“Add your own filters” yada “kendi filterinizi tanımlayın” kısmından şu kuralları ekleyiniz.

##a[href^=”http://fotogaleri.gazetevatan.com/*/Guzeller”]
##a[href^=”http://fotogaleri.gazetevatan.com/*/Magazin”]
##a[href^=”http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/”]
##a[href^=”http://fotogaleri.milliyet.com.tr/”]
##a[href^=”http://galeri.haberturk.com/magazin/galeri/”]
##a[href^=”http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx”]
##a[href^=”http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/”]
##a[href^=”http://magazin.haberturk.com”]
##a[href^=”http://www.aksam.com.tr/magazin/”]
##a[href^=”http://www.aksam.com.tr/media/video/magazin/”]
##a[href^=”http://www.haberturk.com/advertorial/”]
##a[href^=”http://www.sabah.com.tr/fotohaber/magazin/”]
##a[href^=”http://www.sabah.com.tr/multimedya/galeri/magazin/”]
haber.gazetevatan.com##.gvic
haber.gazetevatan.com##.ihlist
haber.gazetevatan.com##.ilr1
haberturk.tv##.tickercontainer
www.gazetevatan.com##._mgaleri
www.gazetevatan.com##.col3
www.gazetevatan.com##.row3
www.hurriyet.com.tr##.widgetList
www.milliyet.com.tr###_MiddleCenter1
www.milliyet.com.tr##.colB
www.milliyet.com.tr##.mHaberSlide

Bu kuralları ekleyip, yenilediğiniz takdirde porno fotoğrafların ve galeri resimciklerinin uçtuğunu göreceksiniz.

Alttaki ekran görüntüsünden bu ayarların nereden yapıldığını görebilirsiniz:

Türk Gazetelerinden Ahlaksız Resim nasıl temizlenir?
Türk Gazetelerinden Ahlaksız Resim nasıl temizlenir?

İTÜ Teknokent Firmaları

İTÜ Teknokent firmalarını sitelerinden almaya çalıştım ama flash tabanlı hazırlandığı için akla karayı seçtim. Başkaları bu zorluğu çekmesin diye firmaların listesini buraya ekliyorum.

1. AES MÜHENDISLIK DANISMANLIK YAZILIM VE DONANIM HIZMETLERI LIMITED SIRKETI
2. AIM ENERJI TEKNOLOJILERI A.S.
3. AIR TELEKOMÜNIKASYON ÇÖZÜM.SAN.TIC.A.S.
4. AKADEMI BILGISAYAR YAZILIM OTOMASYON VE DAN.A.S.
5. AKIS ISI VE YANMA TEKNOLOJILERI TIC.LTD.STI.
6. AMVG ULUSLARARASI INTERNET VE TELEKOMÜNIKASYON HIZM.TIC.LTD.STI.
7. ARASTIRMA YAZILIM OPTIMIZASYON VE HIZMETLERI LTD.STI.
8. ARGELA YAZILIM VE BILISIM TEKNOLOJILERI SAN. VE TIC. A.S.
9. ARGENIT AKILLI BILGI TEK. SAN. VE TIC.LTD.STI.
10. ARIT ÇEVRE TEKNOLOJILERI ARASTIRMA GELISTIRME LTD.STI.
11. ARNECA DANISMANLIK VE TICARET LTD.STI.
12. ARTI TEKNOLOJI BORA TAYFUN SAHINOGLU ISMAIL BURÇ SAHINOGLU KOLLEKTIF SIRKETI (TIKLE)
13. ASSECO SEE TEKNOLOJI A.S. (ITD)
14. ATOS BILISIM, DANISMANLIK VE MÜSTERI HIZMETLERI SANAYI VE TICARET A.S
15. ATP TICARI BILGISAYAR AGI VE ELEKTRIK GÜÇ KAYNAKLARI ÜRETIM PAZARLAMA VE TICARET A.S.
16. AUSTEK AKILLI ULASIM SISTEM TEKNOLOJILERI IBRAHIM DELIBASOGLU
17. BILGE ADAM BILGISAYAR VE EGITIM HIZM. SAN. TIC. A.S.
18. BIOT HÜCRE KÖK HÜCRE GENETIK BIYOTEK MAD. SAN. TIC. A.S.
19. BIZITEK BILGISAYAR YAZILIM INTERNET TEKNOLOJILERI TIC. A.S
20. BORDA TEKNOLOJI ARAS. GELIS. ITHALAT IHRACAT LTD. STI.
21. C BILISIM TEKNOLOJILERI VE TELEKOMÜNIKASYON HIZMETLERI A.S
22. DEFNE BILGI ISLEM ÜRÜNLERI SAN. VE TIC. LTD. STI.
23. DENIZ TEKNO DANISMANLIK, BILGI TEKNOLOJILERI VE BILGISAYAR, ITHALAT IHRACAT SAN. TIC. LTD. STI.
24. DIVIT DIJITAL VIDEO VE IMGE TEK.SAN.TIC.LTD.STI.
25.DOGUS PLANET CO., LTD.
26. E – ÇÖZÜM ELEKTRONIK TIC. HIZ.SAN VE TIC. LTD.STI.
27. EASTERN NETWORKS ÇÖZÜMLERI TICARET A.S.
28. EDA (ENERJI, DINAMIK VE AKUSTIK) LTD. STI.
29. EDS HAVA UZAY TEKNOLOJILERI MÜHENDISLIK LTD. STI.
30. EDUSE INTERAKTIF SISTEMLER ARASTIRMA GELISTIRME MÜHENDISLIK VE DANISMANLIK TIC. LTD. STI.
31. EKOMIM-EKOLOJIK MIMARLIK HIZMETLERI ZERRIN YILMAZ VE OGUZ BAYAZIT
32. EKSI BIR ARTI BIR YAZILIM DANISMANLIK SANAYI VE TICARET A.S.
33. ENVIS ÇEVRE VE ENERJI SIS.ARAS. VE GELIS. LTD. STI.
34. ETCBASE YAZILIM VE BILISIM TEKNOLOJILERI A.S.
35. ETERATION BILISIM ÇÖZÜMLERI TIC.A.S.
36. FONOKLIK ILETISIM HIZMETLERI VE TIC. A.S.
37. FOREKS BILGI ILETISIM HIZMETLERI A.S.
38. GEM TEKNO GEMI DENIZ YAPILARI TASARIM TEK. VE ELEK. ELKTR. SAN. VE TIC. LTD. STI.
39. GERGER YAZILIM VE DANISMANLIK HIZMETLERI LTD. STI.
39. HITIT YAZILIM A.S.
40. HITTITE MICRODALGA SAN. VE TIC. LTD. STI.
41. INGENICO ÖDEME SISTEM ÇÖZÜMLERI A.S.
42. INNOVATIVE TECHNOLOGIES AND SYSTEMS LTD. STI.
43. IGDAS(ISTANBUL GAZ DAGITIM SANAYI VE TICARET A.S)
44. I2I BILISIM DAN. TEK. HIZ. VE PAZ.TIC.LTD.STI.
45. IMS YAZILIM DANISMANLIK VE TIC. LTD.STI.
46. INNOVA BILISIM ÇÖZÜMLERI A.S.
47. INOVENSO DANISMANLIK ARASTIRMA GELISTIRME TEKSTIL MAKINA SANAYI ITHALAT IHRACAT VE TIC.LTD.STI.
48. IO ÇEVRE ÇÖZÜMLERI ARASTIRMA GELISTIRME LTD. STI.
49. ISBAK ULASIM HABERLESME VE GÜVENLIK TEKNOLOJILERI SAN. VE TIC.A.S.
50. ISTANBUL BILGI ILETISIM SIST.SAN.TIC.A.S. (IBS)
51. ISTANBUL ULASIM SANAYI VE TICARET A.S.
52. ITÜ MADEN FAKÜLTESI VAKFI IKTISADI ISLETMESI
53. KALEDATA BILGI SISTEMLERI SANAYI VE TICARET A.S. (KALEHOLDING)
54. KARAKULLUKÇU DANISMANLIK LTD. STI.
55. KARBIL YAZILIM VE BILISIM TEKNOLOJILERI TIC.LTD.STI.
56. KARTEK KART VE BILISIM TEKNOLOJILERI LTD. STI. (SMARTSOFT)
57. KARTNET BILGISAYAR SAN.VE TIC.LTD.STI.
58. KODA YAZILIM SAN.VE TIC.A.S.
59. KRON TELEKOMÜNIKASYON HIZMETLERI A.S.
60. MATRIKS BILGI DAGITIM HIZMETLERI A.S.
61. MAXIM MIKROELEKTRONIK TASARIM VE GELISTIRME LTD.STI.
62. MEG ELEKTRIK ELEKTRONIK BILGI VE ILETISIM SIS. SAN. TIC. LTD. STI.
63. MEKATRO MEKATRONIK SISTEMLER ARASTIRMA GELISTIRME TICARET VE SAN. LTD.STI.
64. MIKROELEKTRONIK ARASTIRMA GELISTIRME TAS.VE TIC. LTD STI
65. MIKRO YAZILIMEVI YAZILIM HIZMETLERI BILGISAYAR SAN. VE TIC. A.S.
66. MITOS MEDIKAL TEKNOLOJILER SAN. VE TIC. A.S.
67. MODEL BILGI ISLEM HIZMETLERI SAN.VE TIC.LTD.STI.
68. MVT ENERJI VE SU MÜH. MÜS. ARAS. VE GELIS. TIC. LTD. STI.
69. MYNET MEDYA YAYINCILIK ULUSLARARASI ELEKTRONIK BILGILENDIRME VE HABERLESME HIZMETLERI A.S.
70. NEVOTEK BILISIM SES VE ILETISIM SISTEMLERI SAN. VE TIC.A.S.
71. NTI TEKNOLOJI GELISTIRME VE DANISMANLIK LTD.STI.
72. ODAKENT-ALTYAPI VE ÇEVRE ÇÖZÜMLERI MÜHENDISLIK MÜSAVIRLIK ARAS. GELIS.LTD.STI.
73. ORION ELEKTRIK ELEKTRONIK BILISIM SAN. VE TIC. LTD.S STI.
74. OTAM OTOMOTIV TEK. ARAS. GEL. SAN. VE TIC. A.S.
75. PORTNEO BILISIM SAN. VE TIC. A.S.
76. POZITRON YAZILIM A.S.
77. RASYONET BILGISAYAR YAZILIM VE DANISMANLIK LTD. STI
78. RISK YAZILIM TEKNOLOJILERI LTD.STI.
79. SELEKTIF TEKNOLOJI SAN. VE TIC.LTD. STI.
80. SENTROMER DNA TEKNOLOJILERI LTD. STI.
81. SESTEK SES VE ILETISIM BILG.TEKN.SAN.VE TIC.A.S.
82. SIMTERNET ILETISIM SISTEMLERI REKLAM SAN. VE TIC. LTD. STI.
83. SFS DAN. BIL.ISLEM SAN. VE DIS TIC. LTD.STI.
84. SK PLANET CO., LTD.
85. SOBEE YAZILIM TIC. LTD.STI.
86. SOFTTECH YAZILIM TEKNOLOJILERI ARAS.GELIS. VE PAZ.TIC. A.S
87. SOLVOYO YAZILIM ARASTIRMA GELISTIRME TICARET LTD. STI
88. TAYF OPTOELEKTRONIK ELEKTRON ALETLERI BERK ALKAN
89. TECHNOBEE PROJE VE TEKNOLOJI GELISTIRME YÖNETIM DANISMANLIK EGITIM HIZMETLERI SAN. VE TIC.LTD.STI.
90. TICEM ILERI YAPI TEK.SAN.TIC.DANISM.LTD.STI.
91. TREND TEKNOLOJI VE PROJE GELISTIRME A.S.
92. TÜRK TELEKOMÜNIKASYON A.S.
93. ULUKOM BILGISAYAR YAZILIM DONANIM DANISMANLIK VE TIC. LTD. STI.
94. V.R.P. VERI RAPORLAMA PROGRAMLAMA BILISIM YAZILIM VE DANISM. HIZM TIC A.S. (VERIPARK)
95. VALENSAS TEKNOLOJI HIZMETLERI A.S.
96. VERIFONE ELEKTRONIK VE DANISMANLIK LTD. STI.
97. VESTEK ELEKTRONIK ARASTIRMA GELISTIRME A.S.
98. VIRGASOFT YAZILIM, OTOMASYON SAN. VE TIC. LTD. STI.
99. VISTEK ISRA VISION YAPAY GÖRME VE OTOM.SAN.VE TIC.A.S.
100. VODAFONE TEKNOLOJI HIZMETLERI A.S.
101. YALIN MEKATRONIK – ÖMER HAKAN YALIN
102. YOGURT BILGISAYAR TEKNOLOJILERI TIC. LTD. STI.

Antalya SGK’dan Hukuksuzluk rezaleti

Antalya SGK tam 15 yıl sonra başlattığı borç takip ile bir aileyi baştan sona huzursuz etmeyi becerdi. İl Müdür Yardımcısı Mustafa Dağdelen ve şef Metin Arslan imzalı dökümanlar birkaç haftadır gündemimizi lüzumunun elli katı meşgul etmekte ve bu konuyla alakalı görüştüğümüz kimseler tamamen lakayt bir şekilde “mahkeme açın, kaybederseniz %10 cezamızı alırız, mahkeme açmanız icranızı durdurmaz, açmazsanız da canınız sağolsun faiz işliyor biz paramızı alırız” diyerek hem göz dağı hem de hukuksuzluğun bütün boyutlarını gözler önüne seriyor.

sgk-15-yillik-borc

1998 yılına ait olan 15 yıllık borcun asıl rakamı 150 TL. Gecikme faizleriyle bu para 3500 TL’ye vardırılmış ve bununla ilgili yaklaşık 200 bin TL’lik mülke icra yapılmış. Yapılan bu icralar, hem şirketle hem borçla alakası kalmamış insanlar olmasından dolayı herkes arasında büyük bir huzursuzluğa sebep oldu.

Önümüze koyulan alternatiflere bakalım:
1-Karşı mahkeme açmak. Avukat ve mahkeme masrafları minimum 1500 TL. Kaybetme durumunda hem karşı tarafın avukat masrafını hem borcu hem de borcun %10 fazlasını. Yani 3500 + 1500 + 350 + 1300 = 6650 TL

antalya-sgk-mustafa-dagdelen

Kurumumuz tarafından düzenlenerek gönderilen ödeme emirlerine karşı yapılacak itirazlar da itiraz mercisi 6183 Sayılı Kanunun 58. Maddesi amir hükmü gereğince Kurumumuz değildir.
Tarafınıza tebliğ edilen ödeme emrine karşılık yetkili İş Mahkemelerinde yasal süreci içinde Kurumumuz aleyhine dava açarak borca itiraz edebileceğiniz, yetkili İş Mahkemelerinde borca itiraz etmenizin icra takibini durdurmayacağı ve açacağınız davanızda haksız çıkmanız halinde 6183 Sayılı Kanununu 58/5. Maddesi gereğince %10 oranında icra inkar tazminatına hükümün olunacağı hususunu;
Gereğini bilgilerinize rica ederim.

İl Müdür Yardımcısı
Mustafa Dağdelen

2-SGK’ya mahkeme açtık ve kazandık desek, avukat ve mahkeme masrafları 1500 TL. Üstüne üstük mahkeme açmamız icrayı durdurmuyor, 3500 TL paralarını istedikleri yollardan yine tahsil ediyorlar ve 1 yıl sonra eğer kazandıysak, mahkeme ne kadarını uygun gördüyse o kadarını geri alabiliyoruz.

3-Bu haksızlığa karşı durup ödemezsek, mülkleri icraye veriyorlar, 3500 TL için başkasına ait 200 bin TL’lik mülk satılıyor veya e-haciz dedikleri melanet başlatıldığı zaman kimin banka hesabında para bulurlarsa ona el koyuyorlar. Paralara el koyana kadar da gecikme faizlerini işletmeye devam ediyorlar.

Mürur-u zaman (zaman aşımı) kanunu kullanırız ve dava açarsak kazanırız diye araştırırken SGK’dan öğrendikki gıyabımızda her 5 senede bir “ilanen tebliğ” yani “biz sizi aramayla uğraşamayız, ilan ettik, siz öğrenseydiniz, bizi ırgalamaz” diyerek, her 5 senede bir borcu “kasıtlı” bir şekilde uzatmak suretiyle ana paranın 25 katı parayı tahsil edebilmelerinin önünü açıyorlar.

Siz böyle bir duruma vatandaşlık bağıyla bağlı olduğunuz bir devlet tarafından konsanız ne yaparsınız bir anlatın Allah aşkına?

Amerikadan Sizlere

ABD’de yıllardır yaşayan birisi olarak, Türkiye’de yaşayan herkese ABD’den gelen herşeyi çok ince inceleyip ona göre almalarını tavsiye ediyorum. ABD’nin temelinde hırs, kıskançlık, bencillik ve nefsani bütün şerler vardır. Burada yapılan ve doğal hayatı yok eden herşey hep bu şeytani hislerin neticesinde ortaya çıkıyor. İcad edilen ve yapılan herşey para ve güç hırsı için yapıldığı için hiçbirşey uzun soluklu olmuyor çünkü hiçbir zaman hayra hizmet için yapmıyorlar. Samimiyetle yapılan, hristiyan dindar amerikalılar tarafından yapılan, “bu iş ile insanlığa nasıl hizmet ederim diye harekete edilen” işler hariç.

-Burger King-KFC-Pizza Hut gördüğünüzde,
-Herbalife, kilo verdirici, güzelleştirici, parfüm-kozmetik ürünleri gördüğünüzde
-raflarda cicili bicili paketlenmiş, “içindekiler” kısmında 20-30 tane adını sanını bilmediğiniz maddeler yazan hazır gıdalar gördüğünüzde
-Amerikalı’ların sözü olan “too good to be true”, “gerçek olamayacak kadar iyi”

  • yani MORTGAGE,
  • yani Bireysel Emeklilik Sistemi (BES),
  • yani kredi kartları, sigortalar, krediler, bunların hiçbirisi ücretsiz değildir ve olamaz, kimse kimseye babasının hayrına para vermez
  • yani 5 TL’ye burger menü,
  • yani TV’de reklamını gördüğünüz bütün ürünler

bunların hiçbirisi gerçek olamaz ve değil. Bir kere düşünün, TV’de reklamın 1 saniyesi binlerce TL ile ifade ediliyor. Bir firmanın öyle bir doyuma ulaşması gerekiyorki o reklamın bir sefer dönmesi için 25-30 bin TL verecek, bu reklam için 1 aylık imza atıp, toplamda 200-300 Bin TL’lik yatırım yapacak.

Aklımıza hep atalarımız
-niye hep meyve-sebze tüketirdi,
-niye kuzu etinden başka birşey yemezdi,
-niye hiç margarin yemedi de tereyağı ve zeytinyağı tüketti,
-niye betonarme binalarda değil de müstakil-ahşap evlerde yaşadı
-niye tabiatı yok etmek yerine tabiatın bir parçası olmaya çalışırdı

bunları düşünmemiz, aslımıza dönmemiz ve yeni nesillerimizi bu ölçülerde yetiştirmeliyiz.

Food Inc. Asrın Yiyecek Skandalının Belgesi

Yakın zamanda tekrarını izlediğim ve ağzımızın tekrar açıkta kaldığı, herkesin bilhassa yeni nesilin izlemesi gereken Food Inc. belgeselinin türkçe alt yazılı versiyonunu youtube’da buldum ve alta ekliyorum. Vidyo başladıktan sonra CC yazan kısımdan Türkçe’yi seçerseniz, türkçe alt yazı geliyor.

http://www.youtube.com/watch?v=j_ap_qefLjI

PKK ile barış neden şimdi?

Maddeler halinde aklıma ilk gelen düşünceleri yazacağım ve yorumu size bırakıyorum.

-Dünya devletleri olarak adledilen siyonist finansörlerin (Rothschild Bank, Lazard Brothers, JP Morgan, Lehman Brothers, Goldman, Sachs v.s.) gölgesindeki süper güçler, Kuzey Irak’ta çıkan petrolün ve doğalgazın (milyarlarca dolarlık rezervler bulundu) piyasaya girmesini istiyorlar.
-Türkiye son birkaç haftada Kandile ve PKK kamplarına yaptığı operasyonlarla masa başında verilebilecek kapitülasyonlara karşın Türk halkında mağlubiyet hissinin önünü almaya çalıştı.
-BDP’nin terörist Öcalan’ı ziyaret etmesinin tarihi Başbakan’ın Afrika gezisine çıkmasıyla aynı zamana getirildi, dolayısıyla siyasi olarak Başbakan’ın zor duruma düşmesi engellendi. Bundan öncede PKK ile yapılan birçok girişimde Başbakan yurtdışı seyahatindeyken yapıldı.
-PKK ve BDP, “anadilde eğitim”, “valileri kendilerin seçeceği” ve demokratik zemin deyip durdukları, “demokratik özerkliği ve eyalet düzenini” öne sürüyorlar.
-“Ana dilde” eğitim dedikleri konuda, Milli Eğitim Bakanlığına sızacak PKK’lıların adedi nedir? Kürtçe, matematik,fen,kimya,biyoloji anlatabilecek Türkiye Cumhuriyetinin varlığını birliğini savunacak öğretmen sayısı çok tartışılır.
-Jandarma ve Emniyet kuvvetleri valiye bağlı, dolayısıyla bir yandan teröristleri ülke dışına çıkartırken, yönetimin ve kontrolün en üst seviyeden kendilerine geçmesini istiyorlar.
-Özerklik ve demokratik haklar argümanıyla ortaya çıkan Barzani, Kuzey Irak’ta tam manasıyla kendi krallığını ilan etti. Bunun yanında Kerkük’te referandum olmadan önce yüzbinlerce kürdü oraya gönderip kütüklere yazdırmak suretiyle, oradaki çoğunluğu ele geçirdi.
-Barzani ile Maliki birkaç hafta evvel aralarında çatışma çıktığı zaman, Barzani Kerkük’ün civarına 125 tane tank ve birçok ağır silah gönderdi. “Kuzey Irak” kürdlere verileli ne kadar oldu ve bu kadar ağır silahı sınırımızın öbür tarafına ne zaman yığdı? Bu ağır silahları kim satıyor?
-Ortada ne gibi bir ittirip kaktırma dönüyor bizden gizleniyor ama Barzani’nin Suriye sınırını kapatması ve oradaki PKK yandaşı kürtlere yardımı engellemesi sanki Türkiye’nin anlaşmanın bu tarafından koştuğu şart gibi duruyor.
-Türkiye kamuoyundan büyük güçlerin Kuzey Irak’taki petrol, doğal gaz menfaatleri gizlenerek, herşey barış tabanında olmalı gibi bir ortam oluşturulmaya çalışılıyor. Bu iş için birçok gazeteci seferber edilmiş durumda ama Kürtler’in, Osman Baydemir’in ve diğerlerinin açık seçik olarak devamlı ifade ettiği, “kürtler bir halktır, Türkiye’nin doğusu kürdistandır ve siz burada işgalci güç konumundasınız” dedikleri ifadeler gizleniyor en azından ortalık yere dökülmüyor.

Açık ve net bir çözüm önerisi:
-Resmi rakamlara göre Türkiye’nin nüfusu 75 milyon.
-Terör ve sıkıntıların yaşandığı bölgenin nüfusu yaklaşık 8 milyon. Bu 8 milyondan, 3.5 – 4 milyon civarında özerklik, kürdistan ve PKK’nın taleplerini destekleyen bir toplum var.
-Bu şehirlere yakın alternatif bölgelerde toplu konutlar kurulup, buralara 3-4 milyon batı bölgelerinden-karadeniz-akdeniz ve anadolu bölgelerinden nüfus devlet desteğiyle taşınsa. Bir nevi Barzani’nin Kerkük’ü ele geçirmek için kullandığı göç yaklaşımı ile bu bölgelerde tekrar kardeşlik ve sükunet tesis edilse?
-Bu toplumlara toplu halde ayırım yapılmaksızın hizmet götürülse.

Son söz.
Bu ülkede birlikte, kardeşçe, elemde-kederde-mutlulukta-sağlıkta-zaferde barış içinde-eşit şekilde yaşamaya sonuna kadar “EVET”.
Burnumuzun dibinde siyonizmin 21. yüzyıl için gündemine aldığı “Büyük İsrail” hayallerini çağrıştıran ve bu fikirlerini fiilayata sokmasını sağlayacak bütün projelere sonuna kadar “HAYIR”.

Mysql Türkçe karakter problemi

Mysql türkçe karakter problemi, açık kodlu bir yazılımın zaman içinde gelişiminden doğan bir problem. Önceleri tam manasıyla türkçeyi destekleyemezken sonra desteklemeye başladıklarında bir sürü değişimler yaşandı ve eski kalan PHP v.s. yazılımları bu gelişimi yakalayamadılar. Ben de bundan nasibini alan birisi olarak hafta sonu veritabanında uğraşırken bu mevzunun içine takıldım kaldım. En sonunda REPLACE() fonksiyonlarıyla dolu bir kod yazdım ve çalıştı, onu da başkalarının ihtiyacı olabilir niyetiyle burada paylaşmak istedim.

Bu bilgi de bir veritabanında tutulduğu için komut tam manasıyla alt tarafa eklenemiyor ama sanırım karakterlerin büyük çoğunluğu var, eğer daha iyi bir çare bulur ve bu yazının altına yazarsanız memnun olurum.

REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (REPLACE (veritabanındaki alan,’þ’, ‘ş’), ‘Ãz’, ‘Ş’), ‘Ç’, ‘Ç’),’ç’, ‘ç’),’ð’, ‘ğ’),’ý’, ‘ı’),’þ’, ‘ş’),’Ð’, ‘Ğ’),’Ý’, ‘İ’),’Þ’, ‘Ş’),’Ã?’, ‘Ö’),’Ö’, ‘Ö’),’ö’, ‘ö’),’ü’, ‘ü’),’ð’, ‘ğ’),’ý’, ‘ı’),’Ã�’, ‘İ’),’Ãœ’, ‘Ü’),’Ä�’, ‘Ğ’)

Osmanlı Devleti yaşamak için nasıl bir yerdi?

Devamlı fay hatları yerinden oynayan, türbülanslar içinden geçen çok cahil bir toplumuz. Hiç okumayan, devamlı kulaktan dolma bilgilerle ve el yordamıyla bişeyleri öğrenmeye çalışılan çoğu zaman aklına-fikrine tecavüz edilen bir nevi kordonu kesilmiş anne karnındaki bir bebek gibi çırpınıp duruyoruz. Kordonomuz, tarih ile olan bağımız. Bu bağ kesilmeden, Osmanlı’nın yıkılmasından 100 yıl öncesinde başlayan gerileme dönemi, toplamda 200 yıldır devam ediyor. Okumayan, araştırmayan ama devamlı yeni gündemlerle ve modernitenin önüne çıkardığı birçok problemle boğuşmak zorunda kalan bir toplumda ancak deprem olur, çatışma olur, huzursuzluk olur.

75 milyonluk büyük bir topluluğa, büyük bir milletin torunlarına “cahillik” yaftasını bir celsede yapıştırmaktan kendim adıma üzgünüm çünkü ben de bu toplumun bir ferdiyim ama youtube’da, forumlarda, gazete yazılarının altlarında ve internetin her köşesinde bu milletin çocukları devamlı kavga ediyor, küfrediyor, hakaret ediyor kesinlikle birbirini dinlemeye, hoşgörüye dahi tahammülünün olmaması maalesef insana bunu söyletiyor. Toplumun her kesiminde devamlı bir gerginlik, didişme, güvensizlik, hakaret, çelişki, buhran hali var.

Youtube’da tartıştığım bazı arkadaşların Osmanlıya sayıp dökmelerinin akabinde geçenlerde gelen bir emaili hatırladım. Ceddine, dedelerine, Osmanlıcaya, Osmanlı bayrağına, 700 yıl hayatta kalmış bir çınarın köklerine kibrit suyu döken bu arkadaşlara, İngiliz büyükelçisi Lady Montague’ın Osmanlı toplumunu anlatmak için kullandığı ifadeleri burada paylaşmak istedim.

Osmanlı Devleti’nin hem de yıkılışa adım adım yaklaşılan asırlarından olan 18. asrın başlarında İngiliz büyükelçisinin eşi Edirne’de ve İstanbul’da bulunan meşhur Lady Montague olsun, birtakım Batılı seyyahlar olsun, o dönemler İstanbul’unu ve toplumumuzu tanıtırken şunları yazmışlar tarihe:

Türkler, çok dindar ve merhametlidirler.
Birbirleriyle pek münakaşa etmezler.
Şehirde kimse silah taşımaz. Pek az kavga ederler.
Az yerler.
Her sahada intizamı çok severler.
Her türlü eşya makul fiyatlara satılır.
İnsan, paşadan küçük bir bakkala kadar bütün Türklerin aynı okulda yetişmiş, aynı asalet mertebesine sahip büyük senyörler olduklarını zanneder.
İstanbul halkı, yeryüzünün en medenî ve en dürüst halkıdır. Şehirde sokak kavgalarına, maksatsız dolaşan serserilere, bağırıp-çağıranlara, dedikoducu kadınlara, herhangi bir fuhuş belirtisine, yüz kızartacak bir harekete rastlamak mümkün değildir.
Kirlilik ve kirli giyinme görülmez; hiçbir tarafta haylaz ve dilenci güruhuna tesadüf edilmez; evlere kilit vurma bilinmez.
Her tarafta muhtelif içtimâî grupların birbirlerine karşılıklı saygı duydukları müşahede edilir.
Dalkavukluk bilmezler.
O kadar dürüst ve namusludurlar ki, başka türlü olunabileceğini düşünmediklerinden ve herkesi kendileri gibi sandıklarından aldatılırlar, ama hiçbir zaman aldatmazlar.
Türklerde yalancılık, cinayet ve hilekârlık yoktur.
Hayırseverlik akideleri, hayvanlara da şamildir. Camilerin saçakları altına kuşların sığınması için hususî yuvalar ve mezarların yanına kuşların su içmesi için küçük tekneler yapmak, Türk medeniyetine mahsus hususiyetlerdendir.

Delta Skymiles ile mil biriktirmenin ve ucuz bilet almanın yolları

(Not bu yazı Amerikada yaşayan arkadaşlara yönelik yazılmıştır.)

Delta, KLM’yi satın aldıktan sonra uluslarası havacılıkta çok güçlü hale geldi. Bilhassa İstanbul’dan ABD’ye gelenler için THY’nin direk uçuş koymadığı yerlere (New York, Chicago, Los Angeles, Washington hariç) Delta çok iyi bir alternatif haline geldi. Türk Hava Yolları direk uçtuğu yerlerde fiyat avantajını kimseye kaptırmıyor ama o rahmetten Texas’dakilere ve bize yakın eyalettekilerin birçoğuna bir damla yağmıyor. Tabi Türk Hava Yollarının yemeği, komforu için $100-200 fazla verip Chicago yada New York bağlantılı İstanbul’a uçak arkadaşlar yok değil ama çevremdeki arkadaşların ekserisi fiyat farkından dolayı THY ile uçamıyor. Bize alternatif olarak KLM – Delta, Lufthansa ve çok nadiren British Airways kalıyor.

Amerikada 10 yılın üzerinde yaşayan arkadaşlardan “bu skymiles ve mile üzerinden bilet işini nasıl yapıyorsunuz, biz 10 senedir burdayız daha mile ile bilet almışlığımız yok” deyişlerinin üzerine kendi kullandığım metodları ve deneyimlerimi kısaca sizlerle paylaşmak istedim.

Delta Skymiles ile mil biriktirip ucuza nasıl bilet alabilirsiniz?

1-American Express’in Skymiles ile anlaşmalı olduğu kredi kartına başvurabilirsiniz. Anlaşmasına göre bazen 6 ay içinde 50 bin mile varan kredi kartları var. Eğer hali hazırda çok seyahat etmiyorsanız ve 1-2 yıl da bir beleş Türkiye’ye gidip geliyim diyorsanız en makul olanı bu. Off season (düşük sezonlarda) dönemlerinde Skymiles ile Delta üzerinden 60,000 mile Türkiye bilet alabiliyorsunuz. Takriben $100-$125 bir vergi ödüyorsunuz aman 1000 dolara olan bileti 100 küsür dolara çıkartabilmek güzel oluyor.

2-Yakınlarınız hangi uçak firmasıyla geliyorsa “ya bi kere gelmekle mile birikmez” demeyin ve kesinlikle bir mile hesabı açın. Delta için Skymiles, THY için Miles and Miles. Mile hesabı açmak bütün hava yollarında ücretsiz, email ve kişisel bilgiler yeterli.

Neden mi?

  • Mile lerin bir para değeri var. Her mile programının bir sanal alışveriş mağazası bulunuyor. En basitinden dergi abonelikleri bulunuyor. Örneğin 1 senedir Times dergisi bizim eve ücretsiz geliyor, Türkiye’den bizi ziyarete gelen abime açtığım mile hesabı sayesinde 4-5 tane ücretsiz süreli dergiler 2 haftalık ve aylık geliyor.
  • İkincisi ve bence çok çok önem arz eden madde de şu şekilde: Delta Skymiles mile lerinin süresi geçmiyor, yani expire olmuyor. Delta Skymiles programında aralıklarla kampanya düzenliyorlar ve mile satın alan ve transfer yapanlara bonuslar veriyorlar. Örneğin geçen sene mile transferi yapanlara %100 bonus veriyorlardı. Tarif edeceğim durum aynıyle yaşandı.

    1- Türkiye’den gelen kişiye Skymiles hesabı açıldı, seyahatin akabinde hesabına yaklaşık 12 bin mil oluştu.

    2- 2011’in Eylül ayında Delta Skymiles mile transferlerinde %100 bonus programı yaptı. Yani 12 bin mili başka bir hesaba aktarıyorsunuz, o kişiye 24 bin mil olarak geçiyor bunun maliyeti takriben $130-150. $130 dolara 25 bin miliniz oldu.

    Bu hesaptan çıkarak, 2 kişi sizi ziyaret etmiş olsa ve bu kampanyayı denk getirdiğinizde $260 dolar harcasanız, 50 küsür bin mile sahibi oluyorsunuz. 50 bin milin üstüne 10 bin mile daha biriktirdiğinizde, düşük sezonda Türkiye’ye 1000 dolar değerinde bilet alıyorsunuz. Dolayısıyla Mile ile alacağınız bu biletin maliyeti, bileti alırken ödeyeceğiniz vergi de dahil, toplam $450.

3-Sene içinde devamlı mile bonus programları oluyor. Mile programları bunlarla ilgili zaten email atıyor ama bazen belli gruplara yönelik yaptıkları kampanyalar olabiliyor. Bunları takip etmek için Flyertalk sitesinden (http://www.flyertalk.com/forum/airline-programs-374/) hangi firmadan mile hesabınız varsa, o yazı başlığına abone olmanız yeterli. Birileri birşeyler buldukça yazıyor ve size emailler geliyor. Dolayısıyla eften püften şeylerden (ankete katılma, doğum günü, Avrupaya kampanya tarihleri olarak belirledikleri zamanlarda seyahat edenlere %10 daha fazla mile vermek gibi v.s.) dolayı sene içinde binlerce ekstra mile kazanabiliyorsunuz.
4-En bombayı en sona sakladım. “Credit card churning” diye tasvir edilen, kredi kartı programlarındaki boşluğu kullanarak. Kredi skorum iyi, yakın tarihte kredi veya vade gerektirecek bir hesap açmayacaksanız ve kredi skorunuzda gayet iyiyse, kredi kartlarına başvurup, milleri alıp kapatmaktan 200 binin üzerinde mil kazanan ve dünya seyahati yapan insanlar var. İşi o kadar abarttıysanız veya abartacaksanız ben size çok yardımcı olamam ama bu iş için özel yazılımlar satın alıp, en uzak mesafeye en az parayla gidip en çok mili elde eden ve milyonlarca mil kazanan tipler var Amerikada. Bu işleri internette araştırırasnız dönüp dolaşacağınız site http://www.frugaltravelguy.com/ bu site oluyor. Bu adam kredi kartlarının mile programlarını, kampanyaları v.s. herşeyi takip ediyor ve sitesinde yayınlıyor. Güzel de reklam geliri kazanıyor. Bizim insanımız reklamlara tıklamadığı için Türkçe bloglar sürünüyor 🙂

Yukarıda yazdıklarımla biraz tezat kaçacak ama kredi kartları, mile programları, bonus ve puanlar bunlar tüketiciler olarak bizleri hipnotize etme ve kandırmak için kurulmuş kapitalizm oyunları ama eline para geçen insanların %90’ı bu işin teferruatına kafa yormak istemediği için %10’u ile de sistem içinde kurulan mile dönüşüm, bonus puan v.s. gibi şeyleri kaldırtma ve değiştirtme imkanımız olmuyor. Bize verdikleri ücretsiz bilet, ekstra bonus v.s. herşey ya kendi cebimizden yada başka birisinin cebinden çıkıyor ama elden birşey gelmiyor. En iyisi bir yerinden başlayıp, kullanamadığımız imkanları kullanmak.

css.php